İçeriğe geç

𝐈̇𝐤𝐢𝐠𝐚𝐢

Bölüm 1 · 3 dk okuma

𝐈̇𝐤𝐢𝐠𝐚𝐢

Bölüm 1

1 hastane

bir ışık gözlerime vuruyordu. Görüşümde de beyaz bir tavan. Sahi ne olmuştu? "Tanrım! Uyandın!"

Ses tanıdık geliyordu. Anastasia... Oydu. Kuzenim Anastasia.

"Anastasia? Neredeyim?"

Bir müddet sessizlik oldu.

"Şey... Emily en son araba kazası geçirmiştiniz. Seni ve aileni hastaneye getirdiler."

Doğru ya. En son Osaka'ya gidiyorduk. Birden arabanın kontrolünü sağlıyamamışlardı. En son duyduğum şey ise çığlıklarımızdı. "Annemler, annemler nerede? İyiler mi?" Kafamı kaldırmaya çalıştım ama karnıma bir ağrı saplandı. Anastasia bir müddet ağzında bişeyler gebeledi. "Yani. Şimdi şöyleki durumları... Biraz kötü. Şu an yoğum bakımdalar. Ama illa ki üstesinden gelirler." Sanki morel vermeye çalışıyormuş gibi elimi tuttu.

"Ne demek istiyorsun... Anasta-"

Birden kapı açıldı. İçeri birisi girdi.

"Ah, uyandınız mı?" İçeri giren hemşireydi. Paket hışırtı sesi gelmeye başladı. "Serumunuz bitmiş... Yenisini yapmalıyım." Şimdi ne olucak? Annemler ölürse nereye gidecektim?

Kiminle kalıcaktım? Ne anne tarafım, ne de Baba tarafım beni sevmezdi.

"Geçmiş olsun." Hemşire serumu deyiştirdikten sonra gitti. Kim bilir şimdi vücudum ne haldeydi. Yaralar, morluklar, kırıklar. Birden kapı açıldı.

"Tanrım onların ölmesi için çokça dua edicem. O bunu hak ediyo-" Birden Anastasia yerinden sıçradı. "Anne!"

"Ne var- ah... Kahretsin."

Evet bu Halamdı. Ve o hiçbir zaman annemi ve beni sevmemişti. Anlaşılan hayla benim uyuduğumu düşünüyordu. Fısıltı sesleri gelmeye başladı. Bazenleri düşünüyorum. Neden ona hiçbirşey yapmadığım halde benden nefret ediyordu? "Emily tatlım. İyisindir umarım. Cidden çok endişelendik. Umarım annen ve baban iyi olurlar." Üzgün bir ses tonuyla söylemişti. Mükemmel oyunculuktu. Sonuçta mesleği de buydu.

Kızıl saçları, siyaha yakın tondaki gözleri, uzun iğrenç kırmızı tırnaklarıyla bir şeytandan farkı yoktu. Kendice mükemmel gözüküyordu. Hangi yıldayız, biraz daha düzgün olsa keşke. "Annen kurtulacak gibi değil. Umarım babana bişey olmaz. Tanrı göstermesin," Elini küçük tekerlekli masaya tıklattı.

"Onlara bişey olursa bizde kalırsın. Bilirsin ikinci kızımsın." Yine mükemmel bir yalan. Ama sonlara doğru sesi istemsiz söylediği belli oluyordu. "Teşekkürler hala. Ama ben yetimhanede kalmayı iyelerim."

Yüzü birden soldu. Eh estetikten kaşını çatamıyor tabii. "O ne demek öyle? Seni dışarı atacak değiliz ya."

Tabii, tabii kesin öyledir. Genellikle bana hep iş yaptırırdı. Eyer onla kalırsam beni hizmetçisi olarak kullanırdı. Bu sefer kapı tekrar açıldı. Ve bu sefer diğer düşmanımız geldi. Teyzem. Ve yanında sinir bozucu veletler.

"Nasılsın canım. Nasıl oldun?"

Üstüne sinen sigara kokusunu yanıma gelince fark ettim. "İyiyim. Yani sanırım." Birden gülümsedi. "İyisin iyi. Sana bişey olmaz." Yandan küçük kuzenim olan Mira konuşmaya başladı. "Ayy nasıl olmuş. Yüzüne bak." Ne bekliyordu bu? Araba kazası geçirdikten sonra Victoria's Secret Angels'ı gibi mi olmalıydım. "Ne zırvalıyorsun sen? Kendine bak ilk önce. Gece yanıma gelsen korkarım."

Teyzem sinirle bana baktı. Eh her zaman diğer kuzenlerime daha çok önem verirdi. Beni hiç sevmezdi. Anneannem de öyleydi.

"Bulaşma Emily şuna. Sen de yerinde durmuyorsun ki." Her zamanki gibi suçlu benim. Şaşırmadım. Halam onlara gıcık bir ifadeyle baktı. Keşke şu ortamdan çıkabilseydim. Hemşire acaba ne zaman gelirdi? "Neden hepiniz sanki ölüymüşüm gibi başımın ucundasınız? Geçin koltuğa oturun, beni daha çok sıkıntıya sokmayın."

"Pardon. Odada sadece bir kişi kalabilir mi? En fazla 3 kişi olmalı ve o da gündüzleri. Saat 23:30 refakatçi dışındakiler lütfen dışarı çıksın."

Sonunda kurtarıcı. Anastasia'ya baktım. "Anastasia sen kal."

Başını salladı. Odadakiler de yavaş yavaş çıkmaya başlamıştı.

İlk birkaç bölüm Emily'nin hayatı olucak. Daha sonra diğer karakterlerle tanışacak ve Yokohama'ya gidecek.

Bölüm sonu

1 yorum