İçeriğe geç

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 24 · 16 dk okuma

[ 1. Kitap ] Ak kurtlar BİR KRALİÇE'NİN DOĞUŞU

Bölüm 24

Köstebek ve ay çiçeği🌻

Endişesi yarınaydı, gece öldü...

.

.

.

İlahi bakış açısı...

20 sene önce

Ölüm ve yaşam arasındaki en ince perde hastanedir. Hastanelerde hem ölüm hemde bi o kadar yaşam aynı anda belirir. Ölüler yere en yakın olan odada yani Morgken, Anne karnından yeni çıkan bebeklerin yeri doğumhanedir, hastanenin en yüksek katlarına konuluyordu. Peki ne yaşayan nede ölen kişiler nereye konuluyordu iki katın arasına çünkü o kişiler yaşama ne yeni başlamıştı yada ölüme sarılmıştı. İki katın arasındaki kapıya yakın durmak en çok rahatlatan şeydi.

Hastanenin kalabalığı yine en zirvedeydi oturucak yer, durulacak müsayit bir yer yoktu. Gire bildiği kadar girdiği duvar kenarı iki kadının konfor alanı olmaya başladığı sırada gelen kişilerle dikleşip kendilerini toparlamaya çalıştılar.

Gelen kişiler hastanenin bağrışlarını umursamadan iki kadını dinlemeye başladılar. Kadınlardan sarı saçlı dinleyince, kadın ne anlattıysa göz yaşlarını tutamayıp elini yüzünü kapatıp ağlarken, diğer taraftaki siyah saçlı kadın onun aksine ifadesiz bir şekilde kadının ağlamasını durmasını bekliyordu, yanlarına gelen adamlardan biri " o nerede" diye sorulunca kadınlardan en soğuk kanlısı eliyle karşıdaki odayı gösterip " orada" denilice kumrala kayan adam kadınları arkasında bırakıp kapıya doğru gidip önünde durdu kapının koluma bir süre bakıp en sonunda açıp içeri girice gözleri odada duran tek başına oturan kıza  deyice dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oldu. Siyah beyaz saçlı kıza yaklaştıkça kızın elinde tutuğu kitaba daldığını anlayan adam en sonunda kızın yattığı sedyenin yanında oturdu. Kız kafasını gömdüğü kitaptan çekip karşısına oturan adama sorgularcasına, anlamayan gözlerle adama baktı. Adamı daha önce gördüğünü hatırlamıyordu.

Aslında burada bile ne yaptığını bilmiyordu en son kafasını sert bir şekilde vurduğunu hatırlayan kız hem korkuyor hemde bilmediği için meraklıydı. Ama bildiği tek şey artık kimsesiz olduğu bilmesi.Kaç sattir burda ve kimse onu görmeye gelmemişti kapının önündeki kadınlar dışında kapının önündeydi, ama onlar sadece kapının dışında duruyordu içeri girmemişlerdi.

Adam karkasına yaslanıp " ne okuyorsun" diyince kız ifadesizce kitabı kaldırıp gösterdi,  konuşmak istemediği sesizliğinden belliydi.Bunu anlayan adam gördüğü halde ismini sorduğu kitabın önüne bakıp 'küçük Pires' yazısını görünce güldü. Kız kitabı indirip kaldığı yere kurumuş bir dal gülü sayfaların arasına koyup adama döndü. Adam kıza " bu kitapları okuma artık" diyince kız kafasını eyip adama  bakıp "neden ?" Kısılmış olan sesini tekrar açmak ister gibi konuşunca.

Soru sorduğu adam kızı süzüp "sıradan bir gül için, prensler geri dönmez! Bir de bu sıradan bir gül ise" diyince kız kaşını çatıp, elindeki kitaba bakıp "kitaptaki sayfalardan birinde tilki: o senin gülün olduğu için özeldir'der. önemli olan sıradan bir gül olması değildir. O gülün senin gülün olmasıdır" dedi ezberlediği replikten alıntı söylerken elinde değerli bir maden varmış gibi söyleyince. Adam sadece alayca güldü. Bu çok bilmiş halleri ona birini hatırlatmış gibiydi. Kız adamın onunla dalga geçtiğini düşününce önüne gelen siyah ve beyaz karışık olan tutamı kulağının arkasına koyup "tıpkı yetişkinler gibi konuşuyorsun" diyince adam öne doğru eyilip " evet yetişkin gibi mantı ve akla daha yatan şeyler söylüyorum" dediğinde.

