
İnsanları değiştirmeye kalkışmayın. Onları olduğu gibi reddedin.
machiavelli
Beni bekleyen gizem ve uğurun yanına gittim elimdeki telefonu gizeme geri verip ilerlemeye başladık bir duvarın bitişine gelince uğur duvarın bir yerine basttı ve birden duvar iki yana açıldı. Bir adım geri gittim şaşkınlıkla.
Sonra nolduğunu anladığımda etkilendim. Bu duvarın içinde bir asansördü gizem benim bir adım gerildiğini görünce koluma girip beni asansöre birlikte bindirdi.
Asansör birkaç kat çıktıktan sonra durdu kapı açılınca bizi kocaman bir koridor karşıladı zemin kırmızı halıyla süslenmişti duvarlar her zamanki gibi siyah beyaz Kurt tablolarıyla düzenliydi tavan haddinden fazla yüksekti ve göz alıcı.
Koridorda önden giden gizem oldu heycanı her haliyle belliydi. Bahsettiği kişiyi çok sevdiği belliydi.
Yanımda giden uğura göz ucuyla baktım. " telefonumu aradığın için teşekürler" dediğimde uğur bana döndü " ne yapmışım ki, sadece etrafa baktım" dedi nazik bir sesle. Kafamı salladım " yine de teşekürler" dedi
Burayı sevmesemde insanları çok nazikti.
Bir kapının önünde durduk gizem heycanla kapıyı çaldı bir kaç saniye sonra kapı açılınca içeri mutlulukla giren gizem oldu.
İçeriye göz gezdirdim;büyük ve genişti her tarafta bilgisayar ve kimya araç gereçleri vardı.
Etrafa baktıktan sonra gizemin yanına gittiği kişiye baktı. Tekerlekli sandalyede oturan sarı saçlı kıza sarıldı, kızın mavi gözlerini kaplayan yuvarlak mavi gözlüğü vardı. Güzeldi, hemde çok güzeldi yaşı tahminimce 25-26 vardı. Çünkü küçük duruyordu.
Gizem kızın kulağına bir şeyler söyledi, sonra Tekerlekli sandalyedeki kız yanıma geldiğinde elini bana uzatıp " merhaba hera " dedi
Ben kaşımı kaldırdım " sen kimsin " dedim. Burdaki herkez neden beni sanki yıllardır buradaymışım gibi davranıyordu. "Kardeşim, umay " dedi uğur ben neden bu şaşırdığımı bilmiyorum ama karşımdaki tekerlekli sandalyedeki kızla uğurun kardeş olmasını beklemiyordum.
Uğura döndüğümde " ne... kardeşin mi" dedim şaşkınlıkla. Uğur kafasını sallamakla yetindi, kız boğazını temizledi uzattığı eli gösterek " evet ben umay" dediğinde artık uzattığı eli tutup sıktım. Kafamı salladım ne diyecektim karşımdaki kız kimlik numaramı bildiğini söylese şaşırmazdı.
Bu arada neden koca malikanenin içinde asansör olduğunu anladım. Elini tutuğum kızın ayakları felçti bu yüzden duvarların içinde asansör vardı.
Elini ilk çeken umay denen kız oldu. Galiba beni sevmedi bilmiyorum kız aslında normal bir haraket yapmıştı ama neden bana garip gelmişti.
Fazla üstelemedim zaten hemen gizem aramıza girip " umay senin ve abinin yardımına ihtiyacımız var." Dediğinde umay tam dikkat gizemi dinlemeye başladı. " umaycım şimdi yer altına iniceğiz sen herayı hazırlasan olur mu" dediğinde umay göz ucuyla bana bakıp kafasını salladı.
Beni mi hazırlıyacaktı bana napıcaktı ki. Diye düşünürken " tabi nasıl istersen paket mi olsun" dedi yapmacık gülümsemeyle sonra yüzü tekrar asttı.
Benim yanımda hakkımda bu kadar açık konuşması ironikti.
