"Diyorum ki hediyemi farklı şekildede verebilirsin!"
Diyerek bana bakmıştı.
"Ne yaşıyosun sen?"
"Diyorum ki benim hediyemi benimle vakit geçirerek de verebilirsin!"
"Ne gibi?"
"Hemen de ne anlıyosun be! Sadece beraber gezmek istemiştim."
Öyle diyince bi anda utançtan yerin dibine girmek istemiştim.
"Madem gelmiyorsun zorla götürürüm bende!"
Deyip zorla kolumdan beni çekiştirmişti.
Daha fazla uğraşmayıp yürümeye başladım.
Benden nefret eden çocuğun bir anda bana yakın davranması çok garip bir durumdu.
Ne yapacağımı pek bilmiyordum.
Ona bana yaptığı gibi soğuk mu davranmalıydım?
Ya benden yine soğursa onun benden bir daha nefret etmesini istemiyordum.
Ama çok da yakın davranmamalıyım diye düşündüm.
Minho beni çekiştire çekiştire zorla yürütüyodu.
Nereye gittiğimizi bile bilmiyordum.
Elimdeki oyuncak peluşla kalmıştım resmen.
En sonunda benim zorlamalarım üzerine tek bir cevap alabilmiştim.
"Yaklaştık."
Valla mı ya çok sağol bu cevabın için diyesim gelmişti.
Bir parka girince hemen, gözlerimi kapatıp beni yürüttü.
Bir süre sonra durdurup gözlerimi açtı.
Yerde bir sürü paket, süslemeler ve onların yanında ise Felix, Jeongin ve Chan duruyordu.
Ne yani hepsi Minho ile benim doğum günüm diye mi buraya toplanmışlardı?
Ben onlara bakmaya başlayınca
"Sürprizzz!"
Diye bağırmışlardı.
Çok mutlu olmuştum. İlk defa doğum günümü kutlayan birileri vardı.
Hepsi tek tek Minho ile bana hediyelerini verdiler.
Yerde fazladan bir hediye görünce Felix'e o kimin hediyesi diye sordum.
"Ah, onu vermeyi unutmuşum...benim hediyem!"
Demişti ama arada bir duraksamıştı sanki yalan söylüyordu.
Felix'in sonradan verdiği paketi alıp açtım.
İçinden resim için kullandığım boyalar çıkmıştı.
İyide Felix benim resim yaptığımı bilmiyordu.
Resim yapmayan birine birisi niye böyle bir hediye alırdı?
Resim çizdiğimi Minho'dan mı öğrenmişti acaba?
Diye düşünürken parkın dışarısında siyah şapkalı bir çocuk görmüştüm.
Hediye'nin sahibinin Changbin'in olduğunu anlamıştım...
(Kusura bakmayınn biraz kısa oldu)









