İçeriğe geç

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 3 · 15 dk okuma

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 3

Orenda.

Ölüm kimseye acımaz ; aşkından kör olan bir aşığa, istese altından yol yapacak bir görgüsüze, kafasında müceferden tacı olan kraliçeye yada bir anneye...

Bu hayatta adil davranan ölüm mü?

Sanmam.

Bir anneyle bir görgüsüz bir tutulmamalı.

.

.

.

Ciğerlerime dolan ceset kokusu bile artık rahatsızlık vermiyordu.

Adamlar koridorlarda yürüyorlardı. Bu olanlar bir darbeden çok önümdeki adamların suçu gibi geliyordu bana, yoksa bu kadar rahat olmalarının başka açıklaması olmamalı.

En öndeki takım elbiseli adam bir odanın önünde durduğunda arkasındaki adamlarda durdu. Ben koridorun ucunda onları izliyordum. İçeri sadece takım elbiseli adam ve adamın solundaki siyahi adam girdi diğer iki adam kapıda durdu. Belli ki içerde önemli biri yada birşey vardı.

Beklemeye başladım beklerken aklımda planlar kuruyordum her şeyi düşünmeye mecburdum bütün olasılıklar gözümün önünde filim şeridi gibi geçerken bir kadın çığlığıyla tekrar adamlara döndüm bütün koridor çığlık sesini içinde hapsedip duvarlara çarpıyordu . Aklıma gelen ilk şeyle gülümsedim yere koyduğum silahı adamlara tutum ve gözümü bile kırpmadan vurum iki adam yere yığıldılar, içerde ne olduysa kadın çığlıkları hala devam ediyordu ve bu sayede silahımın sesi içeri gitmedi ayağa kalkıp odanın önünde durdum adamların kanları ayakabımı boyamıştı. Kapıda 15035 yazıyordu hastanenin büyüklüğünü daha iyi anladım kaçıcı katta olduğumu bilmiyordum ama buraya gelene kadar canım çıkmıştı.

Sesler kesilmeye başlamıştı artık içerde ölüm sesizliği vardı. Geri geri gidip hızla kapıyı açım silahım odanın her yerini gezdi ve ayakta duran takım elbiseli adamda durdu. Gözümü adamdan ayırmadım şimdi daha iyi inceliyordum adamın sarı saçlıdı, kahve rengi gözleri vardı bana şaşkınca baktı.

Ayağımın atındaki sıvıyı hisettiğimde hafifçe sağa döndüm ve gördüğüm şeyle adama tekrar döndüm.

Sağ tarafımda üç kadın vardı yerde kanlarla yıkanmış bir şekilde duruyordu boğazları kesilmişti şimdi ayağımın altındaki kan anlaşılmıştı. Diğer tarafta sandalyeler vardı ve iki kadın bağlanmıştı gözlerindeki korku çok belliydi.

Takım elbiseli adam bir sedyede yaşlı bir adamın başındaydı tahminim 75 li yaşlarındayı tepesinde duran adama nefretle bakıyordu ama beni görünce ilk saçıma baktı sanki ona birini hatırlatmışım gibi bana bakan gözü parladı.

Sedye başındaki şaşkın adamın kolunun altında büyük siyah bir çanta vardı en sonunda cebinden çıkardığı sivri buçağı yaşlı adamın boynuna dayadı yaşlı adamın nefes alışı hızlanmıştı. Buçak tutan adam buçağı acemi bir şekilde tutuyordu yani yanlışlıkla yaşlı adamı öldüre biliceğini gösteriyordu, adamın narin bir duruşu ve hissiyatı vardı bu benim işimi kolaylaştırırdı.

Birden arkamda bir sıcaklık hissetim ama çok geç kalmıştım arkamı dönücekken izin vermedi silah koydu kafama. Bu adam nereden çıkmıştı diye düşünürken gözüm sedye başındaki adamın buçağına kaydığında kendimi geri zekalı gibi hissetim. Arkamdaki adam siyahi bir adamdı yani zaten içerdeydi adamla birlikte girmişti içeri...