Uyarıcı bir sesle " umay 15 dk var herayı hazırlamak için güzelim..." dedi bir abi edasıyla umay sinirle abisine bakttı. " ben özel asistan değilim. Herkez kendisi için hazırlansın" diyip elleriyle zorlanarak tekerlekli sandalyenin tekerleğini itti ve yanımızdan uzaklaştı.
Kız bir yandan haklıydı. İşi asistanlık değilse Kimsenin emri altında zorla bir şey yaptıramazdı.
Ama benim ne suçum vardı.
Asaf kardeşine yaklaşıp eyildi onun hizasına geldiğinde benim duymadığım bir şeyler söyledi sonra yeniden kalkınca umay abisine bakttı sonra derin bir nefes verip " tamam siz çıkın ben hallederim" dedi sesinde bıkkınlık vardı.
Gizem asafın koluna girip " asaf sen yeni aşcının vanilyalı dondurmasını yedin mi. Çoook güzel hadi varsa Alexi de alıp yiyelim" konuşurken yürüdükleri için gözden kayboldular, onlar çıkınca kapı otomatikmen kapandı. Odada sadece umay ve ben kalınca içerde derin bir sesizlik, sesizlik umayın tekerlekli sandalyesinin sesinden dolayı bozuldu.
Umay büyük bir dolabın önüne geldiğinde " bedenin kaçtı" diye sorduğunda " 41 " dedim beklemeden umay beni biraz süzdü sonra masann üstünden metre alıp yanıma geldiğinde ilk kalçamı sonra belimi en son göğüslerini ölçüp not aldı.
Ve ilk gittiği dolabın yanına gidip kapağınını açtı, içinde tulum gibi şeyler vardı. Askılardan bir tane siyah tulum ve bir kaç şey alıp bacaklarına koydu tekrar yanıma gelip sırayla masaya dizdi kucağındakileri bana dönüp " ilk buradan başlayıp sırayla giyinceksin" dediğinde masadaki şeyleri inceledim gözüme çok geldi biraz, nerdeyse uçtan uca dizmişti. Umay " sonra sana ufak şeyler ekleyip hazır olucaksın" dediğinde arkasını dönüp bir masanın başına geçip bir şeyler yapmaya başladı.
Ben etrafa baktım üzerimi değiştirmek için uygun bir yer var mı diye ama etrafta garip objeler ve bilgisayar vardı. Sanki zihnimi okuyan arkası dönük kız " merak etme kimse yok rahatlıkla üstünü değiştir" dedi umay son kez etrafa bakıp üstümü çıkarıp umayın bana dediği yerden başlayarak giyinmeye başladım.
İlk siyah tulum sonra deri dizlikleri giydim aynı şekilde kolumada deri koluklar için vardı, ayağıma giydiğim bot ayak bileğimin üstündeydi, elime aldığım kemere baktım tulumun üstüne, sağ bacak baldırıma taktım masanın üstündeki sivri desenli hançeri baldırımdaki kemere taktım.
Giydiğim tulumun üstüne bir tişört giydim kumaşı güzeldi rahat olmuştu, aynı kumaştan olan bir etek gibi bir kumaş giydim baldırımdaki buçağı saklıyordu eteğin altında tulum çıplak ayağımı saklıyordu. İki elime giydiğim Deri eldivenin parmakları yoktu.
Sanki bir filimin içinde gibi hissetirdi biraz, birazdan bana bir çanta verip onu önemli kişlere vericekmiş vaybı veriyordu.
Filim zevkim biraz vahşet içerir.
Umay arkasını dönüp bana doğru geldi dizlerinde bir kaç şey vardı , yanıma gelince ilk önüne gelen sarı güneş gibi saçını kulağının arkasına koydu, sonra bana dönüp gözündeki gözlüğü düzeltti beni süzdü. Masadaki kemeri alıp belime takttı dizinin üstünde duran ne olduğunu anlamadığım kabloyu alıp bana döndü " eyil'de kulağına kulaklığını takayım" dedi elindeki kabloyu inceledim.
