Önüme ilk çıkan parka girdim. Göz yaşlarım durmuyordu. Telefonum tekrardan çalınca daha fazla aramasınlar diye açtım.
Kıvırcığım 👨🏻🦱
Be:Şükür kızım ya ! Nerdesin sen?
Af: Gelirim ben bi ara.
Be: Afra saçmalama lütfen güzelim. Söyle nerdesin gelip alayım seni.
Af: Berkay istemiyorum. Başımın çaresine bakarım ben. Hadi kapatıyorum.
Be: Af-
Telefonu kapatıp sessize alacağım sırada mesaj geldi.
0572: Saat gece 2..
Siz: Anlamadım?
0573: Başına bişey gecelek.
0572: Berkay'ı dinleseydin keşke.
Mesaj yazmak yerine etrafıma bakındım. Kimse yoktu.
0572: Bakınma etrafa.
0572: Göremezsin beni.
Siz: Sen kimsin ya?
0572: Seni seven biri..
Siz: Komik şaka.!
Telefonu sessize alıp çantama attım ve oturduğum yerden kalktım. Yağmur yağmaya başlamıştı.
Evin önüne gelince saatte baktım. 05.29. Derin bir nefes alıp içeriye girdim. İçeri adım atar atmaz Barkın bana sarıldı ve
"Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dil-" diyordu ki cümlesini bitirmesine izin vermeden
"Yoruldum. Odama gidip duş almak istiyorum.." dedim. Barkın geri çekilip bana baktı. Kötü bir haldeydim. Barkın'ın yanından geçtiğim sırada gözümden bi damla yaş düştü. Kafamı kaldırdığım sırada Berk ile göz göze geldik. Kafamı yana eğip gülümsedim ve yanından geçip odama çıktım.
Balkona çıkıp derin bir nefes aldım. Arkamdan biri sarılınca irkildim. Barkın'ın kokusu burnuma gelince gözlerimi kapatıp içime çektim. Barkın kafasını boynuma koyup
"Afra.." dedi. Kafamı geriye yatırıp
"Barkın.." dedim. Barkın derin bir nefes alıp
"Özür dilerim bebeğim." dedi. Özür dilenmesinden nefret ediyordum. Ona doğru döndüm ve
"Özür dilenmesin-" diyordum ki lafımı kesip
"Biliyorum nefret ediyorsun ama ne diyebilirim ki başka. Çok yükseldim. Ama korktum. Sizden birine bişey olacak diye çok korktum." dedi. Gülümsemeye çalışıp
"Farkındayım ama sen bir anda bağırınca. Sinirlendim, üzüldüm.. Birazcıkta kırıldım." dedim. Barkın yanağımı öpüp
"Biliyorum. Bağırılmasından da hoşlanmıyorsun. O yüzden özür dileyip duruyorum." dedi. Barkın'a sarılıp
"Tamam daha fazla özür dileme." dedim. Barkın da bana sarılınca arkadan alkış sesleri geldi. Parmak ucuma çıkıp Barkın'ın arkasına bakmaya çalıştım ama boyum yetmeyince geri çekilip Barkın'ın arkasına baktım. Berk ve Berkay gülerek alkışlıyorlardı. Onlara gülüp
''Nabıyonuz olum.?" dedim. Barkın da gülüp
"Gelin hadi gelin." dedi. İkisi de yanımıza geldi. Hepsi birden sarılınca ortada kalmıştım.
Sabah bişeyin kırılma sesine kalkmıştım. Dün koltukları birleştirip salonda yatmıştık. Etrafıma bakındığımda hepsinin uyuduğunu gördüm. Yattığım yerde dikleşip etrafa bakındım. Yukardan tıkırtı sesi gelince kaşlarım çatıldı. Korkmalı mıydım? Galiba. Berk haraketlenince ona döndüm ve
"Yukarda biri var.." dedim. Berk kaşlarını çatıp
"Nasıl biri var?!" dedi. Berkay ve Barkın da uyanınca Berk onlara dönüp
"Beyler Afra yukarda biri var diyo." dedi. Yukardan tekardan ses gelince iyice gerilmiştim. Bizimkiler hemen ayaklandı. Bende ayaklanmıştım ki Berk
"Afra!" dedi. Ona dönüp
"Ben tek kalamam." dedim. Barkın yanıma gelip
"Tamam ben burda beklicem Afra'yla. Siz gidin." dedi. Berkay ve Berk yukarı çıkınca
"Gel bizde bahçeye bakalım." dedi. Beraber bahçeye çıktık. Barkın'ın bir eli belinde bir eli iste benim elimde duruyordu.
