İçeriğe geç

-18

Bölüm 4 · 9 dk okuma

-18

Bölüm 4

4

Karşı binanın camında duran kızı, içlerinden hiçbirisi tanımıyordu. Yiğit, diğer küçük çocukların adlarını biliyordu ama o büyük kızı daha önce hiç görmediğine emindi. Yaşadıkları garip şeylerden biri olmalıydı o kız. Belki de her şeyi o yapıyordu. Cadı gibi bir şey miydi acaba? Yetişkinleri dondurmuştu ve ele geçirdiği çocukları...

"Kes sesini artık geri zekalı!" diye çıkıştı Eren. "Herkes yeterince korkuyor zaten!"

Yiğit sinirden kıpkırmızı kesilerek Eren'e doğru yürüdü ve onun ayaklarının önüne tükürdü. "Sana mı soracağız lan süt çocuğu!" diye bağırdı. Saldırmak için hasmının en ufak bir hamle yapmasını bekliyordu. Dişlerini tüm gücüyle sıkmıştı ve eğer zorda kalırsa, onları kullanmayı planlıyordu.

Eren ise aşağılarcasına Yiğit'e baktı ve ona hiçbir karşılık vermeden Boraların yanına gitti. Eymen, Yeliz ve Filiz ile beraber cam kenarında duruyordu Bora. Karşı binadaki garipliği gözlerinin önünden ayırmadan aralarında tartışıyorlardı. Bora ve Eymen sokaktaki arabalara gitmeleri gerektiğini savunurken, kızlar ise karşı binadakilere bakmak istiyordu. Ayrı ayrı gitmeyi ise hiçbiri mantıklı bulmuyordu. Yaşadıkları durum normal bir şey değildi ve böyle bir durumda birbirlerinden ayrılmak da hiç mantıklı olmazdı.

"O binaya giremeyiz!" diye karşı çıktı Kerim. Kardeşinin büyük çocukların yanına gittiğini görünce, kendisi de yavaşça o tarafa doğru yönelmişti. Konuştukları şeyi duyduğunda ise kulaklarına inanamıştı. O binaya girmeyi düşünmek bile saçmalıktı. Orada canavarlar vardı. Penceredeki çocuklar umurunda bile değildi. Kerim ne yaşadığını çok iyi biliyordu ve bunun tekrarlanmaması için elinden geleni yapacaktı.

"Hep beraber gitmek zorunda değiliz." dedi Yeliz. Kerim'e acıyan gözlerle baktı ve devam etti. "Sen burada küçüklerle beraber kalabilirsin." Onun her zaman korkak olduğunu çok iyi biliyordu. Yıllardır birbirlerini tanıyorlardı ve Kerim, kendi gölgesinden bile korkardı. Ondan yapamayacağı şeyleri istemek haksızlık olurdu.

"Bir kısmımız burada kalmak zorunda zaten." dedi Bora. "Küçük çocukların başında birileri kalmalı." Sîma ile göz göze geldi ve onun da orada kalmak istediğini anladı. "Sen de Asya ile kalabilir misin?" diye sordu yine de.

Genç kız henüz Bora'nın bebeğini bildiğini bilmiyordu ama yine de kendisinden evde kalmasını istediği için mutlu olmuştu. Dışarıda ne ile karşılaşacaklarını bilmiyordu. Üstelik kendisini de çok iyi hissettiği söylenemezdi. Ara sıra başı dönüyordu, akşam yemeğini de iyi yapamadığı için açlık giderek bastırıyordu. Orada kalıp, küçük çocukların başında beklemesi en iyisi olacaktı.

Kerim'in giderek hafifleyen itirazlarından sonra, bulundukları binadan çıkacakları kesinleşmişti artık. Bora, Yeliz, Filiz ve Eymen sokağa çıkacaklardı. Öncelikle karşı binaya yaklaşacaklardı. Karşı Penceredeki çocukların da dışarı çıkmalarını bekleyeceklerdi ve onlara güvenebilirlerse eğer, yanlarına gideceklerdi. Bildikleri herhangi bir şey varsa öğrenecek, daha sonra da sokaktaki arabalara bakmak için ilerleyeceklerdi.

