"İki gün sonra doğum günüm. Bundan sonra bilsen iyi edersin tatlı çocuk!"
Deyip sırıtarak yanımdan gitmişti.
Ne yani doğum günümüz aynı mıydı?
Bu sadece bir tesadüf müydü?
Çokta umursamamıştım olabilirdi.
Yapacak bişey bulamayıp yine o lanet evime geri dönmüştüm.
Eve girer girmez annemin lafları ile karşı karşıya kalmıştım.
"Ooo gelmiş bizim evin uğursuzu! Gelmeseydin keşke sen olmadan bu ev daha huzurlu!"
Diye bana bağırıp duruyordu. Artık umursamıyordum.
Direk odama geçtim. Ve Resim çizmeye karar verdim.
Resim çizmeyi gerçekten severdim.
Ama bu sefer Minho'yu yada her hangi birisini çizmeyecektim.
Hem Changbin'in tanıştığımız ilk gün taktığı hemde Minho'nun kütüphanede taktığı Siyah şapkayı çizecektim.
Daha sonra kolyemide çizme kararı verdim.
Çizerken dinlemek için bir müzik seçip açtım.
Bu şekilde hem zaman geçiriyor hemde eğleniyordum.
Daha sonrasında resimlerimi kaldırıp yatağıma yatttım.
Bir süre sonra ise uykuya daldım...
(Şimdi hem çok üşendiğim için hemde iki günü ilerletcek fikir bulamadığım için Jisung'un doğum gününden devam edeceğizz)
Evet yine lanet bir güne uyanmıştım. Bu gün benim doğum günümdü.
Aman sanki çok önemliydi. Kutlayan biri vardı sanki.
Diye düşündüm ve bir süre telefona bakmaya başladım.
Felix den bir mesaj gelmişti.
𝙁𝙚𝙡𝙞𝙭/𝙅𝙞𝙨𝙪𝙣𝙜
𝐹𝑒𝑙𝑖𝑥:DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUNNNNNNNNNNN💞💞
Benim doğum günümü unutmamış mıydı?
Şuan gerçekten çok mutluydum.
𝐽𝑖𝑠𝑢𝑛𝑔:TESEKKÜR EDERİMMMMMM 💕💕(...)
Dışarı çıktım. Ne yapacağımı bende bilmiyordum sadece yine her gün ki gibi ailemle kavga etmek istememiştim.
Biraz yürüdükten sonra oturmuştum.
Yanıma siyah şapkalı ve maskeli bir adam gelmişti.
Şapkasıyla gözlerini de gizleyince kim olduğunu anlayamamıştım.
Bana bir paket bırakıp gitmişti.
Merakla paketi açmıştım. İçinde bir kolye vardı.
Kimden geldiğini merak etmiştim.
Belki de paketin içinde başka bir şey vardır diye bakarken bir not bulmuştum.
Notu okumaya başladım.
"Doğum günün kutlu olsun umarım ikinci aldığım kolyeyi de beğenirsin!"
Yazmıştı. İkinci aldığım derken?
Paketi veren kişi Changbin miydi?
Gülümseyip hemen kolyeyi takmıştım.
O sırada yine arkamda bir nefes hissettim.
O kişi Minho olmalıydı.
Ne Minho mu?! Ona doğum günü hediyesi almayı unutmuştum!
Ne yapacaktım?
Minho eliyle arkamdan saçımla oynayıp ön tarafa gelmişti.
Elindeki paketi bana uzatmıştı.
Yine mor saçlarını elleriyle düzeltmişti. Gözlerine bakınca paketi açmam gerektiği aklıma gelmişti.
Paketi açtığımda içinden bir oyuncak peluş çıkmıştı.
"Beğendin mi?"
Demişti. Gözlerine bakıp sahte bir gülümsemeyle evet demiştim.
Benim peluşlardan nefret ettiğimi bilmiyor olmalıydı.
Nefret etmemin nedeni yine eskiden yaşadığım bir olayla alakalıydı.
Minho bana dönüp konuştu.
"Sen bana hediye almayı unuttun mu?"
Dedi.
"Benden nefret eden birisine hediye alma gereği duymadım sadece! Ayrıca doğum günümü nereden öğrendin?"
"Nerden öğrendiysem öğrendim. Sen onu boş ver de bana hediye almadın madem o zaman farklı şekilde de hediye verebilirsin!"
Diyerek gülmüştü.
"Ne diyosun be!"
"Diyorum ki hediyemi farklı şekildede verebilirsin!"
Diyerek bana bakmıştı...
(Okulların açılmasına az kaldığı için şimdiden söyleyeyim okul açıldığı zamanlar maalesef bazı günler biraz geç yb atabilirim unutuyorum yada zamanım olmayabiliyo şimdiden kusura bakmayınn)







