İçeriğe geç

:| stay a little longer |:

Bölüm 2 · 5 dk okuma

:| stay a little longer |:

Bölüm 2

1. Destin..

"Anne.. bugün gitmesem. Lütfen.." diyerek elini sıkıca tutarak anneme bakmıştım. Sınıfın içinde birkaç kişi bana bakarak fısıldaşıyor, duymasam da benimle ilgili konuştuklarını hissedebiliyordum. Annem beni onaylamaz bir şekilde kafasını sallamış telefonuyla konuşmaya devam etmiş ve elini elimden kurtarıp çıkışa doğru ilerlemişti. Annem fazlasıyla gaddardı. Asla senin istediğini yaptırmaz, onun istediği olur ve olmaz ise nerede olduğumuz fark etmez bir şekilde bağırır çağırır veya tokat atar ve bunun devamında evde ceza verirdi. Cezalar dışarıda olanlardan daha kötü olurdu. Bu yüzden fazla kurcalamaz veya irdelemeyerek isteğini yapardım. Üzerimdeki uzun kollu beyaz tişörtün kollarını çekiştirerek içeriye adımlamıştım. Girmemle güler yüzlü öğretmenim mutlulukla beni karşılayıp yardım etmiş, yanına alarak her zamanki gibi saçlarıma yerleşen eliyle okşamış "merhaba shuhua, biraz geciktin bugün." dedi saçlarımı tararken bana baktığını ve incelediğini farklı etmiştim. Fazla konuşkan biri değildim. Öğretmenim de 4 ay olmasına rağmen buna alışmış şekilde fazla garipsemeyip benden yanıt beklemiyordu. "Hmm hadi bakalım, oyun oyna arkadaşlarınla. Onlara katıl" diyerek beni onların yanına yönlendirmiş, istemez adımlarla ilerlemiştim. Çocukların yanına çömelip onları izlemeye başlamıştım. Dakikalar geçmişti ama yanına yaklaştığım çocuklar benden uzaklaşıp devam etmişti. Omzuma dokunulmasıyla birlikte korkarak içime sinmiş birkaç saniye beklemiş, ardından kafamı kaldırıp gözleri parıldayan kızla gözlerimi kırpıştırdım. "Partime gelmek ister misin? Bir sürü pasta ve sütüm var." dedi bütün dişlerini göstererek gülümseyen kıza. Benim yanıt vermeme izin vermeden elimi tutup hızlı adımlarla yürümüş oturduğu masaya yerleşip benimde oturmamı sağlamıştı.

Simsiyah saçları ışıkta parlıyordu. Dudakları sanki acı birşey yemiş gibi kızarıktı ve o kadar güzel duruyordu ki, kendine göre bir havası vardı. Gözünün altında küçük nokta bir ben vardı. Cidden ona bakar bakmaz o dikkatimi çekmişti. "Heyy! Beni dinliyor musun?" isyankar şekilde bağırmış kaşlarını çatarak bana bakmıştı. Dudaklarım kıvrılmıştı. Buna karşılık "hem dinleme hemde gül. Olmaz böyle güneşcik" demiş, elime küçük bir fincan verip bana doğru dönüp beni inceledi hızlıca. "Tekrardan söylüyorum ama bu sefer dinle. Ben Soojin, Seo Soojin. 6. Yaşındayım" dedi hızlıca gülümsemişti tekrardan dişleri gözükürken. Benden beklentisi bir şekilde bakarken parmaklarımı kenetleyip etimi çekiştirip "shuhua" dedim fısıldarken. Yüzüme yaklaşıp "Hmm ne dedin anlamadım ki.." dedi dudakları bükülürken. "Shuhua b-ben" dedim tekrardan. Anlamış bir şekilde mırıldanarak birkaç kez adımı tekrarlamış "ismin tatlıymış güneşcik. Aynı yaştayız sanırım değil mi?" dedi. Hızla kafamı sallayıp yanıtladım onu. Hafifce gülümserken yanımızdan geçen kabarık saçlı kız "soo senin yerinde olsam bu dilsizle konuşmazdım. Baksana sana yanıt verme zahmetinde bile bulunmuyor. Ezik" diyerek bana gülerek yanımızdan ayrılmıştı. Gözlerim dolarken siyah saçlı kız bana yanaşıp sarılmış saçımı tarayarak saçımı öpmüştü. Ben bunu beklemeyerek şoka girmiştim. Kollarım havada kalmıştı ve ben ne yapacağımı bilememiştim. İlk defa biri bana sarılıyordu.. "Kimse sevmezse severim ben tek seni. Sakin bunlar için ağlama minik güneşcik. Tamam mi?" diyerek benden ayrılmamış saçlarımı okşarken devam etmişti. Yanıt beklememişti veya sarılmamı ama beni anladığını hissedebiliyordu, kalbimi duyabiliyordum. Küçük bir kızken kalbimin bir yarışa katılmış gibi atmasına neden olmuştu. Ve o günden sonra hep bana sarılmış, korumuş ve beni kendine bağlamıştı.

