
Sabah sabah Neel dışarıdaki demirlerin birbirine sürtme sesiyle kalktı. Dışarıda olağan dışı bir hareketlilik vardı belli ki. Bir konferans düzenliyor olabilirlerdi ama saate baktığında yanıldığını anlamıştı. Saat daha 5ti üstelik askerlerin sarayda bu saatte bu şekilde dolaşmaları yasaktı da. Baş ucuna baktığında kardeşi Neili göremedi. Odası fazla sıcaktı şömine her zamankinden daha çok harıl harıl yanmaktaydı. Neel üzerindeki yorganı kenera sıyırdı ardından birisi tarafından kapısı açıldı. İçeriye her sabahki gibi Rose ve Laura girmişti. İkiside fazla telaşlıydı.
Hızlı haraketlerle küçük kızın geceliklerini çıkarıp üzerine kalın bir şeyler ve siyah renkte bir palto giydirdiler. Prenses endişeli bir şekilde "neler oluyor?" Diye sordu. Sesi titrek çıkmıştı. Daha 4 yaşında bir çocuk kalede gizli ayaklanma çıktığını ve tarikat tarafından saldırıya uğradıklarını analtamazlardı.
Dadılar kapıyı kilitlediler ve kapı ile duvar arasına bir hançer sıkıştırdılar daha sonra Rose cevap verdi küçük kıza"bir geziye çıkacağız ama bu gezide sessiz olmak zorundasın yoksa Neil gibi seninde kanatların olur" dedi dadı. Küçük kızın gözleri parladı bir çift kanat için ağlamaya başlamıştı."bu haksızlık bende Neil gibi kanatlar istiyorum." Diye mızmızlanınca Laura küçük kızı kucağına aldı susması için fakat çok geçti. Kapı yumruklanmaya başlanmıştı. Yanan şöminedeki sürgülü kapıyı elleriyle açan Laura içeriye baktığı zaman fazla dar olduğunu gördü. Mecbur bir kişi burada kalacaktı. Kapıya daha çok yüklendiler kapı kırılmaya yakındı. Neel de durumu fark etmiş olacak ki çıtını çıkarmıyordu. Bir prenses olarak bu tür acil durumlara karşı eğitilmişti. 20li yaşlarındaki Laura hemen geçitten geçti kucağındaki prensesi de alarak sürgülü demir parmaklıklı kapıları kapatmasıyla kapının koç başı tarafından kırılması bir oldu. Askerler Rose'un bileklerini vurganladı kadıncağız dizlerinin üzerine çöktü ve kararlı bir inanç bakışı gönderdi bu bakış çok şey anlatıyordu. Kalan diğer iki tanesi ise etrafa bakınmaya başladı. Bu sırada Laura çoktan kucağındakiyle gizli geçitten geçmiş ve sarayın bahçesine ulaşmışlardı.Küçük kızı ateş yüzünden yanan elleriyle zar zor sıkıca kavradı.
Sarayın bahçesi taş şeklindeki çimentoyla karışmış güçlü bir karışımdan yapılmıştı ama tamamen pürüzsüz değildi. Neeli sırtına alarak çıkmaya başladı ancak tarikata çalışan alçak devriye gezen askerlerin onları görmesi uzun sürmedi. Laura taş duvarı çıkmayı bitirmişti önce sırtandaki prensesi kucağına aldı göğsü ve sırtı kıza siper olacaktı daha sonra sırtını duvarların ardına dönüp kendini o yükseklikten aşağı bıraktı. Laura akıllı bir kadındı zekası sayesinde saman balyalarının üstüne düşmüşlerdi
Bu sırada peşinden gelen muhafızları atlatmak için genç kadın var gücüyle koştu. Bir tarafı nehir yatağı uçurum, öbür tarafı dağlık yamaç olan vadiden engebeli arazi sayesinde kurtulabilirdi.
Hemen nehir yatağına doğru gidip eğildi ve kulağına sessizce fısıldadı"Neel sevgili prensesim lütfen ses çıkarmayın" diyerek kızı uyardı. Askerler atlarıyla beraber gözden uzaklaşıncaya kadar kıpırdamadı. Zavallı kızın bir at çalmaya dahi vakti olmamıştı. Neelin gözleri doldu."Annemi ve babamı istiyorum" diyerek ağlamaya başladı. Bir gecede bütün ailesinin katledilmesi 4 yaşına daha geçen ay girmiş bir kız için fazla ağır bir yüktü. Laura çaresiz bir şekilde dağlık bölgelerin ardına doğru ışık krallığı gözden kaybolana kadar yürüdü. En sonunda küçük bir gölet bulmuştu.
~~~~(3 yıl sonra)~~~~
Yine yağmur başlamıştı. Laura Neele seslendi
-prenses lütfen içeri girin. Üşütmenizi istemeyiz.
Neel yağmuru seviyordu. Gökyüzü krallığının kendilerine bir armağını olduğunun farkındaydı. Acaba yukarıda neler yaşanmıştı. Neredeyse annesi olarak gördüğü Lauranın bunun hakkında güzel bir hikayesi olduğunu düşündü ve hemen son fesleğen bitkisini sepetine ekleyip içeriye koştu. Kendilerine küçük bir kulübe yapmışlardı fakat bu son yağmur döneminden sonra çatılarda ki palmiye yaprakları yırtılmaya başlamıştı. İçeriye yağmur damlaları düşüyordu.
