İçeriğe geç

6. Ev

Bölüm 3 · 5 dk okuma

6. Ev

Bölüm 3

3. Bölüm- Ev

Hilal, daha camdaki kişinin kim olduğunu anlayamadan adam camın arkasında kayboldu. Hilal bir kaç saniye etrafına baktı. 'Nasıl yani? Kimse görmedi mi?' diye geçirdi içinden.

Kapıya doğru yürürken kapı açıldı. Yaşlı bir kadın mutlu bir yüz ifadesiyle Eren' e sarıldı. Kadın dizine kadar uzanan pembe bir elbise giyinmiş, saçları yaşlılıktan beyazlamıştı. Kadın, Eren' e sarılmayı bırakıp diğerlerini selamladı.

-Hoş geldiniz, dedi. Elis her zaman ki sevimli yüz ifadesini takındı.

-Hoş bulduk funda babaanneciğim, dedi. Kapıda selamlaşmanın ardından kadın eve doğru yürüdü "Eren, sen arkadaşlarını odalarına yerleştir. Ardından hep beraber aşşağı yemeğe gelin, acıkmışsınızdır benim yemeklerimden yiyin bi, özlemişsinizdir benim elimden yemeye." dedi. Eren kafasını onaylar şekilde salladı ve ardından yerde duran çantalardan bir kaçını alarak eve yürüdü. Evin içine ilk girdiklerinde karşılarında merdivenler, merdivenin kenarlarında küçük koridorlar vardı. sağ taraflarında yemek salonu, sol taraflarında salon vardı.Hep birlikte üst kata çıktılar. Eren onları koridorun sonunda duran odalara götürdü. Hilal sondaki odaya, Elis onun yanındaki ve Doruk' ta, Hilal' in karşısında duran odayı seçti. Ardından eliyle diğer kapılardan birini işaret etti "O, oda benim odam. Neyse hadi üstünüzü değiştirinde aşağıya inelim." dedi. Ardından herkesin odalarına yerleşmesine yardım etti ve kendi odasına gitti.

Hilal odasına geçince valizini açtı, üstüne giyinebileceği bir şey aradı çok geçmeden aradığı kombini yaptı. Üstüne beyaz bir tişört, altınada geniş bir kot pantolon giyindi. Normalde olsa yüzük be kolyelerle süslerdi ancak babaanneyi uzun zamandır görmüyordu belki bundan rahatsız olabilirdi. Hilal, Eren' in babaannesi ve dedesini sadece İzmir' e gelimce görenbiliyorlardı. Bunları düşünürken kendini yatağın üstüne attı ve düşündü. Şimdiye kadar herşey mükemmeldi Bir kaç saniye öyle durduktan sonra kapı çaldı. Hilal acaleyle üstünü düzeltti, ardından kibar bir ses tonuyla "Gir" diye seslendi. Kapı yavaşça açıldı ve Elis saniyesinde içeri girdi. Elis' in üstünde vintage tarzı bir tişört altındada Hilal' deki gibi geniş nir pantolon vardı, "Bu ne biçim ev, heryer babaanne işçiliği." diye söylendi, Hilal' de buna karşı minik bir kahkaha kopardı ardından"Başka ne bekliyorsun, zaten babaanne evindeyiz." dedi. Elis bir kaç saniye sanki bir şeyi anlamaya çalışır gibi etrafına baktı, çok geçmedem kaşlarını çattı. "Anneanne değil miydi?" Hilal bunu duyunca kafasını hayır anlamında salladı. "hayır... Neyse hadi boş ver alt kata inelim, açım ben" dedi Hilal. Elis, Hilal' e baktı, "öküz gibi yiyorsun nasıl kilo almadığını hala öğrenemedim" dedi. Hilal bıyık altından komik bir gülümseme yaptı, sanki istediği kötü bişey olmuş gibi.