İlkokulu bitirip ortaokula gelmemizle her zamanki gibi birlikte gidiyor, geliyor ve etüte kalıyorduk. Derste birlikte oturuyor, bana konuları anlatıyordu. Benim herşeyim haline gelmişti adeta soojin. Anaokulunda beni hepsinden korumuş ve sözünü tutarak yanımda kalmaya devam ederek güneşi olmaya devam etmiştim. Zilin çalmasıyla deftere gözümü dikerek düşüncelerden ayrıldım. Dersi dinlememiş, herzamanki gibi deftere küçük çizimler yapmıştım fark etmeden. Omzumda hissettiğim ağırlıkla kafamı döndürüp tanıdık vişne kokusuyla gülümsemiş, elimdeki kalemi bırakmıştım. "Ressamımız yine dersi dinlemeyip eserlerini çıkartıyor demek" dedi gülümserken. Kıkırdarken iç çekmiştim, "soo.. biliyorsun-" benim tamamlamama izin vermeden "dersi anlamıyorsun.. evet evet biliyorum güneşcik. Ama dinlemende lazım. Notların ne halde farkındasın değil mi?" demiş en güzel yerden vurmuştu. Öğretmenler adeta benden nefret edercesine bütün derslere ve performans notlarına en düşük notları bırakıyorlardı. Haklılardı aslında, derslerde ya uyuyakalıyordum ya da resim yapıyordum. Ama dinlemeye çalıştığımda anlamıyordum. Sadece soojinin anlatımını anlayabiliyordum. Onun anlatma şekli benim hafızamda kalıyordu ve sadece onunla yapabiliyordum. "Soojin.. sadece sen anlattığında anlıyorum.. sınıf HATTA okul birincisisin. Artı okuldaki bütün kulüplerin hepsinde seni anıyolar. Ben ise.." dedim iç çekip omuzlarımı düşürdüm. Anaokulunu bitirememden bu yana asla değişememiştim. Yine başkalarına karşı sessiz konuşamayan ben sadece soojinin yanında heyecanlı tarafımı gösteriyordum. Soojin de değişmemişti. Yine açık sözlü herşeyde başarılı ve güzeldi. Bana laf atana yapmadığını bırakmayan biriydi. "Hey, hayır sende gayet iyisin. Hemde fazlasıyla ama sadece.. sadece çalışmıyorsun güneşim."dedi kafasını omzumda kaldırıp yüzüme yaklaşmış burnuma öpücük kondurup gülümsedi. "Ee bugün nasıl yapalım saçını bakalım güneş hanım?" dedi kıkırdarken taramaya başlamış, konuyu dağıtmayı başarmıştı. "Sürpriz olsun hanımefendi. Sihirli ellerinize bırakıyorum" dedim gülerken. Sıranın üzerine oturup saçlarımla oynayarak yaparken beni güldürüyordu.

"Soojin bekle! Düşeceksin şimdi" dedim onun arkasından koşarken. Soojin asla beni dinlemeyerek koşmaya devam etmiş "az kaldı az kaldı. Hadi hızlann!" dedi bağırdı. İç çekerek devam etmiş koşarak yetişmeye çalışmıştım. Sonunda durup ellerini dizlerine yerleştirip nefeslenirken arkasına dönüp kıkırdayarak gel işareti yapmıştı bana. Ortaokulun sonunda ikimiz birbirimizin farkına varmış ve birbirimizin olmuştuk. Yanlış bir tabirdi belki ama sevgili olmuştuk kısaca. Hep sevgiliymiş gibiydik ama adını koymamızla herşey daha da bütünleşmişti. "Nereye geldik soojin bu saatte?" dedim iç çekerek elimi tutarak ilerliyorduk. Asla yanıt vermiyor ama yüzündeki gülümsemeyle birşey sakladığını anlayabiliyordum. "Bana yanıt verecek misin? Hey Soo sana diyorum." dedim kaşlarımı çatarak. Beni yanıtlamamış ilerlemeye devam etmişti. Birkaç dakikanın ardından durmuş önüme geçip hızla gözlerimi kapatıp ilerleterek "sana küçük bir süprizim var. Birazcık buna dayanman lazım güzelim." demiş ilerlemeye devam etmisti. Elini tutarak "umarım güzel birşeydir yoksa kafanı ısıracağım soo." dedim kızarak. Gerilmiştim çünkü ailelerimiz en son bizim fazla samimiyetimizden hoşlanmamış ve buluşmamıza izin vermez, herşeye sorgular şekilde muhabbetler açmaya başlamışlardı. Ve soojinin ailesiyle arasının açılmasını istemiyordum. "Ben mi güzel bir sürpriz yapamayacağım. Alınıyorum güneşcik." demiş burnumu öpüp yürütmeye devam etmişti. Sonunda durmamızla derin bir nefes vermiş "ÇOK şükür soojin hadii ama" dedim isyan ederek elini çekiştirdim bi yandan. "Sen 3 senede sıkıldın benden galiba shuhua? Anladım ben" diyerek hıhlayarak trip atar şekilde hareket ediyordu. Kahkaha atmış "tamam tamam. Ama MERAK EDIYORUM artık soojin. Aç gözümü" diyerek isyan etmiştim. Önümdeki karanlık rengarenk bir hal almış gözlerimi aralayıp manzaraya bakmıştım. Şehrin manzarasına ışıkları eklemiş mükemmel bir yer hazırlamıştı adeta. Şokla ellerimi ağzıma götürmüştüm, gözlerim yaşarmıştı. "Beğendin mi güzelim? Nasıl? Bak burayı 2 gündür hazırlamaya çalışıyorum. Chaeyoung bile yardım etti. Düşün." dedi kıkırdarken. "Bayıldım.. soojin. İnanamıyorum.." dedim hızla ona dönüp sarılmış sessizce ağlamaya başlamıştım. Çok güzeldi. Yaptıkları, kalbi, herseyi çok güzeldi ve buna karşılık ne yapacağımı bilmiyordum. "Ağlama güneşcik. Ben ağlaman için yapmadım bunu. Sil o incilerini" diyerek ayrılmamı sağlamış gözyaşlarımı silerek bana bakmıştı. O akşam güneş doğana kadar orada kalmis gülmüş ağlamış ve geleceğimize ilgili konuştuklarını tekrar tekrar. Ama sabahında yaşanacak kaosun bizi yıllarca ayrı tutacagindan bi haberdik..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.