
Kaybolmaya çok ihtiyacın olduğunu sanıyorsun, halbuki sen en çok bulunmaya muhtaçsın...
Feu
.
Ellerim ayaklarım sanki deprem oluyormuş gibi sallanıyordu. Hayır Korkmuyordum, sadece yerin 7 kat aşağısında neyle karşılaşıcağımı bilmiyordum. Arabada benden hariç her kez sakince etrafa bakınıyordu.
Tabi ki rahatlardı, kim bilir kaç kere yer altına indiler.
Kulağıma boğuk bir ses gelince o sesin geldiği tarafa baktım. Lux tüm dikkat bana bakıyordu, " iyi misin hera. Rengin solmuş" dedi.
Gerçekten mi hiç fark etmedim cidden iyi miydim bilmiyordum tek düşündüğum birazdan iniceğimiz yer altı ve orada karşılaşıcağım şeyler...
Kafamı sallamakla yetindim " iyiyim. Burası biraz havasız sadece. Bir de sıcak" dediğimde Lux bir kaç düğmeye basınca içeri soğuk hava gelince rahatladım. Keşke daha önce isteseydim bunu.
Arabada ben, Lux ve gizem vardı. Lux elindeki bir kaç dosyaya bakarken gizem, nereden bulduğunu bilmediğim törpüyle tırmağını sivrileştiriyordu.
Ben ise beynimle savaş veriyordum.
Yer altı hakında fazla bilgi sahibi değildim yani neyle karşılaşacğım hakında hiç bir fikrim yoktu ve bu beni daha fazla delirtiyordu.
Aklımda olan bilgileri tekrar hatırlamaya çalışıken beni omzumdan tutan gizeme baktım. " dur artık içim kalktı hera yeter artık " dedi isyankar çıkan sesi kızgınlık vardı hafif.
Ben naptım ki şimdi.
" gizem saçmalama istersen yerinde dur zaten birazdan inicez" dedi lux kınayıcı bir sesle luxa dönen gizem " kızın titreşimi açık kalmış onu kapatıyordum. Sen karışma" dedi açılayıcıbir sesle.
Tamam gerilince biraz fazla sallanıyordum. Ne var her kezde olabilecek bir şey.
Lux " gizem kız heycanlı ve gerilmiş biraz, biraz saygı göster olmaz mı. Ve abartıyorsun gizem" dedi tekrar. elindeki dosyayı bıraktı ve gizeme baktı hala eli omzumdaydı. Sinirli bir sesle luxa saldırıcak gibi duran gizem " dur orda ben mi abartıyorum. Araba 6.3 şiddetinde salanıyor. Dışardan bakanlar deprem oluyor sanıcak ne abartması. Keşke sadece deprem oluyor sansalar başka bir şeyde sanıcaklarda neyse onu söylemeyim." Dediğinde sesi kızgın çıkıyodu. Lux kafasını iki yana salladı ağız içinde bir şeyle söyledi ama anlamadım.
Gizem elini omzumdan çekti. Ben bu kızı anlayamayacaktım hiç bir zaman.
En sonunda araba durduğunza şükrettim rabbime biraz daha dursaydık benim yüzümden lux ve gizem bir birine girecekti.
Arabadan indiğimizde bir ara sokaktaydık, hava kararmaya başlamıştı etraftaki insanlar evlerine döndükleri belliydi.
Ben de 3 hafta önce yolda yüriyen insanlar gibi işten dönüp evime giderdim ne yazık ki şimdi galim belliydi.
Yanımdaki lux beni dürtüp ilerledik ara sokağın sonuna geldiğimizde boş ve uzun duvara baktım duvar evle birleşmişti. Üç yanımz betonla çevriliydi, gizeme döndüğümde telefona bakıyordu lux ise gizemin telefonun içine girecek gibiydi biraz bekledikten sonra gizem telefonunu kapatıp iç cebine koyup bana yaklaştı.
Niye geliyordu üstüme.
