Aydın hızlı adımlarla sınıfa yöneldi. Vardığı gibi kapiyi tiklatip içeri girdi. Zeynal da hemdn ardindan içeri sızdı. Türkan hoca oturduğu yerden onlara neden ilk dersten geciktiklerini sorgulayan sert bir bakış attı: "İlk dersten gecikilir mi?! Siz neredesiniz kaç dakikadır?!"
"Özür dileriz hocam. Bir daha tekrarlanmayacak." Dedi Aydın yavaş bir sesle. "Sen hiç yapmazdın böyle, Aydın. Hemde ilk dersten."
Zeynal Aydının bakışlarını yere indirdiğini fark ettiğinde "Hocam vallahi çok önemli bir işimiz vardı. Yoksa neden bilerek gecikelim ki. Bir daha tekrar olmaz." Dedi Zeynal ortamı yumuşatmak adına. Türkan hocanın "Tamam hadi daha fazla bölmeyin dersimi geçin yerlerinize." demesiyle hızla yerlerine geçtiler.
Dersin ilerleyen dakikalarinda arka sırada boş boş çene çalan Yusuf ile konuşmaktan sıkılan Zeynal olmayan ödev defterinden bir sayfa yırtıp üzerine birşeyler karaladi ve sıra arkadaşı Ayşenin görmediğini umduktan sonra büktü. Kağıt parçasını Aydının yanında oturan Zehraya uzattı, Aydına vermesini istedi.
Zehra kağıtı Aydına uzattı. Aydın kafasını sırada kaldırıp bu ney diyen bir bakıştan sonra Zehra "Zeynal verdi" dedi. Aydın isteksiz bir şekilde ona uzatılan eli havada bıkarmadı.
Yeniden kafasını sıraya koyup sıranın altında buruşturulmuş kağıt parçasını açmaya çalıştı. Hedefine ulaştıktan sonra kağıtta "keşke Afet hala gelmeseydi biraz daha-" yazısını gördüğünde devamını okumadı ve hemen geri buruşturdu.
İstemeden bir anlığına dudaklarının kenarı kıvrıldı. Hemen kafasını kaldırıp Zeynala baktı. Sırıtıyordu. Sinir bozucu gözüküyordu. Kağız tuğlasını(😰) Zeynalın yüzüne tam isabet fırlatıverdi. Sonra yeniden kafasını sıraya koyup uyumaya çalıştı.(?)