"Ne işe yarıyor bu?" diye sorduğumda sanki komik olmayan bir şaka yapmışım gibi bana baktı " canın, sıkılırsa diye takıcağım kulağına, arada müzik açar dinlersin, aşağı inerken eylenirsin ne ders hera" dedi benimle alay ettiğinin farkındaydım.
Bir şey desem yarısı boşa gidiceği için hiç bir şey demedim.
Yapmacık bir gülümseyle " aaaa çok güzel düşünmüşsün, ceza çalar mı acaba" dedim ama sanki komik olmayan bir şaka yapmışım gibi baktı.
Umay kafasını ağırca salayıp dibime girecek kadar yaklaştı " eyil zahmet olmasa " dediğinde bacağımı kırıp umayın önünde durdum daha yeni söylediği kulaklığı takmaya başladı.
Küçücüktü kulaklık kulağımın içinde kaybolmuştu nerdeyse, kablosunu kulağımın arkasına götürdü, tepeden bağladığım saçıma takmaya çalıştı ama öflemeye başladığında anladım takamadığını. "Saçını açmalıyım kabloyu saklamalıyım saçınla ama çok sıkı bağladığın için saçını yapamadım" diye açıklama yapınca saçımın tokasını çıkardı. Arkamı döndüp oturdum daha rahat saçımı yapsın diye.
Umayın elleri uzun zamandır saçlarıma dokunan tek şey olmuştu, garip hissetim nedenini bilmediğim bir rahatlık oluştu içimde çünkü en son saçıma isteyerek dokunan kişi annem olmuştu.
7 yaşımdan beri kimseyi saçıma dokundurtmamıştım çünkü birine söz verdim ama kime verdiğimi bilmiyorum galiba anneme söz vermiştim.
Aynı şekilde bana Ece diyen son kişi annemdi. Ama o mu istemişti ,bana kimsenin ece dememesini isteyen. Hatırlamıyordum.
Kendime her gün binlerce kez lanet ettim. Nasıl unutmuştum annemin: sesini, gülüşünü, yüzününü bedenini...
Însan kendi annesini unuta bilir miydi?
Ben unutum ama sadece güzel anılar gitti kafamda, ironik olan bana sorsalar annemin öldüğü günü anlat diye...
Ayrıntısına kadar anlatırdım. O gün kar yağmıştı, sabah tek heycanlı olan biz değildik annem bir sürü dosyayı konturol ediyordu.
Onun için önemli bir duruşması olduğu hakkında konuşuyordu, sadece bunu söylemişti. Cumartesi olduğu için okullar yoktu abimlerle saatlerce dışarda oynadık teyzem zelina vardı sadece o da ikindiye yakın gitmişti evden biz belki o zamana kadar ilk defa akılı bir şekilde durduk ve televizyon izledik.
Abimler annemin gelmesine yakın etrafı süslemeye başladık çünkü benim doğum günüm vardı. Bana fark ettirmeden yapmaya çalıştılar ama beceremediler teyzemin buraya pasta yapmak için geldiğini biliyordum.
O gün benim en mutlu günüm olmalıydı neden böle olmuştu.
Annemin araba sesini duyduğumuz gibi kardeşim lorinle birlikte kapıya doğru koştuk kapıyı açtığimizda annem bahçede durmuş neşeyle telefonla konuşuyordu belli ki onu mutlu eden biriydi konuştuğu kişi. Bize doğru gelirken heycanım arttı. Sim siyah saçları yağan kara inat simsiyahtı.
Merdivenlerin başına geldiğinde telefonu kapatmak için kulağından çekince ona doğru bir adım atıcağımda kulağıma dolan patlama sesiyle kardeşim bana sarılınca ben de ona sarıldım belki kardeşim bana sarıldığı son seferdi...
