İçeriğe geç

6. Metro durağı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

6. Metro durağı

Bölüm 1

6. Durak 1. Bölüm

İnsan bazen olacaklardan habersiz isteklerde bulunur. Gerçekleşme imkanı olmayacak istekleri olur. Bir anlık öfkeyle sinir anında söylenen cümleler aslında saatler sonra yaşayacağı şeyleri beraberinde getirir.

06.28 saat daha buçuk olmadan uyandı dün ailesiyle uzun süren toksik kavgaları onu bir hayli yormuştu babasından nefret ederdi ama aynı zamanda onun gidip mutlu olmasını isterdi yıllar sonra yanına gidip hayatını ve Zamanında ona yaptığı kötülükleri anlatıp vicdan azabı çekmesini isterdi. Dün geceden sonra aşırı yorgundu okula gitmesi gerekiyordu ama hiç de istemiyordu ,yataktan çıkmadı yorgana sarıldı bir an önce ölmeyi diledi. Yarım saate yakın yatakta kaldıktan sonra yataktan çıkıp yüzünü yıkamak için banyoya gidecekti uzun süre esneyip banyoya yürüdü " Günaydın Meliscim" bu ses onu sinirlendirmek için yeterdi babası hiç birşey olmamış gibi sanki onun yüzünden dün gece herkes sinir krizi geçirmemiş gibi bir de günaydın Meliscim diyordu Melis derin nefes alıp banyoya girdi istemsizce gözünden akan yaşları umursamayip yüzünü yıkadı ama tam banyodan çıkacakken banyo kapısınin önünde oturdu

- Allah'ım ne olur artık yeter bittsin bu işkence kurtulmak istiyorum herkesten herşeyden ölmek istiyorum

Melis bunu düzenli olarak sürekli söylerdi. Psikolojisi iyi biri değildi anksiyetesi vardi ve kronik depresyonla savaşıdı ilaç tedavisi ve ek olarak psikolog yardımı alıyordu zaten ama bunların hiç biri etkili olamıyordu , çünkü onun sorunu etrafındaki insanlardi babası bazen annesi arkadaşları toksiklik içinde kalan biriydi ve etrafındaki insanlar yüzünden o tedavi olmak zorundaydi

Göz yaşlarını silmeden kalktı ablasının odasına gitti kendine ait bir odası yoktu ablasının odasında hazırlanıp giyiniyordu oturma odasında annesiyle uyuyordu evet annesi ve babası yılardır beraber uyumazlardi Melis annesine Zaman zaman aşırı bağlı sevgi dolu olur aşırı koruyucu olurdu ama bazen özellikle psikolojik olarak yorgun olduğunda annesinden bile nefret ederdi bu onun elinde değildi kendini kontrol edemiyordu ne giyeceğini bulamamışti seçmek kombin yapmak istemiyordu hızlı olması lazımdı zaten siyah pantolonunu aldı içine crop giydi üşümek istemiyordu bu yüzden sweatshirt aldı yanına. Babası mutfakta sigara içiyordu asla dışarıda içmez mutfakta sandalyede tüm gün oturup sigara içerdi muhatap olmak dahi istemediği için kulağını takip son ses müzik açıp mutfağı girdi, dolaptan sandviç yapmak için malzemeleri çıkardı iki yane sandviç yapıp yanına meyve ve su aldı kokudan midesi bulanıyordu işi bittikten sonra hemen mutfaktan çıkıp camı açıp nefes aldı.

07.51 çantasını mutlaka çıkmadan kontrol ederdi hergun içinden yiyecekleri dışında birşey almazdı ama yinede kontrol ederdi her zaman yanında taşıdığı okuma kitabı ( asla okumadığı) defteri ve kalemleri, okulda ders dinlemez ama dersi de kaynatmazdi varlığı ve yokluğu bir gibiydi fazla arkadaşı yoktu zaten birkaç dersi dinler dinlemediklerinden de uyurdu yâda hayal kurup birşeyler karalardi. Klasik tek ayakkabısı olan siyah beyaz Converslerini giydi çıktı . yolda saatine baktı metro her 5 dk da bir gelirdi ama o her zaman 8 de binmeyi tercih ederi çünkü iş ve okul saatleri olduğu için 8 den sonra aşırı kalabalık olurdu itiş kakış içinde olmak istemiyordu sakince ineceği yere kadar müzik dinlemek istyordu . Çok az zamanı vardı metroya koşmaya karar verdi ve koşmaya başladı sokağın sonuna kadar koştu hafif uzamış kahkülleri ve dalgalı saçı bozulmuş kabarmışti onları düzelterek yürüyen merdivenden indi kartını almak için elini cüzdanına attı ama cüzdanını bulmadı cüzdanı çantada değildi tedirginlesti orda yoktu ne yapacaktı geri dönemezdi geç kalırdı devamsızlık hakkı yoktu yoksa müdürün odasında velisi gelene kadar beklerdi annesi gelmezdi babasını ararlardi ve öyle birşey olmasından çok korkuyordu, panikledi terlemeye başladı kimseden de istemiyordu anlık gelen anksiyete nefes almasına bile engel oluyordu hala çantasını arıyordu .

- Bulamadın mi kartını ?

Kızarmış ve minik minik terlemiş yüzüyle baktı "evet "dedi o an algıları kapanmıştı aşırı kötü hissediyordu ne yapacağını bilmemişti , evet dedikten sonra çocuk onun yerine bastı ve "geç sen " yaptı tekrar yüzüne bile bakmadan " teşekkür ederim " diyip acele ile yürüdü. Birçoğumuz için normal bir olay geçen birinden isteriz yada ne olacak aman düşüncesiyle eve geri almaya gideriz ama anksiyete bozukluğu olan biri için bu böyle değil en ufak bir sorun bile onlar için beraberinde birçok büyük sorun oluşturuyor düşünceleri iyiye değil kötüye gidiyor birçoğumuz için kolay yada normal olan şeyler onlar için değil. Kendini aşırı kötü hissediyordu çocuğa dönüp tekrar teşekkür etsem mi düşüncesi beynini yiyordu ama etmişti zaten yüzüne bakmadan da olsa teşekkür etmişti sonuçta o an yüzünü net görememişti ama renkli gözlü biriydi gözleri parlak masum bakan biriydi arkasını döndü o da iniyor mu diye bakmak için ama kimse yoktu peronlarda beklemeye başladı ama gözü hep çocuğu arıyordu renkli gözlü kibar çocuğu:)

- acaba neden yardım etti ben olsam durmaz giderdim acaba beni tanıyor mu beğendi mi belki aşık olmuştur

Bunları içinden değil dışından söyleyip güldü gelmişti açılan kapıdan girdi ama hiç boş yer yoktu tutuna tutuna yürüdü ve üçlü koltuklardan ikisi boştu birine oturdu yanına çantasını koydu kulaklığını çıkarıp dinleyeceği müziği seviyordu

- pardon çantanı alır mısın oturacağım. Kafasını kaldırdı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.