Kimse yoktu. Derin bir nefes alıp koltuğa oturdum. Erkekler dışardaki korumaları sorguya çekiyorlardı. Telefon titreyince masadan aldım.
0572: Bu kadar korkmamalısın güzelim
0572: En son korkacağım insan ben olmalıyım
Sertçe yutkunup mesajları tekrar tekrar okudum. Bizimkiler içeri girince kafamı kaldırıp onlara baktım. Barkın kaşlarını çatıp
"Bişey mi oldu?" dedi. Telefonu onlara uzattım. Barkın telefonunu çıkartıp bişeyler yaptı ve telefonu bana geri uzattı. Berkay yanıma oturup
"Ne zamandır yazıyo bu sana.?" dedi. Telefonu kapatıp
"Dün akşam yazdı. Bi de bu sabah o kadar." dedim. Barkın telefona baktıktan sonra sinirle
"Numaradan bulamıyoruz!" dedi. Berk, Barkın'a döndü
"Kendi numarasını kullanmayacak kadar zeki bir insan zaten." dedi. Barkın sinirle bi oraya gidiyordu bi buraya. Tereddütle
"Barkın?" dedim, kısık sesle. Duymamıştı bile. Berkay kolunu omzuma atıp beni kendine çekti ve
"Sinirli şuanda güzelim. Çok üzerine gitmeyelim." dedi. Kafamı salladım.
Kaç saat geçti bilmiyorum ama Barkın evden çıkalı uzun zaman oluyordu. Gözlerimi kapatıp geriye yaslandım. Nereye gitmişti? Telefonlarımı da açmıyordu? Telefonum titreyince heycanla elime aldım. Bilinmeyen numaradan geldiğini görünce gerildim.
0572: Onun için çok mu endişeleniyorsun?
Mesajına cevap vermeyip telefonu kapattım. Tekrar bildirim gelince mesajı yukardan okudum. 'Kısa zamanda hiç birini göremeyeceksin zaten, boşver endişelenme.'. Sertçe yutkunup oturduğum yerden kalktım ve Berk'in odasına gittim. Korkuyordum. Berk bana bakıp
"Noldu güzelim?" dedi. Yanındaki boş sandalyeye oturup
"Bişey olmadı. Merak ettim seni sesin soluğun çıkmadı." dedim. Saçımı öptü. Derin bir nefes alıp
"Barkın dan haber var mı?" dedim. Kafasını iki yana sallayıp
"Yok maalesef. Berkay'la konuştuk az önce. Her yere bakmış." dedi. Aklıma ormandaki ev gelince
"Bakmamıştır. Ben bi yer biliyorum." dedim ve ayağa kalktım. Hızlıca odadan çıkınca Berk arkadan
"Kızım dur! Tek başına gitme!" diye bağırdı. Hemen ayakkabılarımı giyip dışarıya çıktım. Arabaya bindiğim sırada Berk de bindi. Nefes nefese
"Kızım yavaş olsana ya!" dedi. Onu takmayarak arabayı çalıştırdım. Orman eve gelince Barkın'ın arabasını gördüm. Emliyet kemerini açarken
"Sen şimdi git. Ben ikna edip gelirim." dedim. Berk itiraz edecekken
"Barkın yanımda olacak Berk. Bişey olmaz." dedim ve arabadan indim.
