İçeriğe geç

" Ay ışığında söz"

Bölüm 1 · 2 dk okuma

" Ay ışığında söz"

Bölüm 1

Ay ışığında söz

Krallığın en güzel bahçesinde gece festivali vardı. Fenerler ağaçlara asılmış, her yer gül kokuyordu.

*Hyunjin* - Kılıcı yerine fırçasını kuşanmış prens. Soğuk duruyordu ama herkes biliyordu ki kalbi yumuşacıktı. Tek zayıflığı: bahçedeki gizli köşkte piyano çalan biri.

*I.N* - Komşu krallıktan gelen prenses. Utangaç, sesi kuş gibi. Herkes onunla evlenmek istiyordu ama o sadece pencereden dışarıyı izliyordu.

O gece prens yine kaçtı. Kalabalığın içinde boğuluyordu. Ay ışığının vurduğu çardağa gittiğinde piyano sesini duydu.

I.N tek başına çalıyordu. "Affedersiniz Prensim" diye irkildi.

Hyunjin gülümsedi. "Kaçma. Senin müziğin benim zırhımdan daha güçlü."

Konuşmadılar çok. Sadece yan yana oturdular. Hyunjin ceketini çıkarıp I.N’in titreyen omuzlarına örttü.

"Üşüdün mü prenses?"

I.N başını eğdi. "Sizin yanınızda üşümüyorum."

O an rüzgar gülleri savurdu üstlerine. Hyunjin elini uzattı.

"Krallıklar birleşsin diye yapılan anlaşmaları sevmiyorum. Ama seninle tanışmak için böyle bir anlaşma yapıldıysa... iyi ki yapılmış."

I.N utana utana elini verdi. Parmakları buz gibiydi. Hyunjin avuçlarının arasına alıp ısıttı.

"Söz ver bana. Bir daha tek başına piyanoya ağlama."

"Tamam... Prensim."

O günden sonra herkes bahçede iki gölge görmeye başladı. Biri fırçasıyla çiçek çiziyor, diğeri onun için şarkı söylüyordu.

Ve krallık anladı ki en güçlü ittifak, kılıçla değil... bir elin diğerini ısıtmasıyla kurulur.

1bölüm

---

*Bölüm 2: "Kıskandım Prenses"*

Balo salonu yine ışıklarla doluydu. Kristal avizeler, altın tabaklar, sahte gülüşler.

Ama Hyunjin’in gözü sadece birini arıyordu.

Ve buldu.

I.N. Ay ışığı rengi elbisesi teninde parlıyordu. Saçları yukarı toplanmış, boynunda inci kolye vardı.

Yanında Dük Seungmin durmuş, eğilip kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Hatta elini uzatıp I.N’in eline dokunacaktı.

Hyunjin’in içi yandı.

Kadehini masaya bıraktı. Kalabalığı yara yara yanlarına gitti.

"Üzgünüm Düküm." Sesi buz gibiydi. "Prensesimle konuşmam gerek."

Seungmin şaşırdı. "Ama Majesteleri-"

"Şimdi."

Kimse karşı çıkamadı. Hyunjin I.N’in elini tuttu. Parmakları buz gibiydi, titriyordu.

Onu orkestranın yanına, kimsenin duymayacağı bir köşeye çekti. Vals başlamıştı.

"İyi misin?" diye sordu alçak sesle.

I.N başını salladı. "Siz gelince iyi oldum prensim."

Bu cevap Hyunjin’i bitirdi.

Dans biter bitmez elini bırakmadı. Arka koridorlardan, kimsenin kullanmadığı merdivenlerden kule odasına çıktılar.

Kapı kapanır kapanmaz Hyunjin duvara yaslandı. Nefes nefese.

"Kıskandım." dedi. Dürüstçe. "O sana dokunacağı zaman öldüm sandım."

I.N gözleri kocaman açıldı. "Prensim ben-"

"Şşşt."

Hyunjin ceketini çıkarıp I.N’in omuzlarına örttü. Elleri hala titriyordu.

"Sana kimse böyle bakamaz. Kimse böyle gülemez. Anladın mı? Sadece ben."

Oda sessizdi. Sadece dışarıdan müzik geliyordu.

Hyunjin parmak uçlarıyla I.N’in yanağına dokundu. Sonra çok yavaş eğildi.

Önce alnından öptü. Sonra dudaklarından.

İzin ister gibiydi.

I.N’in cevabı elleriyle Hyunjin’in gömlek yakasını tutması oldu.

Öpücük uzun sürdü. Acele yoktu. Sadece "sonunda" demenin huzuru vardı.

Ayrıldıklarında ikisi de kıpkırmızıydı, nefes nefese.

Hyunjin alnını I.N’in alnına yasladı ve fısıldadı:

"Dışarıda ne derlerse desinler. Biz anlaşmalı evli değiliz. Biz... biz gerçekiz."

I.N utangaçça gülümsedi. "Ay ışığında söz vermiştik."

"Söz." dedi Hyunjin. "Ve tutacağım."

Aşağıda balo devam etti.

Yukarıda, kulede, iki kalp ilk defa aynı ritimde attı.

---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.