Her zamanki gibi alarm sesini duymayıp ise gec kalmıştım hızlıca yataktan doğrulup soğuk bir duş almak üzere banyoya doğru bedenimi zorlayarak yürüdüm. Suyu her zaman sevmistim ama bugün beni tatlı uykumdan uyandırdığı için bugün onu sevmiyorum. Başıma bir havlu üzerime bornozumu giyerek kendime kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim . İcarus her zamanki gibi benden önce uyanmış ve beni kaldırmamıştı tabii o da haklı her gün onu çalar saat olarak kullanamazdım. Neyseki beni eş geçmeyip kahvaltı hazırlama zahmetinde bulunmuş. Yemeğimi yedim ve üzerimi giyinmek için odama gittim. Oda benim gibi sokaklarda büyümüş bir kiz için küçüktü ama yapabileceğim herhangi bir şey yok elimdekilerle yetinmek zorundayım. Polis stajımın henüz ilk haftasında olmakla beraber tam 4 kere geç kalmıştım. Bu Komiser Larkius üzerinde kötü bir izlenim bırakmış olabilir. Saatin ne olduğunu bile bilmeden küçükken sokağa atılmış bir kızdım ben . Üzerime basit bir bogazlikli kazak geçirdim altıma da en normalinden bir pantalon. Yüzüme sade bir makyaj yaptım turuncu belime kadar uzanan uzun saçlarımı tepeden bir at kuyrugu yaptım nedense bu kendimi daha resmî hissetmemi sagliyor
Hazırdım çok geç kalmış olmasaydım otobüsle ise giderdim normalde yaptığım gibi ancak bugün Icarus'tan beni bırakmasını rica etmek zorundayım.
-İca bugün beni ise bırakır mısın?
"Kisisel şoförün değilim ben senin" diye karşılık aldım. Inatçı keçi ne olacak illa para ile çalışıyor. Cebimden bir 200 lük çıkarıp ona uzattım .
"Ha şöyle geç bakalım arabaya"
Pis iblis . Arabaya geçerken minik el çantamı almayı unutmadım. Ve yeni bir iş günü için ayağımı polis istasyonuna bastım. Amacım çok üstlerime gorunmeden hemen kendi yerime gitmekti ama olurmu ben kötü şanslar kraliçesiyim bir söylediğim de olsa şaşıcam. Yanimdan Bay Park geçiyordu beni gördüğü kesindi bu yuzde baska yöne sapmadan dümdüz ona doğru yürüdüm beni görünce tüm mutluluğu kayboldu resmen.
"Yine geç kaldınız Bayan İlissa"
-Özür dilerim Bay Park ne ceza verecekseniz kabul ediyorum.
"Bu sefer senden büyük bir davayı tek başına yurutmeni istiyorum çünkü elimde ne bu davaya bakabilecek adam kaldı ne de sana verebileceğim bir yardımcı."
Kahretsin diye mirildandim.
-Peki efendim ancak davayı elime yüzüme bulastirirsam sorumluluğu size ait farkındasınız değil mi?
"Hayır değil sana ait"
Yo yo olamaz.
O sırada içeriye şirketimizin (polisiyenin) CEO'su Bay Stanley girdi . Resmî olması için burda kimse birbirine ismiyle hitap etmezdi tabii eş rütbeye sahip olduklarımız hariç.
"Nedir bu kargasa?" Diye sordu Bay Stanley
"Klasik bir sabah" diyerek omuz silkti Bay Park ve aramizdan ayrıldı.
Derin bir sessizliğin ardından
"Sohpetinize biraz kulak misafiri oldum Bayan İlissa isterseniz bu davada size yardımcı olabilirim" dedi sırıtarak. Vaatler vaatler vaatler .
-Cok iyi olurdu Bay Stanley ancak üst kademelerden destek alıyor diyerek adımın kötüye çıkmasını istemiyorum saolun. Dedim yapmacık bir gülümseme eşiliğinde
"Ben hallederim sizinle çalışmak için sabırsızlanıyorum ve farkındaysanız ben sizin üstümüzümne diyorsam yapmak zorundasın" dedi som kelimeyi bilerek üzerine basa basa söylemişti. Bay Stanley'in yanından Bay Park'in elime tutusturugu yeni davanın dosyalarıyla ayrıldım ve odama yürümeye koyuldum