Tık Tık Tık
" Noona hadi misafirler çoğalmaya başladı. Hazırlanmadın mı daha?" Hoseok kapıda noonasının cevap vermesini bekledi.
Uzun süre cevap gelmeyince kapıyı açıp içeri baktı. Oda bomboştu. Korkuyla odanın içine girdi. Nereye bakarsa baksın bomboştu.
Hemen aşağı babasının yanına koştu. Fazla adrenalinden nefes nefese kaldı. babasına seslenip gördüklerini anlattı, daha doğrusu görmediklerini.
Bu babasını germişti. " Hoseok oğlum hemen anneni çağır çalışma odama." Deyip hızlıca ayrıldı.
Hoseok bu sefer annesinin yanına koşturdu. Annesi burjuva statüsündeki bazı kadınlarla konuşuyordu.
Yaklaşıp kulağına eğildi." Anne acil durum babam hemen çalışma odama gelin dedi" dedi.
Annesi kötü birşey olduğunu hissedip diğer kadınlara sahte gülümsemesi ile dönüp " Bayanlar üzgünüm ama benim çok acil bir işim çıktı sonra tekrardan konuşsak olur mu?" O sordu.
Kadınlar sorun olmadığını söylediler, aslında konuşmaları bölündüğü için hepsi hoşnutsuzdu. Kırk yılda bir denk gelen kraliçe ile konuşma fırsatını neyin böldüğünü merak ettiler.
O sıra kraliçe çok stres olmuştu. Bu önemli günde hiçbir eksikliğin olmaması için o kadar uğraşın boşa çıkma fikri delirtmişti.
Hızlı adımlarla çalışma odasına gitti, arkasından da Hoseok. Kraliçe direkt odaya daldı. Kral masasında oturmuş kara kara düşünüyordu.
Kraliçe kralı bulduğu şekilden hiç memnun değildi. Kraliçe " Kralım beni çağırmışsınız. Önemli bir şey mi oldu?" Diye sordu.
Kral yüzünü buruşturdu" Kraliçem bunu nasıl söyleyeceğim bilmiyorum ama" duraksadı hala söylemeye dili el vermiyordu.
"Söyleyin kralım herşeye hazırım en kötü ne olabir ki" duyacaklarından sonra böyle düşünmeyeceğini bilse asla söylemesi için kralı cesaretlendirmeye çalışmazdı.
" Kızımız, prenses hana, kaçmış. Nasıl yaptı bilmiyorum. Askerlere söyledim ve araştırmaya gittiler ama soruşturma ne kadar sürer bilmiyorum. Artı Park krallığı yaklaşmış durumda eğer düğün olmazsa onları oyaladığımızı düşünürler ve savaş daha kötü ilerlemeye başlar." Dedi.
Kraliçe karşı çıktı" Buna izin veremeyiz. Stoklarımız tükenmek üzere. Köylülerin şikayetleri artmaya başladı. İsyan çıktı çıkacak."
Kral gerçeklerin yüzüne çarpmasıyla daha da küçüldü. Sorumluluklar çok fazla gelmeye başladı.
İlk baştan kral olmak istemedi. Tek vâris o olduğu için geçmek zorunda bırakıldı.
Eğer babası yeniden evlenseydi belki kardeşi olduğunda yerini ona verirdi. Ama babası annesine o kadar aşıktı ki ölümünden sonra toparlanması çok zor oldu.
Yeniden evliliği asla düşünmedi. Anneannesi babasına bir sürü gelin adayı getirdi, babası yüzlerine bile bakmadı.
Onu anlıyordu kendiside aşk evliliği yaptı ve sevgili kraliçesi ölse bırak ülke yönetmek, yaşayamazdı. Arkasından gider onu yalnız bırakmazdı.
Çocuklarının da aşk evliliği yapmasını isterdi. Kim çocuklarının mutlu olmasını istemez ki. Özellikle canından çok sevdiği ilk göz ağrısı biricik kızının. Böyle yapacağını bilmeliydi. Bu konuda çok kez tartışmışlardı. Kızı kesin bir dille istemediğini söylemişti. Kaçması işleri daha da zora soktu.
" Bu durumda ne yapacağız " Hoseok konuşana kadar orda olduğunu farketmemişlerdi.
Kraliçe korkuyla arkasını dönüp kalbini tuttu. Aklına gelen fikirle yavaşça elini aşağı indirdi ve krala döndü. Kocası da ona bakıyordu çünkü kral da aynı şeyi düşünüyordu.
Kraliçe hemen söze atıldı " Hoseok oğlum seni çok seviyoruz biliyor musun" " evet anne de noldu birden" normalde bunu duysa sevinirdi ama nedense içini bir ürperti kapladı.
Umarım düşündüğü başına gelmezdi yoksa vay haline. Kral" Oğlum açık konuşacağım. Sen bizim son umudumuzsun. İnan isterdim ki senin mutlu bir ailen olsun ama kaderin bize oynadıklarını görüyorsun. Ablan burada yok ve bizim Park krallığına birisini vermemiz gerekiyor. Ve şuan tek çocuğumuz sen olduğundan senin geçmen gerekiyor."
Hoseok şoka girdi. Doğru mu duymuştu? Sırf iki krallık mutlu mesud yaşasın diye onu diğer krallığa mı vereceklerdi?
Tamam ablası kaçmasaydı ablası verilmiş olacaktı ama o evlendirileceği zaman hiç bu kadar kötü bir fikir gibi gelmemişti.
Sonuçta krallıklar barış içinde yaşayacak ve diğer krallıktan gelen malzemeler sayesinde ülkesi yeniden gücünü toplayacaktı.
Şimdi ise dünyanın en kötü fikrini duymuş gibiydi. Kulakları çok fazla çınlıyordu. " Hayır hayır hayır olamaz ben-ben yapamam." Hızlı hızlı konuştu, nefes almakta zorlanıyor gibiydi.
" Oğlum bende böyle olsun istemiyordum ama mecburuz. Krallığın geleceği için bunu yapmak zorun-" kraliçenin konuşmasını kapı çalınması böldü.
Kral gir dediğinde asker kapıyı açıp selam verdi arkasından da " kral yedinci Alexander Park ve eşi kraliçe beşinci Alice Park gelmiş buyurmaktalar" Deyip kenara çekildi.
Kral Park ve kraliçe ciddi bir şekilde odaya giriş yaptı. Yüzlerinde bir sorun olduğu belliydi. Kral Alex söze atıldı" konuşmamız gerek önemli" önemli derken hoseok a bakıyordu. Kral da anlayıp
Hoseok'a işaret verdi çıkması için. Asıl olay şimdi başlıyordu.

