Sonrasında çok düşündüm.
Günlerce.
Saatlerce.
Ağladım.
Kafamda aynı sorular dönüp durdu:
"Ben onun için gerçekten bu kadar önemsiz miydim?"
Bir hafta boyunca her akşam konuşmuştuk.
Günaydın mesajlarımız vardı.
Birbirimizin dinlediği şarkıları dinlemiştik.
Saatlerce sesli konuşmuştuk.
Onun utangaçlığını, konuşurken kelimelerini nasıl seçtiğini öğrenmiştim.
O da benim hakkımda bir sürü şeyi hatırlıyordu.
Bütün bunlar benim kafamda mıydı?
Yoksa gerçekten bir şeyler yaşamış mıydık?
Sonra o cümlesini tekrar tekrar düşündüm:
"Pek tanımadığım için üzülmedim."
Belki onun için gerçekten öyleydi.
Belki hisleri benim hissettiğim kadar derin değildi.
Belki de o, kendini korumak için öyle söyledi.
Bilmiyordum.
Ve sanırım beni en çok yaralayan şey de buydu.
Cevabını hiçbir zaman kesin olarak bilemeyecek olmamdı.
Ama bir şeyi artık anlamaya başlamıştım:
Onun bana verdiği değeri, kendi değerimin ölçüsü yapamazdım.
Benim yaşadıklarım gerçekti.
Gülümsemelerim gerçekti.
Heyecanım gerçekti.
O geceler benim için gerçekti.
Onu önemsemiş olmam beni aptal ya da değersiz yapmıyordu.
Belki sadece ben daha fazla bağlanmıştım.
Belki o aynı yerde değildi.
Ve bu canımı yakmıştı.
Şimdi bunları yazarken bile gözlerim doluyor.
Belki bu ağlamalar sadece bir bitişin acısı değildir.
Belki içimde kırılan bir şeyin ardından...
yeni bir başlangıçtır.
Kim bilir?