İçeriğe geç

𝒜𝓃𝓀𝒶'𝓂

Bölüm 2 · 4 dk okuma

𝒜𝓃𝓀𝒶'𝓂

Bölüm 2

bölüm-2

05/01/2024

Saat 07.36

Beyaz kar tüm masumluğuyla yağmaya başlamıştı. açık camdan içeri giren kar yüzüme çarpıyordu ve bu çok rahatsız ediciydi. boş verin kar şuan benim için masum değil, beni güzel uykumdan uyandırdı. gözlerimi açıp küfür ettim. Lanet kafama tüküreyim neden camı açık bıraktım ki. yavaşça doğrulup yatakta oturur pozisyona geçtim. uykumun açılması 1 yada 2 dakika mı aldıktan sonra camdan dışarıya baktım. kar yavaşça etrafı kaplamaya başlamıştı. Bu güzel bir haberdi çünkü kar durmazsa kardan adam yapabilirdim belki. ayağa kalkıp esnedim. gözlerim tekrardan çapaklanmıştı ve yıkamadığım halde geçmeyecekti. saçımı at kuyruğu yapıp banyoya yöneldim. aynanın karşısına geçtiğimde gerçekten halime acıdım. şuan bir insan kendine nasıl acır adlı bir çalışmadaydım sanki. BU HALİM DE NE BÖYLE! tamam sakinim ben elime bolca sabun sıkıp yüzümü temizlemeye başladım. bir daha makyajla uyursam beni boğun lütfen. yüzümün temizlendiğinden emin olup banyodan çıktım ve gardırobun önüne geçtim. kalın beyaz çorabımı ve okul formamı alıp giyinmeye başladım. üstüme annemin ördüğü mavi renk beyaz çiçeklerle kaplı yeleğimi giydim. fena olmamıştım bence. hafif dalgalı saçlarımı tarayıp önlerinden tutam alıp arkadan mandal tokayla sabitledim. kalan saçı açık bırakıp taradıktan sonra hafif bir kapatıcı ve nemlendirici sürdükten sonra tamama bence hazırım. şimdi çantamı toplamam lazımdı. hemen masama yöneldim. evet düzenli bir kızım ama her zaman düzenli olduğum söylenemezdi. masada olan defterlerimi, kitabımı, kalemlerimi ve kalan ıvır zıvırları koyduktan sonra fermuarı çekip çantayı sırtladım. evet bence şuan hazırım. odamdan çıkıp mutfağa geçtim. annemin yaptığı sucuklu yumurta kokusu tüm evi sarmıştı.

'vayyy hamarat bir kadının elinden yemek şans ister.' şen şakrak bir şekilde mutfağa dalmam annem ve babamı gülümsetti. ikisine de günaydın deyip masaya geçtim. 'istersen çantanı çıkar kızım, daha rahat yemek yersin' babama bakıp gülümsedim, haklıydı sırtımda bir adet eşek ölüsüyle yemek yiyemezdim. annemde masaya geçince yemeye başladık.

**•.¸♥¸.•** *•.¸♥¸.•**

kulaklığımı takmış şarkıyı mırıldanarak yürüyordum. etraf sakindi. bugün can sıkıntısından okula erken gitmek istemiştim ve ailem buna izin vermişti. tam sokağı döndüğüm anda kendimi kavganın içinde bulmuştum. karşımda 8 9 erkek kavga ediyordu. bazılarının üstünde okulumuzun yanında bulunan üniversitenin forması vardı. Güven koleji... tam geri döneceğim sırada yerde yatan birini gördüm. kavgadan biraz uzak bir yerde yere serilmişti. dayanamayıp koşar adımlarla çocuğun yanına geldim. çocuğun gözleri kapalıydı ama yüz ifadesi hala bilincinin açık olduğunun göstergesiydi. yere diz çökerek çocuğun bileğini kavradım. nabzı normaldi. çocuğun elini bırakacağım anda biri beni omzumdan itti. dengemi sağlayamadığım için yüz üstü yere yapıştım. yerlerde kar olsa da fazla kalın olmadığı için ellerim ve dizlerim taşlı zemine ulaştı. can haliyle elime battığını hissettiğim taş ve cam attıklarıyla hemen kendimi toparladım. çocuğa bağırıp saldıracağım sırada biri beni kolumdan tutup arkasına çekti. NE CENTİLMEN AMA.... neyse beni arkasına alan çocuk konuşmaya başladı. 'kıza bulaşma tamam mı? şimdi hepiniz siktir olup gidin!' çocuklar yavaşça toparlanıp giderken beni iten çocuk yerde uzanan çocuğu kaldırıp uzaklaşmaya başladı. tam bende gidecekken karşımda 5 adet taş gibi çocuk durmuştu. Allah'ım cennetteyim sanki. hepsini baştan aşağıya süzmeye başladım. hepsi Güven kolejinde okuyordu. sanırım en uzunları 1.98 vardı bence, en kısaları da sanırım 1.89 olabilir. uzun boyluydum belki 1.70 vardım. ama karşımdakilere karşı kendimi kısa hissetmiştim. önümde duran çocuk bir kaşını resmen saçına değecek kadar kaldırmıştı bende onun bu hareketine karşı ne var dercesine kafamı salladım.

