«Not: Bu bölümde Taehyung ve Jin'in tavırları biraz daha karizmatik ve korumacı olmaya başlar. Ancak bu değişim yavaş ilerler; kimse henüz duygularını açıkça ifade etmez.»
---
Sabah...
Okula giren herkes yine aynı dört kişiyi konuşuyordu.
"Lady Swan geldi."
"Chaos Queen de yanında."
Jisoo ile Irene koridorda yürürken herkes otomatik olarak yol veriyordu.
Irene sırıttı.
"Millet yine bizden korkuyor."
Jisoo omuz silkti.
"Kendi seçimleri."
Tam o sırada Taehyung arkalarından yetişti.
"Günaydın."
"Günaydın."
Irene ise Jin'i görünce gözlerini devirdi.
"Sabah sabah sen..."
Jin gülümsedi.
"Beni görünce mutlu oldun bence."
"Hayal kurmaya devam."
---
Matematik dersinde öğretmen yeni bir yarışma duyurdu.
"Bir ay sonra ulusal matematik olimpiyatı var."
Sınıf bir anda sessizleşti.
Öğretmen devam etti.
"Okulumuzu temsil edecek iki kişi..."
Herkes aynı anda Jisoo ile Taehyung'a baktı.
Taehyung gülümsedi.
"Yine rakibiz."
Jisoo sakin bir ifadeyle cevap verdi.
"Bu sefer kolay kazanacağımı sanma."
"İşte görmek istediğim özgüven."
---
Teneffüste birkaç öğrenci Jisoo'nun önünü kesti.
"Lady Swan."
"Ne var?"
"Şu soruyu çözebilir misin?"
Jisoo soruya baktı.
"Çözebilirim."
"Harika."
"Çözmeyeceğim."
"Ne?"
"Ödevinizi kendiniz yapın."
Öğrenciler şaşkınlıkla birbirine baktı.
Taehyung uzaktan bunu görünce hafifçe gülümsedi.
"İnsanlara sınır koymayı öğrenmiş."
---
Basketbol antrenmanında...
Taehyung takımın en iyisiydi.
Antrenman bittiğinde Jisoo salona uğradı.
Taehyung su içerken onu gördü.
"Antrenman nasıl geçti?"
"Fena değildi."
"Fena değildi mi?"
"İki smaç kaçırdım."
Jisoo hafifçe gülümsedi.
"O zaman gerçekten kötü geçmiş."
Taehyung güldü.
"Sadece sen bana böyle cevap verebilirsin."
---
Diğer tarafta...
Jin yüzme antrenmanından çıkmıştı.
Saçları hâlâ ıslaktı.
Koridorda Irene ile karşılaştı.
"Chaos Queen."
Irene dönmeden cevap verdi.
"Ne?"
Jin çantasını omzuna taktı.
"Bugün yine herkesi korkutmuşsun."
"Eğlenceliydi."
"Beni korkutamadın."
Irene gülümsedi.
"Sıra sana da gelecek."
"Merakla bekliyorum."
---
Öğle arasında...
İki erkek okul bahçesinde oturuyordu.
Taehyung uzaktan Jisoo'nun bale çalışmasını izliyordu.
Jin bunu fark etti.
"Bakıyorsun."
"Hayır."
"Bayağı bakıyorsun."
"Sadece hareketleri güzel."
Jin sırıttı.
"Tabii."
---
Bir süre sonra Irene geldi.
"Ne konuşuyorsunuz?"
Jin cevap verdi.
"Taehyung, Jisoo'nun..."
Taehyung hemen Jin'in sözünü kesti.
"Basketboldan bahsediyorduk."
Jin kahkaha attı.
"Kurtardın kendini."
---
Ders çıkışında yağmur başladı.
Öğrenciler koşuşturuyordu.
Jisoo tam dışarı çıkacakken Taehyung şemsiyesini açtı.
"Gel."
"Benim şemsiyem var."
"Rüzgâr çok fazla."
Jisoo birkaç saniye düşündü.
"Tamam."
İkisi sessizce yürümeye başladı.
Konuşmuyorlardı.
Ama sessizlik ikisini de rahatsız etmiyordu.
---
Otobüs durağında ise...
Irene tek başına bekliyordu.
Jin de geldi.
Hiçbir şey söylemeden montunu çıkarıp bankın ıslak kısmını sildi.
Irene şaşırdı.
"Bunu neden yaptın?"
"Islanma istemedim."
"Ben senden istemedim."
"İstemene gerek yok."
Irene cevap vermedi.
İlk defa Jin'in yaptığı bir hareket onu kısa süreliğine şaşırtmıştı.
---
Otobüs geldi.
Irene binerken ayağı kayacak gibi oldu.
Jin kolundan hafifçe tuttu.
"Dikkat."
Irene hemen elini çekti.
"Ben iyiyim."
"Biliyorum."
İkisi de hiçbir şey olmamış gibi davrandı.
---
Akşam...
Jisoo günlüğüne yazıyordu.
"Taehyung hâlâ rakibim... Ama neden onunla konuşmak diğer insanlardan daha kolay geliyor?"
Aynı saatlerde...
Taehyung basketbol topunu sektirirken kendi kendine gülümsedi.
"Lady Swan... Seni geçeceğim. Ama önce seni daha iyi tanımam gerekiyor."
Diğer tarafta...
Jin telefonuna bakıp hafifçe gülümsedi.
"Chaos Queen... Sen gerçekten ilginç birisin."
Ve böylece...
Rakiplik daha yeni başlamıştı.
Ama kimsenin fark etmediği şey, dört kalbin de yavaş yavaş birbirine yaklaşmaya başlamasıydı.
3. Bölüm Sonu