İçeriğe geç

13 Gün

Bölüm 1 · 12 dk okuma

13 Gün

Bölüm 1

1. Bölüm

Sevgili okurlarım merhaba

İlk bölümümüze hoşgeldiniz umarım keyifle okursunuz.

Buraya bir kaç güzel söz bıraksanız ve bende bölümlerde kullansam nasıl olur?

Son bir rica daha,lütfen on parmağınızdan herhangi biri ile sağ alt köşedeki yıldıza dokunur musunuz?

Teşekkür ederim,yorumlar ve oylar fazla

gelirse 2. Bölüm daha hızlı gelir baii💚

~

.Aşk paylaşılmaz.

Mahallemdeki ışıklarda gözlerim gibi

söndü.

~

|• |•

Dışarıda yürürken ağaçlardan yere düşen yaprakları seyrederek gidiyordum, rengarenk bir sürü yaprak. Bir yandan da ayaklarımla zıplayıp tekrar yere basıyordum. Bu sene 3. sınıf olmuştum. Zaman ne çabuk geçiyor,ne ara 20 yaşına geldim onu bile bilmiyorum ama sonuç olarak güzel bir hayat yaşayabilirdim ki yaşıyorum.

Her zaman evrene olumlu mesaj göndermek en iyisi ve hep öyle yaptım yapmayada devam ediyorum. Cebimdeki telefonumun titremesi ile elimi cebime atarak telefonumu bulunduğu yerden çıkarıp ekrana baktım.

Annem arıyordu, canım annem. Şimdi benim dışarıda ne işim olduğunu merak ediyorsunuz. Hastaneden geliyorum her ay düzenli olarak kontrollerden geçiyordum,işte bunlar kan tahlili,idrar tahlili ve daha bir çok şey.

Ben erken doğduğum için doktorlar beynimden şüphe ettiklerini söylemişlerdi (tabi bu ben bebekken söylenen bir şey) annem bunu öğrenince deliye döndü ve her aya bir kontrole gitmek zorunda kalıyordum.

Tabi kan alınmasından korkuyordum ama artık her aya bir verince ne korku kaldı ne de kan. Annemi daha fazla bekletmeden aramayı cevaplayarak kulağıma yerleştirdim.

"Alo? annelerin en güzeli." dedim neşeli sesimle.

"Ay benim kuzuma. Hastaneden çıktın mı annem?"

"Evet annecim on dakikaya evde olurum merak etme."

"Tamam güzelim dikkatli ol."

diyerek aramayı sonlandırdım ve telefonumu geri cebime koydum. Bu sıralarda kaldırım kenarına bir araba durdu, yavaşça camını açtı ve bana baktı.

"Pardon Fen-edebiyat fakültesi tam olarak nerede acaba?" dedi genç bir kadın.

"Şuan oraya uzaksınız navigasyondan falan baksaydınız." dedim gülümseyerek. Kadın benim aksime somurtuk bir şeydi ama aldırmadım.

"Biliyor musunuz bilmiyor musunuz?" dedi düz bir sesle. "Biliyorum ama tarif etsem bile unutursunuz." dedim naif bir sesle. Sonra arkadan gür bir ses yükseldi:

"Arabaya binsin ve bize yeri göstersin!" dedi sert ses. Bu beni korkutsa da tepki vermedim.

Kadın 'duydun işte' deyip arabaya binmemi işaret etti. Pardonda ben niye bu arabaya binicem Allah razısı için?

"Olmaz,onun yerine size navi-" dememe kalmadan arabadan uzun boylu,iri yarı bir adam indi. "Olmaz derken!?" dedi üstüme gelirken.

"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz,kendiniz bulun yardım falan etmem size!" dedim korkuyordum ama bu beni eziklemesine izin vereceğim anlamına gelmiyordu.

"Ne dedin sen tekrar söylede o dilini kes-" derken arkadan başka birinin sesi duyuldu. "Baba kızı rahat bırak başkasına sorar ya da müdürü ararız insanları rahatsız etme." dedi genç bir adam.

