"Jisung, ben şaka yapmıyordum!"
"NE?!"
Cidden benle oynuyordu değil mi?
Bir insan bu kadar acımasız olabilir miydi ki?
Neden soruyorsam, Minho dan bahsediyoruz sonuçta.
"Minho, sonra konuşalım."
Dedim soluk bir ses tonuyla.
Gerçekten artık ne hissettiğimi bilmiyorum bile, sadece hiç birşey düşünmemek ve aralıksız uyumak istiyordum.
Evet, tek çözümüm buydu. Genellikle ya resim çizer ya da uykusuz kalırdım.
Üzgünken uyuyamazdım ya hani artık üzgün hissetmiyorum, hissedemiyorum.
Yolda mosmor olmuş göz altlarımla insanların bana attığı o garip bakışları umursamamaya çalıştım.
Neden ben? Tek sorum buydu.
Neden ben, neden bir başkası değil?
Sanki sonsuz döngü içindeydim.
Uyu, uyan, kötü bir olay yaşa, uyu.
Bundan ibaretti hayatım.
Değişterebilir miydim bunu?
Hayal bile kuramıyordum o kadar gerçek dışı geliyordu ki.
İnsanların yargılamadığı, kötü olayların yaşanmadığı, insanların sadece yarabandı gibi kullanmadığı bir dünya...
En azından bir gün düzgün bir gün olamaz mıydı?
Artık iyi günlerden bile çok korkuyorum neden biliyor musunuz?
Çünkü bir günüm iyi geçtiyse diğer günlerim on kat berbat geçecek demektir.
Kişiliği düzgün insanlar gerçekten o kadar nadir olmaya başladı ki...
Çevresinde davranışlarını normalleştiren insanlar var nasılsa değil mi?
Kötü bir davranışta bulunduğunda gülüp dalga geçip normalleştirirler değil mi?
Peki benim birinden hoşlanmam neden anormal geliyordu onlara?
Aşk normal değil midir? Aşkın her türlüsü.
Belkide hayatımı bitiren ben değil, kalpleri çürümüş insanlardı kim bilir...
Ama tek bir net şey vardı. Artık düzelemezdim.
Düşüncelerimle geçiyordu günüm, her zaman ki gibi...
(...)
Sabah uyandım, klasik bir gün acaba bu gün ne olacakdı?
Merak içerisindeyim doğrusu, acaba yine neler yaşayacağım?
Elimi yüzümü yıkadım,kahvaltımı hazırladım.
Yemeğimi yerken her zaman ki gibi düşünüyordum, durdurmaya bile çalışmadım alışmıştım.
Kahvaltıdan sonra yine üstümü değiştirip dışarı çıktım.
Kaderimi kabullenmek bu olsa gerek, nasıl olsa evdeyken de bela bir şekilde buluyor beni en azından dışarda bulsun.
Diye düşündüm ve yine her zaman ki mekanlarda vakit geçirmeye ilerledim.
Evet, mükemmel Changbin geliyordu.
Bakalım yine neler olacak diye iç geçirdim.
"Jisung,... "
"Changbin"
"Jisung, lütfen... lütfen arkadaş kalalım. Senin için her şeyi yaparım!"
"Her şeyi mi?"
Dedim kararlı bir şekilde, konuşmanın nereye gideceği hakkında hiç bir fikrim bile yoktu.
"Her şeyi!"
Dedi, klasik bir cevaptı her yalan gibi.
"Peki benim için ölür müydün Changbin?"
"Jisung!"
Konuşmayı devam ettirmek istemedim bile, en minik yalana bile artık katlanamıyordum.
Evet, sadece bu muydu? Yoksa zaten olmayan moralimi yok edecek bir şey daha olacak mıydı acaba?
Merak etmiyor değildim.
(...)
Akşama kadar parkta oturdum.
Gece yarısı olmuştu ama henüz bişey olmamıştı.
Şaşırtıcıydı, umarım erken konuşmamışımdır.
Eve doğru ilerlerken yolumu uzattım ve başka uzun bir yoldan gittim.
Bir sokağa girdiğimde garip bir koku vardı.
Kan kokusu gibi, nolmuştu burada?
Diye sorgularken ilerlemeye devam ettim... /son
Evett sonunda yb geldiii üşenmedim ve sonunda yazdımmm (diğer yb ne zaman gelir süpheliii)
