Aydın, Zeynal’ların evinden sabahın en erken saatinde, Zeynal daha uyanmadan sessizce ayrılmıştı. Kendi evine gidip hızlıca okul üniformasını giydi. Aynaya baktığında boynunda dün geceden kalan hiçbir iz yoktu ama burnuna hala o lanet koku geliyordu. Baskın bir Omega olduğu için okulda kimliğini Beta olarak saklamak onun için hiç zor olmuyordu; feromonlarını gizlemeyi iyi biliyordu. Ama bugün garip bir huzursuzluk vardı içinde.
Evden çıkıp okulun yolunu tuttu. Kardeşi Zehra da her zamanki gibi yanındaydı. Zehra onun gerçek kimliğini ve okulda bunu sakladığını bilen sayılı kişilerdendi.
Yolda yürürlerken okulun bahçe kapısına yaklaştıklarında, karşıdan neşeli adımlarla gelen o tanıdık silüeti gördü: Zeynal. Zeynal onları görür görmez o alışılmış güler yüzüyle el salladı ve hızlı adımlarla yanlarına ulaştı.
"Günaydın," dedi Zeynal, gözleri anında Aydın’ı bulmuştu. Aydın her zamanki ağırbaşlılığıyla, "Günaydın," diye mırıldandı.
Zeynal tam Aydın’ın yanına geçip birlikte yürümeye başladığı an duraksadı. Burnunu hafifçe havaya dikti. Aydın ne kadar kendi feromonlarını bastırmış olsa da, dün gece Zeynal’ın yastığından tenine ve kıyafetlerine sinen o yoğun, taze yasemin kokusu dışarıdan resmen buram buram hissediliyordu. Üstelik Aydın’ın kendi bitter çikolata kokusuyla öyle bir harmanlanmıştı ki, okul bahçesindeki diğer Alpha’ların bakışları anında onlara dönmeye başlamıştı. Bahçedeki birkaç Alpha, kokunun hangi baskın Betadan (?) geldiğini anlamaya çalışır gibi etrafa bakındı.
Zehra aralarındaki bu ani koku dalgasını ve çekimi hemen fark edip gizlice gülümsedi. Durumu çaktırmamak için adımlarını biraz hızlandırıp önden okula doğru yürümeye başladı.
Aydın, etraftaki Alpha bakışlarını ve Zeynal’ın gözlerindeki o muzip, ne anlama geldiğini çok iyi bildiği çapkın parıltıyı görünce kulaklarına kadar kızardığını hissetti. Dişlerinin arasından, sadece Zeynal’ın duyabileceği bir sesle:
"Senin yüzünden herkes bize bakıyor... Kokunu üzerimden çek, hemen."
Zeynal ise durumdan gizli bir gurur duyarak sırıttı. Aydın’a doğru biraz daha yaklaşıp omuz omuza yürürlerken fısıldadı:
"Ayıpsın. Ben bir şey yapmadım ki... Yastığım seni çok sevmiş, suç benim mi?"