Eve girince bilgisayar başında bişeyler yapan Barkın'ı gördüm. Yanına yaklaşıp
"Barkın.." dedim. Barkın beni görünce ayağa kalkıp
"Afra? Sen tek başına mı geldin buraya?!" dedi. Kafamı iki yana sallayıp
"Berkle geldim. Senin arabanı görünce gönderdim onu." dedim. Yanına gidip sarıldım ve
"Bişey oldu zannettim." dedim. Barkın da bana sarılıp
"Sinirim bozulunca orda kalıp birinizin kalbini kırmak istemedim." dedi. Gülümseyip geri çekildim ve
"Tamam hadi eve gidelim." dedim. Barkın burnumu öpüp
"Şimdi değil güzelim. Birazcık işim var ondan sonra gideriz olur mu?" dedi. Burnum kaşınınca yüzümü buruşturdum ve
"Tamamm." dedim. Barkın benim bu halime gülüp
"Yapma öyle tekrar öpesim geliyor." dedi. Arkamı dönüp
"Hayır ya huylanıyorum." dedim. Belime sarılıp boynumu öptü ve
"Burdan öpeyim o zaman." dedi. Dudağımı dişleyip
"Barkınn.! Hadi işin yok mu senin." dedim. Gülerek yeri çekildi ve
"Senin bu utanmalarına bitiyorum." dedi. Yanaklarım kızardığını hissedince kafamı eğdim. Koltuğa oturup bağdaş kurdum ve Barkın'ı izlemeye başladım. En büyük şanslarımdan biriydi. Başımı iki elimin arasına aldım ve gülümsedim. Mesaj gelince kendime geldim. Bilinmeyen numaradandı.
0572: O kadar yakınlaşmanız hoş değil
Derin bir nefes alıp mesajdan çıktım. Bir dakika, burda mıydı? Sertçe yutkunup Barkın'ın yanına gittim ve
"Barkın, gidelim.." dedim. Barkın kaşlarını çatıp
"Bişey mi oldu?" dedi. Kafamı iki yana sallayıp
"İçim bunaldı. Gitmek istiyorum." dedim. Barkın ayağa kalkıp
"Tamam, hadi gidelim." dedi. Ben gülümseyince o da gülümsemişti. Elimden tutunca dışarıya çıktık. Etrafa bakınarak arabaya bindim. Arabaya bindiğimiz gibi Barkın
"Afra, güzelim noluyo?" dedim. Derin bir nefes alıp
"Bişey yook." dedim. Barkın daha fazla bişey demeyip arabayı çalıştırdı.
Eve gelince derin bir nefes aldım. Güvende hissediyordum burda. Barkın korumalara başıyla selam verip içeriye girdi. Berkay koşarak Barkın'a sarıldı ve
"Aşkıımm çok merak ettim seni." dedi. Ben gülerek koltuğa oturdum. Berkay, kendisi kumam olur. Barkın, Berkay'ı kendine uzaklaştırdı ve
"Olum dur lan!" dedi. Berk kolunu omzuma atıp
"Olum, getir şuna Cemre'yi hepimize sarkıyo bu." dedi. Gülerek Berkay'a döndüm ve
"Haftaya dönüyo." dedim. Berkay koşarak yanıma geldi ve
"Valla de. Ciddi misin?" dedi. Saçlarını karıştırıp
"Ciddiyim kıvırcığım. Söz verdi. Geliyor." dedim. Berkay sevinçle
"ALLAH'IM ŞÜKÜRLER OLSUN!" dedi ve oynamaya başladı. Barkın da yanıma oturup
"Beyler yemek var mı?" dedi. Ayağa kalkıp
"Dur ben yapayım hemen." dedim. Barkın kolumdan tutup oturttu ve
"Dur dur. Dışardan söyleriz. Yorma kendini." dedi. Gülümseyip arkama yaslandım ve
"Ooo zamann pizzaa!" dedim. Berkay kendini koltuğa attı ve
"YEEAAA!" dedi. Berk bize gülerek
"Durun ben sipariş ediyorum." dedi. Telefonum titreyince cebimden çıkarttım. Bilinmeyen numaraydı yine.