Kız kafasını hayır anlamıda hiddetle iki yana sallayıp "Hayır! Yetişkin gibi, kendinizi  mantıklı göstermek için kendi düşüncelerinizi doğru sanıp bunu da gerçekçi diyorsunuz. Oysa yaptığınız tek şey sizi tatmin eden şeyler, söyleyip kendinizi üstün gösteriyorsunuz. Ne de olsa karşınızda  sizden küçük biri var" dediğinde adam memnun olmuşcasına gülümsedi

Elini uzatıp kızı gösterip " sende tıpkı bir çocuk gibi konuşuyorsun" diyince devam etti " senden sırf büyük diye sana söylenen her şeyi  kötü algılıyorsun. Ne de olsa karşındaki senden büyük değil mi? Sana her zaman bilmiş gibi konuşuyormuş gibi duruyorlar ama bilmelisin ki! Yetişkinler senin daha fazla yaşamadıklarını yaşadı. Bu nedenle sana söylemek istedim çünkü; Gerçek hayat hikayelere benzemez," dedi. Kız adama bakıp "bilemesin hayat sana yaşattıklarının aynısını yaşatıcak diye bir şey yok. Belki şu küçümsediğin çocuk masalları yaşar. Bunu kimse bilemez" diyen kız elindeki kitaba bakttı.

Yattığı yerde saçına baktı iki renkli saçına baktı bu saçlar tam olarak kızı anlattıyordu. Siyah tarafı onun bilmediği geleceğini ve içindeki nefreti gösteriyordu. Beyaz ise bilmediği geleceğiydi, geleceğindeki merak onu hayallere,hayaller ise sevgiye götürüyordu. Bu iki zıt renk bile aynı bedene sığmıştı. Adam oturduğu yerde ayaklarını üst üste attığında, ayağının üstünde topladığı ellerini birbirine bağlayıp kızdan gözünü ayırmadan sıkttı. Gözünü saçından ayırmayan adamın bakışları kararırken kafasını sallayıp " haklısın. Ne zaman ne olucağını kimse bilemez." Dedi gülümseyerek

Kız istemsizce gülüp kafasını sallayınca elini adama kararsızca uzatıp " ismin ne " diye sorunca adam kızın ufak eline bakıp "ismimin önemli değil ama sen bana... Ares de" diyince kız kafasını  sallayıp elini sıkarken " sen sormayacaksın benim ismimi" diye soruca kızın bu  haline gülüp    " bildiğim şeyleri sormam ece" diyince gülen kızın yüzü aniden soup " ismim ece değil hera" elini elektirik çarpmış gibi  adamın elinden çekti. Adam gözlerini kızldan çekmeden saçına baktı siyah beyaz saçı ona tanıdıdıklık bir izlenim verdiği ortadaydı Adam ayağa kalkıp kızın üstüne eyilip yüzündeki yapmacık gülümseme büyümüştü kıza bakarken.

Ve ani bir haraketle kızın incecik boynu sıkmaya başlayan adam kalın sesi bu sefer daha kalın çıkan korkuç sesiyle " nefes almanın kıymetini bil ece. Çünkü bir daha karşılaştığımızda bu kadar şanslı olmayacaksın, bir daha karşılaşınca sonun annen gibi olucak" kocaman açılmış gözlerle bütün ağırlığını kızın üstüne vermişti kız korku ve çağresizlikle çırpınırken

"Bu yüzü unutma" diyen adam elini kızın ince ve kırılgan boynundan çekip kravatını düzeltip kapıya doğru giderken kızın onun çıkmasıyla rahat bir nefes alması bir oldu O gün kızın korkusu hiç bitmemişti ve bu devam ediceği aksiyeteli hayatının ilk günüydü. Kız zar zor yutkunup kafasını eyip elindeki kitaba baktı kapağını açıp ilk sayfasını açtığında el yazısıyla yazılan yeri okudu.