Elini bana doğru uzattınca afaladım, napıcağımı bilemedim gizemin eline baktım sadece gizem hafifçe gülümsedi ve yanıma yaklaşttı " burdan sonra sadece benim elimi tutucaksın ve yanımdan ayrılmayacaksın anlaştık mı." Dedi sesi başta sert çıksada sonlara doğru normal haline döndü.
Gözüm elinden sonra yüzüne kaydı "sana güvenmem için nedenler fazla değilken neden sana güveneyim ki. Ne de olsa sen bir ak kurtsun" dediğimde gizem gözünü hafifçe belli belirsiz kıstı " başta olarak hera sen bana emanetsin ve bil diye söylüyorum ben emanete hiyanet etmem. Ve sen ne kadar inkar etsen de sen de bir ak kurtsun bu sen doğmadan önce öyleydi sadece sen farkında değildin " dedi. Son dediği kafamda binlerce soru işareti oldu nasıl ola bilirdi ki bu tamam annem bir ak kurt olabilirdi ama ben sırf annem ak kurt diye ben de ak kurt olucam diye bir şey yok. Gizem bence bundan bahsetmedi.
Onun bildiği ama benim bilmediğim bir şey vardı ama neydi.
Sadece gizem değil herkezin bildiği ama bana söylenmiyen çok şey vardı. Ama bana söylenmeyen her kelimeyi burunlarından getiricektim.
Gizemin dediklerine sadece kaşımı kaldırarak alayla gülümsedim ve uzattığı eli tutum " sen ne demek istiyorsan de ben bir şeyi ben kabul etmiyorsam o şey benim isteğim üstüne ilerler. Sen bildiğini yap ben de bildiğimi." Dedim gizem sadece gülümsedi bu gülümseme binlerce şey anlatıyor gibiydi sadece ben anlamadı.
Gizem beni yanına getirince luxun sesi yakından gelince ona doğru döndüm lux " konuşmanız bittiyse gidelim" dediğinde "nereye gitmeyi düşünüyorsun, duvardan geçiriceğimizi düşünüyorum" dedimyanımdaki adama.
Gizemin elini bıraktığımdan hemen sonra, gizem çenemden tutup başımı yere eyince gizeme kızmaya hazırlanıyorken gördüğüm şeyle konuşmak için lazım olan dilimi yutmuştum. Yerde bir kapı vardı, ama sanki dünya yan dönmüş gibi duruyordu kapı, yere sabitlenmiş kapı dikkatli bakılmadıkça anlaşılır gibi değildi.
Tuaf olan ben daha önce o kapının üstünde duruyordum bu yüzden gizem beni kenara çekmişti.
Şaşkınlığımı gizleyemediğim için gizem hafifçe güldü.
Ne vardı her gün yan yatmış yerle birleşmiş kapı görmüyordum.
Tam bir şey demek için ağızımı açtığımda lux "fazla vaktimiz kalmadı. Gitmeliyiz" dediğinde kapıya ilerleyip bir düğmeye basıp kapı yukarı doğru açılınca aşağa doğru bir merdiven açıldı. Demir merdiven kare bir çukurun içindeydi ve sabit bir şekilde duruyordu. Aşağa doğru baktım ama sadece karanlık vardı.
Buraya düşenin bedeni bile bulunmazdı.
Ne kadar baktıysam lux beni omzumdan dürtü "fazla zamanımız yok en fazla 35 dk içinde buradan çıkmamız lazım, oyalanmak yok, hedefimizden sapmicağız. Sorusu olan" gizem elini kaldırdı lux ikimiz arasında gözü gezindi " yok mu? Harika ilk kim iniyor?" Dediğinde gizem sinirle luxa ilerliyip " beni insandan saymıyor musun." Diyip sertce vurunca lux " gizem ! Seni insandan sayıyorum ama bana gelip kafes dövüşünü izliyelim diye tuturucağın için seni es geçtim" dedi gizem gözünü kısıp " şimdi izlemiyecek miyiz" diye sorunca lux sabır çeker gibi kafasını salladı.
