"şunun yüzündekine bak hejin ne kadarda korkutucu iğrenç "
Genç kız arkadaşının omzuna vurarak, ona susmasını işaret ederken sessiz bi' tonda cevapladı.
"sussana eunji bizi duyucak!!"
Hyunjin kulağına dolan seslerle kaşları çatılırken, hafifçe sağına dönüp kendisi hakkında konuşan iki kıza baktı.
İki şımarık kız Hyunjin'in korkutucu bakışlarıyla kafalarını önlerine eğerken, siyah saçlı sinirli bir nefes vererek gözlerini şımarık kızlardan çekip, yanlarından uzaklaşmaya başladı.
Bu durumdan çok sıkılmıştı.
Herkes onu yüzündeki yara yüzünden yargılıyor, hakkında kötü yorumlar yapıyordu. Hatta bunlar o kadar fazlalaşmıştı ki, bazıları hyunjin hakkında asılsız dedikodular yayıp ona iftira atıyordu.
Bu iftiralar hyunjin'in kulağına geldikçe, hyunjin bir kez daha yüzündeki yara yüzünden kendinden iğreniyor kendine hakaretler yağdırıyordu.
Sırf yüzündeki yara yüzünden, duymadığı hakaret kalmamıştı siyah saçlı'nın. Onun elinde olmayan bir şey için herkes onu yargılıyor, ondan oldukça uzak durmaya çalışıyordu.
Atılan iftiralar söylenen hakaretler, yapılan dedikodular, hyunjin'in içindeki öfkeyi büyüterek gittikçe onu daha zalim yapıyordu.
Hyunjin yaşadıklarından bi süre sonra düşünmeye başladı. "Madem beni böyle sanıyorlar öyleyse onları yanıltmamalıyım" diye düşünerek gittikçe daha da zalimleşti.
Çevresine olan nefeeti o kadar büyüktü ki etrafında kimseyi istemiyor, istemediği gibi de ona yanaşanları korkutarak kendinden kaçırıyordu.
Zaman ilerledikçe halk Hyunjin'in korkusundan, onun hakkında bırak dedikodu yapmayı konuşamıyordu bile. Herkes bu zalim bedenden o kadar çok korkuyordu ki, yolda karşılaştıkları zaman kimisi yolunu değiştiriyor, kimisi de saklanacak delik arıyordu.
Siyah saçlı adımlarını her zamanki yaptığı gibi, peri ve şeytan sınırına yöneltti.
Kötü bir zaman geçirdiğinde ya da kafasını dağıtmak istediğinde, sınırdaki şelaleye gider, sırtını büyük sakura ağacına yaslayarak biraz kafasını dinlerdi.
Siyah saçlı şeytan sınıra yaklaştığını belli eden şelale sesi ile, ormanın içine girerek ellerini cebine soktu. Biraz olsun kafasını dinlemek kesinlikle onun en büyük ilacı olacaktı.
Şelale bütün ihtişamı ile karşısında dururken, hafifçe siyah kanatlarını gererek gevşemeye çalıştı.
Siyah büyük kanatları bütün ihtişamı ile iki yanında belirirken, kendisini gizlice çalılıkların arasından izleyen, minik periden habersizce, rahatlayarak kanatlarını hafifçe çırpıp üzerindeki ölü toprağı attı.
Minik peri şaşkınlıkla ağzını açarak hayranlıkla iri şeytanı izlerken, iri şeytanı siyah kanatlarını kapatarak, sakura ağacına doğru ilerlemeye başladı.
"Vuaa kanatları ne kadarda büyük!!"
Minik peri Felix hayranlıkla iri şeytanı izlerken, siyah saçlı, geniş gövdeli sakura ağacının dibine uzanarak sırtını ağaca yasladı.
Felix çalılıkların arasında ses yapmamaya özen göstererek iri şeytanı izlerken, gözlerini kapatan şeytanla hafifçe eğildiği yerden doğrularak kendi kendine düşünmeye başladı.
"Seungmin hyung'un birsini uyutmak için mırıldandığı melodi hangisiydi acaba"
Minik peri elindeki sepete bakarak melodiyi hatırlamaya çalışırken, iri beden şelalenin sesiyle rahatlamaya çalışıyordu.
Şelalenin sesi bedenini mayıştırırken rahatça nefes alarak, kafasını ağaca yasladı. Burayı gerçekten çok seviyordu.
Minik peri aklına dolan melodiyle sevinçle sırıtırken, yavaşça çalılıkların arasından çıkarak melodiyi mırıldanmaya başladı.
Minik peri melodiyi mırıldanarak iri şeytanın yanına doğru ilerlerken, iri şeytan duyduğu melodi ile kaşlarını çatarak gözlerini aralamaya çalıştı.
Felix iri bedenin gözlerini açma çabasına kıkırdamak istese de, büyünün etkisini bozmak istemediği için sadece gülümseyerek melodiyi mırıldanmaya devam etti.
İri beden duyduğu melodi yüzünden gözünü her ne kadar açmak istesede, sanki ona bir ilahi güç engel oluyormuşcasına hüsrana uğruyordu.
Minik beden hyunjin'in yanına yaklaştıkça hızlanan kalbi ile, eldivenli elini kalbine götürerek melodiyi mırıldanmaya devam etti. İri şeytana ulaşmasına son 3 adımı kalmıştı.
İri şeytan kulağına dolan sesin sahibinin, gittikçe ona daha da yakınlaştığını fark edince, hafifçe kaşlarını çatarak yaşadığı şeye anlam vermeye çalıştı.
Hangi ilahi güç onun gücüne karşı koyup, onu bu denli savunmasız bırakabilirdi ki?
