Dediği şeylerin yalan olma ihtimali olsa bile iyi hissettiyordu.
Sanki gerçekten yanımdaymış gibi.
Beni rahatlatmıştı.
Gerçekten ah bir çocuk için kendimi üzmeye değmezdi.
Ablam benim hep mutlu olmamı isterdi. Neden bir insan için kendimi üzeyim ki?
Kolyemi tekrar elime aldım ve sıkıca tuttum.
"Bu kolyeyi hiç bir zaman yanımdan ayırmayacağım!"
"𝘽𝙄𝙕𝙄𝙈 𝙆𝘼𝙎𝘼𝙍𝙇𝘼𝙍 𝙈𝙐𝙏𝙇𝙐 𝙔𝘼𝙎𝘼𝙍𝙇𝘼𝙍 💅🏻🖕🏿"
𝐽𝑖𝑠𝑢𝑛𝑔:Napıyorsunuzzz?
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:Ben evdeyim, buluşak mı bugünn?
𝐽𝑖𝑠𝑢𝑛𝑔:Bende tam onu soracaktım, ben gelirim.
𝐶ℎ𝑎𝑛𝑔𝑏𝑖𝑛:ben de gelirimm!
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:Gelmeme gibi bir seçeneğiniz yok zaten geleceksiniz!
𝐽𝑒𝑜𝑛𝑔𝑖𝑛:Merhamet edin efendim Merhamet edin efendim Merhamet edin efendim Merhamet edin efendim
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:Ne diyon amipbeyin
𝐶ℎ𝑎𝑛:chk chk boom
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:😩
(...)
Buluşmuştuk ama tam olarak şu olay yaşanıyordu.
"Buluşunca bir sürü şey var yapacak şimdi boşverin orda bakarız ne yapacağımıza."
Deyip yapacak hiç bir şey bulamadığımız için boş boş yürüyorduk.
"Ne yapıcaz biz şimdi?"
"Bl izleyelim!"
"Jeongin bir kerede ciddi olamaz mısın?"
"Neden bu kadar ciddisin¿🤡"
"Tipini sktiğim!"
"Ne diyon lan sen!"
Bu olaylar yaşanırken ben ise kenarda sesizce yürüyüp onları izliyordum.
Changbin geldiğinden beri bir şey söylemeyince ona dönmüştüm.
Bana bakıyordu. Ben ona dönünce kafasını çevirdi.
Bana neden bakmıştı?
Bana bakıp bakmaması beni ilgilendirmiyordu. Çünkü artık ona güvenmeye başlamıştım.
O'nu görünce mutlu oluyor, heyecanlanıyordum.
Bu normal duygulardı.
Diye düşündüm.
Her zaman ki gibi eve dönerken Minho'yu yine görmüştüm.
Gözlerim kör olsaydı da görmeseydim.
Bir kız onu öpüyordu. Minho ise gayet memnun duruyordu.
(Kendi yazdığım karaktere kendim sinir oldum şuan)
Minho'dan nefret ediyorum!
Ondan ölesiye nefret ediyorum!
Bir dakika ne?
Artık ona karşı nefretten başka hiç bir şey hissedemiyor muyum? ...
(Bu bölüm biraz saçma geldi bana ama aklımda fikir yok napim 😔)