Bir prens her zaman gülünü bulur. Not: Kimsenin sana ece demesine izin verme bu kelime sadece prensin söyler. Yazısını okuyunca bu kitabı kim verdiğini daha çok merak ederek kitabı kapatıp göğüne çekip boş duvara saatlerce baktı.Korku o andan sonra bir süreliğine kaybolsada......

.

.

.

Kapıyı açtığığımda karşılaşmayı beklediğim kişi kesinlikle babam değildi. İş gezileri çok nadiren biter ve gelirdi ama gelmesini kesinlikle beklemiyordum. Babam ellerini açıp " güzel kızım benim. Güzelliğin her gün artıyor" bana sarıldığında saçlarımı okşamaya başlamıştı zar zor nefes alarak "hoş geldin baba" diye bildim. Babam beni kendinden uzaklaştırıp boydan boya bakarken "sen zayıfladın mı?" Dediğinde kafamı karnıma indirip "yok aslında aynı kilodayım. Hatta bir kaç kilo aldım" dedim gülümsemeye çalışırken.

Ama dediklerimi pek umursamadan "yok ben burada olduğum sürece sen aç uyumayacaksın" dediğinde gülümsemeye çalışarak "baba ben yoksul yada dilenci değilim. Helleki aç hiç yatmıyorum." Diye ikna etmeye çalışırken içeriden gelen asaf babamı görünce far görmüş tavşana döndü o da benimle aynı şey için tedirginleniyorduk.

Babam yanında taşıdığı çantasından bir şey ararken asaf kulağıma doğru gelip "napıcaz kadir amca bizi hayatta bırakmaz ki nasıl gidicez oraya" diye söyleyince. Kulağımın dibinde konuşan asafın yüzüne elimi koyup kendimden uzaklaştırıp "şu an tek sorun bu mu sence. Birde sen şu şom ağızını hayra aç. Ben halledicem sen sus" dedim. Zaten tedirgindim asafın halleri yüzünden düşünmekte zorlanıyordum Babam kafasını bonunda asılı çantasından  çekip sorgulayan bir ses tonuyla "aranızda ne konuşuyorsunuz" dediğinde gülmeye çalışarak  "ne konuşucaz seni beklemiyorduk ya asaf da bana sordu haberin var mı diye. Yoksa senden ne saklıcaz babacım" dememle elinde tutuğu paketile beraber elini omzuma koyup "yoksa beni istemiyor musunuz. Öyleyse ben giderim ben" kendini acındırmaya çalışırken asaf öne atlayıp " hiç öyle şey olur mu. Biz geliceğinizi bilseydik karşılamaya gelirdik ondan dedim yoksa ben sizi çok severim bunu her kez bilir dimi hera." demesiyle kaşımı yukarıya doğru kaldırıp ağızımı oynatarak "sus" demeye çalışırken babam bize dönüp "o zaman beni içeri alın da hasret giderelim" dediğinde dudaklarım benden izinsiz iki yana kıvrılıp "aslında hadi biz kendi evimize gidelim. Hem sen daha rahat edersin" sunduğum fikiri umursamadan içeri girerken babamı içeri sokmamaya çalıştık asafla ama işe yaramadı. Arada ayakkabılarını çıkartırken birazdan   ak kurtlardan daha kötü bir şey olucaktı. Teyzem ve babam bir araya gelicekti.

Hızla kapının yanına durup " istersen bizim ordaki pasta neye gidelim sen oranın tatlısını çok seversin hadi oraya geçelim. Orada daha rahat edersin" dediğimde beni pek umursamdan yanımda durup " heram sonra ikimiz gideriz  beraber" dedi ve tam içeri gidicekken elinde tutuğu paketi bana uzatıp "akıl bırakmadınız. Az kalsın unutucaktım" bana uzattı paketi açtığımda gördüğüm şeyle kocaman gülümseyip pakettin içindeki paketten tamamen çıkartıp baktığımda bu benim en sevdiğim çikolataydı bu bademli çikolata sadece belçikada üretilen bir firmanın çikolatasıydı. Babam saçımı okşayıp içeri doğru gidince onun peşinden gidicektim elimdeki çikolatayı askılıkta duran çantama koyup bende peşimden koşarcasına gittim. Babam her zaman çok tatlı süprizler yapardı o bana değer veren nadir kişilerdendi. Her kızın süper kahramanı babası değil mi zaten. İçeri geçip gittiğinde yutkunup arkasından asafla beraber yürümeye başladık.