"Ben de gelmek istiyorum." diye öne çıktı Eren. İkizler ve Eymen şiddetle karşı çıktılar ama Bora, yavaşça Eren'in yanına giderek kolunu onun omzuna attı ve onunla beraber başka bir odaya geçti.

"Senin gelmeni ben de isterim Eren. Korkusuzsun biliyorum ve böyle zamanlarda korkusuz olmak çok önemli. Sorun şu ki; sen gelirsen abin de gelmek zorunda kalır. Ayrıca Yiğit seninle her konuda sidik yarıştırdığı için o da gelmek isteyecektir. O yüzden..." Durdu ve genç adamın anlatmak istediği şeyi anladığını fark etti. "Burada kal ve Sîma'ya yardım et lütfen." diyerek derin bir nefes aldı.

Odadan çıktıklarında, diğerleri dışarı çıkmak için hazırlıklarını yapmışlardı. Eymen'in elinde büyükçe bir ekmek bıçağı duruyordu. İkizler ise kendilerini savunmak için tava ve merdaneyi seçmişlerdi. Bora onlara bakarak gülümsedi ama mutfağın yanından geçerken o da eline bir bıçak almayı ihmal etmedi. Merdivenlerden sessizce indiler ve hiçbir ışığın yanmamasına rağmen, etraflarını kolaylıkla görebilmelerine yine şaşırıp kaldılar. Garip olaylar devam ediyordu. Ailelerini donduran her ne ise, zifiri karanlık olması gereken yerleri de o aydınlatıyor olmalıydı. Çocukların anlayamadığı ya da çözemedikleri bir nedenden ileri geliyordu ama bu, onları içten içe sürekli ürpertiyordu.

Apartman kapısına ilk ulaşan Eymen oldu. Diğerlerinin de arkasında sıralanmalarını bekledi ve elini kapı koluna koyduktan sonra arkadaşlarına dönüp baktı. "Aranızda benden başka tüyleri diken diken olan var mı?" diye sordu.

"Hepimiz biraz korkuyoruz tabii." dedi Filiz ve elini genç adamın elinin üstüne koyarak kapıyı açmasını sağladı. "Hızlı olalım ve bir an önce bu gizemi çözüp geri dönelim."

Hep beraber dışarı adım attılar ve çıktıkları binanın kapısı, arkalarından hızla kapanınca korkup birbirlerine sokuldular.

"Anasını siktiğimin şeyi! Ödümü kopardı!" diye söylenerek tekrar sokağın karşı tarafındaki binaya baktı Bora. Birinci kattaki bir perdenin aralandığını görünce diğerlerini de dürttü ve onlara pencerede beliren kızı işaret etti.

"Yine o kız." dedi Yeliz yavaşça. Dört genç sokağın ortasında hareketsizce bekliyorlardı. Karşılarındaki apartmandan onlara bakan kız, orada durmalarını işaret etti ve kendisinin de geleceğini anlatmaya çalıştıktan sonra pencerenin önünden gitti.

"Sizce onu beklemeli miyiz?" diye sordu Eymen.

Bora birkaç adım geri gitmelerini ve ellerinde tuttukları eşyaları kıza göstererek onu korkutmalarını önerdi. Hep beraber onun dediklerini yaptılar ve karşı binanın kapısı açılırken, ellerindeki kesici ve darbe indirmeye hazır aletleri göz hizasına kadar kaldırdılar.

Kapıyı açmasına rağmen, elini kapı kolundan çekmeden bekledi genç kız. Dikkatle karşısında ona saldırmak üzere bekleyen dört gence bakmaya başladı. Onları baştan aşağı inceledi ve sesi titreyerek seslendi. "Sizler gerçek misiniz?" Apartmanlarının kapısını sıkıca tutuyordu. En ufak bir hareketlilikte içeri kaçmayı planlıyormuş gibi görünüyordu.

"Bu kız biraz korkuyor mu, yoksa bana mı öyle geliyor?" diye mırıldandı Eymen kendi kendine.

"Sen kimsin?" diye sordu Filiz, dikkatle genç kıza bakarken. Onun ne kadar korkmuş olduğunu anlayabiliyordu ama yine de ona hiç güvenmiyordu.

