İçeriğe geç

𝐌𝐀𝐕𝐈 𝐆𝐎𝐙𝐋𝐔 𝐊𝐈𝐙🎀✨

Bölüm 4 · 2 dk okuma

𝐌𝐀𝐕𝐈 𝐆𝐎𝐙𝐋𝐔 𝐊𝐈𝐙🎀✨

Bölüm 4

🌸✨BÖLÜM 4: Başarısız bir yolda tehlikeli adınlar✨🌸

Gölgelerin Arasındaki Plan

Grup, gezinin son noktası olan eski botanik bahçenin gölgelik patikalarına girdiğinde, Defne adımlarını yavaşlatarak telefonunun ekranında hızlıca bir şeyler yazdı. Attığı mesaj kısa ve netti. Ekranı kapatıp kafasını kaldırdığında, Edis’in yine kendisini izlediğini fark etti.

"Zamanlama konusunda her zaman bu kadar titiz misindir?" dedi Edis, sesindeki alaycı tınıyı gizlemeden yanına yaklaşırken.

Defne, adımlarını bozmadan hafifçe gülümsedi. "Doğru zamanda atılmayan hiçbir adımın değeri yoktur, Edis. Bunu en iyi senin bilmen gerekir."

"Ben sadece izleyiciyim," diyerek ellerini cebine koydu Edis. "Ama sahnede ne oynandığını görebiliyorum. Selin ve Mert... Onları kendi hallerine bıraksan da zaten bir şeyler olacak gibi, haksız mıyım?"

Defne’nin gözleri, patikanın virajını dönen Selin ve Mert’in sırtına kilitlendi. "Kendi hallerine bırakılan şeyler çok yavaş ilerler. Ve benim beklemeye hiç tahammülüm yok."

Sezgiler ve Fısıltılar

Biraz geride, Buğlem adeta bir gölge gibi Selin’in koluna girdi. Ormanın derinliklerinden gelen kuş sesleri bile içindeki o "huzursuz heyecanı" bastıramıyordu.

"Selin," diye fısıldadı, sesinde adeta antik bir kehanet gizliymiş gibi. "O anahtar sadece yere düşmedi, biliyorsun değil mi? Bir şeylerin kilidi açıldı."

Selin gözlerini devirmeye çalışsa da kalbinin ritmini kontrol etmekte zorlanıyordu. "Lütfen başlama Buğlem. Çocuk sadece centilmenlik yaptı ve anahtarı almama yardım etti. Hepsi bu."

"Centilmenlik mi?" Buğlem hafifçe güldü. "Mert ve centilmenlik? O çocuk etrafına ördüğü duvarların arkasında yaşıyor. Ama az önce, o duvarlardan bir tuğla düştü. Ve sen tam o deliğin karşısındaydın."

Selin cevap vermedi. Vermek istemedi, çünkü haklı fısıltıların doğruluğuyla yüzleşmek şu an o patikada yürümekten çok daha zordu.

İlk Hamle

Yolun sonu, tarihi bir taş köprüye ve altından akan küçük bir şelaleye çıkıyordu. Herkes manzaranın fotoğrafını çekmek için köprünün üzerinde toplanmaya başladığı sırada, Defne’nin beklediği o an geldi.

Mert, gruptan yine biraz uzaklaşmış, köprünün taş korkuluklarına yaslanmış aşağıyı izliyordu. Tam o sırada Selin’in telefonu yüksek bir sesle çaldı. Arayan numara yabancıydı. Selin telefonu açıp kulağına götürdüğü anda, karşı taraftaki ses sadece bir saniye sürdü ve kapandı. Telefonun ekranında aniden beliren bir bildirim, Selin’in adımlarını durdurdu.

Gelen bir fotoğraftı. Saniyeler önce, köprüye doğru yürürken Mert’le aynı yöne baktıkları, aralarındaki o tuhaf ama büyüleyici mesafeyi gösteren gizlice çekilmiş bir kare. Altında ise tek bir cümle yazıyordu:

"Bazı mesafeler sadece yürünerek kapanmaz."

Selin şaşkınlıkla etrafına bakındı. Kimin çektiğini anlamaya çalışırken ayağı köprünün kaygan taşlarından birine takıldı. Dengesi aniden sarsıldı.

"Selin!" diye bağırdı Buğlem.

Ama Selin düşmeden önce, daha yakın olan bir el onun bileğini kavradı. Mert, su şişesini yere bırakma gereği bile duymadan, refleks el hızıyla Selin’i belinden yakalamıştı. Bu kez parmaklar sadece çarpmamış, birbirine kenetlenmişti.

Mert Selin'i kaldırdı ruhu bedeninden çıkacak gibiydi Selin de aynı durumdaydı ikisininde yüzü kızardı gezinin devamında kimse konuşmadı defne içten içe kendini yedi o kusursuz sandığı planı suya düşmüştü mert ve selin birbirlerine daha da yakınlaşmıştı birdahakine daha da temkinli olmalıydı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.