'senin gibi bir kızın bu saatte bu sokakta yalnız başına ne işin var?' ne yani şimdi bu çocuk bana hesap mı soracaktı! 'okula gidiyorum farkındaysan?' çocuk kafasını umutsuz vakaymışım gibi iki yana salladı. 'bu saate bu sokaklar tehlikeli farkındaysan bir daha bu saate tek başına dışarı çıkma.' yanaklarımın kızardığını hissettim. ne oluyordu bana şuan seni ilgilendirmiyor diye bağırmam lazımdı ama sadece kafamı evet anlamında salladım. 'güzel o zaman okula kadar sana eşlik edelim' arkadaşlarına döndü. 'size uygun mudur beyler?' hepsi kafasını sallayınca ilerlemem için kafasını salladı.

**•.¸♥¸.•** *•.¸♥¸.•**

yolda yürümeye başlamışken elimde ki ağrı artmaya başladı. dayanamayıp avuç içlerime bakınca da elimin ne kadar kötü halde olduğunu fark ettim. kafamı yana çevirdiğimde bir tek elimin halinin benim fark etmediğini anladım. demin sana eşlik edelim diyen çocuk dikkatlice elime bakıyordu 'acıyor mu?' diye bana baktı. yalan söylemeyecektim. ağrı şuan fark edilir şekildeydi. bu yüzden kafamı salladım. oda durup arkadaşlarına eczaneye uğrayacağını belirtip kolumdan tutarak beni ilerletmeye başlattı. merakla ona baktım. 'yeni gördüğün biri için fazla yardımsever değil misin?' bana dik dik baktı. ona bakarken aslında fazla yabancı gelmediğini fark ettim. 'tanıdığım birine çok benziyorsun' acaba o olabilir miydi?

𝑉𝑢𝑟𝑎𝑙... 𝑝𝑎𝑟𝑘𝑖𝑛 𝑜𝑟𝑎𝑑𝑎 𝑡𝑎𝑛𝑖𝑠𝑡𝑖𝑔𝑖𝑚 𝑐𝑜𝑐𝑢𝑘... 𝑑𝑒𝑚𝑖𝑟 𝑎𝑚𝑐𝑎𝑛𝑖𝑛 𝑜𝑔𝑙𝑢... 𝑏𝑎𝑛𝑎 𝑔𝑒𝑙𝑒𝑐𝑒𝑔𝑖𝑚 𝑑𝑖𝑦𝑒 𝑠𝑜𝑧 𝑣𝑒𝑟𝑖𝑝 𝑒𝑙𝑖𝑛𝑑𝑒 1 𝑘𝑢𝑡𝑢 𝑐𝑖𝑘𝑜𝑙𝑎𝑡𝑎 𝑖𝑙𝑒 𝑝𝑎𝑟𝑘𝑎 𝑔𝑒𝑙𝑒𝑛 𝑐𝑜𝑐𝑢𝑘... 𝑜𝑦𝑢𝑛 𝑎𝑟𝑘𝑎𝑑𝑎𝑠𝑖𝑚... 13 𝑦𝑎𝑠𝑖𝑚𝑑𝑎𝑦𝑘𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑟 𝑑𝑎ℎ𝑎 𝑔𝑜𝑟𝑒𝑚𝑒𝑑𝑖𝑔𝑖𝑚 𝑎𝑟𝑘𝑎𝑑𝑎𝑠𝑖𝑚... 𝑂 𝑂𝐿𝐴𝐵𝐼𝐿𝐼𝑅 𝑀𝐼𝑌𝐷𝐼 𝐴𝐶𝐴𝐵𝐴?

Yutkunarak önüme döndüm. şuan aramızda garip bir hava oluşmuştu.

𝑏𝑢 𝑑𝑢𝑟𝑢𝑚 𝑠𝑢𝑎𝑛 𝑏𝑒𝑛𝑖𝑚 𝑖𝑐𝑖𝑛 𝑔𝑎𝑟𝑖𝑝𝑡𝑖. 𝑑𝑒𝑔𝑖𝑠𝑖𝑘 ℎ𝑖𝑠𝑠𝑒𝑑𝑖𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢𝑚. 𝑜𝑛𝑎 𝑠𝑜𝑟𝑢 𝑠𝑜𝑟𝑚𝑎𝑘 𝑖𝑠𝑡𝑒𝑠𝑒𝑚 𝑑𝑒 𝑐𝑒𝑘𝑖𝑛𝑖𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢𝑚. 𝐴𝑀𝐴 𝐵𝐸𝑁 𝐶𝐸𝐾𝐼𝑁𝑀𝐸𝑌𝐸𝑁 𝐵𝐼𝑅𝐼𝑌𝐷𝐼𝑀, 𝑆𝑈𝐴𝑁 𝑁𝐸 𝑂𝐿𝑈𝑌𝑂𝑅 𝐵𝐴𝑁𝐴 𝐵𝑂𝑌𝐿𝐸...

yürümeye devam ederken birden elimi tuttu. kafamı çekinerekten ona çevirdim. bir garip bakıyordu. sonra dolgun dudaklarının arasında duymak istediğim kelimeler döküldü...

𝒜𝓃𝓀𝒶... 𝒜𝓃𝓀𝒶 𝓈ℯ𝓃 𝓂𝒾𝓈𝒾𝓃?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.