Minho arkasını döndüğünde gördüğü tek şey ona endişeyle bakan gözler olmuştu. Elindeki yarayı umursamıyordu, bu yaradan daha büyük yaralar almıştı. Ama sevdiği omegayı böyle görünce mecburen eline pansuman yapmasına izin vermişti.
Minho, Jisung'un endişesi yüzünden feromonlarının kokusunu çok iyi bir şekilde alabiliyordu. Vanilya ve bal gibi kokan bu omega onu fazlasıyla etkiliyordu.
Jisung boş bir sınıfa gidip Minho'nun elindeki yaraya pansuman yapıp sarmayı bitirdiğinde zaten okul çıkışı olduğu için Jisung evine gitmek için okuldan çıkmıştı.
Okuldan çıkarken Minho'nun da motoruna binmiş, deri ceketiyke her zamanki gibi çok yakışıklı göründüğünü fark eder. Minho motorunu çalıştırıp gider. Jisung alfanın aurasına ve çekiciliğine hayran kalmış bir şekilde bir süre orda durduktan sonra evine gitmişti.
Sonraki haftalarda Minho'nun boynunda, tişörtünün biraz altında kalan dövme görmüştü. Şekli tam ayırt etmek zordu çünkü dövmenin yarısı tişörtün altındaydı.
Jisung aklına gelen düşünceyle kızarmıştı. Tişörtünün altındaki dövmeleri görmek istiyor olamazdı, değil mi? Jisung bu düşüncelerden kurtulmak için hızla başını sallamıştı. Hele ki kasları... Hayır! Kendine gelmesi lazımdı, böyle düşünemezdi. Bu yanlıştı... Ama kendine engel olamıyordu. Jisung bunları düşünürken bir şeye çarpınca yine durdu ve anlını ovuşturarak yukarı baktığımda çarptığı şeyin yine Minho'nun göğsü olduğunu fark etti. Neden Minho'nun göğsü bu kadar sert ve kaslı olmak zorundaydı ki? Minho'nun ona yoğun bir şekilde baktığını görünce kızardı.
"Ş-Şey... özür dilerim... yine önüme bakmıyordum da,"
Minho yine burnuna gelen vanilye ve bal kokusuyla kendinden geçmişti. Nedendi bilmiyodu ama Jisung'un her göğsüne çarpması güzel hissettiriyodu...
"Sorun değil, sincap. Bugün bir şeyler yapmak ister misin?"
Ne? Bir şeyler yapmak mı? Bugün mü? Onunla mı? Jisung daha da kızardı.
"O-Olur..."
Minho gülümsedi
"Tamam o zaman, bugün okul çıkışı çatı katında buluşalım."
Minho gitmeden önce Jisung'un saçlarını karıştırdı.