Oturma odasına girdiğimizde arkası dönük olan zelina teyzem "kim geldi" diye sorunca bir şey diyemedim. Teyzem sessizliğimizi fark etmiş olucak arkasını döndüğünde artık her için çok geçti. Teyzem bir dakika boyunca babama baktı yavaş yavaş kaşı çatılmaya başlayınca birden ayağa kalkınca hızla eline gelen bardağı bize doğru atınca daha ne olduğunu anlayamadan "bu şerefsizin ne işi var benim evimde!" Dediğinde bardak duvarda parçalanınca mutfaktan elinde reçelle gelen elis önce yerdeki bardak parçalarına sonra ise salonun ortasındaki babam görünce gözü kocaman büyüdü, ona bakıldığını gören elis gülümseyip "ben biraz daha reçel getireyim" dediğinde geri geri gidip benim arkama saklanıp "babanın burada ne işi var. Zelina hepimizi öldürücek" dediğinde sinirle dönüp "iyi ki hatırlattın zaten babamı buraya ben çağırdım dimi elis" kısık ve sinirli çıkan sesimle elise püskürdüm bütün sinirimi. Elis elindeki tepsiyi asafa verip kaçarcasına mutfağa koşunca babam teyzeme " kızımı görmeye geldim" diyince zelina teyzem babama yaklaşıp "kızını o lanet evdede göre bilirdin." Dedi bağırarak

İkisi kavga ederken içeri giren semira teyzemi bile bir süre kavgadan ettiklerinden görmediler ama sonra ikiside semira teyzeme dönünce sustular. Susmaları beklemediğim bir davranış olduğu için semira teyzeme döndüğümde dilim tutulmuştu ağızım isteğim dışı açılınca yanımda duran asaf önce, kendi  sonra benim ağızımı kapatınca semira teyzemi gösterip " vayy semira sana biraz daha hayran oluyorum" dedi. Semira teyzem giydiği su mavisi elbise ve saçına yaptığı topuzla, taktığı deniz kabuğu tokası uyum içindeydi ve boynunda sallanan sarı çiçekli kolyeyle resmi tamamlayan bir dokunuş gibiydi. Yani inanılmaz görünmesini sağlamıştı.

Babam ve zelina teyzemden bizim olduğumuz tarafa dönüp "her zamanki gibi nefes kesicisin semira" demesiyle semira teyzeme yaklaşıp elini kaldırıp elinin üstünden öpünce semira teyzem kendini baya zorlayıp gülümsesede "senin ne işin var burda" diyince elini kendine çekip zelinaya bakınca, zelina teyzem " şimdi gidiyordu" demesiyle babama kapıyı gösterdi. Babam bana bakıp " güzelim hadi yemeğe oturalım" dediğinde kocaman açılmış gözlerle tam red edicekken zelina teyzem çıldırmış gibi bağırmaya başladı " evimden defol yoksa polis, Jandarma... bulduğum bütün kişileri arar seni bu şehirden bile  attırırım" diye bağırınca semira teyzem elindeki eldiveni iğrenircesine çıkartırken kardeşi sakinleştirmeye çalışırken bu kavganın benim yüzümden başladığını düşünmek bile, beni kendime olan kızgınlığımı arttırıyordu.

Etrafa bağırıp çağıran teyzeme doğru gidip elimi eline koyduğumda "teyze..." dedim yalvarırcasına. Babamı yapmak istediği bir şeyden döndürmek imkansızdı özellikle konu ben olunca babam hayatta bu evden çıkmazdı. Zelina teyzem kafasını sallarken " bu şeref yoksununu herifi evimde istemiyorum" dediğinde kafasını başka tarafa çevirip bana bakmamaya çalışırken derin bir nefss alıp "yarım saatline. Lütfen" dediğimde bana baktığında kafasını sallarken sustu. Sesizliği beni geriyordu.

Elimi daha fazla sıkı tutuğumda teyzem sinirle burnunun ucunu kaşıdı ve derim bir nefes verip "bu seferlik " dediğinde kafamı salladım. Ben oldum olalı teyzelerimden bir şey istemedim bunun bir çok nedeni vardı ama en önemli nedeni kardeşim. Kardeşim lorin yüzünden onlardan bir şey istemekten çekinirim ve şu an ondan bunu isterken bile bir daha bunun tekrarlanmayacağına kendime yeminler ettirdim. Ne kadar acınası duruyorsun hera haberin yok. Sen busun işte zavallı, acınası bir yüzsüzün, senin adına utandım...