"Adım Ayça." dedi kız ve dikkatle kendisini izleyen gençleri baştan aşağı süzmeye devam etti. Özellikle Bora ve Eymen'in elindeki sivri aletlerden çekiniyordu. Aralarındaki uzaklığa rağmen, onları kendisine fırlatarak yaralanmasına neden olmalarından korkuyordu.

"Seni daha önce görmedik bizim sokakta." diye karşılık verdi Yeliz soğukça. Eğer orada yaşayan kendileri ile yaşıt bir kız olsa, mutlaka tanırlardı. Arkadaş olmasalar bile, en azından diğer kızlarla beraber arkasından atıp tutarlardı.

"Burada oturmuyoruz çünkü. Teyzemin yanına misafir olarak gelmiştim." diye karşılık verdi Ayça. Genç kızın korkusu konuştukça azalıyordu. Diğerlerinin de kendisiyle aynı endişelere sahip olduğunu anladıkça içi rahatlamıştı. Demek ki kısa süre önceki düşüncelerinin aksine, dünya üzerinde sadece kendileri kalmamıştı. Garip yaratıklardan başka yaşayan insanlar da olmalıydı. "O binaya ne zaman girdiniz?" diye sordu tereddütle.

"Biz hep oradaydık." Bu kez cevap veren Bora'ydı. Kızın sorduğu soruyu anlamaya çalışıyordu. Demek ki bir süredir kendi binalarını gözlüyorlardı. İçeride yaşayan birileri olmadığını düşünüyor olmalıydı ki bu soruyu sormuştu.

"Ben o binaya girdim daha önce." dedi Ayça şaşırarak. "Orada kimse yoktu. Daha doğrusu..."

"Yaratıklar mı vardı?" diye sordu Bora aniden. Kerim'in söylediklerinin aynısını söylüyordu bu kız da. Canavarlar... "Biz de sizin olduğunuz bina için aynı şeyi düşünüyorduk." diye devam etti hızla. "Pencerede seni ve diğer çocukları görünce çok şaşırdık."

Ayça da aynı şeyleri anlattı. Binada donup kalan yetişkinler yüzünden, tam altı tane küçük çocukla yalnız başına kalmıştı. İçlerindeki en büyük olanı sadece sekiz yaşındaydı ve henüz yanlarına ulaşamadığı iki küçük çocuk daha vardı. Yardım istemek için Boraların olduğu binaya gelmişti ama içeri girdiği anda zifiri karanlıkta kalmıştı. Ardından duyduğu garip sesler yüzünden apartman kapısını tekrar tutmuştu ve eğer tam zamanında dışarı çıkamasaydı, merdivenlerden kendisine doğru koşarak gelen onlarca yaratığa yem olacaktı.

"Bu saçma." dedi Filiz. İkizine döndü ve onun da kafasının karıştığını anladı. "Biz hep oradaydık."

"Eğer Kerim de aynı şeyleri anlatmamış olsaydı buna asla inanmazdım." dedi Yeliz.

"Ulaşamadığın çocuklar mı dedin sen az önce?" diye sordu Bora merakla. Haklıydı. Ayçaların apartmanında, az önce onu gördükleri evin karşı komşusu olan evde iki küçük çocuk vardı. Biri iki yaşında, diğeri dört yaşındaydı. Anne ve babaları donup kalmışlardı ve çocuklar dışarı çıkmayı başaramıyorlardı. Ayça'dan sürekli yardım istiyorlardı ama genç kızın elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Bora diğerlerine bir şey demeden Ayça'nın yanına gitti ve içeri girdi. Genç kız ona güvenip güvenemeyeceğini bilmediği için önce kolunu uzatarak uzakta durmasını istemişti ama Bora onu kenara iterek içeri girmişti bile. Eymen, Filiz ve Yeliz de birkaç saniye birbirlerine baktıktan sonra, Bora'nın arkasından ilerlediler ve Ayça'ya yaklaştıkça onu daha dikkatli incelediler. Genç kız da aynı şekilde onlara bakıyordu. Hiçbiri birbirinden tam olarak emin olamıyordu ama yine de seslerini çıkarmıyorlardı.

"Hey! Çocuklar!" diye bağırdı Bora birinci kattaki kapalı kapının önünde. İçeriden bir ağlama duyuldu ve Bora tüm gücüyle kapıyı sarsmaya başladı. "İyi misiniz? Merak etmeyin! Sizi çıkaracağız oradan!"