Bunu nasıl unutmuştum kanlar içindeki yerdeki kadınları görünce unutmuştum. Normalde beni kan gibi ufak şeyler etkilemez zaten bu benim işimdi bunun eğitimini alıyordum ama hastanede kim bilir kaç kişi öldürülmüştü canice ve bunun şoku hala bünyememde askı gibi asılı kalmıştı.

İçimdem kendime lanet ediyordum içerdeki sessizliği yaşlı adama buçak tutan adamın kahkası bozmuştu. İgreç bir tonla " görüyor musun? Gökmen amaca seni kurtarmaya gelmişler sen yenisin galiba daha önce seni görmememiştim" diyince anlamaz gözlerle adama bakmıştım.

Sen beni nerde görmüş olabilirsin ben dağlara hep göreve gidiyorum. Belki dağ ayısı olduğun için karşılaşmış olabiliriz.

Sedyedeki yaşlı adam hala gözleri saçlarımdaydı. Çok beyendiysen sana vereyim amaca beni yiyecek gibi bakmaya gerek yoktu.

Arkamdaki adamın hangi boyda yada iriliğini görürsem işim kolaylaşırdı onu uzaktan gördüğüm için tam emin olamıyordum bu adamın yapısını ama nasıl ğörecektim?. Gözüm etrafta ayna veya ona benzer bir şey aradı o sıra adının gükmen olduğunu öğrendiğim adam " yazıklar olsun ! Ben seni sokaktan o sefil yerden çıkardım önüne sıcak yemek koydum şimdi böyle mi teşekür ediyorsun Anıl" dedi ama adının anıl olduğunu öğrendiğim adam gülüyordu.

Kafasını iki yana saladı anıl denen adam "kişisel algılama gökmen amaca para karşılığında yapmiyacağım hiç bir şey yok" dedi şaşırmadım desem yalan olur , cidden para karşılığında kedisini büyüten adamı mı satmıştı? Cidden PÜÜÜ .

Ben neyin içine düşmüştüm.

" Sana acıdım amca çok çabuk insanlara güveniyorun. Neyse ilk kazığı ben attım sana girişi ben açtım. Bak senin için sağ ayakla açtım kıymetimi bil kimse böyle yapmaz" kendince eğleniyordu sonra bana baktı bakışları rahatsız ediciydi "saçın olmasa iyisin aslında neyse silahını yere at yoksa ikisini öldürürüm" bağlı olan iki kadını gösterek kadınların ağlamasını artırdı. " tamam " dedim tükürürcesine yavaşca silahı yere bırakırken " mermiler yavrum, mermileri çıkar" dedi ters ters baktım silahı tekrar kendime çekip mermileri çıkardım ve önüne attım. Adamın hoşuna gitmiş gibi gülüyordu. Bu adam sinirime dokunmaya başladı.

Silahı tekrar yere koyucaken arkamdan bir ses geldi arkamı dönüceken daha yeni kafama silah dayayan adam yerdeydi. Ne olduğunu anlamadım ama anıl denen adam şok olmuştu bir adım geriledi demek bunu planlamamıştı fazla düşünmedim ve elimdeki silahı kafasına attım.

Ve evet boş silahı kafasına attm sorgulamayın ben kendimi sorgulamayalı çok oluyor.

Adamın narin buruşu her şeyi kolaylaştırdı. Adam acı içinde burnunu tutuyordu elindeki çanta yere düştü ama umursamadı geri geri giderken bir kaç cihazı yere düşüdü ve yere çömeldi.

Arkama baktğımda görmeyi beklediğim kişi kesinlikle elis değildi. Elinde demir mumluk vardı onu nerden bulmuştu hiç sogulamadım ve hızla bağlı olan iki kadını çödüm koşarak odadan çıktılar doğrusu kaçtılar. Daha yeni kadınların bağlı olduğu iple Anıl ve siyahi adamı bağladım anılı bağlarken hala kıvranıyodu.

