19 Eylül 1916 (04.32 am) Alexander Clarke' in Defteri
Sevgili Günlük,
Bugün bu defteri tutmaya başlama kararı aldım. Çünkü artık iyileşmek istiyorum. Ama nedense şu an düşününce kendimi kötü biri gibi hissettirdi. Savaş var. Tam ortasındayız. Fransız bir onbaşı nasıl bu kadar bencilce davranır? Halkımız her gün can kaybı veriyor. Ve ülkelerinin askeri oturup iyi hissetmeye çalışıyor. Bunu öğrenirler ise kesinlikle ordumuza olan güvenlerini yitirirlerdi. "Savaş" beş harfli ama çok ağır bir sözcük... Aynı gökyüzünü paylaşıp, aynı havayı soluyan insanların para ve toprak uğruna birbirlerine karşı düşmanca duygular besleyip birbirlerini acizce öldürmeleri... İşte o kadar ağırdı bu tek başlarına durduklarında anlamsız ama birleşince ağırlaşan beş harf... Ne kadar içimde fırtınalar kopsa bile bende soğukkanlılıkla sırf Almanca biliyorum diye bana gönderdikleri esirlere zarar verip sonunda öldürmek zorunda kalıyorum. Ölüm... Bu da dört harfli bi kelime. Ama insanın bu fani dünyada yaşamının, kurduğu düzenin, sevdiği insanlarla ilişkisinin kısacası hayatının sonlanması kadar etkiliydi bu dört harf. Bu yüzden hayata bağlanmak istemiyorum. Sanırım dünya bu haldeyken istesem de bağlanamam. Hatta bugün karyolamdan istemsiz bir şekilde kalktım ve oracıkta birinin gelip beni öldürmesini diledim. Tek dileğim buydu. Kendimi öldürmem imkansız Sevgili Günlük! İmkansız! Ben ülkesi için çalışan bi askerim. Vatanımın bana ihtiyacı varken onlara sırtımı dönemem. Fakat biri beni öldürürse... İşte o zaman hainlik etmeden çekip gitmiş olurum. Yine bencilce konuşmaya başladım... Özür dilerim Sevgili Günlük... Özür dilerim Sevgili Fransızlar...