0572: Fazla mutlu olmayın
0572: Bir anda üzülürsünüz
Kafamı kaldırıp Barkın'a baktım. Sinirlendiği her halinden belliydi. Başımı yana eğip gülümsedim. Bana doğru yaklaşıyordu ki hemen önüme döndüm. Barkın oflayarak arkasına yaslanınca
"Noldu lan bir anda.?" dedi, Berkay. Barkın ayağa kalkıp
"Nolucak oğlum, bişey olmadı." dedi. Kapıya doğru ilerlediği sırada
"Nereye?" diye bağırdı Berkay. Barkın, Berkay'i takmadan evden çıktı. Berkay bana döndü ve
"Nereye gitti bu şimdi?" dedi. Ayağa kalkıp
"Bilmemm. Ben odamdayım. Duş alıcam." dedim. İkisi de kafasını sallayınca odama çıktım. Kıyafetlerimi hazırlayıp duşa girdim. Kısa duşun ardından çıktım ve giyindim.
Aşağı indiğimde pizzalar gelmişti. Gülümseyip
"Bekleyin bardak getircem." dedim. Mutfağa gidince bardakları üst kısımda olduğu aklıma geldi. Tam arkamı dönmüştüm ki Barkın beni tezgâh ile arasına aldı. Korkuyla
"Hiii Barkın." dedim. Barkın gülerek
"Şşş sakin oll." dedi. Kapıya doğru bakıp
"Barkınnn. Bak valla yakalayacaklar bi gün bizi. Çekilll." dedim. Barkın derin nefes alıp
"Kızım bi sus! Flim seçiyor onlar. Hem sen.." dedi ve sustu. Boynuma biraz daha yaklaşıp
"Şampuanını mı değiştirdin?" dedi. Gülümseyip
"Hıhı. Merak ettim nasıl olduğunu. Hi-" cümlemi tamamlamama izin vermeden
"Hindistan cevizi.. Vanilya.. Ve çiçek ama ne çiçeği emin değilim." dedi. Kafasını boynuma koyunca başımı yana yatırdım ve
"Göz yaşı çiçeği yazıyordu. Garip geldi." dedim. Barkın bişey diyeceği sırada
"Hadi olum bi bardak alacaksınız! Gelin artık.!" diye bağırdı, Berk. Barkın'ı itip
"Geldikk." dedim. Barkın'ın güldüğünü görünce
"Senin yüzünden hep! Al bardakları gel! Gidiyorum ben!" dedim ve içeriye geçtim. Berkay beni görünce
"Şükür be! Naptınız olum içerde?!" dedi. Yanına oturup
"Nabıcaz lan. Boyumla dalga geçti yine." dedim. Barkın elinde bardaklarla geldi ve Berk'in yanına oturdu. Berk gülerek
"Bırak olum şu kızın boyuyla dalga geçmeyi. Kaç sene oldu her seferinde dalga geçiyorsun." dedi. Barkın arkasına yaslanıp bana baktı ve
"Kısa ama nabayım." dedim ona dil çıkartıp Berkay'a yaklaştım.