Önümdeki adamın yüzünden kafamı sola yatırarak zar zor görebilmiştim. Bu iri adam hala karşımda durunca oğlu önüme geçerek gitmemi söyledi. Tabiki buna itiraz edecek değildim o yüzden hızla uzaklaşmaya başladım.

Evime zaten çok az kalmıştı ama böyle bir şeyi beklemiyordum. Yine de yüzümü asmadım ve inadına gülümseyerek evimin bahçesine giriş yaptım. Annemle kucaklaşmaya ihtiyacım vardı sanırım.

Apartmanımıza girerek merdivenlerden çıktım ve kendi kapımızın önüne geldim. Evet hâlâ daha ailem ile yaşıyorum ama yakında yeni bir eve taşınacağız sadece ben ve Alisa.

Alisa, benim en yakın dostum hatta kardeşim bile diyebilirim. Her şeyi beraber yapar,beraber giderdik. Genelde hep onunlayımdır.

Kapıyı çalarak beklemeye başladım. Bir kaç dakikanın ardından kapı sonuna kadar aralandı ve annemin güzeller güzeli yüzü de ortaya çıktı. Canım annem,annem benim tek neşe kaynağım olabilirdi.

"Annecimmm!" dedim heyecanla. Ellerimi kaldırıp boynuna doladım ve sıkı sıkı sarıldım,onunda elleri belime sarılınca hiç ayrılmak istemedim.

"Ay kızım sanki hiç görüşmüyoruz,hem dışarıda kaldın hadi içeri geç." dedim annem söylenerek. Kafamı sallayarak ayakkabılarımdan kurtulup içeriye geçtim.

Bugün günlerden cumaydı, babam namaza gitmiş olmalıydı. Annem ev hanımı babam ise memur, işte benim çekirdek ailem. Bir kardeşim yok onun yerine Alisa var.

Mutfağa adımlayarak kendime bir bardak su doldurdum ve kafama diktim. Susamış ve aynı zamanda yorulmuştum.

"Kızım tahlillerin ne zaman çıkarmış sordun mu?" dedi annem salatalık soyarken. "Dört, beş gibi çıkar dedi doktorum." dedim bardağı tezgaha bırakarak.

"Tamam kuzum babanla gider gelirsiniz olmadı. Araba onda ya daha iyi olur." dedi annem düz bir sesle. Kıyamam bizi düşünmekten kendine bakmıyordu.

Omuzlarından tutup yanağına sulu bir öpücük bıraktım. Annem de bana öpücük yollayınca kendi odama geçtim. Küçük ama kendi istediğim şekilde bir odaya sahiptim.

Bir duvarım ful kitap posterleri ile doluyken diğer duvarım bir kitaplıktı hemende boydan boya. Kitapları çok seviyor ve hiç bir yere sığdıramıyordum.

Salonda da başka bir kitaplık daha vardı. Penceremin önünde çalışma masam,beyaz renkli dönen bir sandalyem ve Seram vardı. Kaktüsüm,ona Sera ismini verdim ben genelde her şeye isim veririm.

Çalışma masamın üzerinde duran bilgisayarımı açtım ve ders programıma baktım yarın okula geri dönüyorduk. Çok mutluyum,bu bir şaka.

Hangi derslerim olduğuna baktıktan sonra biraz çalışmaya karar verdim çünkü derslere hazırlıklı gitme iyi bir fikirdi fakat fazla zorlamaya da gerek yoktu.

Çalışmaya başlamadan önce solana geçerek koltuklardan birinin üzerinde yatan kedime doğru ilerdim. Dizlerimi halı ile buluşturarak eğildim ve kedimin kaymağını sevdim. Bir yandan gırlıyor bir yandan da kafasını yukarı doğru kaldırıyordu.

