Eylül, okulun kapısından içeri girdiğinde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.
Kalabalık bir okuldu. Koridorlarda yüzlerce öğrenci vardı ama herkes sanki aynı şeyi biliyormuş gibi birbirine bakıyor, sonra konuşmasını kesiyordu.
Eylül çantasının askısını düzeltti.
“Harika… Daha ilk günden garip bir okul.”
Sınıfını bulduğunda boş bir sıraya oturdu. Yanına gelen kız kendini tanıttı.
“Ben İrem.”
“Eylül.”
İrem birkaç saniye sustu.
“Yeni olduğunu biliyorum.”
“Nasıl?”
“Çünkü buraya yeni gelen herkes ilk hafta aynı hatayı yapıyor.”
Eylül kaşlarını çattı.
“Hangi hatayı?”
İrem cevap vermeden öğretmen sınıfa girdi.
Ders boyunca Eylül'ün aklında tek bir soru vardı.
Hangi hata?
Teneffüste İrem'e tekrar sormaya karar verdiğinde kız ortadan kaybolmuştu.
Eylül onu ararken okulun arka tarafındaki merdivenlere geldi. Üst katta eski bir koridor vardı.
Duvarlarda yıllardır asılı olduğu belli olan tablolar bulunuyordu.
Koridorun sonunda ise üzerinde küçük bir tabela vardı:
13. KORİDOR
Eylül tabelaya baktı.
“13. koridor mu?”
Kapının koluna uzandı.
Tam açacakken arkasından bir ses geldi.
“Oraya girme.”
Eylül hızla döndü.
İrem karşısındaydı.
“Niye?”
İrem'in yüzündeki ifade değişmişti.
“Çünkü o koridor artık yok.”
Eylül kapıya baktı.
“Nasıl yani? Önümde duruyor.”
İrem yaklaşıp kapıyı kilitledi.
“Bazı şeylerin görünmesi, gerçekten orada oldukları anlamına gelmez.”
Ve uzaklaştı.
Eylül olduğu yerde kaldı.
Tam çantasını alıp gidecekken kapının altından küçük, katlanmış bir kâğıt çıktı.
Eğilip aldı.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Beni bulmadan önce gerçeği bul.”