Sinirlendi sanırım biraz
Ben hiç bir şey diyemedim gizeme dönüp " kafes dövüşü mü var" dediğinde gizem heycanla kafasını salladı " evet!. Hem sadece kafes dövüşü değil. İskambil, poker, ninjutsu, eskirima, rus ruleti " durdu bana baktı " sever misin" dediğinde yüzümü ekşittim ne demek istediğini anladı gizem sadece kafasını aşağı yukarı doğru saladı.
Lux artık dayanamayıp gizemi gelinden tutup kuyu gibi duran merdivenlere götürüp atınca son duyduğum gizemin hafif çığlığı oldu ileri gidip yerdeki boşluğa baktım gizem görünürde yoktu.
Bunlar deliydi!. Buraya yavaş bile inerken tehlikeliydi ama bunlar birbirlerini öylesine atıyordu.
Luxa göz ucuyla baktım bana bakıyordu. Şaşkınlığımı gizleyip hafifçe gülümsedim ve eyilip merdivenden inmeye başladım. Eğer konuşursam sonum gizem gibi olurdu kesin.
Aşağı doğru inerken elim merdivenin soğuk demirlerinde değerek iniyordum ayağım arada sırada nemlenmiş olan merdivenden kayıyordu ama hemen kendimi düzeltiyordum.
Sonunda merdivenin sonuna geldiğimde kendimi attım yere ama ayaklarım yumuşak bir şeye deyip dengemi kaybedip düştüm. Düştüğüm yere baktığımda gizemi gördüm yeri kaplayan yumuşak yastığın üstünde ayak ayak üstüne atmış saçıyla oynuyordu. Hafif sinirli gözüküyordu gizem.
Lux onu atınca bu şişme yastığın üstüne düşmüş olamıydı.
Lux bana elini uzatıp kaldırdı, bende bir daha düşmemek üzere şişme yastığın üstünden çekilip soğuk zemine geçtim. Beni kaldırdığını gören gizem elini kaldırdı ve luxa doğru öksürdü, bu galiba beni de kaldır demekti
Lux gizeme baktı sonra gülerek onu kaldırdı. Galiba gizem luxun bu hareketlerine alışıktı, lux saatine baktı ve gizeme işaret edince gizem hızla benim yanıma gelince üstümü çırpıp bana döndü. Beni gözden geçirdi en son saçımı cebinden çıkardığı bere ile örtüp ilerlemeye başladık.
Boş koridorlar baya büyüktü biraz yürüdükten sonra bir kapıyla karşılaştığımda gizem lux kolundaki bilekliği kapıya doğru tutup biraz bekleyince kapının üstünde yeşil yandı ve kapı kendisi açılınca gördüğüm manzara karşısında nefesim kesilmişti.
Karşımda sanki yeni bir dünya varmış gibiydi yukarı baktığımda altı tane ay vardı gerçek olmadığını bilmesem gerçek sanardım ayın yanında yıldızlar vardı ve çok gerçekçi duruyordu. Biz bi dağın içinden gelmiş gibiydik, aşağa doğru bakınca evler, binalar , saat kulesi, ve sarı ışıklar her yerdeydi etkilenmemek elde değildi. Beni dürten gizem koluma girip ilerlemeye başladık yokuş aşağıdan lux bizim arakamızdaydı.
İlerledikçe insanlar ve binalar artmaya başladı.
Ben etrafı incelemeye koyuldum buraya yer yüzünden mi gelmiştik inanması zordu.
İnsanlar çoğaldıkça lux arkamızdan yanımızdan geldi, beni ortalarına aldılar. İnsanlar bir yere yetişmek ister gibi koşuşturuyorlardı gizemi kolundan dürtüp " insanlar nereye böyle analyse gidiyor." Gizem bana dönüp " dediğim gibi insanlar oyun oynuyor ama sonunda oynayan kişilerden biri ölüyor insanlar da bunu izlemek için gidiyorlar." Dedi hiç bir şey diyemedim.
Nasıl bu kalabağın sebebi bir kaç ölümcül oyun Mu? Kim oynamak isterki böyle oyunları.
