Dedim. Changbin biraz sakinleşip konuştu.
"Jisung ben senden...hoşlanıyorum!"
Böyle bir şey söylemesi aklımın ucundan bile geçmiyordu.
Benden gerçektende hoşlanıyor muydu?
Yoksa herkes gibi benimle oynayıp eğlenmek mi istiyordu?
Ne diyeceğimi ve ne yapacağımı şaşırmıştım.
"Biliyorum sen Minho'yu seviyorsun ama ben bunu artık senden saklamak istemiyorum."
Gözlerinin içine bakıyordum. Gözleri parıldıyordu.
Gözleri her zaman bu kadar güzel mi görünüyordu?
Changbin'in yanındayken gerçekten iyi hissediyordum.
O his tarif edilemezdi. Çünkü önemsendiğimi hissettiriyordu.
O'nu kırmak istemiyordum.
Fakat ondan hoşlanmıyordum değil mi?
Duygularımdan emin değildim.
O'nun yanındayken güvende, iyi, mutlu, hissediyordum.
Belkide ilk defa birisi beni sevdiği için ona çok önem veriyordum.
Kafam çok karışıktı.
"Eğer iyi değilsen daha sonra konuşabiliriz, nasıl olsa benden hoşlanmıyorsun."
Demişti. Gözlerinde ki üzüntüyü görebiliyordum.
Bunu dedikten sonra hızlı adımlarla yanımdan ayrılmıştı.
Ne yapacağımı bilemeyerek eve doğru ilerledim.
Duygularımı, hislerimi artık anlayamıyordum.
Kime güvenmem, kime güvenmemem gerektiğini bile bilmiyordum.
Hayatımda her zaman bir boşluk ve kararsızlıkla yaşamıştım.
Ama tek bildiğim şey Changbin'in düşündüğü gibi artık Minho'dan hoşlanmadığımdı.
Minho'dan artık hoşlanmıyordum, ondan nefret ediyordum.
Bende ölesiye nefret eden birisini sevemezdim öyle değil mi?
Bugün olanları ne kadar unutmaya çalışsamda Changbin'in o an ki gözlerinde ki üzüntü,
bana baktığında gözlerinin parıldaması gözümün önünden gitmiyordu.
O'nu üzmek istemiyordum. Ama hislerimi anlamıyordum.
Eve çok yaklaşmıştım ki ani bir kararla eve gitmek istemedim.
Ve gidip kendime bir dondurma aldım.
Deniz kenarında oturarak dondurmamı yemeye başladım.
Aynı Changbin ile tanıştığımız zaman ve onun bana dondurma alması gibi.
Kolyemi sıkıca tutup yanımdaymış gibi güvende ve mutlu hissediyordum.
Karanlık havada yıldızları izliyordum.
Yıldızlar geceyi bırakır mıydı hiç?
Yıldızları bilmem ama ben hep terk edilen oldum.
Dondurmam bitince eve doğru ilerlemeye başladım.
Sokaklar saat geç olduğu için çok ıssızdı.
Eve yaklaşmışken bir tane sarhoş adam bula bula beni bulmuştu.
"Taş gıbışin be yavrumm!"
"Ne diyosun dayı gece gece!"
"Altımda daha da guzel gozükursünn!"
Üstüme doğru yürümeye başlayınca korkudan vücudum kitlendiği için hareket edemedim.
İttirmeye çalıştım. O sırada birisi o sarhoş adamı benden uzaklaştırdı...