Dediğim gibi narin bir adamdı kendi kanını görünce bayıldı ciddi miydi bu adam.

Her şeyi halledip sedyede yatan yaşlı adama doğru yürüdük elisle. Her şey çok ani olmuştu ama bu elisi sonra sogulamayacağım demek değil.

Kutay abim sevgilisinin burda olduğunu bilse hastaneyi başımıza yıkardı ve o enkazda sadece ben kalırdım. Öğrenince hastane yerine evi yıkar kutay abim ayırt eden biri değil. Biz bitmiştik tek kelimeyle.

Yaşlı adam adam bir şey düşündüğü belliydi. Biz elisle bakıştık napıcaktık burası güvenli değildi onu götürmelidik ama önce amacayı dürtmeliyiz elis "amca" dedi elini tepesine şıklatarak ama adam sanki gözü açık ama uyuyordu. Elis bana baktı "napıcaz hipnoz olmuş sanki " dedi onu onaylayan bir ses çıkardım ona hala kızgındım ya bir şey olsaydı o da bunun farkında ama bir şey demiyordu. " hafifçe dürtüp seslenip uyandıra- " sözümü bitirmeden elis birden "AMCA EOOO DUYUYOR MUSUN !! KALK YERİNE YAT !!?" sesi odada yankılandı bu sefer elini adamın gözüne sokucak gibi elini gösterip "BU KAÇ" elini iki yapmış salıyordu. Ben hayretle elise bakıyordun

Adam önceden şoka girmediyse şimdi girmiştir.

"napıyorsun adama neden bağrıyorsun " dedim hayretle elis elini beline koydu " ne ayıltmaya çalışıyorum sana da yaranamıyoruz hera hanım " hala şaşkındım

Ben niye trip yiyiordum şimdi

Bıkın bir nefes aldım "sen niye geldin çok tehlikeli" kızgın bir sesle dedim Elis sadece omzunu indirip kaldırdı "sen öyle gidince korktum sana bir şey olucak diye " sesi sonlara doğru kısıldı. Elisi tanıdığımdan beri bir şey fark ettim her zaman kızılınca ya da bir hata yapınca sesi açak çıkıyor ve sesi kesilmeye, bölünmeye çok müsait.

Elisin anne ve babası yurt dışındaydı annesi ve babası varlıklı ailelerden geliyor ve anlaşmalı bir evlilik yapmışlardı. Annesi ve babası evli olarak görünüyorlar ama kalpleri çoktan boşanmışlardı. Annesi fransa da bi elbise tasarımları yapıyorlardı, babası ise ispanyada araba yapıyorlardı. Yani elisin anlattığı kadarıyla buralara pek uğramıyorlarmış...

Bu kıza kızamıyordum " abim ikimizi de öldürecek" dedim yarı alaylı yarı ciddi elisin yüzde çapkın bir gülüş belirdi " kutayı ben halederim merak etme"

Ya niyese hiç şaşırmadım zaten bu dünyada zapt edecek sadece elis vardı abim sevgilisine kıyamıyordu. Ama bana çok güzel kıyardı.

Kafamı iki yana sallayıp Yaşlı adama döndüm elisle adamı kaldırdık odada tekerlekli sandalye yoktu, gelirken görmüştüm ama birkaç koridor vardı oraya kadar gidicektik.

Elis sağ ben sol kolundan tutmuştum giderken içeri dört adam baskın yapmış gibi aniden girinice tedirginlikle onlara baktım, içeri döt adam girdi. İkisi takım elbiseli biri kazak en sondaki adam ise gömlek giymişti. Elis ve gökmen amcayı arkama alıp silahı tutum onlara elis birden amcayı tek tutan olunca sendeledi düşücek gibi oldu ama hemen toparladı.

