İçeriğe geç

25 DAKİKA

Bölüm 3 · 3 dk okuma

25 DAKİKA

Bölüm 3

Parlayan Madalyonlar

Kenarda duran madalyalara ve tozlanmış fotoğraflara göz gezdirdim. Zihnimdeki boşluklara rağmen, duvardaki o kareler kim olduğuma dair sessiz ancak sert tanıklıklar sunuyordu: Ben bir boksördüm. Eldivenleri yavaşça ellerime geçirdim; deri kokusu, terle karışmış o eski zaferleri fısıldıyordu. Aynadaki ben pek de yabancı değildi.

04.01.2025

Salonun tavanındaki devasa spot ışıkları, ringin ortasına beyaz bir ateş gibi düşüyordu. On binlerce insanın uğultusu, nabız atışımla birleşip tek bir ritme dönüşmüştü. Rakibim, karşımda devasa bir kütle gibi dikiliyor, burnundan soluduğu her nefes havada buharlaşıyordu. Bandajlarımın altındaki parmaklarım sızlıyordu ama o an acı, sadece bir motivasyon kaynağıydı.

Hakemin "Dövüş!" komutuyla birlikte dünya küçüldü. Rakibim bir balyoz gibi üzerime atıldı. Sol kroşesinin yüzümün milimetrelerce uzağından geçişini, yarattığı rüzgarın tenimi kesişini hissettim. O an düşünmüyordum; yılların kas hafızası devreye girmişti. Hafifçe yana kaydım, ağırlık merkezimi sabitledim ve tüm gücümü yumruğumda toplayarak yukarı doğru patladım. Yumruğum adamın çenesine oturduğunda kemiklerin birbirine çarpma sesi, kalabalığın gürültüsünü bile bastırdı. Adamın gözlerindeki ışığın sönüşünü ve dev bir ağaç gibi yere devrilişini izledim. Hakem sayarken, ben köşemde bir yırtıcı gibi soluklanıyordum. O an yenilmezdim; o an sadece Jaxer Vane'dim.

Merkezdeki ana ekranda soluk ve eski bir fotoğraf belirdi. Masanın başındaki Patrick,elindeki dosyayı sertçe bırakırken sordu:

— "Evet, sonuç? Adamın kim olduğunu bulabildiniz mi?"

Görevli memur, ekrandaki verileri aşağı kaydırarak cevap verdi:

— "Adı Jaxer Vane. Eski bir boksör. Geçirdiği ağır bir kazadan dolayı ileri derecede hafıza kaybı yaşıyor."

Patrick, ekrandaki adama küçümseyen bir bakış attı.

— "Pek de bir numarası var gibi durmuyor. Hafıza sorunları yaşayan bir katil... Ne kadar da klişe." Ardından ekibe dönerek emrini verdi: "Hazırlanın, operasyona geçiyoruz. Tutuklanması gereken bir suçlu var!"

Şehrin puslu caddelerinde, neden burada olduğumu ya da nereye gittiğimi bilmeden yürüyordum. Derken, egzoz dumanının arasından burnuma nefis bir koku çalındı; bedenim sanki bu kokuya programlanmış gibi oraya doğru çekildi. Kısa siyah saçlı, balık etli bir kadın tezgahının başında sıcak gülümsemesiyle duruyordu:

— "Hoş geldiniz! Buyurun, nefis kurabiyelerimden tatmak ister misiniz?"

— "Çok teşekkür ederim," dedim, "Bir paket alayım."

Kurabiyeleri yerken bir yandan da elimdeki not defterini karıştırmaya başladım. Bunları gerçekten ben mi yazmıştım? Başka kim bu kadar detaylı ve tuhaf şeyler karalardı ki? Sayfaları pek okumadan kapattım ve etrafın tadını çıkarmaya odaklandım; çatılardaki güvercinler, el ele yürüyen çiftler ve taze kurabiye kokusu... Ancak bu huzur, bankta oturan iki adamın gürültülü konuşmasıyla bozuldu.

— "Bence gitmeliyiz. Deneme parası bile veriyorlarmış, iki yumruk yesek pek de bir şey değişmez."

— "Ben oraya gitmem," dedi diğeri fısıltıyla. "O adam kötü biri. Duyduğuma göre ruhunu şeytana satmış."

Duyduklarımı pek umursamadım, tek gayem sakin bir an geçirmekti. Elimdeki defteri tekrar açtım ve son sayfalara kadar geldim. Orada, sayfanın tamamını kaplayacak şekilde, sert harflerle tek bir isim yazıyordu. Az önce adamların fısıldaştığı o isimle aynıydı:

Dante Salvator.

​"Hafızan seni terk ettiğinde, kime güvenebilirsin? Vücudundaki dövmelere mi, yoksa elindeki yabancı günlüğe mi?"

​Eski bir boksör olan Jaxer Vane için hayat, nakavt olduğu bir ringden farksızdır. Yaşadığı gizemli bir olaydan sonra zihni, her 25 dakikada bir acımasızca sıfırlanmaktadır. Geçmişi silinmiş, geleceği ise sadece bir sonraki yirmi beş dakikaya sıkışmıştır. Kim olduğunu hatırlamak için vücuduna kazıdığı dövmelere ve yanından ayırmadığı not defterine muhtaçtır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.