Boşunadır sağır kulaklara söylenen şarkılar...
.
.
.
İnsanları anlayamasın garip davranışlarının altında kim bilir neler saklıyorlar.
Ofluya ofluya atlasın peşinden gitmeye başlamıştım, ve öğrendiğim şeyle canım sıkıldı. Öğrendiğim bilgiye göre gizem ve diğerleri yemeğe katılmayacak yani yemek masasında sadece ak kurtlar ailesi olucak.
Ben neden aile yemeğine katılıyorum anlamıyorum adı üstünde aile yemeği atlasın bu yaptığı çok sinir bozucuydu. Ben oraya tehtih üzeri götürülüyordum.
Göz ucuyla yanımda duran benden kat kat iri duran adama baktım " ben yemek yemicem orda durucam sadece ve 20 dk orda dururum başta anlaşalım" dedim sert çıkan sesimle. Tiripli olduğum için yemek yememek yapmıyorum karnım cayır cayır yanıyordu su bile içemem şu an, içersem kusucak gibiydim. Doktorlar ne kadar krem sürsede acısı sanki daha yeni gibiydi bu hafta benim için işkence gibi geçiceğini anlaya biliyordum.
Atlas bana dönüp " bir şeyler yemelisin ilaçlarını alıcaksın" dedi yüzümü buruşturdum " akşam alıcam ilaçlarımı şu an saat farkındaysan iki " duvardaki saati gösterip ilerlemeye devam ettik. Atlas pek dediklerimi umursamadan " yani bu yemek yememen için bir bahane değil ece o yemeklerden yiyeceksin" derken konturolcu çıkan sesi kesmek istiyordum. Ben bu adama öğretemedim hera demeyi.
Sinirle atlasa döndüm elindeki saate bakan atlasa zor sakin tutuğum bir ses tonuyla " atlas canına mı susadın? Amacın ne senin bana garezin mi var be. Bana artık ece deme! deme! deme!benim adım hera" Diye resmen bağırdım benim gibi birini bile delirtmeyi başardı artık bir yerlerine kına yakardı vicdansız gerizelalı.
Atlas dediklerimle bir anlık durdu ve bana dönüp " burası baya yankı yapıyor değil mi? Baya güzel kavga ediceğimizde buraya gelelim olur mu" alaylı çıkan söyledikleriyle durduğmuz koridora göz gezdirdim sonra atlasa dönüp " ben ne diyorum sen ne diyorsun" diyip ilerlemeye başladığımda arkamdan gülme sesi geldiğinde kulağımı kapama isteği gelmişti. Atık gerçekten deliricektim burada.
Bir tahta kapının önünde durduğumuzda kapıya bir süre baktım ve kapıyı açan atlas oldu. İçeriye benimle birlikte girdiğinde uzun bir masayla ve onun etrafındaki insanlarla göz göze geldik, içeri gözüme biraz kalabalıktı gelmişti. Herkezin gözü atlas ve bendeydi bu bakışlar rahatsız ediciydi fazlasıyla.
Atlas hafifçe kolumu dürtüp ilerlemem için işaret eder gibiydi, şimdiden karnıma sancılar girmeye başlamıştı.
İçeri girdiğimizde birkaç kişi ayağa kalkıp bize şaşkınca bakıyorlardı. Sanırım süpriz birilerini beklemiyorlardı.
Odanın duvarları tahtadan yapılmıştı, tavanı fazla yüksekti ama odada ilk dikkatimi çeken şey, bir duvarın tamamı aynadan oluşuyordu ve onun karşısında camların olması fakat ayna hiç bir şekilde güneş ışığını geri yansıtmıyordu ayna güneş ışığını içine çekiyordu. Etkileyici bir icattı daha önce ışığı emmen bir ayna görmemiştim harika. Kedimi hızla topladım
Atlas masaya doğru bakıp "misafirimiz ece, bizimle yemek yiyecek bu sefer " diyip belime elini koyarak ilerletmeye başladı, resmen zorla masaya oturtuyordu beni. Masaya yaklaştığımızda masadan kalkanlardan bir kadın bize doğru geldiğinde durduk, kadın bana bakarken her yerinde gezinen gözleri saçımda durunca gözleri dolduğunu göre biliyordum. Yeter artık gelen geçen artık bıraksın saçıma tuaf bakmayı, gidicem vallah sıfıra vurcam onu istiyorlar.