Flim bitmişti. Berke ve Berkay uyukluyorlardı. Barkın esneyince tek tek hepimiz esnedik. Berkay ayağa kalkıp
"Hepinize iyi geceler. Ben kaçıyorum." dedi. Berk de tekrardan esneyip
"Bende bende. İyi geceler size." dedi. İkiside yukarıya çıkınca Barkın'ın güldüğünü duydum. Ona dönüp
"Sende esneyip durmuyor muydun.? Gitsene." dedim. Barkın beni yanına çekip
"O sadece bir taktikti güzelim." dedi. Ağzım açık kalırken
"Vayy çakal. İyi benim uykum geldi ben gidiyorum. " dedim. Tam ayağa kalkmışken
"Sevmiyosun dimi beni." dedi. Gülüşüm anında kaybolurken
"Ne?" dedim. Ne diyordu? Barkın ciddi bir ses tonuyla
"Her halinle belli ediyorsun Afra!" dedi. Alayla güldüm ve
"Sen iyice saçmalamaya başladın.!" dedim. Barkın ayağa kalkıp
"Ben mi saçmalıyorum! Eskisi gibi değil artık! Sıkıldın galiba! Hevesini aldın tabi! Oyununu oynadın! Eğlenmişsindir sen!" dedi. Sinirle nefes aldım ve
"Senin için eskisi gibi değildir! Benim sevgim azalmadı! Ne sıkılmasından ne hevesinde bahsediyorsun sen ya! Laflarına dikkat et!" dedim. Barkın arkasını dönüp tekrardan bana döndü ve
"Anlayacağımı anladım ben.!" dedi. Yüzüme bile bakmadan arkasını dönüp gitti. Masanın üzerindeki bardağı arkasından fırlattım. Yere çöküp göz yaşlarımı serbest bıraktım. Merdivenden ses duyunca oraya baktım. Berk ve Berkay gelmişti. İkisi de yanıma gelip
"Lan olum noldu?" dedi, Berk. Bişey demeyip ağlamaya devam ettim. Berkay bana sarılıp
"Tamam güzelim, sakin ol. Barkın'ı tanıyor musun? Gelir o şimdi, alır gönlünü. " dedi. Kafamı iki yana salladım
"B-bu s-sef-sefer ç-çok a-ağır k-ko-konuştu." dedim. Berk saçımı öpüp
"Şşş sakin." dedi. Aklıma dedikleri geldikçe daha da çok ağlıyordum.
Alarımım çalınca derin bir nefes aldım. Güzelce elimi yüzümü yıkadım ve dolabının karşısına geçtim. Üzerime siyah tişörtümü giyince altıma giyecek bişey aradım. Kenarda siyah dizinde yırtık olan eşortmanımı görünce hemen alıp üzerime geçirdim. Saçlarımı topuz yapıp bandana ile etrafından sardım. Aynadan kendime bakınca göz altlarım dışında her şey tamamdı. Ama göz altlarım fazla dikkat çekiyordu. Geçen ki malzemelerden kapatıcı yazanı aldım ve göz altıma sürüp dağıttım.
Aşağı indiğimde Berk kahvaltı hazırlıyordu. Berkay da oturmuş telefona bakıyordu. Yanlarına gidince
"Çıkıyorum ben." dedim. Berk yanına gelip
"Kahvaltı.?" dedi. Kahvaltı masasına bakıp
"Ellerine sağlık bebeğim ama aç değilim." dedim. Berk elindeki bezi Berkay'a atıp
"Tamam hadi gel beraber gidelim." dedim. Kaşlarımı çatınca
"Nolur nolmaz. Seni tek bulur gelir o sana yazan. Olmaz." dedim. Bişey demeden kapıya ilerledim. Beyaz spor ayakkabılarımı giyip çantamı koluma astım. Berk de ayakkabılarını giyip yanıma geldi. Arabama binip
"Bütün gün yanımda mi kalacaksın.?" dedim. Berk kafasını salladı.
Tam içeri girecekken kedi sesi duydum. Ses doğru gittikçe bi patisini yukarı uzatmış miyavlayan bebek kedi gördüm. Gülümseyip
"Ben sana kurban olurum. Gel bakıyım." dedim. Kedi sesimi duyunca bana döndü ve seke seke yanıma gelmeye çalıştı. Ona elimi uzattığım gibi patisini bana uzattı. Onu kucağıma alıp kliniğe girdim. Berk kediyi görünce
"Aman bune. Minnacık." dedi. Kediyi sedyeye bırakıp
"Öyle. Ama çok hasar almış." dedim. Kedi gözünü açamıyordu.