Bana sarılan kardeşimi arkama alıp merdivenlere baktığımda küçük olmama rağmen bazı şeyleri anladım, anneme doğru koştum ama gülümseyek değil korkuyla. Direk kendimi yere attım annemin kımıldamayan bedenin yanına elim annemin yüzüne koydum soğuktu neden soğuktu annem her zaman en sıcak olan kişiydi elim yüzünden saçlarına indiğinde elime değen sıvıya baktığımda nefes almayı bıraktım etraf karanlık olmasına rağmen gördüm o parlak kırmızı kanı elimi mümkün olsa kesip attardım ama olmadı. Annem kanı sevmezdi, kan tutardı annemi o zaman noluyordu...
İçeriden çıkan abimler bir dakika ne olduğunu anlamaya çalıştılar sonra ilk kendine gelen kutay abim merdivenlerden inen oldu yanımıza gelicek diye düşündüm ama o kapıya doğru koştu daha yeni gördüğüm kapının orda biri vardı yoksa annemi bu hale getiren o muydu?
Güneri abim merdivenlerden koşacasına indi "kutay dur" dedi ama o kutay abimin peşinden gitmedi yanımızda durup acı bir şekilde anneme baktı.
Kar yüzünden saçı sırıl sıklam olmuştu lorin, abim kardeşinin omzuna elini koydu.
Ben annemin kafasını bacağıma koydum yer soğuktu üşürdü kalkması lazımdı. Ağlamak istiyordum ama olmuyordu.
Zorla ağazımı açıp "anne uyan" dedim
Siyah saçları ve bayaz kar bana bir şey hatırlatıyordu. Saçlarımdan.
Ben 7 yaşında kendi saçlarından nefret ettim çünkü her baktığımda annemin ölüm anı geliyordu aklıma ve bu bana bir kurşunun derini parçalayıp girmesinden daha çok acıtıyordu
Bana o yaşta "ölüm nedir" diye sorursanız size ne cevap verirdim .
Bana bunu soran birine , ben bu soruya cevabım "tadını bilmediğim bir kek tatmadan bilemem bunu. Acı mı, yoksa tatlı mı"
Elim titrediğini fark etmedim annem uyansın diye
dürtüyordum hata salıyordum. "Anne uyan... biliyorsun bu gün benim doğum günüm hadi uyan bugün 8. Yaşıma giricem hadi kalk" dedim.
Burnumu çektim ağladığım için değil soğuktu hava, hem de çok soğuktu. Annem kalkmıyordu...
Annemin Gözü açık olmasına rağmen neden cevap vermiyordu...
Gri gözleri kar yağan gökyüzündeydi, gözleri ruhsuzca bakıyordu.
Bu sefer diğerlerine göre alçak çıkan sesim " Anne. Anne... lütfen kalk söz bir daha saçımı kesmiyeceğim izinsiz, bir daha kardeşimle tartışmayacağım, derslerim daha iyi olucak söz kalk....." .
O yaşta olan şeyler sanki kendi yaptığım annemi sinirlendiren şeyler yüzünden olduğunu düşündüm bunu düşünen tek kişi ben değildim lorin büyüyene kadar hep benim yüzünden olduğunu düşündü. Çocukluk işte her kez annemin ölümünün nedenini bilmek istese de bazı şeyler gizli kalması gerektiğini öğren dim o yaşta...
Ne ara geldiğini bilmediğim teyzem ve ne ara ambulası aradığını anlamamıştım ama beni annemden ayırmaya çalıştıklarını hatırlıyordum ama en son benim ısrarım üzerine beni de annemle hastaneye götürdüler kardeşimi semira teyzem lorin, güneri abim ve zelina teyzem benimle gelmişti.
Ama tuaf olan ambulasta iki tane sedyeyle acile girdiler. birincide annem vardı peki ikici sedyedeki kimdi.
Güneri abim ağlıyordu zelina teyzem ona sarılıyordu semira teyzem lorinle koltukta oturup onu sakinleştiriyordu... ben?. Ben mi onların karşısındaki sandalyede oturuyordum.
