İçeriğe geç

"My Commander" // TaeKook

Bölüm 4 · 6 dk okuma

"My Commander" // TaeKook

Bölüm 4

“ Why can't I see these? ” -FİNAL-

Körlüğü gittikçe artan General Kim Taehyung, artık görev yapamaz hale gelmişti. Emekliye ayrılmak için başvuru yapmaya karar verdi, sırf bu yüzden ise kışla'da kalmayıp bir otelde kalıyordu.

Ertesi gün hazırlanıp kışla'ya gitti. Yetkililerle konuşup durumunu ve neden askerliğe devam edemeyeceğini anlattı.

İstifasi kabul görülmüş, sonunda emekliye ayrılabilmişti.

Son kez kışla'ya doğru yol aldı, askerlere veda etmek için. Etrafta askerlere veda edip onlara sarılırken gözleri Erbaşı Jeon Jungkook'u aramıştı.

Askerde görev yaptığı ilk 6 ay onu gözlemliyordu, ona bakarken gençliğini görüyordu adeta. Gözleri, duruşu, ciddi bakışları, hayattan gelmiş bıkkınlığı ve bitkinliği ile kendini başka bir vücutta görmüştü resmen Eski General Kim Taehyung.

Etrafta askerlerle konuşurken, erlerden birini yanına çağırttı ve Jeon'u sordu.

“ Gönüllü Er Yang Jeongin, Erbaşı Jeon Jungkook nerededir şu an? Söyleyiver bana. ”

Son kez kapının önünde, Erbaşı'nı bekledi. Geldiğini görünce, sevincini belli etmemeye çalışarak yanına gidip onunla konuştu.

“ Sevgili Erbaşı Jeon Jungkook, hatırlar mısınız? Bundan yaklaşık 6 ay önce buraya geldin ve Gönüllü Er olmak istediğini söyledin. Bak şimdi, Erbaşı oldun. Seni tebrik eder, görevinde başarılar dilerim...

Eliyle sırtını sıvazladı ve boğazını temizleyerek cümlesine devam etti.

... Senden bir ricam olacaktır. Bu kışlada çoğu kişi Gönüllü Er olarak görev yapıyor, bu yüzden General olmaya kimse uygun değil. Tam olarak istediğim, askerleri iyice eğitebilmen ve bana layık Generaller yetiştirebilmendir. ”

Biraz düşündükten sonra, aklına bir şey geldi; Günlüğü.

Evet, Kim Taehyung günlüğünün son sayfalarını ilerde General adayı olan bir kimsenin okumasını ve hayatını örnek almasını istediği için, sırf bu yüzden kışladan gitmeyi planladığı ilk hafta günlüğüne dokunmadı bilene.

Son kez günlüğü eline aldı, eliyle üstündeki tozları silip Erbaşı Jeon Jungkook'a uzattı.

“Senden bir şey daha isteyeceğim; Bu günlüğü, benim ölüm haberimi alıncaya dek okuma. Ta ki ben öldüm ve sen bunu öğrendin. İşte o zaman al eline oku bakalım, bir generalin hayat hikayesi olarak oku, beni son kez yaşat. çünkü ben bu dünyada hiç yaşayamadım. ”

Gözyaşlarını belli etmesede, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Nefret ediyordu bu duruma düşmekten, sevmiyordu işte.

Onunla beraber duygulanan Jungkook, içindeki duyguları bir kaç damla gözyaşı ile akıtmak istemiyordu. Derin bir nefes alıp, kafasını onaylarcasına salladı.

“ General Kim Taehyung, Erbaşı Jeon Jungkook emrinize amadedir. Emanetinizi koruyacağıma rütbem üzerine yemin ederim. ”

Son kez General, Erbaş'ına sarıldı ve Kışla'dan ayrıldı.

Düşünceler o kadar fazla kafasını kurcalıyordu ki, mutfakta kendine yemek yaparken yanlışlıkla elini kesti. Kestiği parmağının acısını bile 2 saniye sonra anlayabilmişti.