Biberonla ona süt verirken gözlerim dolmuştu. Çok tatlıydı. Biberonu kendiliğinden itince
"Gel bakalım seni rahat edebileceğin bir yere koyalım da uyu biraz." dedim. Miyavlayıp bana sürtündü. Yumuşak bir yorganın üzerine bıraktım. Hemen kurulmuştu. Gözlerini kapatınca sessizce ordan çıktım. Ön tarafa gittiğimde mamaları inceleyen bir Berk gördüm. Koltuğa oturup
"Hayırdır kime bakıyorsun." dedi. Bana dönüp
"Ne biliyim kızım dikkatimi çektiler." dedi. Kafamı geriye yaslayıp gözlerimi kapattım. İçim sıkılıyoruldu. Bunalınca kalktım ve
"Kahve içer misin?" dedim. Berk bana dönüp
"İçerim. Senin ellerinden her şeyi içerim." dedi. Ona gülümseyip mutfağa geçtim.
İçerden gelen miyavlama sesi ile yerimden kalktım. İçeri girdiğimde kapıya yaklaşmış ağladığını gördüm. Eğilip kucağıma aldım ve
"Noldu? Neden ağlıyorsun bebeğim?" dedim. Kendini bana sürttü. Onu yanıma alıp içeriye geçtim. Berk bana bakıp gülümsedi. Kalktığım yere oturup kediyi kalbimin üzerine koydum. Hemen oraya yerleşip gözlerini kapattı. Bende başını seviyordum. Arabadan inen Aylin'i görünce gülümsedim. Kediyi kaldırıp Berk'in kalbinin üzerine yatırdım ve
"Başını sev." dedim. Berk bana anlamaz bakışlarla bakıyordu. Gülümseyip yanağından öptüm ve Aylin'in yanına gidip
"Hoş geldiniz." dedim. Aylin bıkkın bir sesle
"Afra Allah rızası için bunun tripleri ne zaman bitecek. Sıkıldım valla.!" dedi. Gülerek Boncuk'un sepetine eğildim ve
"Hayırdır anneye fazla mu kur yapıyoruz." dedim. Boncuk iki bi mırıldandı. Sepetin kapağını açıp sevdim ve
"Tamam tamam sende haklısın. Anne de idare edecek seni bir şekilde." dedim. Kapağını kapatıp
"Yapacak bişi yok Aylin hanım. Bir şekilde idare edeceksin." dedim. Aylin oflayadak Boncuk'a baktı. Aylin'e yaklaşıp
"Biraz konuşalım mı?" dedim. Aylin kaşlarını çatıp bana baktı ve
"Bişey mi oldu?" dedi. Gözlerim dolarken
"Mutfağa geç geliyorum hemen." dedim. Aylin mutfağa doğru ilerlerken Berk'in yanına gittim ve
"Berk kuşum biz Aylinle mutfaktaydı kahve yapıp gelicez. Sen kediyi sevmeye devam et. Daha küçücük o." dedim. Berk kafasını sallayınca mutfağa geçtim. Aylin kahve yapmaya başlamıştı. Tezgaha yaslanıp
"Barkınla a-ayrıldık." dedim. Aylin yaptığı işi bırakıp
"Nasıl ayrıldınız?!" dedi. Sertçe yutkunup olanları anlattım.
Kliniği kapatıp derin bir nefes aldım. Berke verdiğim bebek kediyi alıp ilerledim. Bebek kediyi de yanıma alıyorum. Tek başına kalamazdı çünkü. Odamda sakince dururdu.
Berk oflayarak tekrardan zile bastı. Berkay sonunda kapıyı açmıştı. Üzerinde mutfak önlüğünü görünce kaşlarım çatıldı. Berkay sinirle
"Patlamadın ya!" dedi. Berk onu takmadan içeriye geçti. Berkay benim kucağıma bakıp
"Anamm bu ne? Minnacık" dedi. Bebek kedi bana iyice sokulurken
"Olum bağırma lan! Küçücük daha o yüksek seslerden korkuyor." dedi. Berkay kafasına dokunurken
"Özür dilerim minnak." dedi. Minnak? Gülümseyerek
"Minnak. Minnak koyalım ismini." dedim. Berkay başımı öpüp
"Minnak koyalım." dedi. Kediyi ona verip
"Sen geç içeri ben bakkala gidip gelicem." dedim. Berkay bişey diyecekken
"Berkay, biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var. Bakkala gitmeme izin verin bari.?" dedim. Berkay başını sallayınca gülümsedim.