Hoşuna gitmişti,bende gülümseyerek biraz daha sevdim ve mutfağa girdim. "Anne ben biraz konulara bakıcam o yüzden bir nescafe mı yapsam ikimize ha?" diye sordum balkona giderek.

Annem balkonda birileri ile konuşuyordu. Sanırım Pervin teyzeydi, Alisanın annesidir kendisi.

Koyu bir sohbette gibiydiler. Annem gülüyor ve hemen ardından kaşlarını çatıp bir şeyler anlatıyordu. Bu komiğime gitmişti fakat ona bunu fark ettirmeden dolaptan nesface çıkarıp çaydanlığın altındaki suyu kaynattım.

Kahvede hazır olunca odama geçip bazı kitapları çıkardım. Artık 3. sınıftım bunun beni zorlayacağını pek düşünmesemde sınavlara asılmam gerekliydi.

Bir saatin ardından yorulmuştum. Kahvemde bitmişti, boş olan bağırdığımı lavaboya koyarak anneme bakınmaya başladım. Solanda da göremeyince banyoya girdiğini anladım,su sesleri geliyordu.

Bende içeriye girecekken kapının çalması ile kapıya doğru ilerledim. Delikten baktığımda bunun babam olduğunu gördüm. Kapıyı açarak babamı içeriye aldım. "Hoş geldini babacım,ver elindekini alayım." dedim ellerimi uzatarak.

Babam memnuniyet ile elindeki ekmek poşetini bana verdi ve evin içinde bulunan ayakkabılıktan bir terlik çıkarıp giydi. Ekmeği mutfağa bırakıp odamdan telefonumu almaya gittim. Saat 16.00'dı tahlillerim çıkmış olmalıydı. Babam,annem banyoda olunca oarayı kullanmamış bu yüzden yanıma gelmişti.

"Naptın bakalım bugün,tahlillerinin sonuçları nasıl?" dedi yorgun bir sesle. Bir de şimdi benimle gelecekti. Bence hiç gerek yoktu araba kullanmasını biliyordum,az çok. Ehliyetimde vardı.

"Baba şuan çıkmış olabilir gidip alıcam. Arabayı alsam, sen gelme boşu boşuna hem yorgunsun?" dedim sorarak. O da bunu düşündü,pek gönlü elvermese de kabullenip kafa salladı. Annemde o vakte kadar banyodan çıkmış hatta giyinmişti bile. Bende üzerime siyah kot pantolon ve siyah, beyazlı bir kazak geçirdim.

"Annem, biz Alisa ile hastaneye gidiyoruz." dedim hafif bağırarak. "Baban bırakacaktı kızım,sen emin misin araba kullanıcağına?" dedi endişeli sesiyle. Kafamı salladım ve elimle öpücük yapıp üfledim. O da eliyle öpücüğü kapıp kalbine koydu.

Kıyamam ya. Annem beni uğurladıktan sonra arabaya yerleşerek çalıştırdım. Gayet iyi kullanıyordum şükürler olsun. Dikkatli bir şekilde Alisa'nın mahallesine geldim. Aslında uzak değildik evlerimiz arasında tek bir sokak vardı. Ben evden çıkmadan Alisa ile haberleşmiştik ve şimdi apartmanlarının önündeydim. Telefonumla mesaj atarak Alisa'ya haber verdim ve beklemeye başlamıştım ki kaldırımda daha bugün gördüğüm adam ile yanında bir kaç kişinin daha olduğunu gördüm.

Acaba çete miydiler?

Alisa apartmandan çıkarak arabaya biniyordu ki aralarından biri Alisa'ya seslenince endişelendim ve hemen arabadan indim. "Pardon?" dedi Alisa anlamayarak. Arabanın etrafından dolaşarak yanına geldim ve kolumu omzuna koydum. Sarı saçlı,mavi gözlü bir çoçuk "Biz bir yer sorucaktık-" diyecekken arkadaşlarından biri sözünü kesti:

"Oğlum iki lafı bir araya getiremiyorsun,her neyse burada *** adlı bir cafe var mı acaba?" dedi esmer bir çoçuk. "Evet buradan sağa saptığınızda azcık yürüyün varırsınız." dedi Alisa,o sırada ben de bugün sabah gördüğüm çocuğa bakıyordum.

