İçeriğe geç

"ABİMİN ARKADAŞI"

Bölüm 1 · 6 dk okuma

"ABİMİN ARKADAŞI"

Bölüm 1

"ABİMİN ARKADAŞI"

Oda zifiri karanlıktı ama telefonun parlak ekranı Yağmur’un yüzünü kireç gibi aydınlatıyordu. Gözleri dolmuş, dudakları titriyordu. Instagram hikaye çubuğundaki o küçük kırmızı halka, az önce dünyasını başına yıkmıştı. Demir... Abisinin en yakın arkadaşı, çocukluk aşkı, her gülüşünde Yağmur’un kalbini yerinden oynatan o adam, yanında sarışın bir kızla gülümsüyordu. Altında ise sadece bir kalp emojisi vardı.

"Neden?" diye fısıldadı Yağmur, telefonu yatağın üzerine fırlatırken. "Neden beni hiç görmüyorsun Demir? Ben senin yanında biten o küçük kız çocuğu değilim artık. Neden o kız? Neden ben değil?"

Kendi kendine konuşmaya devam etti, sesi odanın sessizliğinde yankılanıyordu:

"Bakışlarımda hiç mi bir şey hissetmiyorsun? Sana kahve getirirken ellerimin titrediğini, abimle gülerken sadece sana baktığımı gerçekten anlamıyor musun? Yoksa anlıyorsun da görmezden mi geliyorsun? Beni sevmek bu kadar mı zor?"

Hırsla yerinden doğruldu. İçindeki o kıskançlık ve çaresizlik karışımı duygu, mantığını ele geçirmişti. "Gör bakayım sevgilinle ne kadar mutlusun," dedi dişlerinin arasından. Hızla yeni bir hesap açtı. Profil fotoğrafına internetten bulduğu, yüzü pek seçilmeyen estetik bir kız fotoğrafı koydu. Adını "Aylin" gibi sıradan bir şey yaptı ve Demir’in profiline girdi.

Saat gece yarısını çoktan geçmiş, 01:00 olmuştu. Yağmur derin bir nefes alıp parmaklarını hızla ekranda gezdirdi.

Yağmur (Fake Hesap): "Selam yakışıklı..."

Mesajı attığı an kalbi boğazında atmaya başladı. "Geri zekalısın Yağmur," dedi kendi kendine. "Şimdi cevap vermeyecek, sonra abine anlatacak, her şey mahvolacak." Ama sadece iki dakika sonra telefon titredi.

Demir: "Selam güzellik?"

Yağmur’un gözleri fal taşı gibi açıldı. "Güzellik mi? Herkese böyle mi diyorsun sen?" diye söylendi. Siniri tepesine çıkmıştı.

Yağmur (Fake Hesap): "Güzellik falan... Sevgilin duyarsa seni mahveder, benden söylemesi."

Demir: "Sevgilim mi? Hangi sevgilim?"

Yağmur klavyeye sertçe vurdu.

Yağmur (Fake Hesap): "Az önce hikayende gördüğüm o kızdan bahsediyorum. Yan yana çok mutluydunuz, hemen unutmuşsun bakıyorum?"

Demir: "Haa, o mu? O sevgilim değil ki, kuzenim Selin. Yurt dışından geldi, biraz gezdirdim onu. Nereden çıkardın sevgili olduğumuzu?"

Yağmur olduğu yerde donup kaldı. Göğsündeki o devasa ağırlık bir anda buharlaşıp uçtu. "Kuzeniymiş..." diye fısıldadı, yüzünde aptalca bir gülümseme yayıldı. "Kuzeniymiş!"

Yağmur (Fake Hesap): "Öyle mi? Ben de ne bileyim, yan yana çok samimi durunca... Neyse, sevindim diyelim o zaman."

Demir: "Neden sevindin? Yoksa şansını mı deneyeceksin?"

Yağmur (Fake Hesap): "Belki de... Kim bilir?"

