İçeriğe geç

.

Bölüm 3 · 7 dk okuma

.

Bölüm 3

Anlatılan şeylerin görselleri aşağıda eklenmiştir.

Uykum geldi ama burda birakamam agliom (yaris sonrasinda jungkookuj oldugu yerdeyim)

Muhtemelen çok yazim hatasi var sabah duzenlerim.

Jungkook (11:40)

Yemekleri yedikten sonra hazırlanmak için odama döndüm, dolap kapağın açıp pantolonlara bakmaya başladım. En sonunda siyah önü yırtmaçlı bir pantolon ve oversize örümcek desenli bir tişört giydim.

Siyah Audi R8 arabama binerek yarışın olduğu alana sürmeye başlamıştım. Seokjin hyungun arkadaşı konum atmıştı ve konum okuluma yakın bir otoparkı gösterdiği için rahatlıkla alanı bulabilmiştim.

Otopark üç katlı ve geniş bir alana sahipti ve sadece giriş katı park alanı olarak kullanmaya karar vermişlerdi sanırım. Katlar arasında iki tane birbirine bağlayan rampa vardı. Arabayı boş bulduğum bir yere park ederek arabadan indim. "Hyung pek tekin bir yer değil gibi ha?"

"Arkadaşım kötü biri değil Jungkook, eminim burası güvenlidir." Pek inanmasam ve hâlâ tehlike altında hissetsem de Seokjin hyungu takip etmeye devam ettim.

Sonunda pist alanına giriş yaptığımızda daha yeni dolmaya başladığını fark ettim. Başlangıç yerinin bir veya iki metre ilerisindeydim. Yaklaşık yirmi dakika sonra alan iyice dolmaya başlamıştı. Hoparlörden 'yarış 10 dakika içinde başlayacak.' diye duyuru yapılmıştı ve artık gerçekten heyecanlanmaya başladım.

İlk defa böyle bi ortam da bulunmak oldukça gericiydi ve kalbim çok hızlı atmaya başlamıştı. Ben kendi kendime düşünürken yarışçılar piste gelmişti. Sanırım onlar motorla alakalı son kontrolleri yapıyorlardı. Motorlara baktığım da küçüklüğümden beri kafamda kurup asla yapamadığım şeylerden birininde motor sürmek olduğunu hatırladım.

Lissedeyken okul çıkışında sürekli motorlu çocukların kaskları takarak çete halinde gezdiğini hatırlıyorum da keşke o zaman cesaret etseydim. Hayatımın çoğu alanında beni engelleyen yine bendim. Belki de hastalığımı bahane ederek istediğim, özendiğim ve hayranlık duyduğum çoğu şeyden uzak kalmıştım.

Motorları izlemeye devam ederken bizim bulduğumuz taraftan ikinci motora takılı kaldım. Diğer motorların aksine ne bi süs vardı ne de bir ışık kendi parlaklığı ve sadeliğiyile kendini öne çıkarıyordu. Kendimi onun üstünde düşünmeye başladım, gerçekten benim olsaydı ve bu piste yarışçı olarak ben de katılsaydım?

Daha fazla düşünüp kendimi üzmek ve yormak istemediğin için Seokjin hyunga döndüm, onla konuşmak iyi gelebilirdi. "Hyung yarış ne zaman başlıcak?"

"Sanırım bir dakika var şu elinde bayrak olan adamı görüyo musun? O elindeki bayrakları kaldırıp indirdiğin de başlar." Kafa sallayarak onu onayladım gözlerimi bayraklı adamdan yarışçılara çevirdiğim de demin baktığım siyah motorlu adamın bana el salladığını gördüm.

Bana salladığından emin olmak için çevreme baktım ve bana salladığından emin olunca ona dönerek bende el salladım. Neden bana el sallamıştı ki? "Onu tanıyor musun?" Kafamı sola çevirince yandaki siyah saçlı benimle aynı boy kızı gördüm. "Kimi?"

"Taehyung'u." Anlamaz bakışlarla ona bakarak cevap verdim. "Hayır, açıkcası ilk defa buraya geldim yani Taehyung'un kim olduğunu bile bilmiyorum."

"Şu siyah motorlu olan sana el sallayınca tanışıyorsunuzdur diye düşünmüştüm." Onu onaylayarak önüme döndüm. Ellerin de bayrak olan adam sonun da tam ortaya geçmiş ve başlangıç işaretini vermişti.

Hızla hareket eden motorlar yüzünde hafif tozlu bi hava dalgası bedenini yarıp geçmişti ve bu bacaklarımı üşütmüştü. Köşelere kameralar kurulmuş görüntüler kolonlarda asılı olan televizyonlara yansıtılıyordu.