Biraz sohbetin ardından beraber aşşağı indiler. İndiklerinde herkes sofradaydı. Masada çeşit çeşit yemekler vardı. Hilal, Elis' in kulağına eğildi "Böyle ni sofradada diyetteyim dersen seni döverim" dedi. Elis kafasıyla hayır işareti yaptı. Ardından Funda babaanne onlars seslendi "Kızlar orda duracağınıza gelinde bir şeyler yiyin" dedi be tekrar mutfağa girdi. Doruk, Babaannenin gitmesini fırsat bilerek hemen araya atladı "Torbacıya benzemiş siniz" dedi. Kızlar bunun ne kadar şaka olduğunu bilsede ters ters baktı. "Asıl kendi kombinine bak" Doruk üstüne bir eşofman takımı, Eren' de üstüne bir gömlek ve süveter giyinmişti. Kızlar masaya erkeklerin karşısına oturdu. "Bir daha bize torbacı dersen seni torbayla boğarım" dedi Elis. Çok geçmeden Babaanne geldi, Eren ona döndü "Dedem nerde babaanne?" diye sordu. Yaşlı kadın Masanın uç köşesindeki tabağa yemeklerden koydu, ardından kendi yerine, masanın diğer ucuna oturdu. Çok geçmeden İbrahim dede masaya geldi. Yüzü kırışık ve tiksinmiş gibi bir ifade vardı. Masadaki herkes selamlaşmak için ayağa kalktı. Ancak onları görmezden geldi ve kendi yerine oturdu. Hoş geldiniz çocuklar demekle yetindi. Masada kimse konuşmadan yemek yiyordu, belliki Funda Hanım bu durumu beğenmemişti. İbrahim Bey, Doruk' a baktı sonra "olum bu halin ne? kız mı kesildin başımıza" dedi. Doruk bozulmuştu ama belli etmek ve sofranın tadını kaçırmak istemedi. Ardından dede, Elis' e baktı. Tam kıyafetlerine laf edecekken Funda Hanım araya girdi "Hilal, Elis pilav nasıl olmuş biraz daha ister misiniz?" dedi ve böylelikle İbrahim Bey'in susmasını sağladı.

Yemeğin ardından İbrahim dede dışında herkes sofranın toplanmasına yardım etti ve topladıktan sonra odalarına geçtiler. Kızlar beraber Hilal' in odasına geçtiler. Hilal kendini yatağa bıraktı "patlicam... çok yedim... Elis ölüyorum..." dedi. Elis gözlerini devirdi ve yanına oturdu. "Hem o kadar yiyorsun sonrada bunları söylüyorsun ne kadar yanlış". Hilal, Elis' in bu dediğini duymazdan gelerek yatmaya devam etti, tam o sırada Elis' in telefonu çaldı. Hilal hemen klasik sorusunu sordu "kim?". Elis telefonu açıp kulağına götürdü. Hilal sesin sahibinin Deniz Bey yani Elis' in babası olduğunu anlamıştı. Elis, babasıyla konuşurken Hilal, babasına mesaj attı.

Baba biz geldik haberin olsun Tamam kızım, evde gürültü yapmayın

yaşlı insanlar rahatsız olmasın ayrıca

uyku düzenini bozma

tamam baba iyi geceler

iyi geceler kızım ☺️

Hilal' in Murat Bey ile arası gayet iyiydi ama ikiside telefonla konuşurken rahatsız olan tiplerdendi. Hilal telefonu kapatım yanına koydu Elis hala babası ile konuşuyordu. Hilal ayağa kalkıp odadan çıktı. Yatma saati olmamasına rağmen, uzun koridor sessizliğe gömülmüştü. Hilal koridorda ilerledikçe alt kattan konuşma sesleri geliyordu. Merdivenlere her bastığında çıtırtı sesleri vardı. Sanki her an kırılcak gibi yavaş ve temkinli bir şekilde aşşağı indi. Salonda İbrahim Bey tekli koltukta oturmuş gazete okuyordu. Mutfaktan ses geldiğini fark edince oraya doğru yürüdü. Mutfakta, Funda Hanımı bekliyordu ancak karşısında Eren ve Doruk vardı. Arkaları dönük olduğundan dolayı Hilal' i fark etmemiştiler. "BÖ" ikiside bir anda yerinden sıçradılar, hatta Doruk o kadar korkmuştu ki besmele çekti. Hilal kendini tutamayıp kahkaha atmaya başladı. Doruk ile Eren 'komik mi?' der gibi bir yüzle Hilal' e baktı.

Hilal bir süre daha güldükten sonra kendini toparladı "napıyorsunuz burda gizli gizli?" dedi. Doruk tezgahta duran tabağı alıp Hilal' e gösterdi. Tabağın üzerinde yemekten kalma yaprak sarma duruyordu. Hilal bir kaç saniye baktıktan sonra tabaktan bir tane alıp ağzına attı. Hilal lokması bitince elini sildi "Neyse onu boş verinde, dışarı çıkalım mı? Sonuçta her gün İstanbul'a gelmiyoruz"

Bölüm sonu

1 yorum