Minik peri sonunda iri şeytanın yanına ulaştığında mırıldanmayı keserek, iri şeytanın uyduğunu düşünüp, elindeki sepeti yere bırakarak çimenlere çömeldi.
Dizleri üzerinde oturup hayranlıkla iri şeytanı izlerken, yüzünde istemsizce bi gülümseme oluşmaya başladı.
Bu şeytan çok yakışıklıydı!!
Felix düşüncelerine engel olamazken şeytanın uyduğunu düşünerek, sesli düşünmeye başladı.
"Vuaa!! Ne kadarda yakışıklı!!"
İri şeytan işittiği sözlerle şok olurken düşündü.
Minik peri ondan korkmamış mıydı?
Hyunjin'in düşüncelerini bölen şey, yarasının üzerinde hissettiği ince soğuk parmaklardı.
Minik peri merakına yenik düşerek, parmaklarını iri şeytanın yarasının üzerinde gezdiriyordu.
"Çok havalııı!!"
Felix iri şeytana olan hayranlığını gizleyemezken iri şeytana biraz daha yaklaşarak, yarasını daha dikkatli incelemeye başladı.
Hyunjin yüzüne vuran nefeslerle minik perinin ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken, burnuna dolan hafif şekerli kokuyla bütün vücudunun titrediğini hissetti.
Bu koku o kadar tatlı olmasına rağmen çok doğal duruyordu. Hyunjin bedeni titrerken bu tatlı kokuyu derince soluyarak, bedenini serbest bırakmaya karar verdi.
Bu koku garip bir şekilde hoşuna gitmişti.
Hyunjin aldığı kokunun onu etkisi altına almasına izin verirken, minik peri aklına gelen şeyle, yine sesli düşünerek konuşmaya başladı.
"Annem ben yaralanınca hep yaramın üzerini öperdi. Böylece yara çabucak iyileşirmiş, öyle söylerdi."
Felix elini iri şeytanın yanağına koyarak, baş parmağı ile yarayı okşarken konuşmaya devam etti.
"Senin yaran neden iyileşmedi peki? Yoksa senin yaranı hiç kimse öpmedi mi?"
Hyunjin minik periye cevap vermeyi çok istedi. "Evet küçüğüm hiç kimse öpmedi" demek o kadar çok istedi ki, ilk kez birine içini dökmek, sarılarak ağlamak istedi. fakat kıpırdatamadığı bedeni ona engel oluyordu.
İri şeytanın gözünden ufak bir yaş yanağından süzülerek yere düşerken, Felix dudaklarını büzerek konuşmaya devam etti.
"Üzülme büyük şeytan. Ben senin yaralarını öperim. Hem annem derki, peri öpücüğü bütün yaraları çabucak iyileştirirmiş."
Hyunjin minik perinin dediklerine anlam vermeye çalışırken, yarasının üzerinde hissettiği minik dudaklarla şok oldu.
Bu minik peri ne yapmaya çalışıyordu?
Minik peri şeytanın yarasını öpüyordu. Hyunjin yarasının üzerindeki yumuşak dudaklarla nefes dahi alamazken, minik peri hafifçe geri çekilip, tekrardan dudaklarını yaranın üzerinde gezdirmeye başladı.
Minik peri o kadar naif öpüyordu ki iri şeytanı, dudakları onu incitmemek adına çok narin davranıyordu.
Hyunjin, gerçekten minik perinin onu öpmesine çok şaşırmıştı.
"Benden korkmadı... yaramdan öptü beni..." Diye geçirdi içinden. Kafası çok karışmıştı.
Ondan korkmayan biri? Bu hyunjin için önemli Bir kavramdı. İlk defa biri onu yüzündeki yara yüzünden yargılamayıp, ondan korkmamıştı.
Hyunjin'in gözleri hafif hafif aralanırken, minik peri büyünün etkisini yitirmeye başladığını fark ederek hızla ayağa kalktı.
"Eyvah"
İri şeytan güç bela gözlerini aralıyıp etrafı görmeye çalışırken, minik peri telaşlanarak hızla uzerini sirkeleyip, iri şeytanın yanından uzaklaşmaya başladı.
Hyunjin yavaş yavaş kendine gelirken bulanık gördüğü gözleri ile, minik peri giderken arkasından baktı.
"Gitme..."
Minik peri koşar adımlarla çalıların arasına girerek peri ormanına ilerlerken, arkasında isminin yazılı olduğu sepeti bıraktığından habersizdi...
Hyunjin sonunda bedenini hareket ettirmeyi başardığında, parmaklarını yarasının üzerine götürerek, minik perinin öptüğü yerleri okşamaya başladı.
"Tatlı..."
Yüzündeki gülümsemeye engel olamazken, önündeki içi çiçek dolu sepeti fark etti.
Minik peri kaçarken sepetini unutmuştu.Hafifçe uzanıp tıpkı peri gibi minik olan sepeti eline alarak, sepeti incelemeye başladı.
Sepetin kenarlarında tatlı tüller bulunuyordu. Hyunjin'in yüzündeki gülümseme gittikçe büyürken, uzun zaman sonra ilk kez güldüğünü fark etti...
Onu gülümseten bu minik perinin kim olduğunu düşünürken, sepetin önündeki gri renginde yazılmış ince yazı dikkatini çekti.
|•Lee Felix •|
"Demek adın bu"
Diye geçirdi içinden hyunjin. Bu periyi bulmak istiyordu. Ve ne tesadüf ki minik perinin adının yazdığı sepet tam önünde
duruyordu.
⋆ . ⁺ ⋆ ₊ . ⋆ ☾ ⋆ . ⁺ ⋆ ₊ . ⋆
Selam minik perilerimmm~
Sizler için, tatlı bir fic yazmak istedimm.
Medya hyunjin'in yüzündeki yara.