Elimdeki silahı onlara tutum ama silahın içinde sadece üç tane mermi vardı. Aklıma üç mermiyle ne yapa bilirim diye binlerce fikir geldi.

Gömlekli adam öne çıktı bir şey demesini bekledim ama susmuştu göğüs kafesine bir silah varken nasıl bu kadar sakindi bu adam. Tuaf bir şekilde lacivert gözleri ne saçıma ne de silaha sadece gözlerime bakıyordu. Dağılmış saçları alnına yapışmıştı gömleğinin yakaları kan olmuştu ama onun kanı değildi, siyah pantolonun paçaları ıslaktı belli ki her yeri kan olmuştu.

Kan her yerindeydi .

Garip bir şekilde bakışları rahatsızlık vermiyordu gözlerini kaçıran ilk ben olmuştum. Önüme gelen beyaz tutamı kulagımın arkasına sıkıştıdım

Bakışlarım arkadaki adamlara kaydı en arkada kaverengi takım elbise giyen adamda aynı karşımdaki gibi sarı saçı başı dağılmıştı, nefes nefese kalmıştı ama yanındaki siyah saçlı siyah gözlü adam gayet iyi durumdaydı ütünde bir damla kan yoktu saçı ise düzenliydi, sağ tarafta duran kazak giyen gözlüklü oğlan sessizdi nefes alışını bile gizliyordu sırtındaki çantası vardı...

"Bir adım atarsanız sizin için iyi olmaz" dedim arkadaki adamlar birbirine baktı benimle göz teması kuran tek kişi önümdeki adamdı " sakin ol biz sadece büyük dedemizi almaya geldik" dedi sesi ne kalın ne ince tam hizasındaydı ben elise baktım elis şüpeci bir tavırla " daha yeni şurdaki adamlarda amcalarını almaya gelmişti sözde size neden bilebiliriz " elis zeki bir kızdı sadece işine geleni anlardı ve zekasını yeri geldi mi kulanırdı.

Adam önce yerde bağlı olan iki adama baktı gözleri öfkeledi anıl deden adamı görünce sonra tekrar bize döndü yaşlı adamı gösterek " sorun " dedi göz ucuyla yaşlı adama baktım elis yaşlı adamın ne diyiceni bekledik ama sadece kafasını olumlu bir şekilde salladı ben cevabı alınca önümdeki adama döndüm " peki benim gözetimin altında aşağı götürün" dedim adam başını ' hayır' der gibi kafasını saladı " dedemize helikopter hazırladık şimdi aşağı Ana baba günü atak geçire bilir kalabalık yüzünden o yüzden " yaşlı adamı gösterek " gitmeliyiz çatıya " kaşımı çattım evet adam torunu olduğunu kabul etti ama ya bir şey yaparsa daha yeni kendi elleriyle büyütüğü çocuk onu öldürecekti izin verirsem vicdanım rahat edemezdi ...

Bir şey demek için ağazımı açtığımda güneri amca birden yere düştü elis bir çığlık attı arkama döndüğümde yaşlı adam deliler gibi titriyordu ağızından yeşil bir sıvı çıkmaya başlamıştı. Hızla yere eğildim yatay bir şekilde yatırdım yaşlı adamı nefes borusunun açık olduğuna emin olmaya çalışım. İlk yardım yapmayı her kez gibi biliyordum ama neden nöbet geçirdiğini bilmiyordum.

Birden tanıdık bir ses duydum "durumu nasıl" diye sordu birden yanımda belidi dünya?

Yok artık bütün herkezi buraya çağırsaydık daha az olurduk. İpini koparan buraya geliyor bu sefer ölüm kararım kesinleşti beni sadece kutay abim değil asafta öldürcek beni, bu kızların amacı neydi? Yani ölmemi istiyorlasa tebrikler ben cenaze töreni bile olmayacak bir ölüyüm şu an abartıyor diyenler abimle tanışınca bakalım aynı şeyleri söyleyicekler mi...

