Ertesi gün uyanmak bilmedim saat 2'ye kadar uyumuşum. Uyandığımda gözlerim kan çanağına dönmüştü. Bunları hak edicek ne yapmıştım? Sadece 19 yaşında bir genç, yetişkin her neyse işte ondandım. Televizyonu açtım. Uzun süre televizyon izledim. Martin'in gelmesi ile yerimden kalktım ve kapıyı açtım. Martin telaşla içeri girdi.
-Abi! İyi misin! Daha yeni öğrendim olabildiğince hızlı geldim.
-Evet iyiyim sanırım.
-O gün neler oldu? Her şeyi haberlerde duydum! Lütfen anlat.
Olan biteni Martin'e anlattım. Onun da kanı döndü. Görselleri gözünün önüne getirmişti sanırım ben anlatırken. Martin bana yemek hazırladı. Tam oturacakken bir telefon geldi. Acil bir ameliyat'a gitmeli ymiş. Benden özür diledi ve çıktı. Yemeğimi yedim. Bu gün normalde annemin cenazesi vardı. Ama gitmedim. Belki de o kişi haklıydı. Annem bana hep eziyet etti. O an dank etti. Annemin beni dövdüğünü nerden biliyordu ki? Hızlıca ofisime koştum. Bu bilgiyi bilen 4 kişiyi panorama yapıştırdım. Gerçek kardeşim Amity, Üniversite arkadaşım Olivia, Lise oda arkadaşım Rou, ve üvey kardeşim Martin.
Bu 4 kişi de okadar iyi'ki hiçbirinin hırsızlık ve cinayet işlediğini düşünemem. Ama biri işlemişti ve ben de onu buacaktım. O gün ROK'u aradım Rou benim yıllardır en iyi arkadaşım. Konuşmalarımız şöyleydi:
-Alolo?
-Alo ben Max
-Max! Bir sorun mu var?
-H-hayır
-İyi naber?
-İyi sen?..
-Ben'de iyiyim iyiki aradın seni özlemiştim
-Bende seni bu aralar nerdesin?
-Ben mi? İngiltere deyim araba üreten bir firmanın müdürüyüm.
-Vay canına buna sevindim
Biraz daha konuştuk. Daha sonra başkanın geldiğini söyledi ve telefonu kapattı. Sonuç olarak Rou İngiltere de ve çok yoğun bir işe sahipti bu yüzden onu eledim 3 kişi kaldı. Geçmişe inmenin zamanı gelmişti. Hiç istemesemde bütün hikayemi size anlatıcam. En azından son vazifem bu olmalı.