Sabah fazla dikkat edememiştim ama kumral saçlara ve çözemediğim gözlere sahipti. Gruptaki en uzun o gibiydi tabi bazıları ile santimlik farkları vardı. Garip bir auraya sahipti. Bir süre sonra kafası bana döndüğünde bakışlarımı Alisaya çevirdim "Artık gitsek mi?" dedim Alisaya karşı,o da başını sallayarak bana onay verdi.

Ben arabanın etrafından tekrar dolaşarak sürücü koltuğuna geçtim,Alisa da başını eğip çete gibi gezen gruba 'görüşürüz' işareti yaparak arabaya bindi. Alisa da binince gaza yüklendim ve sokağı arkamızda bıraktım.

"Lavin senin tahlil verme sürecin bitmedi mi hala?" dedi yalan bir sitemle. Ona gülümseyerek "Hayır annem hala endişeleniyor." dedim göz devirerek. Alisa direksiyonda olan elimi tutarak bana destek verdi. O benim tek güvenebileceğim insandı. 15 dakika sonra hastanenin önüne gelmiştik.

Hastaneye giriş yaptığımızda sonuçlarım için doktorumun asistanı olan Leyla ablanın odasına gittim. Bugün randevular erken bitmiş olacaktı ki kapı eşiğinde sıra yoktu. O yüzden direkt odanın kapısını çalarak girdim. Alisa içeri girip kalabalık yapmak istemediği için dışarda bekleme kararı aldı.

Odaya girer girmez Leyla ablanın neşeli suratı ile karşılaştım. "Merhabalar,kimleri görüyorum." dedi gülümseyerek ben de ona gülüsedim ve "Hoş buldum,hem Leyla abla daha sabah görüştük." dediğimde bir kahkaha patlattı. Ben de ona eşlik ettim ve koltuklardan birine yerleştim.

Leyla abla bilgisayarına bakarak sonuçları arıyordu ki birden durgunlaştı. Tekrar tekrar bir yerlere bakıyordu. Neredeyse bir beş dakikanın ardından telefonuna sarılınca endişelendim. "Leyla abla neler oluyor?" dedim korkuyla. Bana cevap vermedi ve telefondan bir numara tuşladı. Camın önüne geçerek telefonu kulağına dayadı.

Bir şeyler mırıldanıldıktan sonra tekrar yerine geçti. Yüzüne merak ve korkuyla bakıyordum. "Tahlillerimde sıkıntı mı var?" dedmiştim ki telefonum çalmaya başladı. Elime alarak kimin aradığına baktığımda annem olduğunu gördüm.

"Alo anne?"

"Kızım sonuçların çıkmamış mı?"

"Bilmiyorum anne bekliyorum çıkınca ariyim seni."

"Tamam hayatım dikkatli gelin öptüm çok."

"Bende annem." diyerek aramayı sonlandırdım.

Tekrar Leyla ablaya baktığımda "Doktorun gelecek birazdan Lavincim." demekle yetindi sadece. Niye doktorum geliyordu ki,genelde hep Leyla abla ile hallederdik işlerimizi.

Daha da panik yapmaya başlamıştım ki doktorum odaya giriş yaptı. Bende bununla beraber oturduğum koltuktan kalktım. "Doktor hanım neyim var? Kötü bir şey mi?" dedim korkuyla.

Doktorum kendi masasına yerleşerek dosyalara baktı. Ben burada kafayı yemek üzereyken hem de.

"Lavin otur lütfen koltuğa." dedi naif bir sesle. Daha fazla karşı çıkmadan oturdum ve gözlerine baktım. "Lavin bu nasıl söylenir emin değilim hatta bunu nasıl fark etmedik ondan da emin değilim tatlım..." dedi, kesin kötü bir şeydi.