Üst kata geçtikleri koridorda artık onları göremediğim için ekrana bakmaya başlamıştım.

Taehyung yarıştan 12 dakika önce

"Artık motorları yarış alanına çıkara bilirsiniz." İçeri giren görevlinin komutuyla piste geçmiştik. Motorumun son kontrollerini yapmak için zincirine falan bakmaya başlamıştım ama motorun üstün de hissettiğim gözlerle kafamı çevirip etrafa bakmaya başladım.

Jungkook'u görünce kafamdaki kaskı bir anlık unutup beni tanıyacağını düşünerek el salladım ama hemen sonra tekrar kaskı hatırladım fakat Jungkook ona el salladığımı fark ederek ilk önce etrafa bakıp sonra bana dönerek el sallamıştı. Acaba motoru daha önceden fark ederek beni o sayede mi tanımıştı ve o yüzden mi motoruma o şekilde bakıyordu? Muhtemelen öyleydi.

Beni hatırlaması içimde anlamlandıramadığım bi heyecan yaratmıştı. Peki burayı nerden bulmuştu? O damı benim gibi motorlara ilgi duyuyordu? Belkide sadece yarışı izlemek için gelmişti?

Bunları düşünürken gözlerim yavaşça bacaklarına kaydı. Haddinden daha fazda gözüküyorlardı. Yırtmaçlı pantolonunun deliklerinden mermer gibi beyaz ve tüysüz bacaklarında tek bir iz veya tek bir kusur yoktu.

Bu sefer üstüne baktığımda örümcek desenli oldukça bol bi tişört giymişti ve yakasının genişliği tek omzunu açıkta bırakmıştı. Omzuda bacakları gibi bembeyaz ve kusursuzdu. Köprücük kemiği ve yuvarlak omzu tek başına insana kafayı bile yedirtirdi.

Ben abaza dayılar gibi onu izlerken Hoseok ortaya geçmiş ve hazırlanmamız için komut vermişti. Motora binip başlangıç işaretini beklemeye başladım.

İşaretle birlikte hızla kolunların arasında dolanmaya başladım. Birinci katı on dakikada bitirmiştim ve önümde sadece Jennie vardı. Diğer katıda benzer bi sürede bitirip yokuşta gaza yüklenerek jennienin önüne geçmiştim.

İlk turu kazanmıştım ikinci turda artık Dawn da bize yetişmeye başlamıştı motoru bana yaklaştırıp bağırarak "O KİMDi?" diye sordu. Yarıştaki kimseyle bi sorunum yoktu hatta kendi içimizde yakın arkadaştık ama insanlar rekabeti sevdiği için bizi sürekli düşman gibi gösteriyorlardı.

Bu sefer bağırarak ben cevap verdim. " KONUŞMAK İÇİN PEK İYİ Bİ ORTAM DA SAYILMAYIZ."

Yarıştan sonra konuşmak istediğimi algılamış olmalı ki hızlanarak önüme geçti ama hayır bu yarışı kaptırmayacaktım. Motoru daha da hızlandırıp tekrar birinciliği elime aldım.

Benzer şekilde üç turuda birincilikle bitirmiştim. otuz bin doları alıp giriş katta bizim için kurulan karavana girmiştim.

Jungkook'dan

Düşündüğüm gibi sıkıcı değil aksine çokça eğlenceliydi yarışı izlemek. "Selam Jin ve sende Jungkook olmalısın. Ben Namjoon, Jin'in üniversite ve iş yerinden arkadaşıyım." Elimi uzattım ve onu onaylayarak memnun olduğumu söyledim.

"Aslında herkes gittikten sonra aşağıdaki karavan da biraz içip takılıcaz katılmak ister misiniz?" Telefondan saate bakıp onayamayacaktım çünkü saat bir olmuştu bile ama ben daha ağzımı açmadan Seokjin hyung onaylamış ve beni çekiştirerek peşinden sürüklemeye başlamıştı.

Sonunda karavana vardığımızda geri dönemek istersem de ayıp olucağını düşünerek içeri girmiştim. Karavan da bulunan kişileri kıyafetlerinden tanımıştım ve ekstra bi kaç kişi daha vardı ve birisi de Memati ve Minho'ydu hadi ama bunlar ne alaka burda?

Memati çoktan kafayı çekmiş birinin omzuna yaslanmış uyuyordu veya sızmıştı. Etrafa bakarken yanıma döndüğümde Taehyung'un tam dibimde olduğunu fark ettim.

Bi an yanımda onu görünce hafif korkmuştum doğrusu. "Merhaba." Bunu dememle bana dönmüş ve hafif şaşkınlıkla aynı şekilde cevap vermişti. "Sen de izlemeye mi geldin?" Sorumla hafif sırıtarak cevap verdi? "Hayır ben yarışmaya geldim." Anlamazca yüzüne bakıp açıklamasını beklerken aklıma kıyafetlerine bakmak geldi.