Dizinin üstünde yaşlı adama bilmediğim bir kaç şey yaptı. Dünya hırpalanmış duruyordu elbisesi yırtılmıştı beyaz eldivenleri kan içindeydi saçı dağılmıştı elbisenin önü kısaydı yere oturunca eteği baldırına kadar açılmıştı.

Hızla ayakta duran adama baktı "yakını mısınız" hızla sorduğu soruyu " evet" olumu yanıt alınca "bir hastalığı var mı" dedi adam " yok" dedi dünya hızla ayağa kalktı kenarda duran dolaba koştu "epilepsi nöbeti geçiriyor" dedi dolapta elinde bir ine ve cam bir ilaç çıkardı ve hızla aynı yerine geçti bana baktı " kaç dakika dır nöbette" diye sordu bir kaç saniye düşündüm " bir dakika 2 saniye" dedim ineyi adamın koluna yaptı bir kaç saniye sonra durdu derin bir nefes verdik .

İlk gün için güzeldi sanırım dünya için

Ayağa kalktık adamlara baktı "adamı kaldırın sedyeye koyun." dedi dolba doğru gitti adamlar gökmen amcayı kaldırırken dünya dolapta bir şeyler arıyordu "dikkat! adamı sarsmayın" dedi adamlar da fazla sarsmadan sedyeye koydular dünya elinde bir serumla geldi hızla serumu takarken anıl denen adamın yere düşürdüğü serum tutucağını kaldırıp serumu astı.

Adamlar da yerde yatan kadınları koridora çıkardı sadece gömlekli adam anıl denen adamın yanına gitti ve sert bir yumruk attı bunu beklemiyordum çünkü bir suçluya vurmayı bırakın dokunamasız

Hızla karşısına geçip "kafayı mı yedin" dedim sinirle adamın burnunu ben kırdım zaten karşımdaki adam ise kaşını ve azını patlatmıştı ama benim geçerli bir sebebim vardı. "Canım bu şerefsize vurmak istedi ben de vurdum" dedi sinirli mi diye baktım ama değildi hemde tam aksine keyifliydi "sen burayı oyun parkı mi sandın karşında boks torbası yok. Sen kendini ne sanıyorsun..." bugün olanların sinirini biraz önümdeki adamdan çıkardım .

Adam sakin bir şekilde beni dinliyordu bazen gözü saçıma gidiyordu ama çoğunlukla gözüme bakıyordu ve bu sakin tavrı beni daha deli ediyordu " atlas " dedi adamlardan siyah saçlı kusursuz görünen adam. Demek adı atlastı. Geliyorum "alex" dedi siyah gözleri ben ve onun arasında gidip gelmişti ve hızla açılan kapıyla bütün bakışlar kapıya döndü.

Yeter artık yerer artık şu kapıyı yapıştırıcam gelen geçen her kez buraya geliyor. Artık şu kapı dursun yalvarırım.

İçeri girn kişi serdardı bunun burda ne işi vardı. Kanlar içindeydi her yeri harap içindeydi. Gözü odayı taradı yatan adamın yanında duran dünyayı görüce belirgin bir şekilde kaşını çattı dünyanın yanına gelince kolundan sert bir şekilde tutup kendine çekti "sana orada kalıcan demedim mi? " diye bağırdı daha ne olduğunu anlamadan "arkadaşımı merak ettim onları bulmaya çalıştım" dedi. Dünya serdara karşılık verine daha da sinirlendi " sana mı düştü." Eliyle beni gösterek "özel kuvvetlerede çalışan kişiyle bir misin sen. cesetler yerinde sen olsaydın" dedi dünya kolunu kurtardı abisinden " ama değilim" dedi titreyen bir sesle serdar iğrenek baktı dünyaya " malesef değilsin " diyice sesi o kadar acımasız çıkmıştı ki

"Ben olmasaydım adam ölücekti" dedi ağlamaklı bir sesle serdar " yaptığın şeyleri büyük görmekten vazgeç" dedi alaylı bir şekilde dünya aynı serdar gibi küçümseyerek " tamam görmem ama sen gör tamam mı hem bu adamın yaşaması senin için büyük değilse mesleğini bırak " dedi abisinin karşısında sinirle bakıyordu serdar bir şey demiyordu ama gözleri fırtına öncesi sesizliği gibiydi

Dünya " ben birinin yaşamasını sağladıysam bundan pişman değilim " dedi serdar hafifçe kafasını eydi ''hasta biri başka bir iyileştirmesi ironik" serdarın söyledikleri dünyanın susmasını sağladı.