Sonra bir doktor geldi hepimiz ayağa kalktık. Doktor elini önünde birleştirip konuştu " öncelikle iyi haber oğlan çocuğu iyi durumda sadece kafa tası açılmış orayı diktik ve biraz gözetim altında 24 saat durdurucaz onun dışında iyi." Dedi güneri abim güldü ve bir şeyler dediğine ikinci sedyedekinin kutay abim olduğunu anladım.
Güneri abimle lorinde de güldü yanında duran teyzelerine sarıldı ama lorine gülümseyen tek kişi semira teyzem oldu, zelina teyzem doktorun devam eden sözünü dinlemeye odaklanmıştı.
Doktor" ama" dediğinde gülen yüzler soldu " kadını kurtaramadık. Başınız sağ olsun" diyip yanımızdan uzaklaşınca uzun bir sesizzlik oldu. Annemin artık olmadığını öğrendiğimde kafamdan aşağı kaynar sular döküldü. Lorin teyzelerine dönüp ağlamaklı bir şekilde "artık annem yok mu" diye sorduğunda abim ve teyzelerim ağlamaya başladılar abim duvara çöküp lorin iki teyzesine sarıldı...
Ben bir adım geri gittim bir adım daha ve bir adım daha. Midem bulanıyordu, başım dönüyordu, nefes alamıyordum... Yer neden sallanıyordu ayaklarım en son küçük bedenimi taşıyamayıp kendini bıraktı. Ama sanki bitmiyecek gibi düştüm. Ve en son kafamda çok büyük bir ağrı hissettim elime gelen sıvıya bile bakamıyordum gözlerim kendi görevini bırakmış gibiydi sadece gözlerim değil bütün uzularımı konturol edemiyordum.
Son duyduğum şey bir hemşirenin "çoçuk bayıldı" demesi oldu sonrası büyük bir karanık.
Geçirdiğim 7 yıl gitmişti beynimde sanki o gün tekrar en baştan doğmuştum.
Ben o günden sonra sadece yetim değil kimsesiz kaldım.
Umayın saçıma her dokunduğunda annemin saçımı kesmeme rağmen ördüğünü ve sonra bana saçımı kesmemem gerektiğini söylüyordu. O yaşta sınıftakiler benimle dalga geçince ben de o hırsla saçımı omzuma kadar keserdim ve annem bana kızardı ama yine yapardım.
Annem öldüğünden beri hiç saçınmı kesmedim sadece kırıklarını alırdım.
Umay saçımdan elini çekince ben bile kendimden beklemiyeceğim bir şey yapıp ağladım...
Arada inilti bir şekilde çıkan sesim ve omzumun inip kalkması ağladığımı belli ediyordu gözümden akan yaş direk öne eydiğim kafam yüzünden direk yere damlıyordu.
Umay omzuma dokunup " iyi misin " dediğinde sadece kafamı salladım konuşamıyordum sanki dünyanın hastalığına yakalanmıştım. Ne kadar ağladığımı bilmiyordum ama umay beni sesizce bekledi.
Kapının çalınmasıyla kafamı kaldırıp yüzümü sildim umay bana mor bir mendil uzatıp kafasını çevirdi benim yüzümü silmemi bekledi sonra tekerlekli sandalyesinin bir düğmesine basıp kapı açıldı içeri giren Gizem ve Alex oldu.
Gizemin üstünde de benim giydiğim gibiydi saçını örmüştü , elinde bir tane çikolata vardı yanıma geldiğinde cebinden paketli çikolatayı bana uzatınca aldım. Alex " hazırsan çıkalım hera hanım" dediğinde kafamı sallayıp ilerliyeceken " hera bi gel şunları yelerştireyim" dedi umay ona döndüğümde bir silahı arkama koydu bir tane buçağı ayakkabımdaki bir bölmeye koydu...
