İçeriğe geç

🩷

Bölüm 2 · 6 dk okuma

🩷

Bölüm 2

13.09.26

Selam, ben ve 0 okuyucusu olan kitabıma -kitap demeye bin şahit ister- hoş geldiniz. Muhtemelen bunu kimse okumayacak ama olsun…

Stray Kids'in attığı vlogu görmüşsünüzdür diye tahmin ediyorum, ilk kez askerlik hakkında konuştular. Anlamsız bir şekilde üzüyor bu beni. Askerlik değil. Askerliğe gideceklerini her zaman biliyorduk. Geçen gün TikTok'ta bir video çıktı karşıma "Stray Kids üyelerinin askere gideceği yıllar" diye. Amatör bir video, öyle ki Chan bile askere gidiyordu videoya göre. Minho için 2026 yazılmıştı, video 2021'den. Yorumdaki herkes "oh ya çok varmış, biz de bir şey sanıyorduk" falan yazmış. Hiç gelmez gibi geliyordu değil mi? 26 itibariyle düşünürsek 2031,2032 ve daha sonrası gibi oluyor (o zaman için de 5 sene sonrasıydı anlamında). Her neyse, biliyorduk. Bilmemiz mi acı verdi acaba? Sessiz bir kabulleniş. Bunu tahmin etmezdim diyemezsin, beklenmedik bir durumdu diyemezsin. Biliyordun bu günün geleceğini.

Buraya kadar herkes asıl meselenin askerlik olmadığını anlamıştır diye tahmin ediyorum. Asıl mesele askerlik ile teker teker ayrılan üyelerin bir daha eskisi gibi bir araya gelememeleri. Eğer halâ okuyan biri varsa: Sizce asılsız bir korku mu yoksa kaçınılmaz bir son mu?

Kaçınılmaz bir son olduğu konusunda hemfikir olduğumuzu hissediyorum. Askerden sonra dağılacaklar mı bilemeyiz ama bu işlerinin sonsuza dek sürmeyeceğini de biliyoruz. Özellikle idollük bu konuda çok daha hassas. Bir oyuncu ellili, altmışlı yaşlarına kadar kariyerine devam edebilir; yeterince ünlüyse yaşın da önemi yok. Gittiği yere kadar tabiri caizse. Ama bu idollük mesleğinin doğası erken yaşta çıkış yapıp erken yaşta emekli olmak üzerine. Changbin de diyor bunu: "Stajyerliğimizden beri çok sıkı çalışıyoruz. On yıldır yaklaşık. Ama bunu bir 10 yıl daha sürdüremeyiz. " gibi bir cümlesi vardı. Üyeler arasında en çok duygularıyla değil mantığıyla hareket eden üyeydi bence o konuşma kısmında. Her noktasında çok haklıydı. Ama gerçekten, bilmiyorum… Onların arasındaki bağın çok özel olduğunu biliyoruz. Yeri geldi ailelerinden çok gördüler birbirlerini. Hele Chan, 13 yaşında geldi şirkete… Ona en sonda değineceğim. Özellikle grubu şirketin değil liderin kurması: onlar zorla bir araya gelmediler. Aralarındaki kimya çok daha özel gibi hissediyorum. İlk zamanlar gerçekten atışan üyeler olmuş, belki de şu an bu kadar güçlü olmalarının sırrı budur. Yeri gelmişken değinmeden geçemeyeceğim. Bazıları Minho ve Seungmin'in şakalaşmalarını görüp gerçekten birbirlerinden nefret ettiklerini falan düşünmüş. Emin olun böyle bir samimiyetleri olmasaydı birbirlerine bu kadar kolay böyle şeyler söyleyemezlerdi. Ve birbirlerinden nefret etselerdi buraya kadar gelemezlerdi.

Stray Kids sadece iş arkadaşı diyenler var halâ. Cevap bile vermeye gerek olmayan bir şey aslında. Onları gerçekten tanıyan biri sadece gülecektir. Sektörde bu iş arkadaşlığı çok olsa da Stray Kids onlardan değil muhtemelen.

Yurtlarını önce 4-4 sonra 2-2-2-2 olarak ayırmaları bile beni o kadar üzmüştü ki. Sanırım mantıklı düşünemiyorum. Onlara bir şey olduğu yok, olsa bile beni gerçek anlamda etkilediği yok. Neden tüm acılarını bu kadar içselleştirdiğimi halâ anlamış değilim.