Teyzem kalktığı sandalyeye tekrar oturunca kafamdaki sesleri sustura bildim. Babam alayla " benimle yemek mi yiyeceksin" demesiyle teyzem ona bakma nezaktinde bile bulunmadan "senin yüzünden kavaltıdan mı kaçayım" dedi kendi kendine konuşur gibi söylerken sesi alay eder gibiydi ama birden babama dönüp "ve bildiğin gibi ben hiç bir şeyden kaçmam." Diyerek tabağından bir tane zeytin alıp çiğnemeye başladı ve zeytini çekirdeğiyle beraber yutunca sanki ben yutmuşum gibi gibi zeytin boğazımı tıkamıştı. Babam karşıma semira teyzemin ve başta sandalyede oturan zelina teyzemin ortasına oturunca karşımda oturunca gülümsedi bende ona karşılık verip gülümsedim. Semira teyzem sandalyesine oturmadan zelina teyzemin arkasına geçip boynundaki sarı kolyeyi çıkartıp zelina tezeme takıp "yarım saatline sende dursun sonra alırım. Bak bir şey olmasın" diyip kardeşine sarılıp yerine oturdu. Zelina teyzem kardeşine bakarken bakışları babama gelince kaşı çatılıp nefretle bakarken istemsizce bende teyzeme sinirle baktım.

Babam benim her şeyimdi onu teyzelerimin saçmalıklarından kurtarmam lazımdı.

Elis babama da tabak ve catal kaşık getirince yemeğe başladığımızda yanımda oturan asaf beni dürtünce çaktırmadan ona dönüp kafamı kimse fark ettirmeden sallarken gülümsemeye çalışırken asaf masanın atından telefonunu gösterince önüme dönüp telefonumu cebimden çaktırmadan çıkartıp baktığımda asafın gurup mesaj yerinden bildirim görünce bastığımda asafın yazdıklarını okumaya başladım.

Deniz yıldızı : "Hera gitmemiz lazım. Şimdi hemen!!!" 13:12 Deniz yıldızı : "Babanla konuş kalkmamız lazım" 13: 12 Deniz yıldızı : "Saat geldi çıkmamız lazım. Şimdi hemen" 13: 13 Deniz yıldızı :"Hera" 12:14 Deniz yıldızı :"Hera" 12:14 Kendin : " Asaf kes sesini ve önündekileri ye. Ben de bir şeyler bulmaya çalışıyorum." 12: 15 Abimin çakma sarı kuşu: " aranızda mesajlaşsanıza. Telefonum susmuyor sizin yüzünüzden" 12:15 Kendin :" Tamam yeter. Çaktırmayın bir şey teyzem bize bakıyor" 12:15 Abimin çakma sarı kuşu: "hera sen beni abimin çakma sarı kuşu diye mi kaydetmedim de" 12: 17 Telefondan kafamı çevirip sağ tarafımda oturan elise çevirdiğimde telefonumu gizlemeye çalışarak Kendin: " olabilir" 12:17 Dediğimde masanın altında ayağıma basmaya çalışırken kafasını telefonumun içine sokan asaf