Kadın kafasını yana çevirip ağızının içinde bir şeyler geveledi, benim ona bakışımı fark etmiş olmalı kendini düzeltip boğazını temizledi sonra elini uzatıp "merhaba hera ne kadar güzelleşmişsin " dedi Ben şaşkınlığımı gizleyemedim atlas ece demesine rağmen bana hera demesi tuaftı burda gerçekten tuaf şeyler oluyordu. Kadını incelediğimde 40lı yaşlarda güzel bir kadındı simsiyah saçları yüzünü daha güzel gösteriyordu, güzelliği çocuksu bir güzellikti yuvarlak yüzü, büyük gözeleriyle tatlıydı giydiği mor elbise diz altının bitimindeydi omuzları açık elbisenin üstüne taktığı melek kanatlı kolyesi onun görünüşünü yandıtıyordu. Giydiği beyaz topuklularla rağmen benimle nerdeyse aynı boydaydı, saçını serbes bırakmıştı.
Kadının uzattığı eli tutarak " daha önce tanışıyor muyuz" dedim kadının gülen yüzü hafif yüzü durdu, söylediğim şeyle göz ucuyla atlasa baktığında tekrar bana dönüp "ııı şey... atlas senden bahsetti ordan biliyorum" dediğinde atlasa dönüp bir kaşımı kaşımı kadırdım, nedense kadının bu söylediğine inanmıyordum beni başka bir yerden tanıyor gibiydi ama nerden. Zaten yüzü garip bir şekilde tanıdıktı.
Kadın boğazını temizleyip "bu arada ben buket..." dediğinde masadan gelen sesle o tarafa döndüm " hadi ama iki saat sizin tanışma faslınızı mı beklicez oturun artık şu masaya" diye çemkiren kadına baktığımda ellerini bir birine bağlamış ayakta sinirle bize bakıyordu. Kadın kaverengi saçları tepeden topuz yapmış giydiği gömlek ve siyah pantolonuyla fazla ciddi duruyordu. Dediklerinden sonra masadaki daha önce gördüğüm tek yüz Peter'di. Bize bağıran kadına dönüp " lütfen misafirimiz varken o sesini sabit tut ve terbiyeni bugünlük yanına al dilan " demesiyle hızla ona dönen adının dilan olduğunu öğrendiğim kadın " Pardon iki saatir ayakta durmamızı istemediğim için uyardım sadece! hem kimse misafirimiz olduğunu söylemedi sözdede masaya misafir gelmeden bize haber vermek zorunda diye bir zorunluluğuz var o da sözde" demesiyle karşısındaki sarı saçlı kadın dilan denen kadını süzüp " Atlas birini çağırırken senden izin mi alıcak dilan" demesiyle, dilan yapmacık bir gülümsemesiyle " ben izin almakla ilgili bir şey demedim sedece haber vermekle ilgili bir kuralımız olduğunu hatırlatım Naz" dediğinde aralarında sözlü kavga çıkmıştı. Şimdi 'benim için kavga etmeyin' demek vardı ama kendimi tutum.
Benim yüzümden aralarında kavga çıkması kendimi kötü hissetirdi, bir yemek yiyeceklerdi o da ben gelince kavga ettiler. Ne kadar hayırlı gelmiştim, kesin içeriye girerken sağ ayağımla girmediğim için böyle oldu.
Atlas gerildiğimi gördüğünde biraz eyilerek "kavga sevdiğini sanıyordum" dediğinde ters bir şekilde ona baktım, benim hakkımda bu kadar şey bilmesi rahatsızlıkveriyordu." Benim yüzümden çıkması şu an ki hevesimi kursağımda bıraktı" dememle atlasın gözleri bir süre bende gezindi sonra hemen " bu saçmalığa bir son verin derhal " demesiyle herkez sustu odada ölüm sesizliği oluştuğunda atlas elinini öne getirip ilerlemem için hareket ayınca buketle birlikte masaya doğru yürüdük.