Ve o andan itibaren zaman durdu. Yağmur, yatağın içinde şekilden şekle girerek Demir ile yazışmaya başladı. Demir ona işinden, gününün nasıl geçtiğinden bahsetti; Yağmur ise "Aylin" maskesi altında ona sorular sordu, şakalar yaptı. Demir’in daha önce hiç görmediği bir yönüyle karşılaşıyordu; daha rahat, daha flörtöz ve inanılmaz derecede kafa dengiydi.

Gözleri kan çanağına dönene kadar, güneşin ilk ışıkları odaya sızana kadar konuştular. En son Demir, "Uyumam lazım artık, yoksa öğlen uyanamayacağım," yazınca Yağmur "İyi uykular," deyip telefonu göğsüne bastırdı. Dakikalar içinde rüyasız, huzurlu bir uykuya daldı.

Sabah güneş odasına vurduğunda Yağmur, hayatının en mutlu uyanışını gerçekleştirdi. Geceki mesajlar zihninde bir film şeridi gibi geçiyordu. "Bana güzellik dedi," diye mırıldandı aynaya bakarken. Saçlarını aceleyle taradı, üzerine en sevdiği lila hırkasını geçirdi ve merdivenlerden adeta uçarak indi.

Mutfağa girdiğinde neşeli bir sesle, "Günaydın ailem!" diye bağırdı. Ama mutfak masasına baktığı an adımları duraksadı.

Demir oradaydı. Abisi Bora’nın yanında, elinde bir bardak çayla oturuyordu.

"A... Demir? Sen ne zaman geldin?" dedi Yağmur, sesini normal tutmaya çalışarak. Kalbi yine o maraton koşusuna başlamıştı.

Demir kafasını kaldırdı, göz altları hafif morarmıştı ama her zamanki gibi karizmatik gülümsedi. "Günaydın ufaklık. Sabahın köründe Bora kapıma dayandı, 'Annem börek yaptı' diye. Dayanamadım geldim."

Annesi Müzeyyen Hanım araya girdi: "Gel kızım otur, sıcak sıcak ye. Demir oğlum da gece hiç uyumamış herhalde, gözleri kapanıyor."

Babası elindeki gazeteyi indirip Demir’e baktı. "Hayırdır Demir, bir sorun mu var oğlum? Gece mesaisine mi kaldın?"

Demir bir yudum çay alıp Bora’ya sırıttı. "Yok amca, mesai değil de... Dün gece bir kızla tanıştım sosyal medyadan. Sabahın ilk ışıklarına kadar konuştuk. Bırakmadı beni bir türlü, sürekli mesaj atıyor, çok kafa dengi çıktı."

Bora hemen atıldı, arkadaşının omzuna vurdu: "Ooo, aslanım benim! Hayırlı olsun. Kimmiş bu şanslı kız? Görümce onayından geçmesi lazım biliyorsun."

O sırada Yağmur, ağzına attığı peynirli lokmayı yutmaya çalışıyordu. Demir’in cümlesini duyunca lokma boğazına dizildi. Şiddetli bir öksürük krizi mutfağı inletti.

"Öhö! Öhöö! Öhö!"

"Noldu kız, yavaş ye! Kaçırmıyoruz böreği," dedi Bora, kardeşinin sırtına sertçe vurarak.

Yağmur yüzü kıpkırmızı bir halde su bardağına uzandı. "İyiyim... İyiyim, sadece genzime kaçtı," dedi zorlukla. Göz ucuyla Demir’e baktı. Demir ona muzip bir bakış fırlatmıştı.

"Eee Demir abi," dedi Yağmur, sesindeki titremeyi gizleyerek. "Ne güzel işte. Belki de ciddi bir şeyler olur, sevgili falan olursunuz?"

Demir omuz silkti, tabağındaki zeytinle oynarken konuştu: "Bilmem ki Yağmur... Kız eğlenceli ama biraz tuhaf. Yani nasıl desem, sanki biraz yaşı küçük gibi geldi bana. Konuşma tarzı, heyecanı falan... Ama kırmamak için devam ettim. Bakalım, biraz daha konuşuruz, niyetini anlarız."