Deniz yıldızı: "Yaaaa beni Deniz yıldızım diye kaydetmiş çok tatlışsın seni yerim hoşbişim" 12: 18 Yazıları okumaya  başladığımda asafa dönüp zor bir şekilde gülümseyip Kendin : " ne demek her zaman" 12:18 Asaf tatlı emoji gönderirken telefonu kapatıcakken birden gelen mesajla yeniden döndüğümde artık kızacakken mesajı okudum. Abimin çakma sarı kuşu: "Asaf Deniz yıldızların beyni yok. Bu yüzden sana Deniz yıldızı diyor" 12:20 Elise döndüğümde sinirle elis peynir yerken sakince durdu. Kafamı sallamkla yetindim. Deniz yıldızı:" püü Sana bende ne güzel kaydetti dedim. Yazıklar olsun" Dediğinde babam " zelina şu tuzu uzatsana" dediğinde teyzem elinin altında olan tuzu elinin tersiyle yere düşürünce "tabi alabilirsin. Hadi al" dediğinde teyzemin bu hali benim bile sinirimi bozmuştu elise dönüp masanın diğer ucundaki tuzu göstererek "verir misin" dediğimde hemen tuzu bana uzatınca "buyur baba " dediğimde bana gülümseyip "teşekürler kızım" dediğinde kafamı yukarı aşağı sallayıp gülünce teyzem bize mide bulanmış bir şekilde bakarken masanın gerginliği gittikçe yükselirken telefonuma dönüp Kendin:'' asaf, elis sonra sizin istediğiniz gibi kaydederim telefonda sizi ama şu an gerçekten hem babam hemde bizim bu evden çıkması lazım napıcaz" 12: 25

Abimin çakma sarı kuşu: "aslında benim fikrim var ben hakan amcayı benimle gelip yardımına ihtiyacım olduğunu söyleyip sizin evinize götürürüm. Sizi de o sıra göndeririz işte" 12:26 Kendin:'' harika sen iş konusunu aç bizde kalkalım "12:26 Abimin çakma sarı kuşu: "ben şu an çıtımı bile çıkartamam. Baksanıza bir şey desem saldırıcaklar sanki. Yok ben canımı seviyorum. "12:27 Kendin:'' Ama biz konuyu açarsak saçma olur iş senin, senin ısrarcı olman lazım bizim istememiz lazım" 12:27 Deniz yıldızı:" Tamam o zaman önce ortamı sakinleştirelim. Ve o iş bende" 12:28 Asafa kenardan bakarken ne yapıcağını izlerken ekmeğine reçel sürüp yerken birden " çok iyi oldu. Hep beraber sofrada duruyoruz, Allaha şükürler olsun" konuşmaya güzel başlamıştı semira teyzem asafa hak verircesine " ne güzel dedin asafcın. Şükür yemekten sonra şükür namazı kılmalıyız" dediğinde, zelina teyzem "inşanllah cenaze namazını da kılarız" teyzemin dedikleriyle kaşım istemsizce çatıldı tam bir şey diyecekken. Ayağıma bir şey deyince karşımdaki babama bakınca bana sakin ol dercesine elini indirip kaldırdı. Teyzeme olan kızgınlığımı yuttum.O sıra yanımdakiler bunu fark etmiş olmalı farklı konular açmaya çalışmaya başladılar.

Asaf " hep böyle pazar kahvaltısı yapalım" dediğinde elis " bugün pazar değil asaf" dediğinde asaf omuzunu indirip kaldırıp "yani ne olmuş. Pazar kahvaltısı, sadece pazar günü mü olur" dediğinde elis hem şaşırmış hemde kafası karışmış gibi "evet. Evet pazar günü olur, pazar kahvaltısı" dediğinde asaf komik bir espiriye güler gibi "yok bir de cuma namazını, sadece cuma günü kılınır de, de şurada yığılayım" dediğinde elis asafa dönüp ''biliyor musun, inanmayacaksın ama öyle. Hatta kabak çekirdeği de kabaktan çıkıyor" dediğinde asaf ellerini yüzüne koyup " ha ha çok komik o zaman kelle paça da, kelle den yapılsın. Öyle şey mi olur" dedi. Elis teyzelerime dönüp " kusura bakmayın bazen tutuyor salaklığı. Neyse zaten bilmemek ayıp değil söylememek ayıp " dediğinde  bir sağıma bir soluma bakıyordum. Lütfen şu an kendilerini bilerek bu hale sokuyor  olsunlar. Ama pek öyle olduğunu hiç sanmıyorum çok ciddiler gibi konuşuyorlar. Semira teyzem eliyle yüzünü kapatıp gülmemeye çalışırken baya zorlanıyordu. Babam ne diyeceğini bilememiş gibi bize bakıyordu. Zelina teyzem umursaz bir şekilde tabağındakileri yiyordu, bize bakmıyordu bile.