Buket daha yeni kalktığı yere geri oturduğunda ben nereye oturmam gerektiğini düşünürken atlas kolumu tutup masanın baş kısmına oturup beni de hemen yanındaki boş sandalyeye oturtunca ayaktakiler geri sandalyelerine oturdu. Ayağa kalkmayan atlasın hemen karşısında oturan uzun masanın diğer ucundaki başa oturtan adama gözüm kaldı, acaba bu kimdi çükü daha yeni masada kavga etmelerine rağmen sadece yemğini yiyordu hemen yanındaki siyah saçlı kadın da atlas oturunca hemen yemeğe başlamıştı ikisi birbiryle fazala uyumlulardı.
Masaya oturduk ve bir süre geçti etrafta sadece buçak ve tabak sesleri vardı. Buket boğazını temizleyip konuşmaya başladığında içerdeki ölüm sesizliği biraz olsun dağıldı "duyduğuma göre yer altına inmişsinin umarım bir şey olmamıştır " dediğinde karnım ve sırtımdaki ağrıyı hatırlattığı için teşekür edicektim. Hatırlamamla sırtıma giren ağrıyla biraz dikleştim, kadına dönüp " teşekürler iyiyim sağol" dedim. Yanıma gelen hizmetçi tabağıma koyduğu yemeklerle bakışma yarışmasına girmiş gibiydim, yemek yemek cazib gelsede midem resmen beni tehtih ediyordu. Yersem beni iki saat kıvrandıracak gibiydi.
Karşımda oturan Peter bunu fark etmiş olmalı ki "bir sorun mu var hera? neden tabağına dokunmadın" demesiyle ona hafifçe dönüp " aç hissetmiyorum'' dedim midem konuşsa ilk diyeceği şey yalan olurdu çünkü deli gibi açtım aslında ama yiyemiyorum napayıp. Peter kaşını çatıp " öyle olur mu hiç. Sen görmüyorsun ama rengin atmış" demesiyle yüzümü ekşitip " gerçekten aç hissetmiyorum'' dememle tabağımı göstererek " bahane istemiyorum o tabak biticek küçük hanım " dedi bir baba edasıyla hafifçe gülümseyip, elime gümüş çatalı alıp patates püresine batırıp ağıza koyduğumda boğazımdan uzun zamandır ilk defa bir şeyin geçmesiyle ağızım sulandı ve pates püresigüzel mi yoksa aç olduğum için mi bilmiyorum ama çok güzel gemişti.
Yemeğimi yerken birden atlas beni dürtüğüğünde ters bir şekilde baktım yemek yerken rahatsızlık verilmesinden nefret ederdim. Her şeyi biliyor benim hakkımda ama bunu mu bilmiyor.
Atlas " üzgünüm ama seni ak kurtlarla tanıştırmayı unutmuşum" demesiyle masadakiler bize dönüp atlası izlemeye başladılar. Atlas peteri göstererk " amcamı tanıyorsun" diyip eliyle buketi gösterek " teyzem buket, zaten tanıştınız'' demesiyle bana samimice gülümsedi, atlas devam ederken buketin yanındaki adamı göstererek "kocası hakan" eliyle karşısındaki kişiyi göterek daha yeni kavga çıkartan kadının yanındaki adamı gösterek "amcam talha ve karısı dilan" dedi yan tarafa geçip peterın yanındaki buğday tenli kadını gösterek " en küçük kız kadeşimiz buğlem" demesiyle buğlem bana selam verir gibi elini kaldırdı ben kafanı indirip kaldırdım atlas buğlemin karşısındakileri gösterip " hazar ve karısı naz " derken naz ve kocası bana baş selamı verdi atlasen son olarak karşısında duran adamı gösterek "abim faruk ve eşi esra" demesiyle onlara baktığında bana bakan adam gülümseyip "atanıştığıma memnun oldum hera" dedi elini sakalarına uzatıp kaşırken. Faruk bana dönüp "afraid ile gelince tanışırsın" dedi sıcak bir sesle. Afraid kimdiatlas bana böyle birinden bahsetmemişti.
