İçeriğe geç

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 4 · 5 dk okuma

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 4

Cüda

Hayat ileriye bakarak yaşanır

Geriye bakarak anlaşılır

Kierkegaard

Zaaflar insanın, zayıf noktasıdır bir eşya bir hayvan yada bir insan o şeye fazla değer verirsen gün gelir o gider hem de dönmemek üzere ve o günden sonra vücudunun bütün uzullarında ruhani bir yara açılır.

Zamanla geçer dersiniz ama yaralar sarılmadıkça kırk yıl geçsede o yaranın ismi zaaflar olur.

Ya yarayı sararsın kendin yada sarması için birini bulursunuz.

Kanepenin rahatlığı bile beni sakinleştire miyordu, diğer koltukta oturan dünya ve Elis kıpır kıpırdı çünkü birazdan başlarına neler geliceni kestiremiyorlardı. Asaf diğer koltukta hiç birimizi umursamadan keyifle çerez tıkınıyordu çünkü birazdan kutay ve Güneri abim gelicekti.

Ne olmuş ki elektirik kaçağı, bomba ve karpuz keser gibi insan kesen adamların olduğu bir hastanenin içinde dolaştıysak ne abartıyorlar. Bu benim işim... sayılır.

İçimdeki saçmalayan sesi susturup çaprazımda duran kızlara baktım, dünya başını elisin omzuna yaslamış tedirginlikle boş duvara bakıyordu.

Hastane olayında 2 gün geçmişti abimler hastanedeki olayları incelemek için 2 gündür yoklardı ama yarım saatle burda olucaklardı. Güneri abimin sinirini az da olsa telefonla konuşurken almıştım ama kutay abimin sinirini düşündükçe... ölüm fermanımı hazırlamak için herşeyi hazılamıştım.

Asafa göz ucuyla baktım pişmiş kelle gibi gülüyordu kaşımı çattım " hadi ama asaf benim hiç bir suçum yok" bu sefer elise dönerek "bütün suç şu sarı çiyanda hem sen neden bunları tutmadın orada seninde suçun var burda" diyip söylenmeye başladım elis ve dünya bana 'hayin' der gibi baktılar. Kimse kusura bakmasın ama söz konusu abim olunca işler değişiyordu çünkü kutay hem abim hem de komutanımdı yani bana yapıcaklarını bir Allah bir de güneri abim biliyordu.

Asaf bıkmış bir sesle "hera'cım balık beyinlim sen küçükken kuyuya mı düştün? " diye sorunca sinirle yerimden kımıldandım " asaf sabrımı zorlama beni ayağa kaldırma seni bir balık yaparım üç gün suda yaşamak zorunda kalırsın" dedim zaten tedirgindim böyle konuşması sinirimi artırıyordu.

Asaf elindeki çerezi masaya koydu " hera saydım ve sana bu sekizinci açıklamam. Ben bunları dışarı götürdüm sonra hani ben doktorum ya yaralanmış insanlara bakarken içeri yeniden girmişler sonra da içeri girmeye çalıştım ama beni içeri almadılar " dedi ayağa kalkıp dünyanın önündeki çerezi alıp aynı yerine oturdu " hem benim bundan sonra yapıcak bir şeyim yok " o da farkındaydı kutayın bizi neler yapıcağnı.

Dünya abisine döndü " nasıl yok sakla bizi " derken kafasını kaldırdı ayak ucundaki yastığı alıp yüzüne tutu bu hali gülümsememe neden oldu.

Asaf tam kardeşine bir şey diyecekken ince bir kadın sesi içeriyi inletti.

İçeri elinde tepsiyle giren semira teyzem kızgınca asafa baktı. Sarı dalgalı saçları ve sivri çenesi dikkat çekiyordu mavi gözleri ben burdayım diyordu. Giydiği şort etek ve kısa koyu üstü yaşını gizliyordu.

Elindeki tepsiyi masanın üstüne koydup tek koltuklu koltuğa oturdu "siz hastane olayı yüzünden yine kavgamı ediyorsunuz. Yani kavga edin ama hep aynı konu olunca sıkılıyorum konuyu değiştin bu yüzden " diye azarladı kavga etmemizde sorun yoktu ama hep aynı konu olunca mı sıkılan bir teyzem var. Dünya hızla teyzemin yanına oturdu elindeki yastığı ise asafa attı "semira teyzem lütfen sakla bizi en azından beni kutay abim bu sefer bizi yaşatmaz" teyzem kısa olan saçını sevdi dünyanın " merak etmeyin ben halederim kutayı. Hem Ben varken bir şey yapamaz korkmayın" diyince içerden gülme sesleri geldi.

Sonra içeri 51 yaşında simsiyah saçlı bir kadın girdi içeri mavi gözleri semira teyzemle aynıydı zalina teyzem eli belinde " sen kutayı tutabiliceğine inanıyormusun" diye dalga geçti. Zalina ve semira teyzem ikizdi aynı abimler gibiydi.

