İçeriğe geç

2 kız, 1 ihanet ve suçlular

Bölüm 2 · 2 dk okuma

2 kız, 1 ihanet ve suçlular

Bölüm 2

1.bölüm. - şehirde

Hava iyice karardı. İnsanlar dar sokaklardan geçip evlerine gidiyorlar. Benim gidecek bir evim yok. Hatta artık yetimhanem bile yok. Sağımda ve solumda sürekli binalar var. Yavaş yavaş yürüyerek açık bir alana vardım. Burada eski duran bir heykel vardı. Ve etrafında alışveriş merkezleri, mağazalar... O an zihnimde bir şimşek çaktı. Buraları hatırlıyordum. Annemle gelirdik. Sürekli oturduğumuz banki bulmaya çalıştım. Buraya her geldiğimizde o bankı arardı gözüm. Ve işte oradaydı. Yıllardır oradaydı. Yanına gidip yazdığımız yazıları ve son gün çizdiğimiz kalbi buldum. Son gün... Evet o gün üzgündü. Tüm insanlar öyle görünüyordu. Havaysa bulutluydu. Oysa ben neşeliydim. Herşeyden habersiz. Ve o sırada bana katılırcasına bir kedi miyavladı. Yanıma baktığımda kedinin oturup bana baktığını gördüm. Bu soğukta oda üşümüş olmalıydı. Banka oturduğumda oda kucağıma kıvrıldı. Bende olabildiğince kediye sarılıp ellerimi üzerine koydum.

* * * - yazar

Bir süre sonra gözleri kapanmış ve uzun, rahatsız bir uykuya dalmıştı. Sabahsa onu uyandıran şeyse gözüne gelen güneş ve yüzünü koklayan kedi olmuştu. Anlaşılan kedi de güneş ışığının saldırısıyla uyanmıştı.

* * * -rhinatsu

"ne yapıyorsun" sanki cevap verebilecekmiş gibi birde soruyordum. Fakat kedi de acıkmış gibi duruyordu. Ona yemek almak isterdim. "maalesef param yok. Olsa kendime alacağım ya." kedilerin yemek bulması kolaydı. Kediyi kucaklayıp karşıdaki alışveriş merkezine doğru ilerledim. Param yoktu. Hatta ayakkabım bile yoktu. Sadece parlak ışıklarla donatılmış reyonlara bakmanın bile eğlenceli geleceğini düşünmüştüm. Yıllardır görememiştim buraları nede olsa. Kapıda güvenlik vardı. "nereye küçük hanı-" onun sözünü kesenin kıyafetlerim olduğunu düşündüm. "o tüylü hayvanı içeri almanız yasak" elimdeki kedi anlamışçasına tısladı. Ne de olsa kedilere 'o tüylü hayvan' diye hitap edilmemeliydi. Başını okşadığımdaysa... Banada tısladı! Adam baktı. "kusura bakmayın tüylü bey sizi bu şekilde alamam." fakat bu söze kedi daha çok tısladı. Görevliyse gülüyordu. Kedi tıslamayı kestikten sonra adamın yüzüne çevik bir hareketle atladı. Görevli yere yığılmış "tüylü hayvan" la savaşıyordu. Bense gülmekten kendimi alamadım.

* * *

Görevlinin yüzünü çizik içinde bıraktıktan sonra içerideydik işte! Kedi yanımda mırlayarak geziyordu. Sanki az önceki tün yaygarayı o çıkarmamıştı. İnsan gibi tuvalete doğru yöneldiğinde artık bardağı taşıran son damla olmuştu. Koltuk altlarından tutup yüz hizama getirdim. "neyin nesisin sen?" fakat yüzüme masum masum bakıp miyavladı. Sanki az önce tuvalete gitmeye kalkan o değildi. Acaba ben mi hayal kuruyordum? Belki sadece öylesine gezerken o tarafa yönelmişti. Yere bıraktım ve gezmeye devam ettik. Ayakkabı mağazaları,kırtasiyeler, kıyafet mağazaları... Hepsinden en az ikişer tane vardı.

Dışarı çıktığımızda onunda bırakıp gitmesinden korkuyordum. Durdum. Bu sadece bir kediydi. Delirmiş miydim çoktan? "şizofrenlik başladı galiba" annemlede dışarı çıktığımızda ayrılmıştık. Sonrasında beni yetimhaneden geldiğini düşündüğüm arabaya vermişti. Yinede dışarıya çıktık. Bir süre bankta oturdum ve kedi bir iki saate gitti. Bende o giderken evimin yolunda yanından geçtiğim binaların ufak bir kısmını hatırlamış gibiydim. Yavaş yavaş ev diye hatırladığım yere doğru ilerledim. Sorarak bulabilmek için evin etrafını hatırlamaya çalıştım. Bir işe yaramadı gerçi ama yinede denemiştim. Tam yaklaştığımı düşündüğümde bir topluluk olduğunu gördüm. Aralarına karıştığımda söyledikleri isimlerin ailemle bağlantılı olduğunu anladım. Soy ismimiz aynıydı. Annem ve babam mıydı? Ev yanmıştı. Tam onları bulduğumda ev yanlıştı. Ne güzel şans değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.