Jisung yine zorbalarının olduğu okuluna gitmek için hazırlanıyodu. okul formasını giymiş, kahvaltı yerine ağzın bir kaç atıştırmalık bir şey attıktan sonra evden çıkmış. ailesi evde değildi çünkü Busan'a tatile gitmişlerdi. Jisung'a ne kadar onlarla gelmesi için ısrar etselerde Jisung kabul etmemişti. Çantasını ve ceketini alıp evden çıkmıştı. okul eve çok da yakın değildi ama küçük omega yürüyerek gitmeyi tercih ediyodu ki zaten yürümekten başka şansı yoktu çünkü bir arabası yoktu. Okula gelince her zamanki yerine oturdu.
Herkes bugün sınıfa yeni birinin gelceğini söylüyordu. Jisung meraklanmıştı, acaba yeni gelen kişi nasıl biriydi ya da daha önemlisi bir alfa mıydı? Jisung bunları düşünürken sınıfa hoca ve yanında uzun boylu kaslı ve göz kamaştırıcak kadar yakışıklı bir çocuk girer. Jisung bir an rüyada olup olmadığını anlamak için gözlerini kırpıştırır ama gözünün önündeki yakışıklı beyefendi gitmiyince bunun rüya olmadığını anlar.
Kısaca kendini tanıtır, isminin Lee Minho olduğunu söyler, 22 yaşında olduğunu söyler ama başka bir şey söylemez. Hoca yakışıklı beyefendiyi Jisung'un önündeki sıraya oturtur, Jisung baskın aurasını arkasından bile hissedebiliyodu. Bir Alfa olduğu her halinden belliydi. Ders bittiğinde Jisung arkadaşı Seungmin'le kantinde buluşur, yakışıklı beyefendiyi arkadaşıyla bahçede görür.
İkisinin de kaslı ve yağun auralarıyla biz burdayız diye bağırıyodu. İkisi de deri ceket giymiş, boyları birbirine yakındı.
Seungmin: Şu yeni gelen çocuğu görüyor musun? Mafya ailesinden geldiğini duydum.
Jisung: Mafya mı? şaka yapıyorsun değil mi? Mafya ailesinden geliyosa neden bu okula alsınlar ki?
Seungmin: Bilmiyorum ama sanırım babası zorla aldırmış ya da gerçekten bilmiyolar.
Jisung: Olabilir...
Jisung'un aklı yeni gelen gizemli çocuğa takılmıştı, kendini hep onun hakkında düşünürken buluyodu. Jisung düşüncelere dalmış okul koridorlarında sınıfına giderken katı bir şeye çarpınca durmuş ve başını kaldırdığında çarptığı şeyin Minho'nun göğsü olduğunu fark etmiş. Jisung'un kalbi Minho'nun gözündeki delici bakışları gördüğünde durmuş. Yeni çocukla arasındaki boy farkı baya vardı, Jisung Minho'nun omuz hizasına geliyordu.
Minho: Hep önüne bakmadan mı yürürsün, sincap?
Jisung'un kalbı Minho'nun ona taktığı isimle çok hızlı atmaya başlamıştı. Elbette arkadaşlarının ona sincap diye seslendiğini bir çok kez hatırlıyordu ama bu lakabı yeni gelen yakışıklı beyefendiden duymak kalbinin hiç olmadığı kadar hızlı atmaya başlamasına sebep olmuş.
Jisung: Şey...dalmışım. bazen çok dikkatsiz olabiliyorum.
Jisung hala çarptığı göğsün sağlamlığı ve sertliğiyle büyülenmiş bir şekilde hızla sınıfına gitti. Ders başladığında Minho'nun sınıfa girmediğini fark etti.
MİNHO'DAN:
Minho küçük sincap çocuğu okulda gördüğü ilk andan itibaren gözüne kestirmişti. Koridorda Jisung Minho'nun göğsüne çarptığında Minho midesinde oluşan garip kelebekleri görmezden gelerek aynı sert ifadesini koruyup Jisung'un telaşlı bir şekilde gitmesini izlerken dudaklarına yayılan küçük gülümsemeyi durduramadı. Bu çocuk kesinlikle çok tatlıydı.
Bu dersi asmaya karar verip okulun çatısına çıkmış ve sigara içiyodu. Öğle zili çalınca umursamadan çatıda sigara içmeye devam etmiş.
JİSUNG'DAN
Minho'nun sınıfa gelmediğini fark ettiğinde biraz endişelenmişti ama derse odaklanmaya devam etti. Öğle zili çalınca her zamanki sakince yemeğini okulun çatısında yiyecekti. Tabi Minho'nun orda sigara içtiğini bilmiyordu küçük omega.
Çatıya ilk çıktığında Minho'yu fark etmemişti ama çatıdaki bir banka iturduğunda çatının arkasında sigara içen bir figür fark etti. Biraz sonra bu kişinin Minho olduğunu gördüğünde kızararak hızla bakışlarını kaçırdı, koridorda yaşadıkları saçma an yetmezmiş gibi bir de çatıda karşılaşmalarını nasıl kaldıracağını bilmiyordu.
Kendisi sigaradan kendini bildi bileli nefret eder, tiksinirdi ama Minho'nun sigara içmesini garip bir şekilde çekici buluyodu.