Hayır Lavin sen iyisin merak etme. İyiyim değil mi?

"Doktor hanım ne demeye çalışıyorsunuz?" dedim endişeyle. "Lafı dolandırmadan direkt söyleyeceğim tatlım. Beyninde büyük ve hâlâ daha büyümeye devam eden bir tümör var ve bunun ameliyatını burada yapamıyoruz, bizi aşıyor. Amerikada yapılabilir bir ameliyat fakat maaliyeti oldukça fazla." dedi doktorum, ben şok ile doktora bakmaya devam ettim.

"Ve senin sadece 13 günün kaldı Lavin. Belki daha az bile olabilir,o yüzden ailen ile çabucak konuş kızım." dedi doktorum.

13 gün mü? Ben yaşamak istiyorum, ölmek değil ki.

"N-ne demek 13 gün,ben ölecek miyim?" dedim inanamaz şekilde. Doktorum ve Leyla abla başını öne eğerek iç çekti. Gözlerim dolarken ben gülmeye başladım. Gülüşüm bir haykırışa dönüşünce dışarıda olan Alisa odaya girmişti.

Elleri omuzlarımı tutup yüzümü yüzüne döndürdü. Gördüğü şey ile o da şaşırmıştı çünkü Lavin ağlıyordu. Ben hep gülerdim şimdiki gibi ama bu gülüş mutluluk değildi ki.

"Lavin ne oldu? Ağlama bebeğim." dedi Alisa bana sarılırken. En sonunda beni odanın dışana almışlardı. Alisa doktorumun söyleyeceği detayları dinlemek için odadaydı. Benim yerime o ilgileniyordu çünkü benim kafam patlamak üzereydi bunu almıyordu.

Alisa işini halledince elinde bir reçete ile bana gelip boşta olan kolunu omzuma sarmaladı ve hastaneden çıktık. Gözlerimde hazır bekleyen yaşlar vardı fakat salmıyordum.

Dışarı çıkmamız ile açık havanın yüzüme çarpması bir oldu. Huzursuz bir şekilde Alisaya baktım. "Şimdi ne yapıcam Alisa,anneme nasıl söylerim bunu." dedim hüzünle. Hep gülüp eğlenen kız, şimdi bir çukurun içine düşmüştü.

"Of Lavin bu haline hiç alışık değilim biliyor musun? Ve annene ne dendiyse aynısı söyliyicez hem tedavisi var para biriktirir seni ameliyat ettiririz." dedi inançla.

Bu seçenekte vardı evet ama çok az günüm vardı. "Kaç para dedi?" diye sordum bir umut belki bütçemiz yeterdi. Alisa durgunlaştı "35.000 dolar yani bu da yüksek bir türk lirasına tekabül ediyor." dedi sıkıntıyla.

"Yuh,bu para neremizden çıkacak Alisa." dedim şokla. Alisa da bunu bilmiyordu o yüzden daha fazla uzatmadan yürümeye başladık. Doktor benim için bir kaç ilaç yazmıştı,eczaneye girerek gerekli ilaçları aldık.

İlaçlar ve muayene parası bile pahalıydı. Eczaneden çıktıktan sonra direkt arabaya bindik. Bu sefer Alisa kullanıyordu çünkü ben hala kendimde değildim.

13 günde o kadar parayı nasıl bir araya getirecektim ki bu imkansızdı.

Evrene olumlu mesaj gönder...

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra gözlerim yola odaklandı. Biri bana dokunsa ağlamaktan ciğerim sökülürdü ama güçlü olmalıydım.

Yarım saatlik bir yoldan sonra kendi apartmanım önündeydim. Hayatımda hiç bu apartmana girmek istemeyeceğimi düşünmezdim fakat olmaz dediğin her şey bir gün olurdu.