“ Siktir, parmağım! Kışla'dan ayrıldıktan sonra o kadar aptallaştımki... ”

Duvara monteli ilaç dolabından yara bandını alıp parmağını sardıktan sonra kaldığı yerden devam etti.

Elinde kahvesi ile balkondan etrafı izliyordu. Bu bir asker için en güzel şeydir çünkü, kurtarmak için gözlerinden veya kulaklarından veyahut direkt olarak kendinden vazgeçtiğin bir şehrin manzarasını izlemek.

Bir yandan ise ölmediği her gün için yeni bir şiir, kimi zaman ise yeni bir resim çiziyordu. Asker olmadan önce şair veya ressam olmaya çok yatkın biriydi aslında Generalimiz. Ancak bombanın etkisinden dolayı çoğu işlevini yitirmiş durumda, basit şeyleri bile yaparken kimi zaman zorluk çekebiliyor.

19.08.70

“ Sevgili günlük, şu sıralar yazdığım yazılar ve çizdiğim resimler ile adeta kendimi yeniden bulmuş gibi hissediyorum. Yaşamayı sevdim gibi, yaşamı tekrardan buldum, tekrardan güldüm, tekrardan neşelendim, tekrardan gözlerim kısıldı ve içimdeki duyguları yansıtabildim. Şu sıralar kendimi sanata adamış gibiyim, eğer yakın zamanda ölecek olursam tablolarımla ve şiirlerim ile anılmak isterim. ”

01.04.71

“ Sevgili günlüğüm, biricik yoldaşım. İçindeki hisleri sadece bir mürekkep ve kağıt ile kaleme dökmek çok güzel bir his. Çünkü sen benim içimdekileri kağıda aktarırken beni asla eleştirmiyorsun, fikirlerimden dolayı beni küçümsemiyorsun. Biz insanlar toprakla yaratıldık, sen ise ağaçla yapılmış bir malzemesin neticesinde. Ancak, şu an senin sayende bu düşüncelerimi kalıcı olarak bir yere aktarabiliyorum. Şiirlerim kafiyesiz, ömrüm ise mutsuz geçiyor artık. Sanırım son demlerimdeyim, ancak her ne kadar gürültüyle buharlaşsamda beni kimse görmüyor. ”

17.12.74

“... Hala yaşıyor olmanın mucizesi gibiyim. Vücudumdaki yaralar ayrı, kendi dertlerim ayrı yük oluyor bana. Ama olsun, onları artık sanata döktükçe unutmaya başlıyorum. ”

19.12.74

“ ...Şu aralar sergi açmayı düşünüyorum. Evimin önünde, çizdiğim bir kaç tane resimi ve şiiri asıp insanlara artık adımı duyurmak istiyorum. ”

Sonunda ciddi anlamda kendini meşgul edebileceği bir şey vardı; sergi.

Yaşadığı şehirde son dönemlerde ressamlık ve şairlik çok popüler olmaya başlamıştı. Hatta öyle ki, şehirin en iyi şairleri ve ressamlarını seçebilmek için bir yarışma bile düzenlendi.

* Duvardaki Yarışma İlanı *

Sende düşüncelerini ve hayal gücünü mürekkebe döküp sanatını konuşturarak ödül kazanmak istemez misin?

(Detaylar için arayınız 00-###-###-##)

Duvardaki ilanı görünce hemen eve gitti ve ilandaki telefon numarasını çevirerek şair olmaya aday oldu.

Telefon konuşması olumlu geçmiş, Taehyung artık gerçek anlamda hedeflerine ulaşmıştı. Hemen heyecanla o an aklına gelen bir manzara resmi çizmeye başladı.

“ Gözlerine bakarken ki gördüğüm gökyüzünü çizdim bal oğlan, bu hayatta seyredebildiğim en iyi manzara gözlerindi. ”

Heyecanla resmini tamamlamış, yarın ki yarışma için resimi bir kenara bırakarak uyumaya doğru gitmişti.

Ertesi gün olduğunda, Taehyung artık hazırdı. Düzgünce yıkadığı kazağını giymiş, kahvenin rengini andıran paltosunu da üstüne alarak yarışma evine doğru yol almıştı. Giderken içindeki mutluluğu ve sevinci tutamıyordu resmen.