Dünyanın sadece bir hastalığı yok bir çok hastalığı var bunu bildiği halde bunları söylemesi acımasızca.

Serdar dünyaya yaklaştı "noldu hasta oluşun yalan mı" dünyanın gözleri odanın içindeki adamlardaydı bunu fark eden serdar "bu her kezin içinde söylememeliydim deyil mi" dedi kinli bir şekilde dünya tırnaklarını derisine batırdı duyduğu şeyleri sindirmeye çalışıyordu ama büyük lokmalar yutulmazdı bir de o lokmalar sivriyse boğazını yırtardı.

Dünya sinirle "ben hastaysam neden senden daha normal davranıyor- " diyemedi sözünü bitiremedi ama ağızını oynatıyor ama ses çıkmıyordu bunu bir kaç saniye sonra fark etti elini ağızına götürdü ama ses yoktu bağırmak istiyordu ama ses çıkmıyordu boynunu tırmalıyordu tırnaklarıyla ama olmuyordu dünyanın çaresizliğini gördüm ben.

Sesizlik odanın her yerindeydi. Sadece yaşlı adama bağladıkları kalp cihazının sesi vardı. Elis birden öne atlayacaken dünya birden beklenmedik bir şey yaptı ve serdarı tüm gücüyle itti serdar arkaya doğru sendeleyerek yere yapıştı. Adamların ayağının dibine düştü ama hiç biri bir şey yapmadı.

Serdar şaşkındı çünkü dünyadan böyle bir şey beklemiyordu ama serdarın bilmediği aynı kana sahiplerdi yani fırtına öncesi sesizlik ona özgü değildi.

Düya yere attığı abisinin yanına gidip işaret diliyle bir şeyler anlatmaya başladı. Bir şeyler derken ama sanki elerini parçalicak gibi davranıyordu. Ben işaret dili biliyordum dünya abisine şöyle dedi " sen kendini akıllı mı sanıyorsun sırf seninle kan bağımız var diye Sana daha fazla katlanmayacağım " dedi ağlamıyordu çünkü güvenli değildi burası dünyanın tek güvenli alanı abisiydi ama garip bir şekilde üvey abisi onun güvenli alanıydı asaf. Fakat öz abisi dünyanın güvenli alanın dışındaydı. Dünyanın asafa ihtiyacı vardı. Bu bir istek değil ihtiyaçtı.

İçeri giren polis ve siyah elbiseli adamlar girdi siyah adamlar gökmeni götürdüler. Dünya koşarak odadan çıktı eliste peşinden gitti ama ben kalmak zorundaydım polislere rapor verdim.

Sonunda zemin kata indiğimde dışarı çıkmak için kapıya doğru yürüken telefonum çaldı baktığımda güneri abim olduğunu gördüm açtığımda "hera sakın gözüme gözükme" dedi yorgundum " tamam" dedim sadece ve bu güneri abimi daha da sinirlendirdi " kutay sizi kurşuna dizicek " dedi evet dizecekti ve bunu bilerek yapmıştım her şeyi onaylayan bir sesettim " biliyorum" dedim " bu sefer ben kurtarmam sizi" dedi ofladım "abi ne olsun istiyorsun " sinirli bir şekilde etrafa bakındım polisler savcılar her yerdeydi "sözlerimi bir kere olsun dinlemeni. İnşanllah çocuğun senin gibi olur da görücem o zaman " dedi kırgın çıkan bir sesle

Trip aran erkek hiç çekilmiyor.