Siyah motorun sahibi ve bana el sallayan çocuğun o olduğunu fark edince tekrar şaşırdım. Alaycı bi sırıtmayla yüzüme bakıp bu sefer o sordu. "Peki sen böyle yarışlara çok gelir misin?"

"Hayır Seokjin hyung ile Namjoon hyung arkadaşmış o çağrınca geldim." Anladığını söyleyerek önüne döndü. Bu sefee yarışta yanımda olup bi anda kaybolan kızı gördüm, o da sanki ona bakmamı bekliyormuş gibi bir anda lafa daldı. "Hani Taehyung'u tanımıyordun?"

"Buraya gelene kadar ben de tanıdığımı bilmiyordum ki." Tek kaşını kaldırıp. "Nasıl yani?" Dedi haklı olarak. "Taehyung'un yarışçı olduğunu ve yarışanlardan biri olduğunu şu an öğrendim yani önceden bi tanışıklığımız vardi ama yarıştığını şu an öğrendim."

Biz konuşmaya devam ederken mor saçlı çocuk elinde içkilerle gelmişti. "Hesap Taehyung'a bu gün o kazandı o ödesin."

"Ben siz için diye mi kazandım yeni ev parasını çıkarmak için kazandım." Bu haline gülüp ben lafa girdim. "Ben öderim." Yerimden kalkıp kuryeye doğru gidicekken. "Sen dur misafirsin ben öderim."

Taehyung'a karşı çıkıp kuryeye doğru ilerliyecekken belimden ittirerek kalktığım yere geri oturttu.

Taehyung'dan

Hesabı ödeyip içeri girdiğimde poşeti ortadaki masaya bıraktım oturmak için ilerlediğimde Jungkook'un bacaklarının oturunca daha da açıldığını fark edip ceketimi çıkararak dizlerine serdim.

"Gerek yoktu gerçekten al se-." Yerime oturup lafını keserek ben konuşmaya başladım. "Üstümde kazak var ben üşümem ama hava soğuk birazdan senin dizlerin titremeye başlar." Kafa sallayarak önüne döndü.

Yalandı. Hava soğusa bile içerde klima vardı açar sorunu çözerdik ama.... Bilmiyorum sadece bacaklarının görünmesini istemedim.

Herkes içmiş ve çoğu yavaştan sarhoş olmaya başlamıştı sarhoşlardan biride Jungkook'du. "Taehyung~ benide motora bindirsene." Kelimeleri hafif yutarak kızarmış yanakları ve bana yaslanışıyla çok tatlı gözüküyordu.

"Ayılınca bindiririm." Kaşlarını çatıp dudaklarını büzerek bana bakmaya başladı. "Hayır şimdi." Ayakalarını yere vurarak sinirli ve hafif bağırarak konuşmaya çalıştığında -ki sadece konuşmaya çalışmıştı çünkü daha çok kelimeleri ağzında geveliyordu- ona gülmemle daha sinir olmuş gibiydi.

Sarhoş halde bindirirsem tutunamaz ve düşebilirdi o yüzden onu reddetmiştim ama bağırarak ağlamaya başlayınca dizlerinin altından tutarak kucağıma alıp dışarı çıkardım.

Şaşkın ve büyük kızarmış gölerle ilerlediğim yolu izlemeye başladı aynı zamanda düşmemek için sıkıca boynumu tutuyordu ama zaten çok hafifti ve kolay kolay düşürmezdim.

Sonunda motora bindiğimde onuda yan bi şekilde önüme oturtup kasklardan birini ona birini kendime taktım.

"Bak güzelim boynuma sıkıca tutun ve sakın bırakma durmak istersen söyle." Dedilerimle beni onayladı ve bende sürmeye başladım. Yarım saat kadar sürdükten sonra durduğumda kasklarımızı çıkarttım.

"Taehyung~ uykun geldi." Dedikten sonda gözlerini kapatıp biraz öyle durduktan sonra bedeni bana doğru düşmeye başladı. Omzundan tutup dik hale getirerek bacaklarını belimin etrafına sararak tekrar kucağıma adlım onu.

Bu sefer biraz ayılarak kollarını boynuma sardı ve gerçekten uyudu. Yoongi'nin belki geceyi burda geçirmek isteriz diye ayarladığı karavanlardan büyük birine girip Jungkook'u yatağa bırakıp hemen önündeki çekyata oturdum.

Tae nin motoru

Jungkook un konini

Jungkookuj arabasi

Yaris alani ama balkon gibi acik oldugunu düşünün

Kat plani zart zurt

BB

Bölüm sonu

1 yorum