Deyip resmimi yırttı ve sinirli bir şekilde odamdan gitti.
Yerdeki yırtılmış resmi alıp çöpe attım ve evdeki bu kötü havadan kurtulmak için dışarı çıktım.
Dışarı çıktığımda ailemden uzakta olduğum için derin bir nefes aldım.
Uğursuzmuş, kendileri sanki çok iyiler!
İnsanlara saygı göstermeyi bilmeyip ancak laf ediyolar!
Sinirim bozulmuş bir şekilde yolda boş boş ilerliyordum.
En sinir olduğum şey ise bana uğursuz demesi değildi, zaten laflarına alışmıştım.
O kadar emek vererek çizdiğim resmi yırtmasıydı.
Ama olsun o resmi çizerken mutluydum.
Yine mutlu olmalıydım.
Yine Minho'yu düşünüyordum.
Dalgalanan mor saçlarını, gözlerini, her şeyini...
O çok mükemmel görünüyordu.
Ama hala bu kadar çabuk ona güvenmemeliydim.
Hele ki o gördüklerimden sonra asla.
Çizdiğim resmin fotoğrafını çekmiştim.
Ona bakıp duruyordum. Yırtıldığı için üzgündüm.
Aklıma iki gün sonra doğum günüm olduğu geldi.
Ama zaten kimsenin kutlamayacağını biliyordum.
Ailem bile hatırlamıyordu.
Zaten başka kutlayacak kimsem de yoktu.
Kolyemi tuttum ve gözlerimi kapattım. Tek güç kaynağım kolyemdi.
Ne yapacağımı bilemeden sadece yürüdüm.
Yorulunca bir yere oturdum.
Hafifçe esen rüzgar eşliğinde Minho'yu düşünmeye başladım.
Ve telefonumu açıp çizdiğim resme bakmaya başladım.
O sırada boynumda birinin elini ve nefesini hissettim.
Arkamı döndüm. Arkamdaki kişi Minho'ydu.
İşte şimdi rezil olmuştum.
Çizdiğim resmi görmüştü. Görmemesinin imkanı yoktu.
Bana bakıp sırıtmıştı. Sanki bir şey diyecek gibi bana bakıyordu.
Bana bakarken acaba ne diyecek diye stresden elim terlemişti.
Ben dağılmış mor saçlarına odaklanmışken konuştu.
"Hmm, beni neden çizdin? Doğum günüm falanda benim mi haberim yok tatlı çocuk!"
Tatlı çocuk mu?
"Söylediğim şeye cevap ver!"
Gözlerine baktığımda gözleri sanki mutluluktan parlıyordu.
Mutlu olmuş gibiydi.
Ne diyeceğimi şaşırmış durumda ona bakarken mor saçlarını elleriyle düzeltti.
"Eee cevap vermeyecek misin?"
"Sen bana tatlı deyip öperken iyi! Ben seni çizince mi sorun? Hem ben tüm arkadaşlarımı ve tanıdıklarımı çiziyorum, saklıyorum sana özel bir şey değil yani!"
Dedim ve gergin bir şekilde vereceği cevabı bekledim.
"Hmm, demek öyle bende belki doğum günü hediyesi olarak yaptığını düşünmüştüm!"
Dedi. Ne yani onun doğum günü mü yaklaşmıştı?
Hiç yakın olmadığımız için doğum gününü bilmiyordum.
"Senin doğum gününü nereden bileyim be ben?"
"İki gün sonra doğum günüm. Bundan sonra bilsen iyi edersin tatlı çocuk!"
Deyip sırıtarak yanımdan gitmişti.
Ne yani doğum günümüz aynı mıydı?...