"Yaşı küçük mü?" diye çıkıştı Yağmur, sonra hemen sesini alçalttı. "Yani, nereden anladın ki? Belki sadece enerjiktir."

"Olabilir," dedi Demir esneyerek. "Neyse Bora, hadi kalkalım da şu sanayideki işi halledelim. Akşama kadar bitirmemiz lazım."

Bora ve Demir masadan kalkıp evden çıktılar. Onlar kapıdan çıkar çıkmaz Yağmur odasına koştu. Kapıyı kilitleyip yatağa atladı. Sinirden yastığı yumrukluyordu. "Yaşı küçükmüş! Küçükmüşüm öyle mi Demir Bey? Ben sana gösteririm küçük kimmiş!"

Hemen fake hesabına girdi. Parmakları intikam hırsıyla klavyede uçuşuyordu.

Yağmur (Fake Hesap): "Bakıyorum da hemen arkadaşlarına yetiştirmişsin beni? Kahvaltıda benden mi bahsettin sen yoksa?"

Birkaç dakika sonra Demir’den cevap geldi.

Demir: "Oha! Sen büyücü falan mısın? Kahvaltıda olduğumu ve bahsettiğimi nereden biliyorsun?"

Yağmur sırıttı. "Ben her şeyi bilirim Demir..." diye mırıldandı.

Yağmur (Fake Hesap): "Tahmin diyelim. Erkekler genelde böyle bir şey olunca hemen en yakın arkadaşına koşar. Ama 'yaşı küçük' demen kalbimi kırdı, haberin olsun."

Demir: "Sen cidden ürkütücüsün. Ama kabul et, bazen çok çocukça tepkiler veriyorsun. Neyse, şimdi dışarıdayım, sonra konuşuruz."

Yağmur telefonu bıraktı. O gün boyunca Demir ve Bora dışarıda gezerken Yağmur evde planlar yapıyordu. Akşam olduğunda, abisi ve Demir’in bahçede oturup çekirdek çitlediklerini gördü. İçeri girip onlara çay götürmeye karar verdi. En güzel şortunu ve üzerine tam oturan o beyaz tişörtü giydi. Hafif bir parlatıcı sürdü.

Tepsiyi alıp bahçeye çıktığında ikisi de bir şeyler tartışıyordu.

"Demir abi, çay getirdim," dedi Yağmur, tepsideki bardağı Demir’e uzatırken. Demir bardağı alırken parmakları Yağmur’unkilere değdi. Yağmur’un içinden bir elektrik akımı geçti ama belli etmedi.

"Sağ ol ufaklık," dedi Demir.

"Bana bir daha ufaklık deme," dedi Yağmur aniden, sesi beklediğinden daha sert çıkmıştı.

Bora kaşlarını kaldırdı. "Noluyor lan sana? Atarın kime?"

Yağmur cevap vermedi, hışımla içeri girdi. Hemen telefona sarıldı.

Yağmur (Fake Hesap): "Bana bak yakışıklı, o yanındaki arkadaşının kardeşine 'ufaklık' demeyi bırakmanı söyler misin? Kızın canını sıkıyorsun."

Demir’in cebindeki telefon titredi. Demir mesajı okuduğu an yüzündeki renk çekildi. Etrafına bakındı, bahçe kapısını, pencereleri kontrol etti.

"Bora..." dedi Demir. "Kardeşim, senin evin her yerinde kamera mı var? Ya da bu kız beni şu an izliyor mu?"

Bora güldü. "Ne saçmalıyorsun oğlum?"

"Oğlum, bu gece konuştuğum kız... Az önce Yağmur'a 'ufaklık' dediğimi bildi! 'Kızın canını sıkıyorsun' yazdı!"

Bora ciddileşti. "Hadi lan oradan. Yağmur daha az önce buradaydı, nasıl bilebilir?"

İçeride, perdenin arkasında saklanan Yağmur, zafer kazanmış bir komutan edasıyla gülümsüyordu. Oyun yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

4 yorum