Sıkın bir şekilde kafamı kaşıdım saçımın haşadı çıkmıştı tokamı çıkartıp tekrar at kuyruğu yaptım o sıra bana bakan lcivert gözlerle karşıladım çok kısa bir andı ama gözüme çarptı daha yeninki dört adam sol tarafımda konuşuyorlardı gözlüklü kazak giyen adam çantasını gösterek bir şeyler diyor diyer admlar onu dinliyordu adının atlas olduğunu öğerndiğim adam telefonla konuşuyordu onlara baktığımı fark edince telefonu kapatıp bana baktı onlara doğru yürüdüm. Yanlarına varıca hepsi bana baktı "buyrun bir şey mi oldu" dedi sarı saçlı kahve rengi takımı olan adam " bir kaç soru soru sorucam" dedim aynı sarışın adam " biz zaten polise ifade verdik gidip baka- " sözünü bitirmesine izin vermedi atlas denen adam " bırak sorsun" adam sinirle baktı sonra tekrar bana döndü " sizi dinliyorum asker hanım" dedi nazik bir sesle derin bir nefes verdim "hataneye nereden girdiz" dedim adam direk "kapıdan " diyince bocaladım yanındaki adamlar gülmemek için arkasını döndüler.

Sinirle "bir benimle gele bilir misiniz." dedim adam gibi nazikçe adamlardan uzaklaşınca adama dönüp " bak bana dünya atlası benim asabıbımı bozma soruma düzgün cevap ver" dedim iki saatir başımda kesilmeyen bir ağrı vardı ve bu beni daha da sinirlendiriyordu ve karşımdaki atlas denen adam benimle dalga geçiyordu.

Adam kafasını saladı "zaten içerdeydik olay olmadan önce dedemin son kontroleri yapılıyordu biz de hastanenin kafesindeydik" dedi kafamı salladım ha şöyle düzgünce cevap verin canımı yiyin. "kaç kişiydiniz dört mü yoksa daha fazla mı" dedim beş kişiydik birimizin işi çıktı gitti ama geri gelicekti " dedi kafamı salladım sesini o kadar nazik ve saygılı tutuyordu ki sanki karşısında kraliçe varmış gibi aslında dalga geçmese iyiydi. "neden gitti arkadaşınız '' dedim adam bilmem dercesine omuzunu kaldırdı " özel dedi gitti ailevi galiba " dedi tam bir şey daha sormak için ağızımı açtığımda bir yere baktığını görünce o yöne baktım adamlar gitmişti yerinde bir kadın vardı.

Kadının kahve regi uzun kıvırcık hacimli saçıları at kuyruğu yapmıştı.dudağı hadinden fazla dolgundu ve çok güzeldi ,Boyu kısaydı tobuklu giymesine rağmen kısaydı üstünde bordo bir üst ve siyah bir pantolon vardı. Elleri önünde adamı bekliyordu.

Kadına bakan gözleri bana tekrar döndü ve sıradaki soruyu bekledi hadinden fazla soru vardı beynimde ama bir şey diyemedim "bitti gide bilirsiniz teşekürler " dedim ve arkamı dönüp gittim belki kafamı kurcalayan soruları şimdi sora bilirdim ama sormadım şimdiden pişmandım.

Ama şimdi daha önemli sorunlarım vardı baş harfi ABİMLLER diye geçer ve şimdiden kafamın ağrısı arttmıştı.

Telefonum çalınca baktım numara yabancı değildi asaftı bu kadar aksiyon yeterdi bu yüzden telefonu açıp asafın azarını yemeğe başladım.

Elhamdürillah bir hastaneden çıksaydım ya

🔮 🌌❄❄❄🌌🔮

Umarım beyenirsiniz

Orenda : her şeye rağmen pesetmeyen vazgeçmeyen dimdik duran

Bölüm sonu

9 yorum