Semira teyzem zelina teyzeme kenardan baktı

" Sen kutayı durdura mıyorsun diye kıskanıyorsun" dedi içerde yüksek bir kadın kahkası yükseldi " sen bayılma taklidi yaparak mı kutayı durduyorsun" dedi gülmesi bitince semira teyzem de kardeşini taklid ederek aynı onun gibi güldü " hiç yoktan iyidir senin gibi koltuğa yapışık oturmuyorum" dedi sitem ederk.

İkisi çok sık kavga ederlerdi en basidinden zelina teyzem nefes alırken çok fazla havayı içine çekince, semira teyzem 'odada hava bırakmadın' diye kavga ederlerdi. Zelina teyzem önceden şarkıcıydı, semira teyzem ise oyuncuydu tiyatro ve filimlerde oynardı.

Teyzemler annem ölünce bize baktılar ben küçük olmama rağmen onların bizi yanlız bırakmamak için sırayla işe giderlerdi babam bakıcı almayı önerince evde kıyamet kopmuştu kardeşim teyzeline kendini çok kaptırmıştı ve o da dance olmuştu bazen filimlerde oynuyordu bu yüzden hep yurt dışındaydı.

Odada bir yandan teyzelerim bir yandan da dünya ve asaf kavga ediyordu elis kavga eden kardeşlere bakarken tek çocuk olduğuna duva ettiğine eminim.

Ve herkezin korktuğu o melodi, duyuldu kapı çaldı herkez susmuştu herkez bir birine baktı. Elis ayağa kalktı odadan çıkınca ben oturduğum yerden dikleştim, dünya ise yanındaki kadının dibine girdi zelina teyzem bile tekli koltuklardan birine oturdu herkez kapıya odaklanmıştık inşanllah abim fazla dinirli değildir diye umut ettim ama bu pek mümkün değildi. Dış kapįnın kapanma sesi gelince içeri ilk giren güneri abim oldu kutay abimin girmesini bekledim ama gelmedi...

Hepimizin gözü kapıdayken içeri elis girdi bana doğru elini ok çeklinde yapınca gülümsedim kutay abim sevgilisine pek kıyamıyor demiş miydim...

İçeri abim girince gülüşümü gizledim gözü hepimizde gezindi ne yapıcağını izledik kapının yanındaki sandalyeyi çekip oturdu derin bir nefes aldı yüzünde seyeren çenesi bile nasıl kızgın olduğunu gösteriyordu " evet dinliyorum" afaladım her kez birbirine baktı ama kimse konuşmadı.

Herkeze bakan gözleri bende durunca yutkundum ne olucağını anladım " bir şey demek ister miydin Hera" ismimi bastırarak söylemişti ben sadece hafifçe gülümseyerek "işimi yaptığım için mutluyum" dediğim şey yüzünden kutay abimden gelicek şeye kendimi hazırladım ama sadece kafasını salladı şaşırdım.

Gelirken abime ne koklatılarsa ne dediğimi pek duyamadı galiba elise baktım naptıysa abimden beklenmiyecek şeyler oluyor..

Ama kafasını öyle yavaş salladı ki elis yanında olmasına rağmen irkildim " iyi " diyip kalktı abim kapıya doğru gidrrken dünya kapıya doğru giden sinir küpüne görünmemek için nefes bile almıyordu

Abim kapının önünde durdu " sen yarından itibaren güneri ile şehirler içi çalışıcaksın. Günerinin gözetimi altındasın " diyince şaşkınlıkla bir süre konuşamadım. Abim kafasını dünyaya çevirince dünya sevimlice gülümsedi " asaf dememe gerek yok galiba sende" dedi dünyanın yüzü düştü asafın yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu "tabi ki" dedi sadece abim dünyaya kıyamıyordu hastalıkları boyunu asmıştı bu yüzden abim asafa bırakıyordu vericeği ceza ona ağır gele bilir diye...

İnkar etmek için ayağa kalktım ama abim çoktan teyzem gilin evinden çıkmıştı arkasından sadece elis çıktı. Ben güneri abime baktığımda o ellerini kaldırdı bu ' benden bir şey bekleme' demekti .

Artık operasyonlara uzun bir ara yolcu edicektim şimdi sadece önemli insanların korumalığı yapıcaktım demekti oflaya oflaya oturduğum yerden sırtımı yaslayım.

Artış işe yaramaz bir kişi olarak hayatıma gevam edicektim

🌌🔮🎀🎀🔮🌌

Başlıkları anlarsanız hikayenin nasıl ilerliceni bilirsiniz ....

Cüda; çok sevdiğin bir şeyden ayrı kalmak

Bölüm sonu

8 yorum