(NOT: Aydın-Omega Zeynal-Alpha)
Gecenin geç saatleriydi ve Aydını uyku tutmamıştı. Dışarıda yağmur yağıyordu. Canı sıkıldığı için dışarı çıkmaya karar verdi. Ardından sokağa çıktı. Yolda Zeynalı gördü. Biraz sohbet ettiler. Zeynalın mahallesine kadar yürüdüler. Bu sırada da yağmur şiddetlenmişti. Zeynal; "Çok ıslanmışsın. Hasta olmak istemiyorsan bize gel. Yağmur duracak gıbı değil. Hem film izleriz." Aydın kabul etti.
Aydın gelmeye alışık olduğu odaya yani Zeynalın odasına gitti. Ve sonra Zeynal havlu getirdi. Aydın Zeynalın yatağında oturmuştu bile. Zeynal getirdiği havluyla yaklaşıp Aydının saçlarını kurulamağa başladı. Aydın ona dik dik bakınca Zeynal; "tamam yemedik saçlarını" dedi.
Zeynal Aydının saçlarını kurularken yanına oturdu. O sırada Aydının telefonuna bildirim geldi. Aydın telefonuyla uğraşırken Zeynal onun saçlarını kurulamayı kesti ve somurttu; "Hey," Aydın kafasını telefondan kaldırmadan cevap verdi; "Ne?" Zeynal onun yüzüne bakmaya devam etti. Aydın cevap alamayınca yeniden; "ne? Ne oldu?"
Zeynal hiç beklenmedik bir şekilde kollarını onun beline dolayıp yüzünü onun boynuna gömdü. Zeynal Aydının kakusuna bayılıyordu. Bitter çikolata kokusu Zeynalı hep acıktırıyordu. Tabii ki de şu anda yemek istediği tek şey Aydındı.
Aydın donup kalmıştı. "Hey?? Ne yapıyorsun?" Zeynal cevap vermeden öyle durmaya devam etti. "Sana so-" Zeynal ani şekilde Aydına yaklaştı. "Eğer susmazsan seni öperim. Susarsan da öperim."
Zeynal hiç beklemeden Aydına daha da yaklaştı. Aydın dudaklarında çok güzel bir sıcaklık hissetti. Gözleri ani şokla açıldı. Elleri içgüdüsel olarak Zeynalın omuzlarına gitti. Yanaklarında sıcaklık hissetti. Zeynala daha iyi erişim sağlamak için başını yana eğdi ve dudaklarını daha da araladı. Zeynal bulduğu ilk fırsatta diliyle Aydının ağzını işgal etti. Aydın ne yaptığını bilmiyordu. Ama bildiği tek şey kendine engel olmadığıydı. Engel olamıyordu çünki lanet feromonlari daha cazibeliydi. O yasemin kokusuna karşı koyamıyordu işte ne yaparsın...
Aydın durmadan öpüşmeye karşılık veriyordu. Dilleri birbirinin etrafında dönüyordu. Aydın arada istemeden hafif iniltiler çıkarıyordu. Ve bu onu çok utandırıyordu. Zeynal beklemeden Aydını yatağa itti. Ani haraketten dolayı Aydının ağzından hafif bir inilti çıktı. "Hey yapma..." Zeynal dudaklarını Aydının boynuna bastırdı. Sonra yanaklarına. "Çok yumuşak..." diye mırıldadı. Aydın ona engel olamıyordu ki olmuyordu demek daha doğru. Çünki alfanın feronomları onu esir almıştı resmen...