"Kaç tane evin kapısı açık." diye sordu Eymen Ayça'ya bakarak. İşlerine yarayacak aletleri o evlerden sağlayabilirlerdi belki.

"Sadece dört." diye cevap verdi Ayça.

"Her evdeki eşyalara bakıp şu kapıyı kıracak bir şeyler bulmalıyız." Eymen ile Filiz kapısı açık olan karşı eve girdiler ve tüm çekmeceleri açıp bakmaya başladılar. O sırada Ayça ile Yeliz de üst kattaki evlere gitmişlerdi. Tüm çocuklar dakikalarca evleri aradılar ve buldukları tüm aletleri Bora'nın yanına taşımaya başladılar.

Diğerleri kapıyı kırmaya çalışırken, Filiz de kendi binalarını her dakika kontrol ediyordu. En son baktığından beri aşağı katlarda bir hareketlilik hissediyordu. En başta ne olduğunu anlayamamıştı ama sonra, apartman boşluğunda birinin hareket ettiğini gördü. Birisi merdivenlerden iniyordu. Birkaç saniye daha dikkatle kendi binalarını izledi ve "Geri zekalı Kerim geliyor!" diye söylendi. Perdeyi sonuna kadar açtı ve öfkeli gözlerle kendi binalarından çıkan genç adama baktı.

"Gelsin boşver." dedi Eymen. Elinde tuttuğu kerpeteni masaya bıraktıktan sonra yavaşça pencerenin yanına gitti ve karşı pencereden kendisine bakan Ayfer ve Sîma ile göz göze geldi. "Neyse ki onlar var. Meryem ve Asya'ya göz kulak olurlar." diye mırıldandı. Amacı kardeşini de sağ salim görebilmekti ama Ayfer ile Sîma, her ihtimale karşı küçükleri pencereden uzak tutmaya karar vermişlerdi. Korkutucu bir şey olursa diye şimdiden korumaya almışlardı onları. Hızlı adımlarla dışarı çıkarken, vakit kaybetmemek için apartman boşluğundaki diğer gençlere seslendi. "Kerim geliyor! Seslenin şuna da birinci katta olduğumuzu anlasın!" O sırada daha önce fark etmediği bir dolaba gözü takıldı ve içini açınca büyükçe bir keser buldu. Onunla kapıyı kıramasalar bile, kilidin yanındaki tuğlaları kırabilirlerdi.

Kerim apartman kapısından içeri girmişti. Neyi kanıtlamaya çalıştığını anlayamıyordu ama onunla uğraşmamaya kararlıydı Eymen. Bu binada yaşayan çocukların yaratık olmadıkları, hatta kendilerinden çok daha zor durumda oldukları belliydi. Kerim'in gördüğü hayaller umurunda bile değildi. Yavaş adımlarla holde ilerledi ve dış kapıdan aşağı seslenen Yeliz ile Filiz'in yanına gitti. "Çıkamadı mı daha yukarı? Alt tarafı birinci kattayız." Bu hiç mantıklı değildi. Kerim apartmana gireli en az otuz saniye olmuştu. Bu süre içerisinde mutlaka yanlarına gelmiş olmalıydı.

"Ben aşağı iniyorum!" dedi Bora sertçe. Kerim eğer şaka yapıyorsa, onu eşek sudan gelinceye kadar dövecekti ama içinden bir ses, buna gerek kalmayacağını söylüyordu. Diğerlerinin beklemesini önermelerine rağmen, Bora onları dinlemedi ve koşar adımlarla merdivenlerden aşağı indi.

Yoktu. Zemin kat yeterince aydınlık olmasına rağmen, orada kimseyi göremiyordu. Bora tüm gücüyle Kerim'in adını seslendi, merdiven altlarında kalan en küçük alana bile göz attı ama genç adama dair en ufak bir iz bile bulamadı. Emin olmak için apartmanın dışına çıktı ve tüm gücüyle Kerim'e seslendi.

Hiçbir yerde yoktu. Eymen onun apartmana girdiğini gözleriyle görmüştü ama Kerim yanlarına gelmemişti. Apartmanın içine adım attığı anda kaybolmuştu.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

5. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.