Birden farukun karısı eşi bana döndüp baktığında esra olduğunu öğrendiğim kadın adamın aksine soğuk bir sesle"tanıştığıma çok memenun hera" demesiyle kocası karısının bu halinden rahatsız olmuş gibi " tıpkı annen gibi muazam görünüyorsun" dediğinde hemen atlayıp "annemi tanıyor musunuz" dememle gülümseyen kadın "buket kadar olmasada biz de anneni tanırız ve çok severdik değil mi faruk ne harika kadındı bize çok yardımı dokundu" demesiyle bukette döndüğümde bana bakan kadına kafamı hafifçe çevirip baktım buket "annen ve ben çocukluk arkadaşız iyi anlaşırdık bir birimizi çok severdik sonra malum ayrıldık." Sona doğru sesi ciddi manada azalmıştı. Buket annemin arkadaşı olduğu için bana annem hakkında bir sürü şey anlatmaya başladı. Annemin resmi çok iyimiş bunu bilmiyordum
Buketi sabaha kadar dinleye bilirdim. Anlattıklarını aklımın bir kenarına kazıdım bu sefer asla unutmazdım.
Buket "annene ne çok benziyorsun büyüdükçe güzelliğin aynı annen ve..." diyip ilk önce gözleri saçıma kaydı değerli bir mücefer gibi saçıma bakan buket "bilmediğinden daha fazla benziyorsun annene " demesiyle gözlerimin içine bakan buket bana bir şey anlatmaya çalışır gibiydi.
Buket sustuğunda koluna dokundum "bir sorun mu var"diye sorduğumda bir şey demek için ağızını açtığında "en yakın arkadaşının ölümü hala derince içinde sızlasada yapıcak bir şey yok değil mi buket" diyen dilan keyifle dedikleri şeyin altında bin bir tür şey vardı.Bu kadın napmaya çalışıyordu, geldiğimden beri sanki ona bir şey yapmışım gibi davranıyordu.
Buket dilanın bu hareketine sadece "evet ben arkadaşımı kolay kolay unutmam. Unutmak acizlerin işidir. Ve bakıyorum da sen bugün B12 vitaminini almayı yine unutmuşsun" demesiyle dilan alaycı tavrıyla "haklısın unutmak acizlerin işi, senin de yaşın geçtikçe geçiyor malum yaşlılık unutkanlık getirir insana" demesiyle buket " sen benimle nasıl böyle konuşursun. Sonradan görme " diye bağırmasıyla masadaki gerginlik artıyordu.
Buketin dedikleriyle masanın diğer ucundan esra " yaptığın çok ayıp ve senin gibi biri nasıl böyle şeyler söyler. Tamam doğuştan bir ak kurt ola bilirsin ama karşındaki bir çocuk değil söylediklerinde utanman gerekiyor sen bir de sofradaki en büyük ak kurt olucaksın, sen böyle yaparsan diğerleri napmaz lütfen sofra adabına uyalım deyil mi" dedi esra söylediklerinden sonra göz ucuyla bukete baktım sinirden çenesi seyreyen kadın canlı bomba gibiydi. Esranın dediklerinden sonra herkez buketin ne yapıcağına bakarken ben gerim gerim gerilmiştim bu kavgalar benim yüzümden olması biraz sinir bozucuydu.
Odada ölüm sesizliği vardı resmen ama kimse ölmemişti fakat birazdan olucaklar için bir şey diyemezdim.
Gözlerim yanımdaki atlasa kaydığında sinirlendim çünkü sanki bir şey olmamış gibi yemeğini yiyordu ben burda kendi içimi yerken onun yaptığı hareketle onu boğazına yapışmak istedim çünkü hem beni buraya getirsin hemde kavganın ortasında kalakaldım. Beynime kazıdım bir ara gerçekten atlasa dalıcaktım.
Atlas ona kızgın baktığımı gördüğünde eliyle sakin ol der gibi yukarı aşağı salayınca ne rahatlamıştım anlatamam. Atlas kaşığına çorbayı alırken kafamı bukete çevirdiğimde buketin yanındaki kocası hakan buketi sakinleştirmeye çalışıyordu. Buket iki kadına sinirle baktı. Burda filim izler gibi gelmeye başlamıştı.
Buketin bu halinin ardından daha yeni adının naz olduğunu hatırladığım kadın "esra biri özür dilicekse o sen olmalısın. Karşında sıradan biri yok senin dediğin gibi karşında şu an masadaki en büyük ak kurt ve senin dediklerin ve tavrın sebebiyle buketi sanki bir hizmetçiye kızar gibi konuştun bu sebeple bir kişi özür dilicekse o sen olmalısın esra" demesiyle nazın yanındaki adam yani kocası hazar " nazcım sakin" demesiyle naz kocasına dönüp "burda yaşanan hatsizliğianlatmaya çalıştım böyle konuşma sebebim bazıların bu dilden anlaması" dedi kocasına ama diğerlerine gönderme yapmayı ihmal etmedi.