Chan… Bir insanı anlamak istiyorsanız onun geçmişini bilmelisiniz. Ve ben sevdiğim insanlar hakkında bir şeyler öğrenmeye bayılırım. Hayatta kimse düşünce bakımından aynı noktada değil. Ve sevdiğiniz kişinin en ufak bir olayda bile nasıl düşündüğünü duymak onun nasıl bir açıdan olaylara yaklaştığını anlamanız için gerçekten faydalı. Bazen bir söz bin olaydan daha çok yardımcı oluyor size. İnsanız ve yıllardır insanlarla yaşamamıza rağmen bazen birbirimizi anlayamıyoruz. Bazen sadece bir "Aslında ben şöyle düşünmüştüm"e ihtiyaç duyuyoruz. Bazı şeyler konuştukça çözülüyor, bazı taşlar yerine oturuyor… Bir insanın da kişiliğini anlamak, şu an yaptığı bir hareketin altyapısını öğrenmek için bazen yıllar önce yaşadığı bir olumsuzluk ve bununla nasıl başa çıktığını bilmek gerekiyor. Chan… 13 yaşında geleceği için gençliğini feda etmiş bir çocuk. Şiddet görmüş, azarlanmış, terk edilmiş ve bunu çoğu zaman ailesine bile söyleyememiş. Ne zaman o yılları anlatsa en zor şeyin yalnızlık olduğunu söyler. Şirkete sürekli yeni stajyerler gelmiş. Tam biriyle bağ kuracağı sırada elenmiş. Aynı şey uzun yıllar boyunca devam edince Chan artık kimse ile bağ kuramaz hale gelmiş. Bu da onu yalnızlaştırmış. Şirketin gözdesiymiş, çoğu stajyere nasip olmayacak tek kişilik oda bile verilmiş. Ama kader ya işte hep yalnızmış. Birkaç yılda çıkış yapan idollerin yanında stajyerliğinde yedinci yılında olan Chan artık kendinin sorunlu olduğunu düşünmeye başlayacakken hayatına 8 çocuk girmiş. O yıllarda kendi canına kıymayı düşündüğünü "O çocuklar olmasaydı şu an yaşıyor olmayacaktım, kısacası beni kurtardılar" şeklinde açıklıyor. Üyeler Chan için çok daha özel. Onu o çukurdan çıkaranlar. Chan çıkış öncesi bir bölümde onlara özel mektup da yazıyor, çıkış yapmamı sağladınız, diyor. Üyeler de Chan'a minnettar tabii ki. Chan bile bir çocukken 7 çocuğu büyüttü. Jeongin'in diş telleri çıktığında bile yanındaydı. Üyeler onu belki de kendi babalarından daha çok gördüler. İşte bu yüzden… bu ayrılık en çok Chan için zor olacak gibi geliyor bana. Biasım olduğu için duygusallık mı ediyorum bilmiyorum. Ama sanmıyorum. Daha önce de aynılarını yaşadı ve çok zor dönemler atlattı. Artık bir yetişkin, çok daha bilinçli elbette ama bu ayrılık herkes için zor olmalı. Bizim için bile. Daha önce de yaşadığı şey onu çok zorlayacak. Vlog'da da Jisung'a dönüp "Avustralya'ya gelsene" diyor 40-50 yaşlarında yapmak istediklerini konuşurlarken. Kendisi de sürekli evlenip çocuk sahibi olmak istediğini söylüyor ama bunu yaparken 7 çocuğunu yetişirip kendi hallerine bırakmak çok ağır olacaktır.

İnsanlar biaslarında kendilerini görür derler. Bu sene liseye geçtiğimden beri 10 yıllık arkadaşımla bile eskisi gibi değiliz sanki. Belki de bu yüzden bu mesele beni daha çok etkiledi. Asıl sorun ne biliyor musunuz? Bir sorun olmaması. Bir suçlu yok, bir sorun yok. Tek suçlumuz bu, her şey onun yüzünden oldu demek kolaydır. Ama kimse suçlu değil, hayat işte demek zor olandır. Siyasetçilerde bile görürsünüz. Doğruları söylemez ve size tek bir suçlu verirler. "Bugğn bu durumdaysak tek suçlu şu adam" denir ve mesela genelde bundan ibaret değildir. Ama insanlar böyle şeyleri sever. Tek sorun, tek sorunlu. Ne kadar basit öyle değil mi? Ama hayat böyle değil. Belki o arkadaşımla biz de biliyorduk bir gün okullarımız değişince eskisi gibi olamayacağımızı. Arkadaşlığımız boyunca en çok korktuğum şeylerden biri de buydu. Ama oluyor işte, hayat böyle. Ben de değiştim o da. Ve bazen sadece yollar sessizce ayrılır. Hayatın kanunu.

Ama yine de… bugün bir şeylerden keyif alabilmemizi bu kısıtlılıktan alıyoruz. Dürüst olalım, 1000 yıl yaşamak istemezdik. Hayatın cilvesi, kısıtlı oluşunda. Her an bitebilir oluşunda. Ve asıl savaş bu dalgalarla sörf yapmayı öğrenmekte. Dalgaları kabullenip bunu sevmeyi öğrenmekte.

Buraya kadar okuyan kimse olmadığından eminim. Günlük gibi bir şey oldu sanki. Bu vlogun yayınlanmasını bekliyordum uzun zamandır. Gece izlemek için beklemiştim, izleyince de düşüncelerim yerinde duramadı ve hemen bunu biriyle paylaşmalıyım dedim. Sanırım paylaşacak biri şu an çevremde yok. Birkaç gündür burayı seviyorum. Buraya arka bahçem gibi kullanıyorum. Şu an saat tam olarak 03.23. Gece saatleri: en verimli olduğum saat. Yine de bu yazıyı muhtemelen uyumadan 5-10 dakika önce yazıyorum ve yazmak isteyip yazmayı unuttuğum çok fazla şey olduğuna eminim. Bir daha yazıyı okur muyum onu bile bilmiyorum. Sadece içini döktüm ve sanırım ilk defa kendimi bu kadar açtım.

Kafa açtığımın farkındayım, ama iyi hissettiriyor.

Son paragraf hakkında Hyunjin'in bir sözü vardı. Onu da atıp gidiyorum:

"Her şeyin bir sonu olduğu için daha kıymetli oluyor. Sonsuzluğa inanıyorsanız umarım sonsuza dek sevilirsiniz. Sonların üzücü olduğunu düşünüyorsanız şu an çok mutlusunuzdur demektir. Bu çok hoş aslında. Lütfen gelecekte de mutlu olmaya devam edin."

-Hyunjin

Sevgiyle kalın 🩷

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.