Umay benden uzaklaşınca gizem yanıma gelip "saçın ne güzel olmuş umay yaptı değil mi" dediğinde " evet kulaklığı taktı kabloyu saçımın içine koydu" dediğimde gizem umaya dönüp "bende istiyorum umay bana da yap " diyince gülümsedim sanki bir çocuk gibiydi gizem umay gizeme gülümsedi tam bir şey diyecekken
Alex "Gizem gitmeliyiz saçını sonra yaptırırsın" dedi ve gizemin kolunu tutarak resmen sürükleyek onu götürürken " umay bir isteğin var mı" dedi oturan kıza umay gülerken kafasını sallayarak " gizemi bu sefer merdivenlerden atma bana yeter bir de gelirken gizemin çikalatalrından dan getir" diye bağırınca Alex kucağına aldığı kızı zorla götürmeye başlamıştı. Kendimi tutamayıp güldüm masada duran kabanı gidim, tam gidicekken elimdeki gizemin verdiği çikolatayı umaya verip odadan çıktım.
Nedenini bilmediğim his vardı umaya karşı garipti...
Gizem alex saldırıyor ama pek işe yaramıyordu.
Bu saldırı umaya saçını yaptıramiyınca çirkefleşen gizem. Sinirini yanında duruncea ufacık kalan gizem Alexten alıyordu.
En sonunda asansörden inince gizem en önden gitti beni de yanına alıp Alex le baya yakın gibiler acaba alexin yakını mıydı?
Neyse sonra öğrenirdim. Dış kapının orda bekleyen uğur , yağız ,lux ve atlas bir şeyler konuşuyorlardı bizim geldiğimizi görünce sustular.
Onlara doğru giderken duvara montalanmış aynaya baktığımda saçımı topuz yapmıştı umay ama dikkatli bakılırsa tepeden çiçeğe benzediğini görünür.
Yanlarında durduğumuzda bir süre gözler bizde gezindi sonra ilk konuşan yağız oldu "şimdi gidiceğiz yerde bir birinizden ayrılmayacaksınız, gidiceğiniz yere kadar kimseyle konuşmayacaksın hatta mumkünse kimseyle göz göze gelme." Dedi elleriyle saçımı işaret ederek " Malum fazla dikkat çekiyorsun" dediğinde kaşımı çattım.
Eee yani kimse yüzünü yada saç rengini seçmiyor. Neden sanki ben bilerek saçımı boyatmışım gibi davranılıyor burda...
Ben burada şimdiye kadar sadece iki kişiye gıcık kapmıştım bir bu yağız iki Sebastian denen adam...
"Başka emriniz var mı? Söyle ki unutmayasın" demekle yetindim sadece yağız kaşını kaldırarak "yok olursa söylerim" dedi üstün durmaya çalışarak atlas boğazını temizleyerek yağızı uyardı sonra bize dönüp " hadi çıkalım anca varırız" dedi gizem önden gidince ben de onun arkasından girken " ben arabada size komut vericem" diyen uğur oldu bunların işi neydiki acaba yer altına inme nedenlerini hala öğrenememiştim ama velli ki önemli.
Malikanenin bahçeyi geçip bir otoğara geldiğimizde arabaya binen gizem ardından lux oldu en son ben bineceken kapıyı binmemi engeleyen elin sahibine baktığımda atlas olduğunu gördüm " iyi misin" dediğinde kafamı salladım gözleri gözlerimdeydi.
Ağladımı anlayamazdı değil mi. Yok canım ne anlayacak iyice silmiştim ağlamamı saklamak konusunda iyiydim.
Atlas daha dikkatli baktı en sonunda " iyi o zaman dikkat et kendine" diyip gidince derin bir nefes vedim.
Neden bu kadar nefes nefese kalmıştım sanki koşmuş gibiydim ayrıca burası giydiğim deri şeyler yüzünden mi sıcaklamıştı.
Derin bir nefes verip arkası büyük siyah arabaya bindim...
🔮🌌🌌🔮🐺
Umarım beyenmişsinizdir.
Sizce yer altında heranın başına neler olucak veya neler öğrenicek hera ece
Umayı sevdiniz mi?

Umay water
25 yaşında
Bilgisayar mühendisi
Uğurun kardeşi
Ayakları felç
Sinirli , zeki , detaylara fazla takılır,

