İçeriğe geç

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 7 · 8 dk okuma

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 7

Kararlar

İnsan sesinden ne zaman vazgeçer?

Yanlız kalınca mı sesini kaybeder?

yoksa;

Karşında duran kişiye bir şeyler anlatırken, anlamsızca bakmaya başladığında mı...

Ben onlara ayak uydurmiyacaktım beni kendilerinden sanmasınlar diye , ama onların bana ayak uydurucağını düşünemedim...

Kafamda kendime milyonlarca kez lanet ediyordum, neden gitmiştim ki oraya ya doğru söylemiyorlarsa, niye mi böyle düşünüyorum onları fazla küçümsemek aptalık olur. Ak kurtlar dünya tehlikeli teşkilat sisteminde ilk 5'e girmişti yani onlara bulaşmak için ya deli yada kıral olman gerekir ve bilin diye söylüyorum, hiç bir kıral kaybediceğini bile bile bir yarışa girmez.

Peki ben neden onlara katılmıştım kral değilim o zaman deli kalıyor bana. Evet ben deliydim , deli beni görse yanımda Einstein kalır...

O zaman ben neden mi gitmiştim? Bilmiyorum anlık bir kararla da gitmemiştim 5 gün boyunca bütün olasılıkları düşünmüştüm ama annem hakkında dedikleri şeyler beni bozguna uğratmıştı. Benim annem normal bir avukat deyil miydi, ak kurtlar katilini arıyorsa onlar için önemli birisiydi demek. O zaman neden onu silahın, kurşunundan korumamışlardı.

Çok düşünmek beni 5 km koşmak kadar yoruyordu.

Elimdeki tabaklara çok uzun bakınca beni biri arkamdan dürtü , o tarafa dönünce teyzem olduğunu gördüm. " hera ne oldu" dediğinde durgun gözlerle semira teyzeme baktım ne diğcemi bilemedim gelişi güzel gülümsedim " hiç sadece gözüm dalmış" dedim ve hızla içeriye ilerleyip elimdeki tabakları masaya koydum.

Sofrayı kuruyorduk çünkü birazdan abimler sınır görevinden gelicekti ve başta elis olarak hepimiz onlara yemek hazırladık .

Elimdeki tabakları koyduktan sonra içerden bağrışlar yükseldi elinde salatayla gelen asaf gülüyordu, asafa bakıp noldu diye kafamı salladım asaf elindekini safraya koyup bana yaklaşıp " sakın sana soru sorulursa cevaplama" dediğinde asafa bakmakla yetindim ama sonra neden böyle dediğini anladım.

İçeri giren elis ve semira teyzem nerdeyse birbirlerine gireceklerdi ellerindekileri masaya atıcak gibi koydular konunun ne olduğu anlamak için dinlemeye başladığımda bir yandan tabakları yerleştiriyordum.

"Sen kimsinde kutayı benden iyi tanıyacaksın ben onun çocukluğunu biliyorum sen kimsin kutayı benden daha iyi tanıdığını söylüyorsun " diye elisin üstüne yürüyünce semira teyzem ,elis hiç kımıldamadın yerinden durdu " sen çocukluğunu görsen ne yazar sana bir şey anlatmadığında, benimle sevgili olduğunu bile en son sen öğrendin asıl sen benden daha iyi tanıdığını söylüyorsun" diye bağıran elis oldu.

Elis konu abim olunca gözü hiç bir şey görmüyor.

Semira teyzem elisin dediğinin üstüne kahkasını bıraktı " sen kendini çok yukarlarda görüyorsun canım dikkat et düşmeyesin" diyince elis yapmacık bir gülme kondurdu yüzüne " sen merak etme teyzecim! Düşmemem, düşersemde sevgilim tutar beni" dedi elis bunun üstüne semira teyzem " ben varken seni napsın eliscim, başta beni tutar kutaycım" diyince elis kaşını alayla kaldırıp " seni. Güldürme beni" dedi sonra göz ucuyla bana bakıp kafasını salladı" ben ne olduğunu anlamadan elis "tamam gel heraya soralım" dediğinde ben bu konuya nasıl dahil olduğumu anlamadan ikisi aynı anda " hera kutayı hangimiz daha iyi tanır " dediler Ben ne diyiceğimi bilemedim, bir tarafata arkadaşım diğer tarafta teyzem.

Şimdi anladım asafın neden öyle dediğini.

Bu ani soru karşısında sadece bakmakla yetindim. Benden cevap gelmesini beklerken içeri kavgayı bitiricek kişi geldi.

