19 Mayıs 1919, bir daha hiç sönmeyecek olan meşalenin yakıldığı tarihtir. Bir gemi kalkmıştı o
gün limandan yeni doğacak güneşlere doğru. Zorlu bir yoldu Mustafa Kemal için ama pes etmeye
niyeti hiç yoktu; pes etmedi de! Büyük uğraşlar sonucu başarmıştı. Bu sebeple 19 Mayıs 1919’u 24
Mayıs 1935’te resmi olarak bayram ilan etti ve bu bayramı da biz Türk gençliğine armağan etti. Bu
bayram öyle bir bayramdır ki; her sene coşkuyla, heyecanla, mutlulukla kutlanır.
18 Mayıs 1919 gecesi Mustafa Kemal akşam saatleri sırasında ateşler içinde yanıyordu.
Yorgundu, halsizdi çünkü o dönemi kasıp kavuran İspanyol gribine yakalanmıştı ve bir yandan da kara
kara düşünüyordu. Düşünceli olmasının nedeniyse 15 Mayıs 1919 tarihinde İtilaf Devletleri’nin
kararına göre Yunan ordusunun İzmir’e çıkartılmış olmasıydı. Doktorlar onun için çok
endişeleniyorlardı ama onun aklındaki tek şey Türk milleti ve Türk gençliğinin geleceğiydi. Bu
yüzden hastalığını hiçe sayıp bindi o gemiye ve gitti Samsun’a. Türkiye’nin dört bir yanı Fransa,
İngiltere ve Yunan orduları tarafından işgal edilmişti. Osmanlı ordusunun silahları alınmış ve
alınmaya devam ediliyordu ama Mustafa Kemal’in hiçbir zaman pes etmeye niyeti yoktu. Türk
milletine inandı çok çabaladı, yoruldu ama hiç durmadı ve 1934 yılında Bursa’daki gençlere ve aslında
hepimize şu sözü söyledi; “Yorulsanız da durmayacaksınız!” tıpkı mavi gözlü güneşimizin yaptığı
gibi.
Atatürk 19 Mayıs’ı bize -Türk gençliğine- armağan etti çünkü bize çok önem veriyordu.
Özellikle de gençlerin eğitimine. Bu sebepten 3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile
ulusal, laik okullar açmış ve medreseleri kapatmıştır. Aynı kanun sayesinde yirmi iki öğrencimizi
Almanya, Fransa gibi ülkelere eğitim almaya göndermiştir. Bu, Türkiye için bir ilktir. Bu gönderilen
öğrenciler içinde edebiyatımızda çok önemli yeri olan Necip Fazıl Kısakürek de vardır. Gönderilen
öğrenciler için de şu sözleri söylemiştir: “Oraya kıvılcım olarak gidin; volkan olarak dönün!” Daha
pek çok alanda Atatürk, gençlere fırsatlar yaratmıştır. Halkevlerini kurması da onun gençler için her
yönden daha da ileri gidilmesini hayal ettiğinin kanıtıdır. Başka bir yeniliğiyse gençler için 1935
yılında Türk Kuşu’nu kurmasıdır. Türk Kuşu ile o dönemin gençleri havacılık ile ilgili eğitimler almış
ve pilot olmuşlardır. Hepimizin bildiği gibi ilk kadın pilot Sabiha Gökçen de bu sayede pilot
olabilmiştir.