Gizem bir kaç şeyi anlayamadığını anladığında "mesela rus ruleti oyunu oynayan kişileri izlemeye gidiyorlar ve bahis koyuyorlar." Gizemin Dedikleri saçmaydı bunlara kim izin veriyordu "bu yaptıkları yasal değil buna izin veren kim" diye sorduğumda lux alayla güldü " yasal şeyler yer altında gezmez hera" dedi doğru söylüyordu yer altına devlet bakmıyordu yer altını kim yada kimler yönetiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Gizem bana yaklaşıp "hera burayı da yöneten kişiler var. Yani burası başı boş değil, bil diye söylüyorum kral yani başımız buraya bulaşmama nedeni yer altına inememesi değil. Burdaki yer altı tüm dünyanın altında yani tek bir kişi burayı yönetemez asyadan avrupaya yada afrikaya uzanan birsürü tünelleri var, belki Americaya bile bağlayan yer altı tünelleri var, borular yardımıyla su altından geçe biliyorlar" sözünü bitirdiğinde korkmadım desem yalan olur bura 2. Dünya gibi kulanıyorlardı ve bunu bilmiyorlardı bile kralıklar.
Bilseler bile neyapa bilirler ki buraya.
Gizem " Mesela hera yer altında tıpkı yer yüzünde olduğu gibi baş kişiler vardı.Onların isimleri bizim yer yüzü başlarımız gibi kıral yada kraliçe değildi onlara karınca, fare'ler , mirketler, kirpiler, solucanlar ve köstebekler olarak 6 tane baş kişiler var. Belki biliyorsundur mafya ve çeteler yer altında, teşkilat ve örgütler yer üstünde hüküm sürer burada 6 baş var ve hepsi iki gurup içinde koyulur...
Kirpiler, solucanlar ve karıncalar çete
Mirketler, fareler ve köstebekler mayfa
Olarak ayrılır. Yer altında en tehlikelisi çeteler onlara bulaşılmaz mafyalar çoğunlukla konuşarak medieni bir şekilde konuşurken çeteler kavga ile çözer sorunları." Galiba çeteleri pek sevmiyor gizem onlar hakında bilgi verirken tükürür gibi verdi.
Etrafta koşturan insanları geçtikten sonra lux bizi bir ara sokağa soktu sonra bize bir bina gösterdi, gelmiştik sonunda. Lux çantasında bir kaç şeyi konturol ederken bende beremi düzeltiyordum saçın berefen firar etmişti en sonunda çıkartıp tekrar takarken gizem hızla yanıma gelip " sakın bir daha bereni çıkarma!!. SAKIN!" Derken telaşlı sesi kısık tutarak etrafı kolaçan etti kimsenin olmadığına emin olunca luxa dönüp " hadi hızlan" dediğinde lux kafasını sallamakla yetindi çantasından is ve torna vida çıkardıtonra vidayı ipe bağlayıp binaya atınca torna vida bakonun demirliklerine takılınca lux ipi çekişince torna vidageri geldi. İp demirliklere bir tur atmıştı, lux bize dönüp " 10 dk içinde gitmeliyiz buranın yakınından. Bayanlar önden " diyip centinmenliği tutmuşu gizem öne atılıp " çok ısrar etin bari ben gideyim bari" dedi ve tırmanmaya başladı.
Tıpkı bir maymun gibi trmanıyordu. O balkona geçince lux eliyle halatı göstererek " hadi" diyince sıra bana geldiğini anladım ben de tırmanmaya başladım, sona geldiğimde balkona atladım.
Gizem arkasını dönüp kapıya doğru giderken durdum " luxa gelmiyecek mi" diye sorduğumda gizem kapının kilidini maymuncukla açmıştı çoktan " yok o aşağıda beklerken biz işimizi bitiricez" diyip içeri girdi arkasından ben de girince gösterişli bir odayla karşısındaydım. Kocaman bir odaydı koltuk takımı şöminenin yakınındaydı şömineden uzak bar masası vardı, ama etraf karanlık olduğu için fazla bir şey görmedim.