Gelen sesle herkez birbirine baktı kapı çalmıştı. Zelina teyzem ayağa kalkıp, " ben bir bakayım" diyip kapıya doğru giderken elime soğumuş olan çayımı alıp teyzemin arkasından gitmeye başladım. Kalkarken elimdeki boş bardağı gösterip " şimdi gelirim" hızla teyzemin arkasından gittim. Teyzemle kapıya varınca "birini bekliyor musun" kalın ve umursamaz sesiyle soru sorunca kafamı 'hayır' anlamında salladım. Hızla kapıyı açınca kenardan kapıya bakmaya çalışırken teyzem kapıyı açttı. Teyzemin yanına durup kapıdaki kim diye baktım. Kapıyı açınca gördüğüm yüzle kalbimin durduğunu hissettim, bu olamazdı olmamalıydı, damarımdaki kan bile donmuştu. Karşımdaki kişi köstebeklerin başından aybarstı elinde siyah poşet vardı giydiği takım elbiseyle fazla dikkat çekiyordu.

Zelina teyzeme döndüğümde şaşkın bir şekilde karşısındaki adama bakarken uzun bir süre adama baktıktan sonra " buyrun kime bakmıştınız" diye sorunca adam karşısındaki kadını süzdükten sonra " ay çiçeği" dediğinde teyzem "afedersiniz?" Afallamış şekilde duran teyzem adama bakttı. Adam  boynundaki kolyeyi gösterince "kolyenin aynısı vardı bende" diyince teyzemin eli boynundaki kolyeye gidince "ya. Ne güzel" dedi resmi bir şekilde "eee... şimdi nerde" diye sorunca teyzem. Aybars "nerede olduğunu bilicek kadar yakınımda ama konuşamayacak kadar uzakta." Dedi teyzem kaşını kaldırıp "o zaman konuşmamanız en doğrusu. Ne siz yorulun nede kız" diyince aybars bir şey diyicekti ki teyzem ondan önce söze girip " kime bakmıştınız" diyince aybars bana bakıp "Pardon yanlış ev" imalı bir ses tonuyla teyzem kafasını sallayınca kapıyı sertce kapatıcakken aybars ayağını kapının önüne koyup " bir adres sora bilir miyim sakıncası yoksa" diyince teyzem bana bakıp. "Sen yardımcı ol beyfendiye" diyip oturma odasına gidicek sanarken merdivenlere doğru sert adımlarla kendi odasına gitti.

Teyzem gidince aybarsı kapıdan uzaklaştırıp "senin burda ne işin var " diye sorunca sinir ve şaşkınlıkla aybars sadece "Alfa istedi, seni almamı" diyince anlamazca bakınca  " atlas" diyip arkasını dönüp " seni sokak başında bekliyorum" diyip gidince arkasından baka kaldım sadece bu iş beni bile aşıyordu. Atlas nasıl bunu bana söylemeden köstebeği evin önüne getirirdi. Onu buna pişman edicektim. Ben burda teyzem anlayıcak diye ecel teri döktüm. Nasıl bu kadar düşüncesiz olurdu ki ak kurt malikanesine gidince o görücekti. İlahi bakış açısı Hera söylenerek içeri gidince bahçenin çıkışına gelen adam durup arkasına dönüp evin ikinci katındaki pencereden ona bakan kişiyi görünce baş selamı verdi ama pencere başındaki kişi selamını almadan perdenin önünden ayrıldı.

Gri renkteki odada bir sağa bir sola giden siyah saçlı kadın tedirgin gibiydi. Odasının kapısı açılmasıyla o tarafa dönen kadın gir diyince içeri giren kişiyi görünce bakışlarını çevirdi. Sarı saçlı kadın diğer kadının yanına gidip "hera gil kalkıyor elisin işi için gidiceklermiş. Geliyor musun zelina" siyah saçlı kadın hayır anlamında başını sallayınca kadın gülümseyip odadan çıktı. Zelina kendi kendine " üzgünüm, semira çok özür dilerim." Eli boynundaki kolyeye gidince ceviz ağıcından yapılan yapılan yatağına oturdu çaresizce.

Umarım beyenirsiniz.♥︎♡♡♡♡♡

En beyendiğiniz sahne hangisi oldu.

En çok neyi merak ediyorsunuz

Diğer bölümde görüşürüz♡♡♤■●♤◇◇◇♡♡♤🌻🌻🌻🐺🐺🐺🐺🐺

Bölüm sonu

1 yorum