İçeriğe geç

외로움의 유령

Bölüm 2 · 2 dk okuma

외로움의 유령

Bölüm 2

Bir ghost'un doğuşu

Kendimi aniden karanlık bir ormanda buldum. Sağa sola baktım biraz yürüdüm yeni doğmuş biri gibi değildim.

kendime bakmaya çalışıyordum ancak göremiyordum o gün anlamıştım görünmez olduğumu. Diğer canlılara bakıyordum bir tanesine bile benzemiyordum. Kendimi çok kötü hissediyordum. Annem babam yoktu herhangi bağım olan bana benzeyen hiçbir şey yoktu. Yapabileceğim bir iş yoktu. Ağlamaya başlamıştım.

Kendimi öldürmeyi bile düşündüm ve denedim de aslında canım çok yanıyordu ama ölemiyordum buda en kötüsüydü düşündükçe ağladım ağladıkça çığlık attım kimse beni duymadı bile sonunda arkamdan biri seslenmişti

"üzülme evlat seninde görevin var seni duyanlar görenler de var "

Çok korkmuştum benimle konuşan biri???

Aslında çokta mutluydum tek değildim görevimi sordum nereden geldiğimi sordum beni neden göremeyip duyamadıklarını sordum.

"senin hakkında fazla birşey bilmiyorum gördüğüm kadarıyla yalnızsın sana yardım edeceğim görevin insanları korumak ruhlar koruma işini yapamazlar sen yapabilirsin çünkü ruhlar dokunamazlar gaz gibiler ama sen dokunabilirsin sadece görünemiyorsun yiyip içebilirsin uyuyabilirsin ruhlar yiyip içemezler genellikle sadece uyurlar birileri onların ismini söyleyince uyanırlar."demişti.

Ve bir anda yok olmuştu artık yalnızdım ama en azından bir görevim vardı insanları nasıl koruyacağımı bilmiyordum.

Kolumda bir saat fark etmiştim yanıp sönüyordu tıkladığımda kendimi bir evde bulmuştum, evde tek başına bir çocuk vardı mutfaktaydı tabak almaya çalışıyordu tabak üstüne düşecekken zaman yavaşladı sanırım tabağı kurtaracaktım........ Yok dur bir dakika çocuğu kurtaracaktım. Tabağı tuttum ve tezgaha koydum zaman tekrar hızlandı. Çocuğun arkasında biri olduğunu gördüm ona zarar verecek gibiydi. Elinde bıçağa benzer bir alet vardı çocuğa doğru uzattı zaman yine yavaşladı ama o varlık yavaşlamamıştı yinede ondan hızlıydım elinden hemen aleti aldım. Bana çocuğun öldürdüğü arkadaşı olduğunu söyledi tabii onu dinleyecek değildim.Varlığı güçlü ışınlarım sayesinde evine (mezara) göndermiştim.

Bir şeyi merak ediyordum

ben olmasaydım o çocuk ölecek miydi?

Yaşlı ruh tekrar gelmişti "o ruh onu öldüremezdi" diyip yine gitmişti.

E ben ne işe yarıyordum o zaman neyse zamanla anlayacaktım herhalde. Saate tekrar dokunmayı denedim kendimi tekrar farklı bir evde bulmuştum. Yaşlı bir adamdı tek yaşıyordu, hizmetçisi vardı oda sürekli dışarıda geziyordu. Kötü kalpli biriydi adamın bastonunu kırmıştı. Belli olmasın diye kötü bir yapıştırıcı ile yapıştırmıştı tekrar dışarı çıkmıştı.

Adam bastona doğru yönelirken zaman yavaşlamıştı. Bende hemen bastonu eskisinden sağlam yapmıştım.

Hizmetçi eve gülerek geliyordu eve geldikten sonra bütün gülücükleri dağılmıştı çünkü adamın düşüp sakatlanmasını planlamıştı. Artık görevim hoşuma gidiyordu. Hizmetçinin bedenine girip kendini polise anlatmıştım onlarda karakola götürmüştü bedeninden çıkıp o halini görmek istemiştim.

Çok komik gözüküyordu.

"Ahh neden buradayım böyle" gibi birşeyler söyleyip duruyordu belli olmasın diye bir komşunun ihbar ettiğini gösterdim. O komşudan nefret edecekti sanırım ama yapacak birşey yok.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.