Sonunda yarış alanına varmış, ismini yazdırarak jüriler tarafından resimlere bakılabilmesi için çağırılmayı beklemiş. Etrafta gezinirken, birden bire göğsünde bir ağırlık hissetti. Ve her saniye, bu hissiyat daha da çoğalmaya başladı. Nefesi kesilmişti, elindeki tablo ve şiir kitabını bırakarak eliyle göğüs kafesini tutmaya başladı.

Çevredekiler bir şeyler olduğunu anlamış, ancak nafile çaba. Eski General Kim Taehyung, oracıkta kalp krizinden vefat etti. Ondan geriye kalan tek şey ise başını koyabildiği bir evi, tabloları ve şiirleriydi.

Hemen çevredekilerinde desteği ile hastaneye doğru götürüldü. Orada müdahale edilmeye çalışılsa da, yine nafile çaba. Başaramadılar. Ve Eski General Kim Taehyung'un ölürken geriye bıraktığı mirası, tabloları ve şiirleri oldu.

Eski General'in ölümünden, artık Yedek Astsubay rütbesine yükseltilmiş olan Jeon Jungkook'a nasibini almıştı. İlk o yanına koşup gitti, ancak sedyeye öylece yatan soğuk bedeni onu zaten yeterince ağlamaya yeterli bir sebepti.

Çok zordur, Eski General'inin mezarını kazmak. Onun o rütbelerini, büyük başarılarını sadece bir toprak parçasına gömmek. Zordur, çok zordur...

Yedek Astsubay Jeon Jungkook, Eski General'inin ona bıraktığı emaneti hatırlayıp günlüğünü okudu.

Uzun süre sayfalara bakakaldı. Çünkü şiirleri öylesine ağır bir dille yazılmıştı ki, anlayamıyordu. Ancak sonradan jeton düştü Jeon'a.

Son kez, General'ine bir mektup yazmak istedi. Kalem kağıt alıp mektup yazmaya başladı.

“ Sevgili Generalim... Sizi her ne kadar az görmüş olsamda, yüzünüzü pek göremesemde, sizi kendime bir baba olarak görüyordum çünkü savaşta babamı kaybettim. Bu da beni asker olma yoluna itti tabi, yoluma siz çıktınız.

Babam öldükten sonra, ona tıpatıp benzeyen bir adam görmek benim için zor oldu. Sizi elimden geldiğince can kulağıyla dinledim, emanetinize sahip çıkmaya çalıştım...

... Hatta sizi öylesine çok seviyordumki, ister istemez kendimi aklıma ikimiz, bir deniz kenarında, sizin kucağınıza yatarken ve sizin benim saçlarımı okşarken ki hayallerimde buluyordum. Ancak bu olamaz, hele iki asker arasında hiç olamazdı.

Ölen tek kişi siz değilsiniz Sayın Generalim, ne yazık ki siz öldüğünüzde benimde hayatıma olan inancım öldü. Ancak emanetinizi yaşatmak zorundayım, başka bir evrende, en güzel halinizle, sizi görmek dileğiyle... ”

İmza: Petty Officer, Mr. Jeon J.

***

İnsanlar etrafta eş dost ile el ele gezerken ki güzellikleri içini ısıtır, kurtardığın insanların mutluluğuna bakınca kendinle gurur duyarsın.

İşte askerlik aslında böyle bir şeydir. Kimi zaman, yaraların yüzünden hayıflanırsın ancak yorucu bir savaştan sonra, diğer silah arkadaşlarınla kurtardığın bu vatanı minik bir balkondan seyretmek huzur verirdi Eski General Kim Taehyung'a. Bu yüzden bizler için kendilerini siper eden, feda eden askerlerimize de buradan minnettarlıklarımızı belirtmek isteriz. 🫡

Aynı zamanda "My Commander // Taekook" hikayemi okuyan okurlarıma, bana bu hikaye için ilham getiren sevgili arkadaşım M'ya teşekkürlerimi iletiyorum. Başka hikayelerde görüşmek üzere, hoşçakalın, sağlıcaklı kalın! ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.