Zelina teyzem girdi içeri elinde bardaklarla arkasında dünyayla. " siz kavga etmek için bahane mi arıyorsunuz" dedi elindekileri masaya koyarak elis zelina teyzemin yanına gidip semira teyzemi şikayet etti, semira teyzem elisin dediklerinden sonra yine kavga etmeye başladılar artık bağrışlara dayanamayan zelina teyzem " yeter" diye bağırdı " kutay birazdan gelicek ona sorarsınız " diyip masayı kurmaya başladı.

Elis ve semira teyzem birbirlerine sinsice baktı ve onlarda masaya yardım ettiler.

Bir süre geçtikten sonra dışardan araba sesi geldi dışarı ilk koşan elis oldu arkasından ben ve dünya arkasından çıktık. Çıplak ayakla merdivenlerden inen elis karşısındaki 2 haftadır görmediği sevgilisine koştu ve hiç düşünmeden sarıldı sonra defalarca öptü sevgilisi olan abimi. Onları kapı eşiğinden izledik dünyla ile birlikte dünya onların aşklarını çok sever.

Onları filim gibi izlerken arkamızdan teyzelerimiz geldi zelina teyzem bize kızgın bir sesle "şimdi de dikizciliğe mi başladınız" diye sorduğunda dünya göz ucuyla arkasındaki kadına baktı " en azından onlar başbaşa odadayken duvara bardak koyup dinlemiyoruz sizin gibi" diyince imalı bir sesle sonra tekrar önüne döndü dünya teyzelerim ne diyiceni şaşırdı sanki bilmediğimizi sanıyorlardı, oysa dünya daha neler biliyordu.

Arkadan gelen asaf " hadi sadece ben dinliyorum sanıyordum. Neyse bir dshakine taplanalım hep beraber dinleriz. Gurup dinlemesi" herkez asafa şaşkınlıkla baka kaldı sesizliği bozan dünya oldu "sen odaları mı dinliyorsun" dedi asaf kapıdan dışarı aynı bizim gibi bakarak " niye bu kadar şaşırdın ki semira ve zelina dinleyince niye bu kadar şaşırmadın" diye çemkirince dünya asafa dirsek attı " senle onlar bir mi. Manyak mısın abi" sesi sonlara doğru kızgın çıktı asaf omzunu indirip kaldırdı.

Tam bir şey diyecekken yanımıza doğru gelen abimleri görünce sustu.

Bencede susmalıydı abimler öğrenirse ilk elis sonra abim olucak şekilde hepimizi öldürürlerdi.

Abimler geldiklerinde abimin kucağındaki elise nasıl baktıysam " ayağıma bir şey almadım kutay da yalın ayak yürütmedi" diye açıklama yapınca kafamı sallayıp içeri gittim arkamdan gelen diğerleri gülmekle yetindi.

Güneri abim arkadan " aile var " diye bağırınca kutay abim pek hoş olmayan şeyler mırıldandı.

Herkez sofraya geçtiğinde görevin nasıl geçtiğinden bahsettiler, ama ben pek oralı olmadım önündeki patates püresini tavağımda oynarken kafamda daha farklı şeyler vardı. Başta olarak ak kurtlar...

Herkez dünya ve elisin gönülü olarak gittiği hastanedeki yaşadığı olayları dinlerken, bir yandanda televizyonda çıkan haberler hakında konuşuyorlardı.

Televizyonda insanların kıralla karşı gelenleri öldürmekle ilgili haberler çıkıyordu. Halkı korkutmak için böyle haberler çıkartıyorlardı ve eskiden olsa işe yarardı ama şimdi pek işe yaramıyordu. Sunucu kadına odaklanmıştım yani abimleri dinlemekten iyiydi " Bugün de krala karşı saldırı oldu sayın izliyiciler bunu yapan 32 yaşında 2 kişi oldu biri kralımıza diğeri kralın sağ kolu olan ferideye saldırdılar kralımızın durumu iyi neyseki durumu iyi olarak biliyoruz umarım yakında bu vahşetin durmasını diliyoruz ve kralımız barışa yapılan bu saldırıların bitmesini diliyoruz" dediğinde başka habere geçti.

Neden feridenin durumu hakkında bilgi vermediler ki, kim bilir ne hale getirmişleri kızı. Herkezin kini bu kızaydı 27 yaşındaki bu kız, bu kadar ağır bir yükün altında bırakmaya ne gerek vardı. Tamam bir hata olarak abisini öldürmüştü ama o da yaşamak istediği için yapmıştı.

İnsanlar çok bencil ve bu huyları onların kanlarında vardı.