Dadısını yorgun gören prenses yine migrenin tuttuğunu anlamıştı. Hemen mutfak bölümüme geçip bir bitki çayı hazırlamaya karar verdi. O an doğa krallığına mensup olmadığı için kendine lanet getirdi. Şimdi ne güzel şifalı bütün bitkileri bilebilir ve Lauraya daha çok yardımı dokunabilirdi. Laura ayağa kalkarak küçük kızın yanına gitti
-ben hazırlarım merak etme sen yatağına geç dedi ama bir sorunları vardı. Kzın yatağı sırılsıklam olmuştu. Tepedeki palmiye yaprağı yırtılmış ve bütün suyu olduğu gibi eve girmişti.
Laura durumu anlayıp hemen kızın başını okşadı. Bitki çayını hazırlayıp hindistan cevizinden yapmış oldukları kaplara çayı doldurdu ve kızın eline verdi su alamdığını emin olduğu bir köşeye doğru gidip sohbet etmeye başaldılar.
- teşekkürler. Dedi ve samimi bir gülüş gönderdi
- ne demek. Afiyet olsun
- şimdi ne olacak eğer bu yağmur akşama kadar devam ederse biz ne yaparız. Dedi çaresiz bir sesle.
Bakıcısı kızın çenesinden tutup gözlerine bakmasını sağladıktan sonra güven verici bir sesle konuştu
- endişeye luzüm yoktur. Merak etme, sabah olunca ilk işimiz gidip çatıyı tamir etmek olacak. Şimdi ikimizde benim yatağımda yatabiliriz. Eğer ıslanırsak karşı ağaç kovuğunaki kıyafetlerimizi giyeriz. Dedi Laura her zaman güçlü olmasa da küçük kızı her zaman mutlu etmek zorundaydı bunu kendine görev bellemişti.
Sabah olduğunda...
(Kahraman bakış açısı)
Sabah vücudumu saran kollarla uyanmıştım ve kuruyduk. Dadım yatağını bana verdiği için resmen bütün gece toprakta yatmak zorunda kalmıştı. Bütün her yeri tutulmuş olmalıydı. Hepsi pislik gökyüzü yüzünden olmuştu eğer yağmur yağmasaydı bunlar olamyacaktı. Krallığımız işgal edildiğinden beri sık sık yağmurlar yağmaya başlamıştı. Laura bana bunun gökyüzü krallığının isyan ediş şekli olduğunu söylemişti. Kahvaltı etmeliydik eminim Lauranında karnı acıkmıştı. Tezgaha gittiğim zaman hemen bir şeyler hazırlamaya başaldım. Daha sonra Laurayı uyandırdım ve güzelce eyemeğimizi yedik.
- Tatlım Nell bak hava yine kararmaya başladı. Hemen gidip tavandaki plamiyeleri yenilememiz lazım.
Heycanla başımı salladım kendi evimizi tamir edecektik
Laura palmiye yapraklarını toplayıp gerdikten sonra çok yorgun gözüküyordu onun için çatıyı ben yapmak istedim ilk başta çok itiraz etsede kabul ettirmeyi başardım. Evin çatısı ayrıca onu kaldıramazdı. Laura Nell'i tavana çıkardı
-Laura bir kaç yaprak sonra tavan bitecek. Diye bağırdığımda kafasını kaldırıp bana baktı.
-Bugünlük bu kadar yeterli zaten genel olarak yataklarımız ve mutfak etrafını düzelttik hadi inde daha fazla yorulma.
(3. Bakış açısı)
Laura tam o sırada çalılarda bir kıpırdanma sezdi. Neel tam konuşacakken ona sus işareti yaptı. Neel bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Daha sonra bir gurup insan koşarak Lauranın üstüne çullandılar fakat zavallı kadın kızı bulacaklar diye o an sesini dahi çıkaramadı. Askerlerin onu yakalaması an meselesiydi. Laura o an prensesi düşündü eğer onu yakalarlarsa son hanedan üyesi de yok olacaktı. Kendini yakalatırsa prenses paçayı yırtabilirdi. Hayatta kalmak?
İşte onun cevabı dadıyı çok endişelendiriyordu fakat az zamanı vardı bir karar vermesi ve bu kararı uygulamaya geçirmezse ikisininde sonu gelebilirdi. Askerler devriye gezerken hiç bu kadar uzağa gelmezlerdi anlaşılan şehir pek güvenli sayılmazdı bu da demek oluyordu ki birileri kaçmış ya da karışıklık çıkmıştı belki de kendini bu durumdan faydalanıp kurtarabilirdi ama küçük kız çok acemiydi onu kendi başınıa bırakmak akıl karı mıydı ki?
Cevabı çok iyi biliyordu o sarayda tutsak olmasındansa bu zamana kadar kendi öğrendiklerini uygulamak çok daha mantıklıydı neticesinde Laura ona gereken bir çok şeyin dersini vermişti keza küçük kızda kurtarması gereken bir kırallık olduğunun farkındaydı. Bunun bilinciyle hareket ederse belki de zafer kaçınılmaz olurdu. Kuruyan bitkiler canlanır gökyüzü feryat etmeyi bırakır gökyüzünde güneş tekrar eskisi gibi parıldıyabilir di ama 7 yaşındaki bi kız için bu fikirler çok uçtaydı. Nell en son mihver giymiş adamlarla vurganlanmış dadısını gördü. Sanki o an bir kıyamet kopmuşcasına tekrar yağmur yağmaya başlamıştı yukardakiler olan biteni izlemekteydi belki de. Ancak şunu demek gerekir ki bu olay bazı kişilerin felaketi mi yoksa doğuş hikayesi mi bilinmez.
Selammmm çok heyecanlıyımm ilk bölümümü yayınladım umarım beğenirsiniz bundan sonraki bölümlerde daha çok Kahraman bakış açısına değineceğim hiç merak etmeyin olayları kahramanlardan dinlemeyi daha çok sevdiğinizi biliyorum tam 1092 kelime oldu ilk bölüm için iyi gibi
Sonraki bölümlerde görüşürüzz🌟