Resim çizdiğimi Minho'dan mı öğrenmişti acaba?
Diye düşünürken parkın dışarısında siyah şapkalı bir çocuk görmüştüm.
Hediye'nin sahibinin Changbin'in olduğunu anlamıştım.
Changbin beni görmek için hala elinden geleni yapıyordu.
Keşke Minho yerine Changbin'e aşık olabilseydim.
Ama benim kalbim nerede imkansız var onu bulur anca!
Bunları düşünmeyi bırakıp herkese teşekkür ettim.
Ve hediyenin sahibinin Changbin olduğunu anlamamış gibi davrandım.
Bir süre birlikte vakit geçirdik fakat hala Minho'nun bana birden yakın davranması çok garip gelmişti.
Acaba bana kötü davrandığı için pişman mı olmuştu?
Belkide o yüzden bana böyle iyi davranmaya başlamıştı.
Hala ona karşı iyi düşünmeye kormuyordum.
Ya benden hala nefret ediyorsa?
Bunları unutmaya çalışsam bile hala Changbin olayı vardı.
Changbin beni hala görmek istiyordu. Ama onunla sevgili olamazdım.
Bunun farkındaydı ama hala beni görmek için elinden geleni yapıyordu.
Changbin ile hiç tanışmasaydık acaba neler olurdu?
Büyük ihtimalle şuan bende ablamın yanında olurdum.
Changbin beni gerçekten mutlu ediyordu ama ben ise onu sadece üzüyor olmalıydım.
Çünkü onu sevmiyordum.
Bunları unutup Felix ve diğerlerine baktım. Minho bana bakıyordu.
Kafasına taş mı düşmüştü?
Neler oluyordu?
Çok garipti. Minho bana bakarken bende ona baktım.
Ama hala bakmaya devam ediyor ve göz temasını asla kesmiyordu.
Miyop mu acaba? Neye bakıyor bu kadar!
Diye iç geçirmiştim biraz sinirli bir şekilde.
Minho ise hala bakmaya devam ediyordu.
Yok bu kesin 8 derece miyop başka açıklaması olamaz.
Derken minho yavaş yavaş beni süzmeye başlayınca hemen Felix'in arkasına geçtim.
Garipsemesin diye bir kaç bişey demeye başladım.
"Felix biliyon mu 2+3 5 ediyomuş"
"Ciddi misin ben 4 zannediyodum!"
"98 değil miydi o?"
"Matematiğimiz mükemmel ben 5 almıştım siz?"
"6 aldım ben uyy saplamısım!"
"7 aldım ben en hawlınız benim!"
"Ne diyonuz mk"
"Küfür etme be!"
"Sanane ya hem ağız alışkanlığı!"
"Ağzın başka şeylerede alışkın senin Minho konuşturtma beni şimdi!"
"Sussana sen!"
Chan ile Minho kavga mı ediyordu?
Hemde çok alakasız bir sebeple.
Aralarında bir şey mi olmuştu acaba?
Aslında daha yeni tanışmış olmaları gerekirdi.
Neler olduğunu artık algılayamıyordum.
Sanki matematik hocası 818392892831 soru vermişde çözerken beynimin yanmış gibiydim resmen.
Her şeyi unutmak istiyordum fakat her şey daha da saçmalaşıyor ve karışıyordu.
Ne yapacaktım? Artık bilmiyordum.
Her zaman ki gibi kolyemi tuttum.
Fakat kolyemi tutup gözümü kapattığım anda Minho bana seslendi.
"Ne yapıyorsun lan büyü mü öyle bir duruyorsun ki!"
"Sanane çocuğun ne yaptığından be, sinirini çocuğa vurma!"
Tüm bu laflara rağmen gözlerimi açmayıp sakinleşmeue çalıştım.
Ve gözlerimi açtım.
"Oo biz öldün zannetmiştik!"
Tahmin ettiğim gibi Minho hiç değişmemişti.
Hala aynı kişiydi. Kaba, kötü ve benden nefret eden Minho.
"Minho, aynı ayrıldığımız gün ki gibi davranıyorsun biliyorsun dimi?"
Demişti arkadan Chan.
Ayrıldığımız günde ki gibi derken ne demek istemişti?...
(Baya uzun zamandır bölüm atmamışım okul yüzünden hiç vaktim olmuyo bir de üzerine üşeniyorum yada yorgun oluyorum kusura bakmayın ama elimden geldiği kadar daha aktif bölüm yazmaya çalışacağım ve biraz saçma olmuş olabilir konusunu ve yazış tarzımı biraz unuttumm)