Nazın dediklerinin ardından esra "bu sofranın kuralları vardır nazcım ve kim olursa olsun buna uymak zorunda" demesiyle hemen naz "o zaman önce koruduğun kadına anlat bu felsefe sözlerini çünkü burda kavga başlatıp kenardan sıyrılması sinir bozucu canısı" demesiyle herkezin gözleri dilana dönünce, dilan " ne alakası var ben sadece Heya bir kaç şey söyledim sonra birden çirkefleşen buket oldu. Ben bir şey demedim yani" diyip tekrar bukete baktığımda daha yeninkinin aksine daha iyi duruyordu sakin ve sesizdi. Bu halini daha yeninkinin yerine iyidi. Kendini toparlıya bilmesi ne güzel.
Buketin sesizliğini gören esra "buket bile bir şey demiyoken sen kimsinde karışıyorsun" demesiyle şaşkınlıkla esraya baktım bu kadın fazla manipulation ediciydi.
Naz sinirle " narsist " dedi ağız içinde dilan esraya böyle denilmesiyle naz ile söz kavgasına girdiğinde hazar kendi karısını nazı, talha ve buğlem dilanı tutarken birde elini masaya vuran atlasla iki tarafta sus pus olmuştu. Elini vurmasıyla çıkan sesle ufak kalp kırizi geçirsemde kavgalarının durmasına sevinmiştim.
Atlas odadaki sesizliğe " siz kafayı mı yediniz? Sizin bu yaptığınızı çocuklar yapmaz rezilsiniz, hem de heranın önünde ilk defa gelmesini bile umursamadınız" dedi sinirle ben ise atlasa aşağıdan bakmakla yetindim.
Bağırırken sivrileşen çenesinde fazla oyalandığımı fark edip önüme döndüm.
Atlas son olarak " kurt öfkesini belli etseydi, itten farkı kalmazdı" diyip oturunca herkez sakince otururken faruk karısına dönüp " özür dile teyzem ve heradan " demesiyle şaşırdım buket tamam ama ben ne alaka esra bana bir şey dememişti bile.
Esra başta istemesede en sonunda kabul edip bukete dönüp "seninle hatsizce konuştuğum için afet beni özür dilerim" dedi sanki önceden ezberlenmiş gibi konuşuyordu. Esra bana dönünce " gerek yok " desemde faruk "misafirin yanında düzgün konuşması gerekirdi" demesiyle esra " senden gerçekten özür dilerim böyle olsun istememiştim afet" demesiyle gülümsemekle yetindim.
Artık dayanamadığım için atlasa dönüp masanın altından ayağına sertce vurdum sonra bana dönen atlasa duvar saatini gösterip "kalkmam lazımartık " dediğimde atlas kafasını sallayıp ayağa kalkıp " heranın gitmesi lazım kalkması lazım" demesiyle bana başta Peter olarak veda eden oldu atlasla odadan dışarı yürüdük.
O
Adan çıktığımızda rahatlamış hissetim. Resmen bir Kurt sürüsünün ortasından çıkmış gibiydim.
Atlas bana bakarken resmen gülüyordu dudaklarının kenarı kıvrılmış bir elini çenesine koymuş gülüyordu. İçerde nasıl gözüktüğümü bilmek istemiyordum.Atlas elini kaldırıp merdivenlerin sonunda bekleyen Sebastiana el yapıp çağırdı, yanımıza geldiğinde atlas " herayı gizeme götür" dediğinde hızla atlasa dönüp " atlas bana dosyalarımı ver gideyim bak elisgil beni merak etmiştir" dememle atlas bana yaklaşıp" hera sakin ol gidiceksin, bizim sofra kurallarımız var bu yüzden tekrar masaya gitmem gerek bu sebeple yarım saate gelicem dosyanla" diyip yanımdan geçip gidince , bana dik dik bakan Sebastianın yanından yürümeye başladım
��������
Umarım beyenirsiniz bölümü