Gizem direk girdiğimiz balkonun çaprazında kalan büyük ahşap mayaya gidip çekmecelerini karıştırdı. Gizemin yanına gidip etrafa bakınmaya başladım ama hiç bir şey görmüyordu bunu anlayan gizem bana el feneri uzattı hemen alıp etrafa şimdi daha net baktım. Dosyalar hep sayısal verilerle alakalıydı bunlar işime yaramazdı gizem kilitli olan kasaları küçük sesiz batlayıcılarala açıyordu en sonunda gizem bana masa altındaki kasadan aldığı dosyayı bana uzatığında aldım ince bir dosyaydı mavi dosyanın üstünde yazan şeyle yutkundum.
Valeska grace
Feneri uzun bir kaç dk sadece bu isimin üstünde durdu fenerin ışığı. Boğazımda tıkanan ne olduğunu anlamadığım şeyi yutmaya çalıştım nefes alamayacak gibiydim. Bunu istemiştim şimdi noluyordu şimdi peki neden açmıyordum. Elim ateşe dokunur gibiydi ellerim . Boğazımdakini yutum ama şimdi yutuğum şey göğüsüme oturmuştu.
Gizem beni dürtene kadar hiç kımıldamadığımı anladım gizem beni iki kolumdan tutup karşıma geçti " burda sadece bu dosya var şimdi gitmeliyiz burdan." Dediğinde balkona doğru ilerledik elimdeki dosyayı küçük sırt çantama koydum. Buradan çıkınca atlasın toplantıda verdiği ve bu dosyayı incelerdim.
Bunları düşünürken birden sarı ışık yanınca ipten inmeye başlamıştı gizem ben balkonda onun inmesini bekledim içeri giren adamlar bir şeyler konuşuyordu sonra birden sustular. Gizem indiğini görünce bende kendimi aşağa bıraktım ama birden bir adam balkondan bağırmaya başladı.
Onu görünce inmem hızlandı ve beklemediğim bir şey yaptı adam tutunduğum ipi kesince aşağa doğru düştüm ama son anda beni tutan lux oldu.
Yukardaki adam delirmiş olmalı 3 kattan iniyordum ve ipi kesti manyak.
Lux beni hızla kucağından indirip koşmaya başladık. Gizem koşarken uzattığı siyah kumaşa baktım maske olduğunu görünce hızla burnuma kadar kapatım ve öyle koşmaya devam ettik insanları itip kalkıp geçmeye başladık o kadar çok koşmuştuk ki karnıma ağrı girmişti ve benim karnıma kolay kolay ağrı girmezdi.
Gizem ve lux iki yanımıda beni sarmışlardı. Lux bizi ara sokağa götürdü burduğumuzda nefes nefese kalmıştık gizem ceketini çıkartıp yere serdi ve bayılır gibi kendisini yere attı. Bende taktığım maskeyi hızla çıkardım nerdese tüm havayı içime çekince rahatladım.
Lux gizeme doğru gidip " kalk hadi 12 dk 6 saniye içinde burdan çıkmalıyız " dediğinde luxun ne kadar dakik biri olduğunu anladım her saniyeyi sayıp işini vaktinde bitirmek istiyordu ama gizem luxun bu hareketine sadece sabır çekerek karşılık verdi "manyak mısın kaç dakikadır koşuyoruz biz biliyor musun sen" diye soruca lux " binadan 9 dakika 43 saniyede çıktınız 12 dk 5 saniye kaldıysa şuan. Tam tamı 9 dakika 43 saniye koşmuş oluyor gizem hadi kalk bu yüzden" dediğinde gizem eyip luxun ayağına vurdu "şimdi git koşma hızımızı hesapla matamatik manyağı" diyince sinirle lux yapmacık bir şekilde güldü.
Bu lux beni korkutuyordu saniye de saynasın ya.
