Sanırım bu gecede uykusuz kalacaktım...
Güneşin doğuşunu izliyordum. Evet yine uyuyamamıştım.
Gündoğumunu ablamla izlediğimiz zamanlar geliyordu gözlerimin önüne.
En azından o zamanlar ablamla mutluydum.
Artık ağlamak için gücüm bile kalmamış gibi hissediyordum.
Ama içten içe ağlıyordum.
Ağlamak sadece göz yaşı dökmek değildi.
Dışarıdan gülüyor gibi görünüp içten içe ağlayan kaç kişi vardır kim bilir.
İşte artık bende onlardan biriydim.
Bir kaç saat sonra hava almak için dışarı çıktım.
O sırada telefonuma bir mesaj geldi.
"𝘽𝙄𝙕𝙄𝙈 𝙆𝘼𝙎𝘼𝙍𝙇𝘼𝙍 𝙈𝙐𝙏𝙇𝙐 𝙔𝘼𝙎𝘼𝙍𝙇𝘼𝙍 💅🏻🖕🏿"
𝐽𝑒𝑜𝑛𝑔𝑖𝑛:Ne yapıyonuz lann bulusak mı
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:Ben gelirim
𝐶ℎ𝑎𝑛:Bende
𝐶ℎ𝑎𝑛𝑔𝑏𝑖𝑛:Bende gelirim
𝐽𝑒𝑜𝑛𝑔𝑖𝑛:Jisung sen
𝐽𝑖𝑠𝑢𝑛𝑔:Bende gelirim
Dedim hiç gelmek istemesemde çünkü onlar tek arkadaşlarımdı.
Bir yarım saat sonra buluşmuştuk...
"Jisung, biraz eğlenmeyi denesene sen üzgün olunca hiç birimiz eğlenemiyoruz."
Bunları duyunca gülümsemiştim.
Sahte bir şekilde çünkü içimde bir gram bile mutluluk yoktu.
Onlar benim gerçektende arkadaşım mıydı?
Beni gerçekten de seviyorlar mıydı?
Gerçekten bu sıralar düşüncelerimi engelleyemiyordum.
Bir şey ile ilgilenirken bambaşka bir şey düşünmeye başlıyordum.
"Jisung, beni duyuyor musun?"
"He ne, ha evet duyuyorum."
"Jisung yine mi olanları düşünüyorsun?"
"Beni neden bu kadar önemsiyorsun Changbin? Neden bu kadar umrundayım ailem bile beni umursamazken!"...







