İçeriğe geç

5.AHŞAP EV

Bölüm 1 · 4 dk okuma

5.AHŞAP EV

Bölüm 1

GİRİŞ

21.01.2006

Günlerden 21 Ocak Perşembeydi, Brown ailesi her yıl Ocağın 21’inde toplanır, oldukça güzel bir ziyafet verirlerdi. Bu sene ev sahipliği Irıs ve Paul Brown da olduğu için çift oldukça gergindi. Gerginlikleri oldukça üst seviyedeyken oradan oraya koşuşturup duruyorlardı. Irıs Brown hizmetlilere masa düzeni ile ilgili kızıp duruyordu.

“Barbara seni yüzlerce kez uyarmama rağmen bu çiçeği neden buraya koydun?” dedi Irıs, “Üzgünüm Bayan Brown, onca karmaşa içerisinde unutmuşum” dedi hizmetli, oldukça saygılı bir şekilde, fakat içten içe Bayan Brown’u öldürmek istiyordu çünkü hizmetlilere sabahtan beri bir hayvan gibi davranıp sürekli bir şeyleri beğenmeyip duruyordu. Hizmetli çiçeği aldı ve diğer tarafa koydu, önünü dönmeden önce gözlerini devirdi.

“Başka bir sorun var mı Bayan Brown?” dedi hizmetli, yine saygısından ödün vermeden. “ Var bu çatalların yeri” dedi Irıs, hizmetli yumruklarını sıktı ve derin bir nefes aldı.

“Tamam Bayan Brown onları da düzeltirim” dedi hizmetli, sabrının son demindeyken hızlı bir şekilde yürüdü ve el çabukluğu ile çatalların yerini değiştirdi, yumruğunu açıp mezeleri diğer bir masaya yerleştiren hizmetliye gel işareti yaptı hizmetli hemen geldi ve “Efendim” dedi o da maalesef ki bay Brown’un gazabına uğramıştı, çift sabahtan beri tüm çalışanların korkulu rüyası olmuştu.

“Bayan Brown çatalların yerinin değişmesi gerektiğini söyledi bütün masalarda ki çatalların yerini değiştirin” dedi hizmetli, sinir olmuş bir sesle “Bu kadın sabahtan beri yaptığımız hiçbir şeyi beğenmedi halbuki onun söylediği her şeyi yaptık” dedi hizmetli, gözlerini büyütüp.

“Bak Mary Bay ve Bayan Brown ile yaklaşık 10 yıldır çalışıyorum ve her yıl farklı bir dertleri oluyor. Bay Paul’a sıra beş yılda bir geliyor ve o dört yıl içerisinde ya kıyafetlerinde bir sorun olur yada başka bir şey de, normal şartlarda da böyle olsalardı şuan işi bırakmıştım fakat her gün böyle değiller bu gerginlik ve sinir bozucu olma durumu sadece 21 Ocağa özel o yüzden sadece bir günlük buna dayan” dedi Barbara, haklıydı normal zamanlarda da gerginlik oluyordu fakat hiç biri 21 Ocak da ki gerginlikleri kadar olamazdı çünkü bu gelenek Brown ailesinin atalarından kalmaydı ve Brown ailesi insanların kusurlarını bulmakta bir usta oldukları için her şeye dikkat etmek zorundalardı.

Bir süre sonra Bayan Irıs her şeyi halledip eşinin yanına gitti. “Her şey nasıl gidiyor ? İçerde oldukça yanlış şey vardı hepsini düzeltmek o kadar zordu ki anlatamam ve inanabiliyor musun içeride bir hizmetli bana sesini yükseltti. Bu arada Alice nerede onları oldukça uzun süredir görmedim” dedi Bayan Irıs tek kaşını kaldırarak.