Alisa ile bakıştık,bu zordu hemde çok. Ne diyecektim anneme ölüyorum anne,son 13 günüm kaldı mı? Ah hayır.

Alisa yanıma gelerek omzuma dokundu "Beraber atlatıcaz hayatım sakin ol ve içeri girelim." dedi hüzünle. O da ağlamamak için zor duruyordu ve bir de beni daha çok üzmek istememesinden kaynaklıydı.

Ne kadar hazır olmasamda başımı salladım ve apartmana girdik. Ellerim titriyor ve soğuk soğuk terler döküyordum. Alisa titreyen bir elimi tutu ve merdivenlerden çıkmaya başladık.

En sonunda kapımızın önüne gelince tekrar Alisaya baktım. Büyük ihtimalle gözlerim kan çanağına dönmüştü ama bu umrumda değildi.

Alisa başını eğip onayladı. Elimi uzatarak kapıya vurdum. İki dakika sonra kapı sonuna kadar açıldı ve karşıma annem çıktı.

Bana gülümseyerek bakıyordu,ben ise çökmüş bir şekilde. Annemin gülüşü dudaklarında sabitlenirken bir bana bir de Alisaya baktı. "K-kızım ne oldu sana böyle?" dedi annem,sesi titremişti. Kendine gelerek hızla bizi içeriye aldı ve salona geçmemizi sağladı.

Koltuğa oturmuştum hemen yanımada annem. Alisa mutfaktan bana su getirirken babam da odaya giriş yapmıştı.

"Kızım noldu anlat delirtme beni!" dedim annem,sesi biraz yüksek çıkmıştı. Babam da bir yandan anneme sakin olmasını söylüyordu. Alisanın getirdiği suyu sonuna kadar içtim ve gözlerimi kapatıp açtım.

Annemin daha fazla bekleyemeyeceğini anlayınca yutkundum ve söze girdim: "Şimdi söyleyeceğim şey hepimizi biraz üzecek ama merak etmeyin..." dedim ve devam ettim. İkisi de beni dikkatle dinliyordu.

"Haliyle tahlillerim pek iyi gelmemiş,bir kaç ilaç yazdılar zaten." dedim ve daha fazlasına dilim varmadı. Gözlerim dolmaya başlamıştı bile.

"Kızım şunu doğru düzgün anlat,ne dedi doktorun?" dedi babam endişeyle. Benim dilim tutulmuş gibi susup kalınca araya Alisa girdi. "Lavinin beyninde büyük bir tümör var ve ameliyatı Türkiye de yapamıyorlar." dedi Alisa büyük bir soğukkanlılıkla. Eğer bunları söylemezsek hiç bir çözüm bulamazdık. Annem ve babamın gözleri şokla büyüdü.

"Ne demek bu şimdi,bu kadar büyüdüyse nasıl şuanda öğrenebilirler!" dedi babam hiddetle. Hala kendimi tutuyordum çünkü daha en önemli yeri söylememişti.

"Ve bu size fazla ağır gelecek ama Lavin ölebilir,doktor ancak 13 gün ya da daha az dayanabilir dedi." demesi ile annemin göz yaşları bir bir akmaya,bunla beraber benimde sıktığım göz yaşlarım akmaya başlamıştı.

Annem bana sıkıca sarıldı ama şoku kimse atlatamadı. Her şeye pozitif bakan, gülümseyen Lavin artık çökmüştü artık bir hiçti.

Olumlu düşünemiyordu. Kafası o kadar bulanıktı ki kendini tanıyamadı.



Umarım bölüm hoşunuza gitmiştir.

Sizce Lavin parayı nasıl bulacak?

Sizce Lavin ölecek mi?

Yorumlarınızı bekliyor olacağım bir dahaki bölümde görüşürüz okurlarım

SEVİLİYORSUNUZZ 💗

Günün sözü

Defter aynı olduğu halde yeni bir sayfa açmanın ne önemi var.

|•

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.