Lexena Kalaşnikov(Лексена Калашникова): güzel bir kız, seri katil, annesi o 5 yaşındayken öldü, babası rus pazarlama şirketi baş müdürü.
Alex Brown: dedektiflik ve polisliği aynı anda yapmaya çalışan, yakışıklı, ailesi bilinmiyor.
Bara girdim, öldüreceğim kişiye dikkat çekmeden yaklaştım, son bir kez peruğumu düzeltip kurbanımın yanına oturup "selam yakışıklı" dedim Kurbanımın adı Paul'dü ama ben onu hiç tanımıyormuş gibi yapacaktım, normalde plansız hareket eden bir insanım, ama planımın temelleri zihnimde.
Güzelliğim yüzünden cevap çok fazla gecikmedi tabii salak işte ne olacak "selam güzellik, ne istersin? İçkiler benden" dedi, bana bir votka sana da zehirli bira haha "umm. Bu gece biraz fazla içtim sanırım, ama seninle bir bardak votka içebilirim" dedim.
Daha, tatlı ve salak paul'ü nasıl öldüreceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Paul'ü iyi tanıyordum, bira söyleyeceğinden adım kadar eminim ama adımdan bile emin değilim. Ki bira söyledi zaten, bende sohbet amaçlı konu başlatmaya karar verdim
-"buranın votkası nasıl?" Kafamı s- bu nasıl cümle başlatmak?
-"buranın votkasını ben çok beğenmedim, aroması kötüydü"
-"genel olarak votkaya aroma yakışmıyor zaten, bir rus olarak bunu söyleyecek en iyi kişiyim"
-"vay rus'sun demek, ne kadar güzel"
Babam paul'ü öldurmemi söylerken verdiği bilgiler doğruymuş, en son ki şirket rakibimizin oğlu, martini hakkında verdiği bilgiler yanlıştı. Belki de martini bana yalan söylemişti. Neyse mekanı cehennem olsun, derken Paul bir anda konuştu.
-"geldiğinden beri ismini hiç söylemedin tatlım"
-"ahh doğru" hangi ismimi kullansam? "Sasha"
-"demek adın sasha, ismin gibi sende güzelsin"
Bir anda bir havai fişek patladı.
Paul hemen o tarafa bakarken ben onun içkisine zehir koydum. kendi votkamı saniyeler içinde bitirdim ne de olsa rus kızıyım, tabii votka tekleyeceğim, ama Paul
Benim ufak çaplı hareketimi görünce o da içkisini aniden kafasına dikti.
Bütün zehirli birayı aniden içince rahmetli oldu, acaba tahtalı köyünü görmüşmüşmüdür? evet ben bir salağım, gereken dozun üstüne çıkmakla kalmayıp anasını ağlattığım için aniden gitti. Neyse rahmetli nasıl anılırsın diye sorarlarsa zehir dolu birayı fondip yapmayı severdi derim. aniden yere düşünce çok dikkat çekti.
bütün gözler üzerimde cirit atınca bende rolümü oynayarak paulün yanına çöküp uyandırmaya çalışıyormuş gibi yaptım birkaç kişi telefonunu çıkartıp acil servisi arayınca elim ayağıma, ayağım elime dolandı.
sonra siren sesileri geldi sanırım kendimi eleverek vermek üzereydim. Siren sesleri kapıda durdu. Yaklaşık 10 polis içeri girdi, hepsi bu olayın benim suçum olduğunu biliyorlardı ama peruk ve 100gr makyajın altındaki kişiyi tanıyorlar sadece içlerinden birinin gözü üzerimdeydi. Tabii korktum
S- polisi bi peşimden düşmedi, ilerdeki tuvalet uygun gibi. her ne kadar dikkat çekmemek için yavaş yürüsem de hemen tuvalete girip kılık değiştirmem gerektiği için kendimi tutamayıp koştum. Tuvalete girmem ve kabine girmem aynı Saniye içinde gerçekleşti, peruğumu ve elbiselerimi değiştirdim.
tabii çıkarttıklarımı tuvaletteki çöp kutusuna attım, yanımda taşıdığım çanta büyüklüğü ile her ne kadar dikkat çekse de hayat kurtarıcım bu çanta, içerisinde kullandığım silahlar, kılık değiştirirken taktığım peruklar, kimliklerim, sahte diplomalarım, elbiselerim, resmen evimi orada taşıyorum. İyice hazır hissettikten sonra kabinden çıktım son bir kez aynaya bakıp tuvaletten çıktım.
Babam, pavel aradı o sırada.
Kalaşnikov(Калашников) soyundan olmak benim için bir onurdur çünkü soyum, AK-47 saldırı tüfeğinin mucidi Mihail kalaşnikov'a dayanıyor soyumuz çok seviyorum ama bazen değiştirmek zorunda kalıyorum, sahte kişiliklerimin ortaya çıkmasını istemem
Babamın aramasını reddettim. İnsanlar panikle paul'e bakarken oradan ayrıldım, tam barın kapısından dışarı çıkarken çekici ve yakışıklı biri ile göz göze geldim elinde havai fişek vardı, içinden ona minnet duyarak dışarı çıktım. Kapıdaki polis arabalarının ışıkları gözümü alırken gözlerimi kıstım. Hemen Babamın şirketine gittim.
Babamın şirketine girdiğimde beni lüks heykeller ve güzel ortam karşıladı, tabii uğruna 43 kişi öldürdüğüm şirketin kötü olmasına imkan yoktu
Gözlerim Babamın ofisini aradı, hemen kapıyı çaldım
"Gel"
Kapıyı açıp içeri girdim ve kapıyı kapattım
"Paül'ü de öldürdüm. Sıradaki kişi kim?"
Baban bana bir dosya uzattı, kendimi bildim bileli korkutucu ve ağır bir aura'ya sahipti. Dosyayı alıp inceledim
Dosyada Nicolas adındaki benimle yaşıt ve yakışıklı biri adamla karşılaştım, gerçekten hoş görünüyordu, dosyanın diger sayfalarında nelerden hoşlandığı, alerjileri ve bu tür bilgiler yazıyordu. Ama doğrusunu söylemek gerekirse tam benim tipimdi. Sapsarı saçları, masmavi gözleri vardı.
Dosyayı incelemeyi bıraktıktan sonra babama döndüm "ee detay yokmu? Hangi rakibimiz bu hoş çocuk"
"Hoş falan değil, rakip şirket o kadar, diğer bilgiler orda yazıyor"
Babam niye böyle ya? Neyse kendi halinde takılıyo işte. Babam tekrar konuştu "artık şirketi üzerine bırakabileceğim bir damat lazım bana"
Ney? Hass S- "baba şimdilik beni darlamasan mı?"
"Çık dışarı, senin için birilerine bakarım, ama sende bu şirketi yönetebilecek ve sevebileceğin birini aramalısın"
"Peki baba" aslında bardan çıkarken gördüğüm o çekici ve yakışıklı çocuk olabilir ama kişiliği de önemli neyse belki bir daha hiç karşılaşmayacağız
Dosya ile birlikte odadan dışarı çıktım şirketin biraz aşağısındaki kafeye gidip dosyayı daha dikkatli inceledim