İçeriğe geç

...

Bölüm 28 · 2 dk okuma

...

Bölüm 28

yaşına uygun takıl

Okula gitmek yerine Luke'nin yanına gitmeye karar verdim.

Anneme haber verme gereksinimi duymadan evden olması gerektiğinden daha erken çıktım. Bisikletimi dışarı çıkardıktan sonra bindim ve hastaneye doğru gitmeye başladım. Hava biraz soğuktu ama sıkıntı olmayacağını düşündüm ve hızla hastaneye gitmeye devam ettim.

Luke'nin bulunduğu kata gittiğimde babasının bile orada olmadığını gördüm. Biraz erken geldim sanırım.

-Burada kalmanın bir anlamı yok.

Gelen sesle kendime geldim. Kafamı kaldırdım ama boynum öyle bir tutulmuştu ki, canım çok yandı.Gelen kişi doktor Chris'ti.

Bu bölümde çalışmıyor olmasına rağmen neden gelmişti ki yanıma?

+Burada kalmak istiyorum, saolun.

-Annenin burada olduğundan haberi var mı?

Bu onu ne kadar ilgilendirir ki!? Ayrıca ne alaka ya?

+Annem ve benim aramda olan şeylere başkasının karışmasını doğru bulmuyorum.

Bunu beklemiyor gibiydi.

-Yakında baban oluyorum biliyorsun. O zaman da bunu söyleyebilecek misin acaba?

Söylediği şeyle donup kaldım. Annemle evlenecek olmasına zaten alışamamışken üstüne bunu dile getirmesi..

Bunu yapması çok sinirlendirmişti beni. Ama kendime hakim olmaya çalıştım.

Söylediği şey içimde çok büyük bir öfkeye sebep olmuştu ama bunu ona belli etmeyip kendi kendine sinirlenmesini istedim.

+Yakında bunları söylediğin için özür dileyeceksin.

Söylediğimi anlamaya çalışıyordu. Onu umursamadan koridordan uzaklaştım. Chris yüzünden Luke'yi orada bırakmış olmam kendimi kötü hissetmeme neden olmuştu ama daha sonra yanına giderim diye düşünüp kendimi rahatlattım.

Göle gittiğimde güneş tam tepedeydi. Bu yüzden hava gayet güzeldi. Sürekli oturduğum ağacın yanına gittim. Lan! Benden önce biri gelmiş buraya!!

Yerdeki dalları çimenlere başlamıştım. Onlar yoktu! Rüzgarın yapabileceği bir şey değildi bu.

Sanırım şuan umursamam gereken en son şey buydu ama ben bunu çok ciddiye almıştım. Sürekli geldiğim bu gizli yere başkasının gelmiş olması beni çok rahatsız hissettirmişti.

Sinirden çimenleri koparırken bileğimi bir el tuttu.

-Doğaya neden zarar veriyorsun be!?

Bu tabiki de Lee'ydi. Benden önce o gelmiş buraya demekki.

+Ne zamandan beri buraya gelmene izin veriyorum?

-İzin aldıktan sonra notere gidip izni doğrulatmak gerekiyor mu?

+Komik değilsin. Gerçekten benden habersiz gelme buraya.

-Okula gitmeyince merak ettim seni. O yüzden geldim buraya.

+Merak falan etme beni ya! Sanane benden.

Yüzünü ellerinin arasına alıp bir o yana bir bu yana sallamaya başladı.

-Ay sen trip mi atıyorsun bana! Kıyamam oy oyy.

Babaanneler gibi konuşması çok komikti. Kendimi tutamayıp sırıtınca o da güldü.

-Onu boşver de, neredeydin?

+Luke'nin yanında.

Bir anda yüzü düştü. Hala kendini suçlu hissediyor diye düşündüm.

Konuyu kapatmanın bir yolunu düşünürken kendisi bunu üstlendi.

-Gel, gezelim biraz.

Ne gezmesi ya?

+Ne yapacağız ki? Yorma beni.

-Gezeriz biraz ya. Yaşlı teyzeler gibi somurtmayı bırak da biraz yaşına uygun takıl.

Söylediğinde biraz haklıydı sanırım. Uzun zamandır kendime vakit ayıramamıştım. Kendimi 45 yaşında gibi hissediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.