Güneri abim televizyonu kapattı "haber saçmalamaya başladı." diyip yemeğe devam etti. Tamam saçma olabilir ama kafamı dağıtmak için başka şeylere bakmam lazımdı.

Elisin yüzü düştü çünķü abimler yine sır görevine gidiceğini öğrendi biraz gitmenesi için ısrar etti, abim kabul etmedi doğrusu edicekti ama güneri abim son anda itiraz edip abime kızdı.

Masadaki sohpet iç açıcı değildi ama mecburen dinlemeye başladım.

"Babanız iki haftaya geliyormuş sabah aradı beni. Hera seni görevde sandı o yüzden beni aradı," dedi semira teyzem sadece kafamı salladım.

Babam iş adamıydı o yüzen sıkça yurt dışına çıkıyordu, zaten evde olsada pek konuşmazdık onun gözde kızı kardeşim lorin'di.

Bu evdeki en sevilen kişi şüpesiz kız kardeşimdi o evimizin saf yetenek olan kızı olan minik kuğusuydu. Benim kardeşim danscıydı her yere gider sahnede gittiği yere göre o yerin dansını yapıyordu. Hem evliydi hem de işinde oldukça yetenekli şu an pariste konferans veriyordu. Yani kim olsa en sevdiği evladı o olurdu sarı güneş gibi saçlı yeşil gözlü biriydi ismi bile kulağıa güzel geliyordu... kim olsa onu daha çok sever.

Onları dinlemediğim fazlasıyla belli oluyordu o yüzden pek üstüme gitmemişlerdi ve tekrar başka konu hakında konuşmaya başlamışlardı, ister istemez kulağım konuştuklara şeylere kayıyordu.

Kutay abim ağızındakini yuttu ve konuşmaya başladı " komutan kızı kayıp başar komutanım bütün yerde kızını arıyor" dediğinde şaşırdım çünkü nerdeyse 8 aydır kızı kayıp ve hiç bir yerde bulamıyordu. Başar komutan abimleri eğiten üst subaylardan biri ve beni çok sever kendisi kızıyla daha önce hiç tanışmadım. Kızı nişanlanırken beni çağırmıştı ama göreve gittiğim için gidememiştim.

Başar Komutanım için üzüldüm çünkü en değer verdiği çocuğu oydu. 4 tane çocuğu vardı en büyük kızıydı kaybolan.

Semira teyzem içli bir nefes verdi " yazık annesi nasıl harap olmuştur. Geçen gün nişanlısı nişan yüzüğünü atmış demiş ki " ölü birini birini bulunmasını bekleyemem" demiş şerefsiz zaten onu hiç gözüm tutmamıştı. Burnundan aldığı nefes gırtlağında kalsın..." semira teyzem sonlara doğru o adama hayatı boyunca edilmediği beduvayı semira teyzem söyledi.

semira teyzem biraz garib beduvaları vardır.

Artık dayanamadım ve abime dönerek "cezam ne zaman bitiyor" dedim net bir sesle masadaki her kez bize döndü kutay abim çatalındaki eti ağazına götürücekken bir süre durdu sonra eti yiyip yutunca " daha çok var" dedi " ne kadar var" dedim hiç beklemeden. Şehir işleri kötüydü ama en önemlisi ak kurtlar eğer göreve gidersem annemin katilini bulamazdım.

Güneri abim " benimle çalışmak o kadar kötü değil abartıyorsun hera" dedi yarı alaylı yarı ciddi susunca derin bir nefes verip " kişisel algılama abi sadece daha ne kadar buna katlanmak zorunda kalıcağımı merak ediyorum sadece" dedim çatallı bir sesle abime gönderme yaparak.

Zelina teyzem ciddi bir sesle " sofrada iş konuşmak yasak" diyince ben sadece kutay abime baktım o da bana bakarak " 3 ay" diyince kaşımı kaldırdım o sinirle. Elis " kutay lütfen" diyince abim anlık elise baktı elis kaşını çatmış ona baktığını görünce "2 ay" dedi elis boğazını temizledi ama kutay abime farklı bir şey dediği için " 1 buçuk ay" dediğinde gülümsedim sinirden kafamı salladım.

" peki o zaman ben 2 aylık tatilime çıkıyorum" dediğimde bu sefer gülen kutay abim güldü ona karşılık verdim.

Bana 1 buçuk ay boyunca ceza verdi o zaman ben de o cezayı farklı bir şekilde değerlendiririm.

2 ayda annemin katilini bulucam ve işimin başına dönücem.

Bir karar en fazla ne kadar etkiliye bilir ki beni zaten geçici bir şey

🔮🌌🌌🔮

Bölüm sonu

5 yorum