Gizemi kaldıran lux " şimdi çıktığımız yere geri dönücez. Sorusu olan" dediğinde gizem elini kaldırdı lux bize baktı sonra " harika yok hadi gidelim. " dediğinde dejavu yaşar gibiydim. Gizem bu sefer luxa gidip vurmak yerine " ya bir kez olsun sor derdin ne desene be adam" diye isyan etti.
Onlar yürümeye başlamıştı bende maskemi takıp onların yanına gittim beni her zamanki gibi ortalarına aldılar. Yol boyunca gizem kafes dövüşüne gitmek istediğini söylüyor fakat lux izin vermiyordu.
Geldiğimiz kapıya doğru yürürken lux "dosyaya baktın mı" dediğinde sadece kafamı olumsuz anlamda iki yana salladım "olsun yer yüzüne çıknca bakarsın" dediğinde sesizlik oluştu etraftaki insanlarla çarpıyorduk ama ne o ne de ben bir birimize dönüp bakıyorduk.
Lux telefonundan birine mesaj gönderiyordu kesin atlasa bilgi veriyordu. O adamda benim başımı ağrıtacak kadar düşündüren bir şey vardı ama ne olduğunu bilmiyordum. Öğrenmeye de niyetli değildim.
Bunları düşünürken bir silah sesi geldi gizem luxa baktım bunu beklemiyor olucaklar adımlarını hızlandırdılar ama birden kulağımın dibinde silah patlayınca kulağım çınladı ve geriye doğru düştüm yüzüme gelen sıvıyla gözü kapatım ve açınca gördüğüm şeyler dona kaldım lux yerde kanlar içinden uzanıyordu.
Kafasından akan kan yeri boyamıştı böyle bir şey beklemiyordum. Elim yüzüme gittiğinde yanağımdan akan kana baktım üstüm yüzüm elbisem her şey kan olmuştu.
Daha önemlisi lux kımıldamıyordu. Yan dönen lux gözü açıktı. Kafasından akan kan yüzünü boyamıştı.
Çığlık atamadım nefesim kesilmişti. İlk defa ölü görmüyordum şaşırmam bunu beklemiyordum. Lux silahla kafasından vurulmuştu.....
Kulağım silah patlaması yüzünden çınlıyordu. Gizem bana bir şeyler söylüyordu ama ben sadece uğultu duyuyordum.
Gizem bir yere bakınca bir şey görmüş olucak beni kolumdan tutup beni kendisiyle sürüklemeye başladı arkadan bağran adamlar bizi takip ediyordu birden gizem çığlık atınca ona dönünce gördüğüm şeyle kendime geldim. Gizemin kolunu tutuyordu anladım kolundan vurulmuştu.
Kulağımın çınlamasınıbitince hızımı artırıp gizemle el ele koşmaya başladık. Bir akan nehirin başına gelince durduk arkamızı döndük karşımızda ard arda gizilmiş adamlar vardı sayları çoktu bir kaçı bize yaklaşıp " bizimle gelin size zarar vermiyelim " dediğinde gizeme döndüm sol kolun siyah giydiği için ıslak duruyordu ama aslında kan olduğu yere damlıyordu.
Gizem bana döndü " bana güveniyor musun " diyince duraksadm biraz durup kafamı sallayınca " o zaman üç diyince atlıyoruz" diyince şaşkınlıkla ona baktım onun maskesi yoktu ama benim vardı.
" olmaz! kanaman var bu halde suya atlayamazsın ölmek mi istiyorsun. Vuruldun " diyince gizem " başka seçenek yok" dedi ve birden " 1_ 2_ " dediğinde geri adım attık önümüzdeki adam " durun" dediğinde " 3" dedi gizem ve ikimiz de suya atladık suyun şiddetiyle sürüklenmeye başladık. Nepıcağımı bilmiyordum ama bildiğim tek şey gizemin elini bırakmamam.
🔮🌌🌌🔮
Umarım beyenirsiniz
Bölümü nasıl buldunuz💃💃💃
Sizce gizem ve hera başına ne gelicek
yer altından çıka bilirler mi



Resimler fazla oldu ama güzeller.