“Jessica ile oyun oynuyordu bir yerlerde, en son onları gölün kenarında gördüm” dedi Bay Paul. Bay Brown onları pek de merak etmiyordu çünkü şuan tek umurunda olan şey bu organizasyonun en düzgün şekilde olmasıydı. Bayan Irıs tam bir şey söyleyecekti ki Bay Paul bağırarak “Onu oraya götürme!” dedi ve hızlı adımlarla hizmetlinin yanına gidip onu azarlamaya başladı. Bayan Irıs hizmetliyi biraz izledikten sonra yavaş yavaş gözlerinin dolmaya başladığını fark etti fakat bu onun umurunda bile değildi, çünkü uyarılması gerekenler sert bir şekilde uyarılmalıydı, hizmetliyi izlemeyi bıraktı ve neredeyse on binlerce dolarlık şalını üstüne geçirip göle doğru yürümeye başladı. Açıkçası sadece Alice’i merak ediyordu çünkü lanet olası ikiz kardeşi Jessica onun umurun da bile değildi. Yavaş yavaş göle yaklaştı ve Jessica ile Alice’in oldukça neşeli bir şekilde oynadıklarını gördü ve onların yanına gitti. Alice’in oturduğu tarafa geçti ve üstünde ki şalı Alice’in üstüne koyup onu iyice sardı ve ona sarıldı.

“Bu soğukta burada ne işin var Alice?” dedi Bayan Irıs, “Jessica ile oyun oynuyoruz anne” dedi Alice, Bayan Irıs, Jessica ismini duyunca yine içi nefret dolmuştu. Yavaş yavaş Alice’nin kulağına yaklaştı ve “Sana onunla konuşmaman gerektiğini daha kaç defa söylemem gerek” dedi Bayan Irıs, fakat söylediklerini Jessica’nın duyduğuna emindi zaten tek amacıda buydu onu üzmekti.

“Neden onunla konuşmamı istemiyorsun anne o benim ikizim değil mi?” dedi Alice “Evet lanet olsun ki öyle ama o seninle aynı değil sen daha özelsin özel insanlar normal insanlar ile konuşmazlar kızım” dedi Bayan Irıs, şefkat fakat bir o kadar da nefret dolu bir sesle ve gözlerini yavaş yavaş Jessica’ya kaydırdı bu seferde içi nefret doldu Jessica’nın gözlerinin dolduğunu fark edince güldü.

“Bende özelim Alice benimle konuşabilir” dedi Jessica hep aynı şey yaşanıyordu Bayan Irıs gelip Alice’e Jessica ile konuşmaması gerektiğini söyleyip duruyordu bu şekilde de Jessica’yı üzüyordu Jessica’nın üzülmesi Irıs’in mutluluğu demekti.

“Hayır aptal sen özel falan değilsin sen yalnızca bir çöpsün önemsiz ve bir gün kenara atılıp gidilecek bir çöp” dedi Bayan Irıs acımasız bir şekilde.

Jessica ayağa kalktı ve göz yaşlarını silerek “Ben bir çöp değilim” dedi bağırarak Jessica. içini öyle bir his kaplamıştı ki ne olduğu anlaşılamazdı sanki tüm duygular birleşmiş gibiydi kin,nefret,acı,hüzün hepsi harmanlanmış gibiydi. Bayan Irıs hiddetle ayağa kalktı ve Jessica’nın yanına gidip onun yanağına şiddetli bir tokat geçirdi, bu tokat onun küçük yanağının neredeyse hepsini kaplamış ve kıp kırmız yapmıştı

“Bir daha bana bağırmayacaksın anlaşıldı mı !” diye bağırdı Bayan Irıs, Jessica canı acıdığı için elini yanağına götürmüş ve hıçkırarak ağlamaya başlamıştı bu yüzden sadece başını salladı.

“Anlaşıldı mı sesli söyle” dedi Bayan Irıs, daha çok bağırarak “A-anlaşıldı” dedi Jessica ve Bayan Irıs Alice’i de alıp yavaş yavaş ahşap eve gitmeye başladı. Küçük Jessica gölün karşısına oturdu ve daha fazla ağlamaya başladı neden bir insan kızını sevmezdi ki acaba diye içinden geçirmeye başladı ve göle doğru “Benim ondan farkım ne ki” dedi Jessica…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.